• 96 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Danielle Wellys adında bir kız kardeşine yapılanların intikamını almak için dört adamı öldürür. Anayasa kadar katı olan Batman'se kızın peşine takılır. Danielle Batman'den kaçmak için Wonder Woman'a sığınır ve 'hiketeia' denen antik ve gizli bir yemin eder. Buna göre WW kızı korumalıdır ve kız da belli kuralları yerine getirmelidir. Bu arada da Erinyes'ler de işin içine dahil olur ve hiketeianın bozuluşunu beklerler.
    Hikaye kısacık ama oldukça güzel, çizimler harika, atmosfer karanlık; ancak Batman çok alçak bir konumda gösterilmiş ya da bu defa hazırlıklı gelmemiş.
  • Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz

    Yazar, Gazeteci
    5 Mayıs 1846, Wola Okrzejska, Polonya - 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre


    Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, Mahlası “Litwos” olan Polonyalı büyük bir yazardır. Sonradan yoksul düşmüş soylu bir aileye mensup olan Henryk Sienkiewicz'in baba tarafı, Litvanya Büyük Dükalığı döneminde bölgeye yerleşen Tatarlardandır. Henryk Sienkiewicz’in 5 kardeşi vardı. Beş kardeşin biri erkek, dördü kızdı.

    Henryk Sienkiewicz 1858 yılında Polonya’nın başkenti Varşova’da eğitimine başladı. Sienkiewicz 1874 yılında Maria Keller ile nişanlandı. Nişanlandıktan sonra Brüksel ve Paris’e gitti. Almanya, Belçika, Paris (1874), ABD (1876-1878), İtalya, Yunanistan, Türkiye, İspanya ve Doğu Afrika'da (1892) bulundu. İlk öykülerini 1870'lerde yayımladı. Polonya köylülerinin yaşayışını dile getirdiği "Szkice Weglem" adlı uzun öyküsüyle usta bir yazar olduğunu kanıtladı. Bu dönemdeki yapıtlarında halkın yoksulluğunu, var olan toplumsal koşulları değiştirmek isteyen aydınları eleştirel bir bakışla ele aldı. 1882'de Slowo (Söz) gazetesinin yönetimini üstlendi ve ulusal bilinci uyandırmak amacıyla bir dizi roman yazmaya koyuldu. (1)

    Varşova Üniversitesi’ndeki dil ve edebiyat öğrenimini yarıda keserek gazeteciliği iş edindi (1871), ilk öykülerini de o yıllarda yayımlatmaya başladı: Na Marne (Boşuna) 1872, Selim Mirza (1876), Stary Sluga (Yaşlı Hizmetçi) 1876. Bu ilk ürünlerinde o yılların gözde yazarı Joseph-İgnaca Kraszewski’nin (1812-1887) etkisinde, onun izinde göründü. Ustalık aşamasına hemen bu yıllarda eriştiği de kabul edilir: Szkice Weglem (Füzen Taslakları) 1877. Gazete Polska’nın özel muhabiri olarak değişik geziler yapma fırsatını buldu. ABD’de kaldı (1876-1879), yolculuk izlenimlerini bir dizi yazıyla yansıttı; Listyz Podrozy do Ameryki (Amerika Seyehat Mektupları) 1876-1878. Romana geçmeden önce birkaç seçkin öykü derlemesi daha çıkardı: Latarnik (Fener Bekçisi) 1880, Z. Pamietnika Poznanskiego Nauczyciela (Poznan’lı Bir Öğretmenin Güncesi) 1879, Bartek Zwyciezca (Galip Bartek)1882.

    Ülkesinin tarihsel yazgısını işleyen romanlara geçtiği zaman ulusal bir kimlik ve kişilik de kazanmış oldu, yurttaşlarının gözünde büyüyüp değerlendi: Ogniem i Meczem (Çelik ve Ateşle) 1884, Potop (Tufan) 1886, Pan Wolodyjowski (W.’lı Beyefendi) 1888 üçlemesi başeseri olduğu gibi, 17. yüzyıl tarih olaylarını sergileyen bu eser, Polonya ulusçuluğunun başlıca kaynakları arasında sayılır. Özellikle “Ogniem i mieczem” ve İngilizce adı “With Fire and Sword” olan “Ateş ve Kılıç” ünlü tarihi romanı bir sinema filmine ve ayrıca bir video oyununa esin kaynağı oldu. Ateş ve Kılıç isimli bu eserinde 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır.

