~•~
İnsanlar sekerat anında yalnız başlarına makinalar altında ne yapıyorlar?" Uzun uzun ellerine baktıktan sonra, yüzüme tokat gibi çarpan şu cevabı verdi: "Evet, sayamayacağım kadar çok
Fâtiha-6:
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَ ۙ
Meali: Bizi doğru yola (İslâm’a) ilet (İslâm ile yaşat).
Fâtiha-7:
صِرَاطَ الَّذٖینَ اَنْعَمْتَ عَلَیْهِمْ ۙ غَیْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَیْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖینَ
Meali: Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet);{7} (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).* (Âmin...)**
* Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi.{8} Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. “Din vicdan işidir.“ diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dinî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usûl ve üslupla bastırmak insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur.
** Âmin, “Öyle olsun, kabul eyle” anlamındadır ve “âmin” demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîler’de imam ve cemaat sessiz; Mâlikîler’de yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîler’de imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmele, İmam Şâfiî’ye göre sûreye dâhil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. İmâm-ı Âzam ve Mâlik’e göre yedinci âyet “gayri’l-magdûbi...”dir.
Dipnotlar:
Dipnot 7: bk. 4/69
Dipnot 8: bk. 2/90; 5/77; 58/14
Yahudiler, o rahip ruhlu halk, düşmanlarına ve istilacılarına karşı çıkarken, en sonunda sadece düşmanlarının değerlerini yeniden değerlendirmekten başka bir şey yapmadılar.
MÖ 139’da Yahudiler “Romalı değerlerini yozlaştırmaya çalışmaktan” ötürü kovulmuşlardı. Ama Yahudiler hep geri gelmişlerdi. Claudius’un kovmasından on yıl sonra Roma’ya tekrar döndüler.