• Bedii Şehsuvaroğlu: Biz çağdaşlaşmayı Garplılaşma mânâsına aldıkça kendi medeniyetimizden kopuyoruz. Biz her şeyin menşeinde insan sevgisini arar bulurduk. Avrupa ektiğini biçiyor, ama biz Batılılaşma'yı çok yanlış anladığımız için mazarratını da çekiyoruz. Medeniyetlerin sentezi farklıdır, Avrupa lâyığını bulmuştur, ama inşallah yeni bir hümanizma gelecektir.
  • Tarihçi Yazar Mustafa Armağan'ın
    Alternatif tarih okuma listesi isteyenlere
    50 kitap tavsiyesi

    1) Kemal Tahir, Yol Ayrımı (roman)
    2) Attila İlhan, Hangi Batı
    3) Necip Fazıl, Sultan Vahidüddin
    4) Yılmaz Öztuna, Bir Darbenin Anatomisi
    5) Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye Tarihi
    6) Kemal Tahir, Notlar: Çöküntü
    7) Roger Garaudy, İsrail: Mitler ve Terör
    8) Hüsrev Gerede'nin Anıları
    9) Fahrettin Altay, On Yıl Savaş ve Sonrası
    10) Kâzım Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları
    11) Cemil Koçak, Tarihin Buğulu Aynası
    12) Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer mi Hezimet mi?
    13) Murat Metinsoy, 2. Dünya Savaşı'nda Türkiye
    14) John Lukacs, Modern Çağın Sonu (Ketebe)
    15) Ertuğrul Düzdağ, Yakın Tarihimizde Gizli Çehreler
    16) Çetin Yetkin, Türkiye'de Tek Parti Yönetimi
    17) Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması
    18) Ziya Nur Aksun, Dündar Taşer'in Büyük Türkiyesi
    19) Leslie Peirce, Harem-i Hümayun
    20) Mehmet D. Doğan, Batılılaşma İhaneti
    21) Kemal Karpat, Dağı Delen Irmak
    22) Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
    23) Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali (2 cilt)
    24) Donald Quataert, Osmanlı İmalat Sektörü
    25) Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler-5
    26) Necdet Hayta, Ege Adaları Sorunu
    27) Uğur Mumcu, Kazım Karabekir Anlatıyor
    28) İhsan Ş. Kaymaz, Musul Sorunu
    29) Robin Prior, Gelibolu: Mitin Sonu
    30) Geoffrey Lewis, Trajik Başarı: Türk Dil Reformu
    31) Mustafa Armağan, Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı (3 cilt)
    32) Kadirbeyoğlu Zeki Bey’in Hatıraları (Sebil)
    33) Nejat Muallimoğlu, Bir Türk Vatanına Döndü
    34) Nihal Atsız, Türklüğe Karşı Haçlı Seferi ve Çektiklerimiz (Ötüken)
    35) Neşe Düzel, Korkusuz Tarih (Alkım)
    36) Zafer Toprak, İnkılap ve Travma (Doğan)
    37) Onur Atalay, Türke Tapmak (İletişim)
    38) Yavuz Bahadıroğlu, Kayıtdışı Tarihimiz (Nesil)
    39) Laurence Evans, Türkiye’nin Parçalanması ve ABD Politikası (Örgün)
    40) Cengiz Yazoğlu, Osmanlı’nın Tasfiyesi (İthaki)
    41) Falih Rıfkı Atay, Çankaya
    42) Andrew Mango, Atatürk
    43) Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid
    44) Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması
    45) Kadir Mısıroğlu, Sarıklı Mücahitler
    46) Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet
    47) Tahirul Mevlevi, İstiklal Mahkemesi Hatıralarım
    48) Osman Yüksel Serdengeçti, Bu Millet Neden Ağlar
    49) Eşref Edip, Kara Kitap
    50) İpek Çalışlar, Latife Hanım (Doğan)