    1884 târihli "Ateş ve kılıç" ve 1896 târihli "Quo vadis" adlı romanları Türkçe'ye tercüme edildi. Ne var kî, Henriyk'in lisanımıza yapılmış en yetkin tercümeleri tâ 1899 yılından kalmadır. Ahmet Rasim, Sienkiewicz 'in "Muzıkacı Yanko" ve "Kamyonka" adlı hikâyelerini eski harflerle Türkçe'ye tercüme etmişti. Bu tercüme 2014'te yeni harflerle yeniden yayınlandı.

    En tanınan eseri 10’a yakın filmle de yayılan, Hristiyanlığın ilk yayılış yıllarındaki (Neron dönemi) Roma’yı canlandırır: Kovadis (Quo Vadis: Nereye Gidiyorsun?) 1895. Kovadis, yazarın Neron dönemindeki puta tapar Romalılarla ilk Hristiyanların çatışmasını konu edindiği en tanınmış eseri Hz. İsa’nın Roma’daki dindaşlarını bırakıp ayrılma sırasındaki havarisine (Aziz Paulus) sorduğu soru, yeni bir dinin, bütün baskılara karşın zafere ulaşmasının önsözü olur. Romanın baş kişisi, dev gibi güçlü koruyucusunun esirgemesinde ayak direyen genç Hristiyan kızı Lygia’dır; onun sevgisi yolunda yeni dine girecek olan Romalı patrici Vinicius’un nişanlısıdır. Roma işkencelerine soylu bir inançla karşı koymuş Hristiyanların zaferini sergileyen eseri, yazarın 1905’te Nobel Edebiyat Ödülü’ nü kazanmasında etkili oldu. (2)

    Toton Şövalyeleri (Krzyzacy) 1897-1900 yıllarında yeniden Polonya tarihine dönüşünü gösterir. Yazarlığının otuzuncu yılı vesilesiyle (1900) Polonya’da düzenlenen jübileyle kendisine Kielce yakınlarındaki Oblegorek köşkü armağan edildiği gibi, bir iki yıl sonra da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı (1905).

    Henryk Sienkiewicz 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülü‘nü aldı. Henryk Sienkiewicz, Nobel Edebiyat Ödülü‘nü ilk alan Polonyalı yazardır. I. Dünya Savaşı patlak verince İsviçre'ye giderek Polonya savaş kurbanları için bir komite kurdu. Henryk Sienkiewicz 15 Kasım 1916 tarihinde İsviçre Vevey’de 70 yaşında iken öldü. Ölümü savaş yıllarına rastladığı için naaşının yurduna (Varşova) taşınabilmesi 1924′ te gerçekleştirebildi.



    Eserleri :
    • Na Marne (Boşuna) 1872,
    • Selim Mirza (1876),
    • Stary Sluga (Yaşlı Hizmetçi) 1876
    • Szkice Węglem – Füzen Taslakları (1877)
    • Listy z podróży do Ameryki – Amerika Seyehat Notları (1878)
    • Janko Muzykant - Mızıkacı Janko (1879)
    • Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela – Poznan’lı bir Öğretmenin Güncesi ( 1879)
    • Nowele Amerykańskie – Amerikan Romanları
    • Sisty z Podrozy- Yolculuk Mektupları
    • Za chlebem – Ekmek için (1880)
    • Latarnik - Fener Bekçisi (1882)
    • Bartek Zwycięzca – Galip Bartek (1882)
    • Ogniem i Mieczem - Ateş ve Kılıç (1884)
    • Potop – Tufan (1886)
    • Pan Wołodyjowski - Wolodiwieski Efendi (1888)
    • Bez dogmatu – Dogma’sız (1891)
    • Rodzina Połanieckich - Polaniecki Ailesi (1894)
    • Quo Vadis - Nereye Gidiyorsun? (1896)
    • Krzyżacy - Töton Şövalyeleri (1900)
    • W pustyni i w puszczy – Çölde ve Doğada (1912)


    Polonya başta Włocławek ve Łódź kentlerinde olmak üzere Sienkiewicz adını taşıyan parklar, okullar ve sokak isimleriyle doludur. Müzesi halen Oblegorki’dedir. http://www.polskazdrona.pl/...w-oblegorku-103.html (3)

    Dr. Ahmet AYDIN

    KAYNAKLAR
    1. https://www.msxlabs.org/...ryk-sienkiewicz.html
    2. http://www.nkfu.com/...icz-kimdir-eserleri/
    3. http://www.polskazdrona.pl/...henryka-sienkiewicza


