Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«benlik» ve «iddiâ»nın girdiği yerde mevkî ve rütbenin putperestliği başlar, orada aslâ rahmet tezâhür etmez.
Zîrâ benlik ve iddiâ, rûhânî hayâtın kanseridir.
“Kibir, kendini üstün görüş , durmadan mevkî, rütbe, mal ve mülk arar; çünkü külhan, tezekle kızışır. Bu iki dadı, yani mevkî ile mal; deriyi semirtir, kalınlaştırır; içine yağ, et, kibir ve gurur doldurur.”
Buradan çıkan bir netîce olarak şunu da söylemek lâzımdır ki, meziyetli insanın hasmı bulunmak, âdeta dünyada menfî bir kâidedir. Velev böyle bir insan, peygamberler gibi yalnızca hayır ve fazîlet tevzii vasfında bulunsa bile… Bu gerçeği ifâde için şâir:
"Nâ-ehil olur muârız-ı ehil
Her Ahmed’e bulunur bir Ebû Cehil" demiştir.
“Bülbülün çektiği, dili belâsıdır.” denilmiştir. Bu demektir ki, bülbülün o güzel nağmesi olmasa, kimse onu kafese sokmaz. Gerçekten hiçbir zaman kafeste karga beslendiği görülmemiştir.