Milletvekillerinin başlıca işi kanunları kurcalamaktı. Kanunlar durmadan değiştiğine göre birileri onları kurcalıyor olmalıydı. Gelgelelim halk bunları kimin, hangi amaçla kurcaladığını bilmiyordu. Yasanın kendisi görünmez olmuştu; yasanın gazabına uğramamak için önsezileri sürekli tetikte tutarak özdenetime dayalı bir yaşam sürmek gerekiyordu.
Henüz uygulanmamış yasalar kadar korkutucu bir şey olamazdı. Birilerini hapse atmak istediklerinde kimsenin umursamadığı bir yasayı durup dururken uygulamaları yeterliydi.
Çocukken tıbbın nihai amacının asla ölmeyen, sonsuz bir beden yaratmak olduğunu düşünürdü, ama ölememenin ne ölçüde acı verebileceğini aklının ucundan bile geçirmemişti.