Bir televizyon dizisinin iki sıradan karakteri gibiyiz. Havadan sudan konuşacağız biraz, sonra konu başrollerden birine bağlanacak. Bir sır vereceğiz birbirimize, aslında seyirciye duyurmak istediğimizi belli etmemeye çalışarak. Başarısız oyunculuklarımız bir müsamere havası estirmeye başladığında yönetmenin, "Keees!" diye bağırdığını duyacağız.
Birilerinin hayatında bir anlık neşe, olağanüstü bir tat, görülmesi gerekli bir gösteri, eşine az rastlanır bir duygu olarak gelip geçiyorum. Sonra bir gün duvarlar yıkanıyor ve ben anılardaki yerimi bile koruyamıyorum.