Zeynep Yılmaz, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Esenlik Bildirisi
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır.

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 174)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 174)

Bukowski :
''Kuşkusuz en büyük ön yargı, etrafımızdaki herkesi “insan” sanmamızdır..''

Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Solaris-İman Arayışında
Hatıralar okyanusu Faust'un dünyasından geçerek her şeyi görebileceğimizi bize öğretir. Christ (Faust) yeryüzünde Hurry'ye (Margerit) aşık değildi. Hatta onun ölümüne neden olmuştur. Ancak uzay üssündeki Solaris'te Chris tekrar ona kavuşur. Bu yeniden buluş, bu defa kaçışı olmayan bir aşktır. Önceleri, onun şerrinden kurtulmak ister; ama o birçok gidişten (ölümden) sonra defalarca geri döner. Chris kendi yalnızlığında, cisimsel (fiziksel) varlığını ona değil de okyanusa borçlu olan bir kadın sayesinde sonunda aynı zamanda hem günah hem de aşk duygusu ile tanışır. O, filmin sonunda "ebedi olarak yaşamanın mümkün olmadığını ancak ebediliğin başka bir şekilde tecelli ettiğini" anlar. Chris, Solaris'in sırrını keşfeder. Bu sırra dünyevi ve Faustvari bilgisi sayesinde değil de manevi ve kalbi aydınlanmanın yardımıyla ulaşır. Ona hakikati gösteren teorik ön yargı (veya bilimsel yöntem) değildi. Aksine o yaşamış olduğu deruni değişim tecrübesi sayesinde kendini eşyanın bilgisi karşısında buldu. Bu Tarkovski'nin modern dünyanın buhranıyla bir bütün olarak ilk karşı karşıya gelişidir. Solaris de Andrey Rublev kadar Sovyet rejimi için tehlike arz ediyordu. Bu filmde sorgulanan temel mesele modern felsefe ve onun ahlaki temelleridir. Herkes kendi geçmişi ve tercihlerinin sorumlusudur. Böylece herkes kendi günahını taşımak durumundadır. Herkes bir başkasının günah yükünde pay sahibidir. Herkesin bu düzende az çok payı olduğu için de, herkesin payına utanç düşmektedir. Utanma (haya) Solan's'te hatıraların
yeniden canlandırılmasındaki temel ilişkidir. Geçmişe olan bu tarz bir yaklaşım, geleceğe yönelik bir kavram ile birlikte genişler. Şu andan itibaren modernizmin bilimsel ilerleyişi sonucu bizde nüve bulan teknolojiye aşın güveni ve modern inançtan kaynaklanan ahlaki sıkıntıları göz önünde bulundurmalıyız.
Tarkovski de Antonioni gibi, "İnsanın korkusu bilimin bilinmeyenlerinden değil, ahlakın bilinmeyenlerinden kaynaklanır." yargısına dikkati çeker.

Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)

Kuşkusuz en büyük ön yargı, etrafımızdaki herkesi “insan” sanmamızdır...
(Bukowski)

Saygı, eğer bir beklenti varsa kaygıya, kaygı, eğer empati yoksa yargıya, yargı, eğer savunma makamı yoksa infaza dönüşür.

Gökhan Türk, bir alıntı ekledi.
25 May 17:51 · Kitabı okuyor

Eğer biz Schopenhauer’ın yaşantısıyle yargı verecek olursak onun öğretisinin hiç de içtenli olmadığını söyleyebiliriz.
Normal olarak o iyi restoranlarda yemek yerdi. Ufak tefek bir sürü gönül işleriyle vakit geçirirdi. Hem de tutkulu değil, cinsel türünden. Ziyadesiyle kavgacı ve görülmemiş derecede cimriydi. Bir kez, oturduğu evin kapısı dışında arkadaşıyla konuşan yaşlı bir dikişçi kadına kızmış onu merdivenlerden aşağı atmıştı. Kadıncağız sürekli olarak sakat kaldı. Schopenhauer mahkemece, kadına her iş gününce bir hayat boyu 15 thaler (eski Alman gümüş parası) ödemeye mahkum edildi. Kadın 10 yıl sonra öldüğünde Schopenhauer not defterine <<obit anus, abit onus» yani <<yaşlı kadın öldü, yükümüz gitti» diye not düştü.

Schopenhauer’ın yaşantısında bilimsel ereklerle hayvanların canlı canlı kesilmesine karşı çıkacak noktaya vardırdığı bir hayvan sevgisi dışında erdem belirtisi bulmak güçtür. Derinden derine, çileciliğin ve dünyadan el çekmenin erdemine inanmış bir kişinin kanılarını uygulama alanına hiç aktarmamış olduğuna inanmak bayağı güçtür.

Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3, Bertrand RussellBatı Felsefesi Tarihi Cilt 3, Bertrand Russell
Ayşe Nur Temel, Mahalle Kahvesi'ni inceledi.
25 May 09:18 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Sait Faik’le tanışmamız bu kitapla başladı, ama biz bu tanışmayı burada bırakmayı düşünmüyoruz. Tanışmakta geç kalmışız zaten burda noktalayamayız.
Kitap 22 öyküden oluşuyor. Son olarakta Orhan Velinin Sait Faik için yazmış olduğu yazısıyla sona eriyor.
Yazarın anlatım tarzı kendine has yorumları gerçekten insanın içine işliyor. Çok samimi ve içten. Öyküde kahramanlarımız hep halk arasından seçilmiş. Sait Faik sıradan insanlarımızı kendi gözlemleriyle aktarmış. Sizi güldüren şeyler olduğu gibi sanki kahramanları tanıyormuşsunuz karşılıklı sohbet ediyormuşsunuz gibi bulabilirsiniz kendinizi. Sait Faik gerçekten tam bir mahalle çocuğu.
Sait Faikle alakalı olumsuz eleştiriler görmüştüm. Bunlar sizde önyargıya sebep olmasın sonuçta okumadan karar veremezsiniz. Ben Sait Faiki sevenlerden oldum, bazen anlamakta zorlandığım yerler olmadı değil ama bu durum bir yazar için bence ön yargı oluşturmamalı.
Yaşama sevincini ruhunuzda hissetmeye hazır olun efendim.
Keyifli okumalar.

Saygı, eğer bir beklenti varsa kaygıya, kaygı, eğer empati yoksa yargıya, yargı, eğer savunma makamı yoksa infaza dönüşür.

Moiz Efendi, bir alıntı ekledi.
24 May 12:52 · İnceledi

Asena Endişesi
Hatırlayalım... AKP iktidarının Meral Akşener'in MHP Kurultayı sürecinde topladığı noter onaylı delege imzalarına karşı Bahçeli'ye verdiği yargı desteği, hukuk faciası olarak kayıtlara geçmiştir.
Peki, bu niçin mi yapıldı?
Meral Akşener'den korunmak için!
Bahçeli, olağanüstü kurultayı engelleyerek MHP'deki genel başkanlık makamını muhafaza ederken, AKP de MHP'nin başına geçecek olursa, kendi tabanından oy alma potansiyeli bulunan Akşener'i tasfiye etmeyi düşünmüştür.
Kısacası Bahçeli-Tayyip yoldaşlığının izahı, Asena yani Meral Akşener endişesidir.
Akşener ismi semboldür. Esas olan, MHP ya da sağ cenahtaki muhalif harekettir. O muhalif hareketin başında Meral Akşener değil de başka biri de olsa aynı biçimde hedefe konulacaktı.

Sarayın Bozkurtları, Sabahattin Önkibar (Sayfa 28)Sarayın Bozkurtları, Sabahattin Önkibar (Sayfa 28)