    ***
  • Kendini Klonlayan 10 Şaşırtıcı Hayvan
    İnsanlar klon kelimesini duyduklarında koyun Dolly ’yi ya da ilginç bir bilim kurgu filminden bir sahneyi zihinlerinde canlandırırlar. Gerçekte ise klonlama doğada her gün olmaktadır. Çoğu bitki eşeysiz şekilde ürer ve kendi karbon kopyalarını oluştururlar. Bununla birlikte hayvan krallığında da aynı şeyi yapan bazı ilginç yaratıklar vardır. İşte sizler için hazırladığımız Kendini klonlayan 10 muhteşem hayvan..

    😁10-) Deniz Süngerleri

    Kendini Klonlayan 10 Şaşırtıcı Hayvan
    Genellikle hareketsiz fakat sıklıklar renkli olan deniz süngerleri inanılmaz seviyede basit bir anatomiye sahiptirler. Boyutuna bakmaksızın her organizma, gerçek bir organ olmayan büyük hücrelerden ve liflerden oluşur.

    Gerçek şu ki; bunun gibi basit bir hayvan, oldukça dikkat çekici şekilde kendini klonlayabilme yeteneğine sahiptir. Süngerler kendilerini tomurcukla çoğaltma (gemulasyon) isimli bir işlem yoluyla kopyalayabilirler.

    Gemulasyon; küçük tomurcukların oluşmasıyla başlar. Hücre grupları koruyucu bir tabaka ile kuşatılmıştır. Her tomurcuk, besin desteği sağlandığında süngerin yüzeyine doğru hareket eder, olgun bireyden çıkar ve yeni bir sünger oluşturur.

    Daha ilginç olan ise süngerin hasar ya da yenme nedeniyle üreyebilme yeteneğidir. Eğer süngerin bir parçası koparılırsa bu parça kendi kendine yaşayabilmektedir ve koptuğu süngerle genetik olarak aynı olacak şekilde yeni bir sünger oluşturmaktadır.

    😏9-) Tenyalar

    Parazitik tenyalar da kendilerini kopyalama gücüne sahiptirler. Hem insanlar hem de hayvanlar bu uzun ve yassı solucanları taşıma ve enfekte olma riski taşırlar. Etlerini az pişmiş olarak tüketmeyi seven insanlara bulaşma riski daha yüksektir.

    Tenyalar insan vücuduna girerse erginliğe ulaşırlar. Ergin birey yaşam döngüsü üretken döneme ulaştığında vücudunun proglotid olarak adlandırılan arka segmentini ayırır. Olgun yumurtalar içeren proglotid, vücudun dışına çıkar ve nihayetinde otlayan bir hayvan tarafından vücuda alınır. Sonuç, diğer masum kurbanlara bulaşacak klon tenya yığınıdır. Tenyalar, insanların çoğu enfekte olduklarını fark etmeden önce klon bir tenya ordusu oluşturabildikleri için oldukça tehlikelidirler.

    😎 8-)Afitler (Yaprak Bitleri)

    Hevesli bahçıvanlar muhtemelen bu rahatsız edici ve yumuşak vücutlu afitlerden haberdardırlar. Afitler yumuşak yapraklara, ışığa toplanan sinekler gibi üşüşürler, uzarlar ve şanssız bitkinin özüyle beslenirler.

    Afitler kendini üretme ustalarıdırlar. Çünkü eşeysiz üreme ile yıl boyunca günde 12 genç üretecek kapasiteye sahiptirler. Nimfler (yetişkin olmayan afitler) erginleşene kadar dış iskeletlerini 4 kez değiştirirler. Ilık havalarda bir afitten 80 klon mümkündür.

    Yumurtladıktan sonra yetişkinler öncelikli olarak arayıp yok ederler ve tüketmek için diğer bitkilere giderler. Afit popülasyonları arttığında yapraklarda belirgin bir renk solgunluğu ve bozulmaya neden olurlar ve hatta bitki virüslerini ve hoş olmayan fungusları çekerler. Afitler aynı zamanda hilecidirler çünkü küf olarak bilinen funguslar oluşana kadar fark edilmeleri zordur.

    ☺7-) Deniz Anası

    Hem güzel hem de ölümcül olan deniz anaları oldukça karmaşık bir hayat döngüsü sergilerler çünkü hem eşeyli hem de eşeysiz üreyebilirler. Bu birden fazla yeteneği olan yaratıklar yetişkinliklerinde Medusa olarak adlandırılırlar.

