Yahya Kemal Beyatlı
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta, Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.
Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum, Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum, Hülyamı tutan bir büyü var onda diyordum, Gördüm: Dişi bir parsın ela gözleri vardı.
Reklam
“Neler çeker bu gönül, söylesem şikayet olur.” Şeyhülislam Yahya
Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal BEYATLI
İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?
Yahya Kemal bir şiirinde “İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?” diye soruyordu. Bunu profesöre çevirsem nasıl karşılardı acaba? Hiç kimseye âşık değildim ama yine de İstanbul’u seviyordum.
''Benim bir hayâlim var'' diyenlerdendik.Sonrasında Yahya Kemal'in şu dizesiyle karşılaştık: ''Zamanla zayi oldu..''
Reklam
Yahya Kemal Beyatlı
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
“Bu emel gurbetinin yoktur ucu/ Daimâ yollar uzar, kalp üzülür/Ömrü oldukça yürür her yolcu/ Varmadan menzile bir yerde ölür.” Yahya Kemal Beyatlı
Sayfa 187Kitabı okudu
Yahya Kemal'in şiir yazısını José Maria de Hérédia'yı bilmeksizin değerlendirmek, Tevfik Fikret'i François Coppée'den soyarak okumak, Ece Ayhan'ın deyimiyle "filme yarısından girmektir.
Sayfa 203 - Yapı Kredi YayınlarıKitabı okudu
Şiirlerinde, sadece şiire odaklandığını düşündüğüm için Ahmet Hâşim'i; toplumu da kucaklayan mısralarında, samimiyet ve ızdırap sezdiğim için Âkif'i; şiiri esnekliğe kavuşturduğunu hissettiğim için Abdülhak Hâmit'i; bu edebî türe, yeni bir içerik ve söyleyiş getirdiği için Orhan Veli'yi okumaktan hoşlanıyorum... Yahya Kemâl'in nahif sâdeliğini, Nâzım Hikmet'in özgünlüğünü, Fâzıl Hüsnü'nün Anadolu kokuşunu ve tasvirini, Sezâi Karakoç'un köprü olma çabasını beğeniyorum...
Reklam
Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını, Yahya Kemal
Süleymaniye ve Yahya Kemal'li bir sabah..
Ordu-milletlerin en çok dövüşen, en sarpı, Adamış sevdiği Allâh’ına bir böyle yapı. En güzel mâbedi olsun diye en son dînin, Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin. Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi, Seçmiş İstanbul’un ufkunda bu kudsî tepeyi.
Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde! Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde, Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde! Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi, Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.