"Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum." - Şükrü Erbaş
"Zaman kimseyi beklemiyordu. Fareler birbirine sokulmuşlar, karanlık deliklerinde uyuyorlardı. Balodakiler ise mükellef sofralarda akşam yemeklerini yiyorlar, her şey kendi yolunda gidiyordu."
"Şu bir gerçek ki her insan diğerleri için derin bir sır ve gizemdir.Ve her bir odadaki insan sırlarını da hapseder odasına. Oradaki yüzlerce, binlerce göğüste atan yüreklerden her biri en yakınındaki kalp için bile bir sırdır."
"Tanrı katında üç mızraklı ve kalkanlı kardeşinden daha imtiyazlı olan Fransa hiçbir engele taklmadan tepetaklak yuvarlanıyordu aşağıya. Durmadan para basıyor, harcıyordu. Hristiyan papazlarının kılavuzluğunda kırk elli metre ileriden görebileceği bir yerden rahip kafilesine yağmur altında diz çöküp selam vermediği için bir gencin ellerini kesmek, kerpetenlerle dilini koparmak ve hatta onu canlı canlı yakmak gibi sevecen kahramanlıklarla kendini eğlendiriyordu."
"Zamanların en iyisiydi hem de en kötüsü. Akıl çağıydı, hem de budalalık çağı. İnanç çağydı aynı zamanda, hem de inkâr çağı. Bir taraftan aydınlık, bir taraftan da karanlık bir mevsim yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk,
hem de cehenneme. Kısaca o çağ bu devre öyle benziyordu ki sesi en çok çıkan otoriteler iyisiyle kötüsüyle ikisinin mukayesesinin,
Sadece üstünlük bağlamında yapılmasında ısrar ediyorlardı."