    Yumurtlama döneminde her Medusa, sperm ya da yumurtalarını bırakır. Çoğu türlerde yumurtalar açık sularda döllenir. Genç deniz anası, dükkanı kuracak uygun bir nokta bulduğunda klonlama başlar.

    Bu noktada polip, tomurcuklanma ile eşeysiz olarak üremeye başlar. Temelde polip kendini genetik olarak ikizini oluşturacak şekilde ikiye bölmektedir. Deniz analarının diğer türlerinde ise polip, strobilasyon ile üremektedir. Strobilasyonda polip, serbest bırakıldığında birkaç segmente ayrılır ve erginliğe ulaşır.

    😉6-) Marmorkrebler (Benekli Kerevit)

    Marmorkrebler – Benekli Kerevit
    Yeni bir mucize marmorkreb (benekli kerevitin Almancası), çiftleşmeden üreyebildiği kanıtlandıktan sonra bilim insanlarını şaşırtmıştır. Eşeysiz olarak kendini üretebilen ilk kabuklu deniz hayvanı olarak benekli kerevit tarihe geçmektedir. Partenogenesis olarak bilinen bu süreç yoluyla benekli kerevit, döllenmeden gelişen yumurta üretebilmektedir.

    Bu hayvanlar Avrupa hayvan ticareti sırasında 1990’larda keşfedilmiştir. Sonrasında kerevitlerinin soylarının tamamen dişi olduğu belirlenmiştir. Bundan itibaren benekli kerevitin istilacı bir tür olduğu şüpheleri başlamıştır. Benekli kerevitler, çiftleşmeden kendilerini klonlayabilme yetenekleri sayesinde yabani hayata bırakıldıklarında kendi kendine devam eden popülasyonlar oluşturmaktadırlar.

    Son çalışmalara göre benekli kerevit, eşeyli olarak üreyebilen başka bir kerevit türü olan Procambarusfallax ile akrabadır.Benekli kerevitlerin nereden ve nasıl ortaya çıktıkları hala belirsizdir fakat sayıları artmaya devam etmektedir.

    😃5-) Boa Yılanı

    Boa Yılanı
    Bilim tarihinde ender görülecek bir olayda dişi bir boa yılanı hiçbir erkeğin DNA zincirini içermeyen iki yavru yılan doğurdu. Daha da inanılmaz şekilde her iki yavru (toplamda 22 yılan)’da annede olan ender renk mutasyonuna sahipti.

    Gençler partenogenesis ile üretildiği sürece tüm yavrular dişi olmaktadır. Normalde dişi yılanlar ZW, erkek yılanlar ZZ kromozomlarına sahiptirler. Ancak bu örnekte bir şekilde tüm yavru yılanların daha önce görülmemiş şekilde WW kromozomlu olduğu görülmüştür. Yavru yılanlar WW kromozomu taşıdıkları için yarı-klon olarak kabul edilmiştir.

    Keşfi yapan araştırıcı, bu yeni buluş ile bilim insanlarının sürüngenlerde ve özellikle yılanlarda üremeye bakış açılarının değişebileceği yorumunu yapmıştır.

    🤗4-) Kamçı Kuyruklu Kertenkele

    Kendini Klonlayan 10 Şaşırtıcı Hayvan
    Kamçı kuyruklu kertenkelelerin ayırt edici özelliklerinden birisi de aynı adı taşıyan kuyruklarıdır. Kuyruk 30 cm’ye kadar uzayabilmektedir ve diğer bazı türlerdeki gibi kamçı kuyruk eşeysiz olarak üreyebilmektedir. Daha büyüleyici olan ise nedenidir.

    Güncel bir çalışma, belirli türlerin gerektiğinde eşeysiz üreyebildiğini fakat bazı kamçı kuyruk türlerinin başka seçenekleri olmadığı için bunu yaptıklarını ortaya koymuştur. Bu partenogenetik kertenkelelerin diğer kamçı kuyruk türlerinden iki kat fazla kromozom taşıdıkları rapor edilmiştir. Bu tuhaflık, dişiye üremek için erkeğin genetik materyaline ihtiyaç duymama kolaylığını sağlamaktadır. Sonuç ise tüm dişi yavruların yalnızca annede eşleşen kromozomları taşımasıdır.

