Bir seferinde bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık bir entari giymişti, gözleri donuk donuk bakıyordu, hava eksi beşken Ljubljana sokaklarında dolaşıyordu. Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceket verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı, bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşasa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı.
“Kurtaramazsın. Kurtarmamalısın da. Bak ben de eskiden senin gibiydim. Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çözebileceğimi, herkese merhem olabileceğimi, herkesi iyileştirebileceğimi sanırdım. Sonra fark ettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyordum onun derdine.
O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu. Kimseyi yolundan çeviremezsin. Saygı duyman gerekir. Müdahale edemezsin.”
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığında biter. Bazıları ise kapağını kapattıktan sonra başlar. Benliğini Arayan Çocuk benim için ikinci grupta oldu. Çünkü kitabı bitirdim ama Dibs’in sessizliği,