"Aşk da inanç gibi aslında" diye devam etti Peri. "Sonucunu bilmediğin, bilemeyeceğin halde koyuvermek kendini. Bu dünyada birçok şey inanç işi aslında. Bir kitap yazmak. Yeni bir şehre yerleşmek. Sonunu bilmediğin maceralara atılmak. Hepsi bir nevi inanç işi. Aşk bu duyguyu perçinliyor. Deli bir esriklik. Kendi sınırlı varlığının ötesinde biriyle bağ kurmanın güzelliği. Ama işte insan kendini aşka -ya da inanca- fazla kaptırırsa, dogmaya dönüşüyor her şey. Ne aşkı, ne inancı abartmamalı. Hiçbir şeyi putlaştırmamalı."
Ama içeceksen günün birinde ilk kadehini babanla tokuşturmalı, ilk sigaranı babanla yakmalısın. Yasaklardan sadece maraz doğar. İşte örümcek kafalıların anlayamadığı şey de bu!