Semanur Güney

saçını rüzgar tarar, meltem okşar yüzünü, vücudunu gece ay, gündüz güneş kucaklar, elini yaseminler, güller öper yaz günü, kışın ışık sofalar seni koynunda saklar... sular, senin aksinle dolan bir gözdür, derin, bir göğüstür ağaçlar, sen geçerken daralır... elden ele gezince böyle güzelliklerin gönlüme kıskanmadan başka, bilmem, ne kalır?
Reklam
denizle bir renkte mi, demezdim, gökle dağlar? bahara naz ettiren eşsiz bir eşim vardı: onun üzgün sesinde mecnun bülbüller ağlar, onun süzgün yüzünde leyla güller açardı.
geçti... bir hayaldi sanki gördüğüm... geçti... ne o baktı, ne ben gözettim batıyor bağrıma, diken her tüyüm, en can damarımda bu yüz bir düğüm, arıyordum otuz yıl... bulduğum gün kaybettim!
Bir ateş parçası kesilmiş adın, Belli, her duyanı yakmak muradın.
Takvimin her yaprağı taşır aziz bir ölü: Kiminde şefkatini andıklarım gömülü, Kiminde sohbetine paha biçilmeyenler, Kiminde sanatından başka tat bilmeyenler, Kiminde bir kahraman boylu boyunca yatmis, Kimini tek basina bir fazilet kapatmış, Kiminde tatlı rüya... kiminde sonsuz arzu... Bir avuç toprak olmuş kiminde bir içim su.
Reklam