"İnsan var oldukça gölgesi de olacaktır, olmalıdır da. Çünkü ışık varsa gölge vardır. Burada bize düşen karanlıkla bütünleşmektir. Onu yok saymak faydasız aksine tehlikelidir. Onun dilini anlayıp uzlaşmaktır çözüm. Fakat gölgeyle yüzleşmek cesaret ister, en aşağılık ve vahşi tarafınızla bir masada karşılıklı oturmak ve onun gözlerine bakmak... O masadan el sıkışarak kalkmak 'büyük bir manevi güç' ister.
Toplum baskıcı ve kısıtlayıcı olduğunda gölgemiz de bastırılır, bastırılan şey ise daha fazla büyür ve genişler. Kişilerin olduğu gibi toplumların da gölgeleri vardır. Toplumsal ayaklanmalarda, salgınlarda, savaşlarda toplumsal gölgenin davranışlarını daha net görürüz. Özellikle bastırılan ve yadsınan taraflar iyice su yüzüne çıkar."
"Persona bir anlamda toplumun beklentilerine göre şekillenir. Diğer yandan kişinin nasıl biri olmak istediği veya nasıl biri olarak görünmek istediğiyle de ilgili karmaşık bir sistemdir. Ancak bu gerçek bir kişilik değildir, kişi istediği kadar bunun gerçek ve samimi olduğunu iddia etsin yine de değildir. Personanın kendisini göstermesi de başlı başına bir sorun değildir, yeter ki göründüğün gibi olduğun fikrine kapılma. Ancak bunun ayrımına varamıyorsan tatsız çatışmalarla karşılaşmak sürpriz olmaz."
"Bugünün derdi bu, ruhumuzun kaybolması. İşin acıklı tarafı da onu olmayan yerlerde aramamız. Konfüçyüs bu meseleyi harika bir şekilde özetlemiş gibi, şöyle der: 'En zor şey, karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır, özellikle odada kedi yoksa.'"