Yarım Kalan Çığlık

Yarım Kalan Çığlık
@yarimkalanciglik
Bir hiç uğruna hiç olanlar
Yüzleşme 4
Bir ben var benden öte silemem ne kadar istesemde. Zor diyemem zor az kalır bu acının içinde. Mutluluk bir kuş olsa konmaz benim dalıma zehri iyi bilir uğramaz bu diyarlara. Pişmanlıklarla dolu bir hayat ne kadar yaşanırsa o kadar yaşayabildim sinemin kör yangınlarında. Yaktıkça daha çok yaşadım fakat yaşamak ateşin sisli dumanında boğulmak mıdır sadece? Kader deyip geçsemde gidemedim temiz bahçelere. Kirli sularda yüzdüm kimse bilmeden. İçtim acının şarabını kimselere göstermeden. Sarhoşluğum mavi denizlere fazla geldi telaşsız göllerde duruldum. Ve çok yoruldum. Her yeni güne iki farklı benle başladım. Bir herkesin gördüğü ben birde sadece benim bildiğim ben. Sahneye emin adımlarla çıkıp herkesten alkış alan oyuncu perdeler kapandığında kimdi? Asıl soru bu. Ben perdenin önündeki alkış alan beni perde gerisindeki benden daha çok oynadım. Perdeler kapandığındaki asıl ben öyle mahsunduki sesini bile çıkartamadı. Çünkü cesaretle sahneye çıkan ben mahsun beni her zaman incitecekti. Gerçeği kabullenmenin bu kadar zor olacağını bilemezdim. Aldığım alkışlardan kopamazdım. En önemlisi sahne gerisindeki mahsun beni oyuna süremezdim. Dedimya her zaman cesaret kazanır. Mahsun ben savaşacak kadar güçlü değil. Güç duyguları her zaman yener. Peşini bırakmaz kurtulamazsın gerçeklerden. Her gerçek doğru değildir fakat ya her doğruyu da gerçek taşıyamazsa insan nasıl taşısın? Bagırmak haykırmak istiyorum ben buyum ama korkuyorum. Yüreğimin can damarı çatlıyor. Kırılıyor kalbim toparlayamıyorum. Böyle yarım yaşamak beni çok yaralıyor. Tam olmak istiyorum ama bu imkansız biliyorum. Yüzüm yok savaşmaya cesaretim yok. Çünkü bu savaş tek kişilik, kazananı olmayan kaybedeni hep ben olan bir savaş..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzleşme 3
Hüznümü anlatan bir şarkı bulamadım. Ruhumdaki tiz çığlıkları yakacak bir türkü okumadım. İçin için yanan benliğimi bir türlü söndüremedim. Yalnızım biliyorum hepimiz yanlızız aslında kalabalıkların içinde de kör kuytu köşemizde de. En çok da mutluluğunu paylaşamadığında hüznünü solduramadığında kimsenin seni anlamadığını anladığında büyür insan. Gidecek çok yer varken gideceğin tek bir yer'in olmadığında yavaş yavaş solan gül bahçeni kimse sulamadığında... Belki toprağın yanlış. Ama insan toprağını nasıl değiştirebilirki dönüş yine oraya değil mi? Ne kadar kaçarsan kaç yine seni bulmaz mı yakalayıp gömmez mi karanlığa? Sabredersen belki gül olursun dediler ya sabredemeyip hazan olursam? Görmesini bilirsen hayat bir cennet dediler ya ben görmeyi öğrenemediysem? Yürümesini bilirsen her yol maviye çıkar dediler peki ya ben yolu bile bulamadıysam? Güzellik uykusuna yatmış bir çirkin, yüzmeyi bilmeden karadan açılmış bir gafil ne derler bana bilmem ama ben bu hayatı yaşamayı kendime öğretemedim. Hep bir bahane hep bir sorun. Ama bana da bir sorun nedir seni bu kadar yoran biraz dinlen hakettin deseler. Ver o yükleri birazda ben taşıyım deseler. Öyle bir sevselerki beni sevilmeye gerçekten layık mıyım diye aklımdan bile geçirmesem. Oysa bir sulasalar o gül bahçemi ben ne güzel açardım her mevsim kendimi...
Duygu ve Düşünce
Yüzleşme 2
Benim nelerle mücadele ettiğimi belkide sonsuza dek bir kul dahi bilmeyecek. Bilseler ne değişir bilmem. Ama beni anlamalarını çok isterdim. Hayatımın en zor günlerini geçirdiğimi sanırdım. Sanki boğazıma kadar bir suyun içine batmış boğulurken öleceğimi sanırdım ya da dilerdim. Ama hayat beni suda boğmaktan vazgeçip bataklığa bıraktı. Bu kez kurtulmayı diliyorum. Ölmek değil yaşamayı özlüyorum. Yoruldum biliyorum ama ben hiç böyle bir çaresizlik görmemiştim. Neye nasıl bakacağımı bilmiyorum. Yolunu kaybetmiş bahtsız bedevi değil yolu bildiği halde yürümeye takati kalmamış biriyim artık. Mutsuzluğu ruhumun en kuytu karanlık köşelerinde hissediyorum. Aydınlığı ışığı güneşi arıyorum. Kimsenin bilmediği anlam veremediği derin kuytularda can çekişiyorum. Güneşe hasret kalmış bir gül gibi günden güne kuruyorum. Hata bendeyse kadere isyan etmem gerekir hayir isyan etmiyorum. Her çiçek toprağında açar toprağımı bulmak istiyorum bedenim hâla yaşarken.
Duygu ve Düşünce
Yüzleşme 1
Canımın acıdığını hissediyorum. Bilmiyorum belkide ben artık büyüyorum. Yıllar değil yaşıma eklenen ruhuma binen yüklerle yürüyorum. Toz pembe değilmiş bu hayat oysaki en sevdiğim renkti bir zamanlar. Şimdi en sevdiğim siyah oldu kapkaranlık gecelerde ciğerimi söken yalnızlıklarla bir başıma savaşıyorum. Elbet bende isterdim çok sevilmek. Gözlerine bakınca içime işleyecek o sıcak mutluluğu bende isterdim. Sarılınca tüm hüznü yüzüstü bırakmak. Ama olmadı ve olmayacak. Ben bu dünyanın itirafsız suçlusuyum. Delil bırakmadan öldürmeye çalışıyorum benliğimi. Tek çarem bu çünkü. Karanlık odalara hapsettim aç susuz bıraktım olmadı. Defalarca hırpaladım dövdüm sövdüm olmadı. Utandım ondan kaçtım ayaklarım kanayana kadar koştum ama yine olmadı. Bırakmadı peşimi itiraf etmedi ne istediğini bende soramadım tabi. Korktum. Ta ki gerçekleri görene kadar. Yine korkuyorum evet ama artık kaçmıyorum. Gitmiyorumda ona adımlarım hep yerinde sayıyor. Ne doğru ne yanlış aklım bulanıyor bazen. Kağıtlara kusuyorum. Duygularım gerçeklerin ördüğü seti bir çırpıda yıkıp geçiyor. Oysa ellerim dillerim yüreğim kanaya kanaya ben dizmiştim o taşları. Emeklerim buhar gibi yükseliyor göklere. Bu yüzdendir belkide sevdam mavilere. Plastik çiçeklere benzedi hayatım. Gerçeğin yerini almaya çalışan sahteliklerle. Kendin ol dedi çok bilmişin biri insanlığa. Ben kendim olsam kendimden geriye ne kalırdıki.
Duygu ve Düşünce

Yarım Kalan Çığlık

, 1000Kitap'a katıldı.