Dediğim gibi: Ah Werther! Üzümlü kekim benim..
Kendisine çok bağlandım, kitabı çabucak bitirme isteğim son 20 sayfada tamamen azaldı. Hatta öyle ki, acaba bitirmesem de kendi sonumu mu oluştursam? Gibi düşüncelere daldım.
Anlamsız diyen olmuş incelemelerde, bu fikre asla katılamıyorum. Franz Kafka beyciğim sağ olsun, en anlamsız mektuplara bile öylesine güçlü bir bağışıklık kazandırdı ki bana! bu vız geldi diyebilirim.
Kitabın başlarında iyi olan, yaşamayı savunan Werther gittikçe nasıl da ölümü savunmaya başlıyor ama! Kendisine veda etmek üzücüydü benim açımdan.
Sokak Nöbetçileri, Yankı'nın favori kitaplarından olan ve yıllarca okumaktan elinde eskittiği bir kitap. Bu yüzden de zaten sevgiyle başlamıştım.
Werther, özleyeceğim bir karakter. Yankı kadar olmasa da bu kitabı eskitirim gibi duruyor.
Ah bu boşluk! Göğsümün içinde, şurada hissettiğim bu korkunç boşluk! - Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsem, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.
Bir başkasının onu nasıl sevebildiğini, sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlamıyorum, çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki, ondan başka ne bir şey tanıyor, ne bir şey biliyorum; ondan başka da bir şeyim yok zaten!