Gelen her yabancıyla ilk karşılaşma öncesi genellikle kendimi hazırlardım bu ihtiyara da yüzümde yapmacık bir gülümsemeyle diğerlerine verdiğim cevapları verecektim Cumhuriyet diyecektim devrimler diyecektim Türkiye’de kadınların seçme seçilme hakkını Avrupa’daki bir çok ülkeden önce aldığını üniversite hocalarının yüzde kırkının kadın olduğunu anlatacaktım erkeklerin dört kadınla evlenmediğini türklerin Arap olmadığını İstanbul’da çöller ve develer bulunmadığını kışın soguktan herkesin kıçının doğduğunu ve bunlar gibi bir sürü cümleyi ardı ardına sıralayacaktım
Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmedigimi anlamak bu kadar zor mu ille de ben bu hayattan bıktım türünde sözler etmeliyim işim çok dediğimde bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duydugumu anlayacak biri…yanımda olmanı istiyorum diyemedigim için bu Yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır olmayacak duaya amin deme duygusunu yaşıyorum sürekli