    İstenilen sırayla okunabilir.
  • 271 syf.
    ·2 günde·5/10
    Bu kitabı bitirene kadar resmen ruhum çürüdü, en az beş yaş yaşlandım sanırım. Kitabın vermek isteyip de güzel güzel vermek yerine ruhunuzu sömürerek verdiği mesaj: "Yanlış batılılaşma".
    Ana karakter olan Bihruz Bey bir paşa oğlu, mirasyedi, oldukça dalkavuk bir karakter. Kitabı bitirene kadar resmen temel düzey Fransızca öğrendim bu nedir ya! Bihruz Bey Çamlıca'da sarışın bir kadın olan Periveş Hanım'a aşık oluyor. Ama Periveş'ten önce Periveş'in arabasına aşık oluyor -araba üzerinden Periveş'in soylu bir hanım olduğuna karar veriyor- fakat hoppalaaa araba kiralık!
    Neyse Bihruz Periveş'e aşık ya olay tam olarak şu: "Tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok." Bizim oğlan kendi kendine gelin güvey oluyor, aşkından yataklara düşüyor ama gel gelelim Periveş'in hiçbir şeyden haberi yok. Kitabın adı olan Araba Sevdası da Bihruz'un Periveş'in arabasından kafasına göre sınıf belirleyip, kafasında karakter yaratmasından kaynaklı. Bihruz'a göre Türklere ait hiçbir gelenek-görenek, şiir, şair bilmem ne güzel değil; hepsi kaba saba. Batılı olan özellikle de Fransız olan her şey ise kusursuz. Yemin ederim Bihruz karşımda olsa suratına yumruğu geçiririm öyle hayattan soğuttu beni. Bir ara üzülür gibi oldum da yok yani Bihruz her şeyi hak ediyor.
  • 120 syf.
    ·2 günde·Beğendi·6/10
    Tanzimat döneminin önemli isimlerinden biri olan Recaizade Mahmut Ekrem bu tiyatro eserinde yanlış batılılaşma , kıskançlık, görevi kötüye kullanma , hırs, haset ve tabi kendi kazdığı kuyuya yine kendi düşen Azmi efendinin entrikasını anlatıyor. Eser dil ve anlatım yönünden sade ve anlaşılabilir bir üslup da yazılmıştır. Döneminin toplumsal özelliklerini de barındıran eser görücü usulü evliliğe de göndermelerde bulunuyor. İyi okumalar...
  • 516 syf.
    ·93 günde·5/10
    Bu kitap; ''Kafamda Bir Tuhaflık''tan sonra okuduğum ikinci Orhan Pamuk eseri.İlk okuduğum kitabını ne kadar sevdiysem bu kitaba bir türlü ısınamadım. Öncelikle kitap harika bir giriş cümlesiyle başlıyor: ''Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.'' Bu güzel başlangıçtan sonra, kitabın ana karakteri Kemal'in takıntılı ve saplantılı aşk hikayesine dönüşen duygularının yoğun ve fazla detaylı anlatımıyla çoğu zaman yorucu bir hal aldı. Kitapta; yanlış Batılılaşma isteği, zengin ve fakir sınıfsal farklılıkları, bekaret ve ahlak konuları, aile yaşamı, kırık bir aşk hikayesinde ele alınan bazı konular. Eşyaların ruhu olduğunu vurgulayarak bunu Müze fikriyle sergileyen kitabın bu noktasını özgün buldum.Bu yönüyle insanlarla eşyalar arasındaki bağ, karakterlerin özelliklerini ve anıları canlandırma özelliği ilişkilendirilirken sosyokülterel çevre bağlamında ele alınan insan ilişkileri ve yaşantısı dönemsel olarak resmedilmiştir. Kitap, zaman zaman bir yeşilçam filmi izliyormuş hissine kapılmama; bazen de bir müze geziyormuş gibi düşünmeme vesile oldu. Orhan PAMUK'un bu kitabı yazarken yaptığı tahliller, pek çok müze gezmesi, sokakları gözlemleyerek incelemesi, kitabın üzerinde çalışılmış bir emek ürünü olduğunu ortaya koyuyor.Kitabın beğenmediğim noktaları ise; Kemal'in takıntılarının aşırı detaylı tasvirleri, Füsun'un ortadan aniden yok olması, sonradan çıkması ve akabinde gelişen ilişkileri, bazı geçişlerin benim için havada kalması ve bu durumun zaman zaman konunun samimiyetini azaltması noktaları oldu.
  • 104 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Engin Geçtan diğer eserleri gibi başyapıt niteliğinde bir eser ortaya çıkarmış. Zamane Türkiye’nin geçirdiği toplumsal süreçler sonucunda insanımızın psikoloji ve ruh dünyasında meydana gelen değişiklikleri dikkatli bir şekilde gözlemlemiş ve bu gözlemler neticesinde bu değerli eser ortaya çıkmış. İnsanımızın darbeler,otokratik yönetimler, yanlış Batı ve Batılılaşma algısı, tüketim toplumu gibi konuları derinlemesine incelenmiş.
  • 180 syf.
    ·2 günde·8/10
    1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı.

    Ve Osmanlı’da büyük bir hızla hemen hemen her alanda başlayan Batılılaşma hareketleri.

    Edebiyatın ve edebiyattaki karakterlerin de bundan bağımsız kalabilmesi beklenemezdi sanırım.

    Devrin ‘yazı makinesi’ olarak bildiğimiz Ahmet Mithat Efendi’de 1875 yılında yayımlanan eserinde bu ‘yanlış batılılaşma’ durumuna parmak basıyor.

    Gazete, dergi, tiyatro, hikaye ve roman gibi türlerde onlarca eser yayımlarken tarih, coğrafya ve felsefeye de uzanıyor bu yazım süreci.

    Alaturka ve Alafranga.

    Rakım Efendi. Osmanlı kalabilmeyi sürdürüp aynı zamanda Batı kültürünü de ‘doğru’ bir şekilde anlayabilmiş; çalışkan, kendini yetiştirmiş biri.

    Felatun Bey. Ne Osmanlı kalabilmiş ne de Batı olabilmiş; şık giyinmenin, gününü gün etmenin, yeni şeyleri öğrenmenin ama bu öğrenmeyi gösteriş için yapmanın peşinde olan bir tip.

    Hayata bakış tarzlarında zıt iki karakter yaratan Ahmet Mithat bu iki insanı bir şekilde aynı ortama taşıyor aslında. Tabi bu şekilde bir girişim beraberinde ‘eleştiriyi, mizahı’ beraberinde de getiriyor.

    Yıllarca sadece isimleri zikredilen klasiklerimizi okumaya başlamak adına güzel bir tercih. Buyurun.