    Hala kamçı kuyruklu kertenkelelerin neden iki kat fazla kromozom taşıdıkları tam olarak anlaşılamasa da kamçı kuyruklu kertenkelelerin bu üreme şekli, erkek ve dişi bireylerin bir arada bulunduğu üreme şeklinden daha kolay şekilde popülasyon oluşturmalarına imkan vermektedir.

    😛3-) Mazı Arıları


    Bu arılar gerçekten becerikli bir böcek grubudur. Özellikle yumurtalarını bitkilerin neredeyse tüm büyük parçalarına yayma konusunda yeteneklidirler. Mazı arıları yumurtalarını aşağı doğru gömmek için arkalarındaki matkap şeklinde yumurta borularını kullanırlar ve doğrudan seçtikleri bitki parçasına yumurtlarlar.

    Bu hareket bitki gelişim hormonlarında artışa sebep olur ve bu da gal (ur) oluşumunu tetikler. Gal, bitki ya da organ dokusunun zarar gördüğü noktadaki fazla sayıda hücreden oluşan anormal şekilli bir yapıdır. İşte bu galler, genç arıların kendi dünyalarına başlamaya hazır olana kadar gelişmelerini kolaylaştıran evleridir.

    Dişiler eşeysiz olarak ürediğinden, döllenmemiş yumurtalar erkek sperması olmadan annenin bir klonu olarak gelişirler. Erkek arıların nadir olması sebebiyle dişi arılar sürekli olarak bitkileri kendi klonlarıyla doldurmayı beklerler.

    😅2-) Komodo Ejderleri

    Kendini Klonlayan 10 Şaşırtıcı Hayvan
    2006’da şaşırtıcı bir şey oldu; dev bir kertenkele (namı diğer Komodo Ejderi) Londra hayvanat bahçesinde 4 yavru doğurdu. Daha sıra dışı olan ise diğer ejderin de aynı yılda doğurmak üzere 8 yavrusu olmasıydı.

    İki anne de esaret altındaydı ve her ikisi de eşeysiz olarak üredi. Bu ana kadar Komodo Ejderlerinin erkek katkısı olmadan üreyebildikleri bilinmiyordu. Genç erkekler teste tabi tutulduktan sonra bebeklerin anne ile genetik olarak birebir aynı olmadığı onaylandı. Bunun yerine annesinin DNA’sı, erkek DNA’sı bulunmadan kendini ikiye katlayarak yavruları üretti.

    Sürüngen bilimci Richard Gibbson, kertenkelelerin istisnai durumlarda hayatta kalma yetenekleri geliştirebildiğini belirtmiştir:

    Bir Komodo Ejderi olduğunuzu, küçük adalardan oluşan bir takım adada yaşadığınızı, dişilerin fırtınaya yakalanarak denize sürüklendiğini ve başka ejderin olmadığı bir adaya düştüğünü hayal edin. Üreyecek kimsenin olmadığı iki-üç yıllık bir bekleyişin ardından kendiliğinden partenogenetik olarak üremektedir.

    Gibbson, bu yeteneğin aşırı üremedekine benzer şekilde bazı genetik problemler ortaya çıkarttığını eklemiştir. Bu da ejderlerin neden bakire üremeyi son çare olarak seçtiğini açıklamaktadır.

    🤣1-) Çekiç Başlı Köpekbalıkları

    Kendini Klonlayan 10 Şaşırtıcı Hayvan
    Köpekbalıkları en çok korkulan deniz canlılarından birisidir. Çekiç başlı köpekbalıkları kendilerini eşeysiz olarak klonlamaya başladıklarında daha büyük bir biyolojik tehdit oldular. Bu, 2001’de Çekiç başlı köpekbalığı türlerinden olan kürek başlılardan birinde meydana geldi.

    Amerikalı ve İrlandalı araştırıcılar bu tarihi keşfi, bir dişi köpekbalığı Henry Doorly hayvanat bahçesinde dişi bir canlı yavru doğurduğunda yaptılar.

    2007 ’de yoğun testlerden sonra dişi bebeğin annenin DNA ’sının aynısına sahip olduğu kesinleşti. Hiçbir erkek DNA izi yoktu.

    Bilim insanlarının bu durumun genetik çeşitliliği azalttığını söylemesiyle birlikte suçlu yine partenogenesis olmuştu. Üzücü şekilde yavru doğumdan kısa bir süre sonra akvaryumdaki başka bir balık, muhtemelen dev bir dikenli vatoz tarafından öldürüldü.

    Kaynak:https://beyinsizler.net/...-10-siradisi-hayvan/