• Ateşi söndürmeden yatarsan yangın olur. Uyuzun nedeni bataklıklar,sivrisineklerdir...
    .....
    "Nereden olursa olsun! Uyandirilmiş insan topluluklari, bunları önleyebilir. Nasıl önleyecegini daha küçük yaşta okulda öğrenirler. Her şeyin bir yolu var. Felaketlerle savaşın da var...
  • Bana: "Sen şuna buna niçin sataştın?" diyorlar. Farkında değilim; karşımda müdhiş bir yangın var.. alevleri göklere yükseliyor, içinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler... "


    (Tarihçe-i Hayat 13.sh - Risale-i Nur)
  • Yetiş ey keştibânım büsbütün deryada yangın var
    Değil derya yalınız cümle hep sahrada yangın var

    Açıldı bağ-ı vahdet gülleri mest oldu bülbüller
    Zemîn ü âsumân dünyâ ve mâfîhâda yangın var

    Erişti nev-bahâr vakti figâna başladı bülbül
    Değil bülbül yalınız ol gül-i ranâda yangın var

    Kaşınla kirpiğin zülfün beni mest etti ey dilber
    Değil mestane gözler kâmet-i zîbâda yangın var

    Muhabbetden yarattı Ol Habîb'i Hazret-i Mennân
    Değil kim Ol Muhammed Hazret-i Mevlâ'da yangın var

    Hitab-ı "kün fekân" erdi zuhura geldi akl-ı küll
    Felekler gulgule düştü kamu esmada yangın var

    Zemîne indi me'vâdan nice yıllar döküp kan yaş
    Yalınız ağlayan Âdem değil Havva'da yangın var

    Nice yıl hasret-i hicran oduyla yaktı Kenan'ı
    Yanan Yakûb değil gör Yûsuf u Zelha'da yangın var

    Cihan halk olalı göster bana âsûde ahvâlin
    Ki yok bir istirahat esfel ü âlâda yangın var

    Erişti Sâmî-yi Sultân beraber dilber-i rûhân
    Değil yalınız Erzincan Yemen San'a'da yangın var

