Burası Peygamberimizin Bedir gibi şanlı bir zaferden sonra Medine'ye döndüğünde kızı Rukiye'nin vefat haberini aldığında, sevincinin mahzunluğa döndüğü bir mecra, sevinçlerin kursakta kaldığı, daimi bir ferahlığın olmadığı bir mekân.
Burası dünya, sahip olduğumuz her şeyden hesaba çekileceğimizi unutup verilenlerden çok verilmeyenlerin çetelesini tuttuğumuz, elimizden kayıp gidene takılmakta, kederli anlarımızı taze tutmakta çok mahir olduğumuz, Yaratıcının verdiği onlarca emanete teşekkürü unutup aldığı bir nimeti için bitmeyen yaslar kurduğumuz, bazen çokça nankörleştigimiz bir satıh. Oysa kaybettiklerimizin sahibi değil, sadece emanetçisiydik.