Bu günün haznesine dolarken kaseler, içi boş ve gidiyorken insan bataklıklara çekilirken içine inceden, ne bu günün anlamı kalıyor yarına, ne dünden yetişiyor bir imdat feryada.
Seyrederken akıp geçen zamanı, sendeliyor insan bazen ancak sarsılsa bile tüm umutlar yazacak Yakup bu tiratı ve düşerken her adımla daha da derine insan, çıkacak o bilinmezin öğrenilmesi gereken yola.
Ay, güneş, sönüp giden tüm umutlar. Yeşersin diye doğacak insan yeniden çünkü başka lüksü yok ...
Dönmek isterken nesiller, önceki nesillere yazacak olanlar kalacak bu günde, ileriye atmalıyken adımlar dönmek isteyenlerin feryadıyla coşkulanacak tüm duvarlar. Serzenişinle sesleneceksin yarına, kalacaksın sonraya çektikçe her dumanda basacaksın o yaş tahtaya.
Özlem, sevgi, saygı giden gittiği yere götürsün aslıyla beraber. Ne Kerem kaldı bu dünyada ne Aslı, Ferhat kaldı dağın altında, Mecnun devrilirken çölde susuzlukla.
Ne aşk ne acı ne dün ne bu gün, gelecekten atlayacak uçuruma geçmişte kalanlar ve seslenecek yalnızca sana. Ey kederiyle boğuşan geçmiş insanı, ey yarınlardan ümidini kesmiş olan yalnız boğa bu seslenişim sana ve küçük gördüğün o sayısız koyuna.
Ne sen anlayacaksın bu zifiri karanlığın sonsuzluğunu ne o koyun. Yardım et kendine ışık ol yarına, ancak o kalacak bunca geçmişten sana
Ocak 2024