    Bilinmez Salih'in rengi çalınır tablı gülbangı
    Kurulmuş Kerbelâ cengi yaman gavgâda yangın var
  • Memuriyetimin bitimine doğru, çalıştığım kurum için hatırı sayılır güzellikte yeni bir bina yapılmıştı. Buraya taşınınca ben çok şaşırmıştım. Yangın çıkışına ÇIKIŞ yerine sadece EXIT yazılmıştı çünkü ve bu kelime ruhuma batan koca bir diken gibi karşımda öylece duruyordu. Üstelik, oturduğum masadan başımı kaldırıp bakma-sam da görüyordum onu, görmesem de okuyordum. Sonunda, “haddini bilmeyen işgüzar bir memur” olarak, müdüre gidip neden böyle olduğunu sordum tabii. O da bana oturduğu masanın gerisinden EXIT kelimesinin ne anlama geldiğini sordu. Gerçekten bilmiyormuş. Söyledim. Hatta, bu kelimenin ne anlama geldiğini bulunduğumuz ilçedeki memurların ve halkın çoğu bilmez, dedim ona. Hatta, müdürün yazıyı değiştirmediğini görünce sonraki günlerde, işgal altında mıyız, devlet bana neden İngilizce hitap ediyor, Türkçe yasaklandı mı diye daha başka birtakım şeyler de söyledim ama bunlar hiçbir işe yaramadı. Bana deli gözüyle bakanların gözleri biraz daha büyüdü sadece.
    Birkaç ay sonra, bir gün ilçe adliyesinin İdari ve Mali İşler Müdürü geldi bizim kuruma. Koridorda karşılaştığımızda, üzerinde EXIT yazan tabelayı bana göstererek, bu tarafta morg mu var, diye sordu. Exit kelimesinin anlamını bilmediği için, tıp dilinde ölüm anlamına gelen ex’le exit’in benzerliğinden yola çıkarak, adamcağız kendince böyle bir sonuca ulaşmış. Bugün, o kelime hâlâ orada öylece duruyor. Ne binaya girip çıkan halk biliyor onun anlamını, ne de orada çalışan memurlar.
  • Hayatımıza giren herkes değerlidir.
    Bu gitmelerin sebebi, sevgim yadırgadığı için yerini o gönüldendir.
    Ama herkes özel değildir.
    Kafa beyinsiz olduktan sonra, dilin inci gibi sözler söylese neye yarar?..
    Anlayan için sukût ve nazardır aslolan.
    Söz, anlamayanlar içindir.
    Terk edilmiş bir güzel gibi ama ruhu hâlâ dipdiri sanki duada olanın.
    Rüyâ bütün çektiğimiz, kendimizden.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Ey aşk!..
    Bil ki senin köleliğinle değişmem, bizi.
    Garib başıma gelen belalar belasını.
    Gece güzel, sessiz ve karanlık, gönlü duada susmayanlar için.
    Saygı herkese; sevgi lâyık olana verilir.
    İhtiyatlı davranan, can sıkıcı bir sonuçla karşılaşmaz.
    Hayat dergâhı sevgi, iyilik, vefa, güzel ahlak, merhamet, arkadaşlık, sadakat ve dostluk üzerine insanı güzel bir deneme olarak kaleme alıyor, geçebiline aşk olsun.
    Düşünmeğe düşkün kafaların ilgilendiği soruların hemen hepsi, bir gecelik.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Gidersin daha derin yaralar için bazen şems vakti yetmez.
    İçimdeki deliler şeyhinin orada olması gerekir.
    Kederden ve üzüntüden, seyretmek gerekir oyunları kabirdeki gibi.
    Sevmeyi bilmeyenlerin cevaplandıramadığı sorudur dua.
    İnsan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz!..
    Aldatmaz ve ağlatmaz.
    Sustuğuma hiç pişman olmadım.
    Biz bir gün gideceğiz, ardımızda ne kalacak?..
    Konuştuğuma defalarca pişman oldum.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Yalnızlık kaygısından da kurtardım gönlümdekileri Yusuf’u.
    Çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.
    Akıllı olan kişi, hiç bir işte acele etmez ve düşünmeden başını savaşa sokmaz
    Bizim dediğimiz gibi o kusurunu biliyor ya, o ona yeter.
    Derman olacak duan yoksa, derdimi meşgul etme teheccüt vakti.
    Rüyada severek ölemeyen ölümlüleri.
    Aşık yukarıda ve aşağıda var olan her şeye b/aktığı zaman tabiptir.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Der ki, beni nereye yöneltiyorsun?..
    Her bir zerrenin duada Yakup olduğunu.
    Seni nerede arayacağımızı öğret bize.
    Elâleme şen görünür dört köşem, giyince hırkayı derviş.
    Ve kaybolan Yusuf'unu aradığını görür mü gönül.
    Rabbim kalpleri perdeli olanlardan eylemesin.
    Ey nefsim başıma gelenler, hep senin yüzünden.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Yürü, durma yürü!..
    Yol yoktur, sen yürürsen yol olur.
    Sevmeyen kişi duayı tanımaz uykudadır.
    Ne dediğimi duyuyor musun?..
    Başa çıkmayı öğrenmen lazım beninle.
    Orası gönül incitme,çok geniş bir ülkedir.
    Nimet, sefasını sürdüğümüz şeye değil.
    Kendisiyle imtihana çekileceğimiz şeye derler.
    Şems vakti incinen y/anın nerdesin diyorsa mutlaka gelir.
    Çünkü dua sevenin sevgisidir.
    Bilen bilir kırık yerim neremdir.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Ay gece olunca, pay eder ayrılığı şiirimsi dille.
    Ve mutluluk gökteki çoban yıldızı.
    Artık ne kadar y/anarsa duada.
    Şems vakti gönlüme inen müjdeli haber var.
    Kalbini hafifçe bana aç, sana dünyayı ifşa edeceğim.
    Ama bizim seninle konuşacak bir şeyimiz kalmadı ey dünya.
    Seni duymamı istiyorsan nefsinle
    konuşmayı bırak dedi Türbedar.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    Hal diliyle gerçeğe yaklaşmak ve dilimizi mayalayan Yunusça işitme, Mevlâna’ca yazma, Şems gibi aşk arzusu duyduğum için.
    Söylenebilecek bütün sözler söylenmiş ve yeniden söylenmeye değer söz kalmamıştır.
    Allah'tan razı ol, nelerin nelerin olur; sen bile şaşarsın.
    Bu nedenle bir sözü söylemekten çok güzel söylemek önemlidir.
    İnsaf çok önemli bir rızıktır.
    İnsaflı olan zulmedemez.
    Haberin olsun ruhum, hatırı sayılır bir yangın olacak şems vakti Hu’lar.

    (Y.ed - Takva Elbisesi Albümü}

    https://www.antoloji.com/...k-garib-coban-siiri/

    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
  • Maviye/Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine/Rüzgarda asi,
    Körsem/Senden gayrısına yoksam
    Bozuksam/Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...
    İtten aç/Yılandan çıplak,
    Vurgun ve bela
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle de ille/Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?
    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...
    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar.
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı.
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim gecede ölesim tutmuş
    Etme gel,
    Ay karanlık...