Klasik psikoterapi ve toplum, ebeveynlerin kutsallığını (Dördüncü Emri) korumak adına çocuğun uğradığı narsistik yaraları "fantezi" veya "çocuksu aşırılık" olarak yaftalar. Oysa çocuğun sergilediği o kontrolsüz öfke veya nevrotik belirtiler, aslında geçmişteki o hakiki ve dilsiz acının birer semptomudur. Bu travmaların nesnel gerçekliği kabul edilmediği sürece, birey kendi geçmişinin kalıntılarını rehinden kurtaramaz ve aynı acıyı kendi çocuklarına devretmeye mahkum kalır.
🖋️AHMET DOĞAN İLBEY: 28 ŞUBAT GENERALLERİ MEHMED ÂKİF’E NİÇİN SALDIRMIŞLARDI?
Ahmet Doğan İlbey: 28 Şubat generalleri Mehmed Âkif’e niçin saldırmışlardı?✒️
🗒️03 Ocak 2020 Cuma
Siyasal İslamcılık, her başarısızlığını, yolsuzluğunu veya ekonomik krizini "dış güçler, vesayet, darbe tehlikesi" retoriğiyle örterek tabanını konsolide eder. Siyasal Alevilik ise kendi beceriksizliğini, vizyonsuzluğunu ve kurumsal çürümüşlüğünü "tarihsel travmalar ve azınlık korumacılığı" zırhıyla perdeler. Partinin veya belediyenin kötü yönetildiğine dair rasyonel bir eleştiri getirildiğinde, bu klik derhal defansif bir refleksle bunu "Alevi düşmanlığı" veya "tasfiye operasyonu" olarak yaftalar.
Siyasal İslamcılık ne kadar devlet gücünü kutsal referanslarla tahkim edip kendi liyakatsiz sermaye sınıfını yarattıysa; muhalefetin içindeki mezhepsel klik de elindeki yerel yönetim ve parti gücünü