Kâsım ALBAYRAK, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Efendimiz (s.a.v) Ümmetin Hastalığı
"Ümmetim, milletlerin hastalığına yakalanacak." Milletlerin hastalığı nedir? diye soruldu: Şımarıklık, azgınlık, çoklukla öğünmek, dünyalığa yarışmak, taşkınlık derecesinde hased, sonra da anarşi.

Taberani, Evsat; ibnu Evind Dünya, z.ıraki, ihya, III/187-7

Hadis ve Psikoloji, M. Osman Necati (Sayfa 93 - Fecr yayın)Hadis ve Psikoloji, M. Osman Necati (Sayfa 93 - Fecr yayın)
Hüzünlü Palyaço, bir alıntı ekledi.
17 May 19:04

Mrs. Sinico neden düşüncelerini kağıda dökmediğini sormuştu. İhtiyatlı bir alaycılıkla "Ne için" diye sormuştu o da. "Altmış saniyeliğine bir düşünceyi tutarlı bir biçimde kafasında geliştirmeyi beceremediği halde ağzı iyi laf yapanlarla yarışmak için mi? Ahlakını polislere, sanatını sanat simsarlarına bırakan aptal orta sınıfın eleştirilerine teslim olmak için mi?

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 150)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 150)
Esra D., bir alıntı ekledi.
06 Nis 19:53

Bunda hak,adalet var mıdır?
Siz insanları yaşam yarışına sokuyorsunuz. Ama kimisinin ayağını kırıp topal etmişsiniz,kimisinin gözünü, kimisinin ayağını bağlamışsınız. Kimisi de besili, güçlü,antremanlı atlet... Siz bunlara,
İstediğiniz kadar hürriyet var, koşmak, yarışmak sizin de hakkınız. Hadi bakalım koşun da kazanın,diyorsunuz.
Sonra öteden biri çıkıp,
Yahu ne yapıyorsunuz? Bu işde haksızlık var. Bu, hürriyet değildir!... Deyince,
Sus! Kardeşliği bozuyorsun! Hain!... Diye onu susturuyorsunuz. Daha da kötüsü, hakkı yenilen kişileri de kandırıp, uyutup,onları doğruyu gösterenlerin üstüne saldırtıyorsunuz. Bunda hak,adalet var mıdır?

Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 114)Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 114)

KANATLARIN VAR DA, NİYE AÇMAZSIN...

(iki dost konuşmaktadır, biri manaların derinler derinine inmekte, diğeri anlamaya çalışmaktadır...)

- kanatlarını kullanmayı bilmeyen bir kuş düşün... ne kadar da acırsın haline... fıtratında olanı kullanmaması bir yana; yerde dolu tehlike!
* sen gittin yine bir yerlere dostum... veya indin derinlere... anlat... ne demek istediğini anlat...
- dur... önce tarif edelim... edelim ki kuşa hakkıyla acıyalım..
* anlat... anlatmadan duramazsın, yatışamazsın... senin şu hayallerin :)
- onun fıtratında rüzgarla yarışmak var... çocukların arkadaşlarıyla neşeyle koşturması, koşturdukça neşelenmesi misali...
* kuş ve çocuk...
- her canlı kendi fıtratıyla huzurlu... onu o fıtratın tavrından koparırsan ölgün, tatsız, renksizleşir... balığı sudan çıkarmak misali...
* tamam... daha açılma... özünü merak ediyorum...
- bir kuş... rüzgarın tadını tüylerinde hissetmeli, kanatlanmalı güneşin pırıltısında
* e, sonra
- ama bilmiyor kanat açmayı... kanatları varken bilmiyor
* tamam, bilmiyor...
- bilemiyor rüzgarın tadını, uçmanın özgürlüğünü...
- tarifsiz şekilde bunalıyor... ne olduğunu bilmeden içindeki sıkıntının... fıtratının dışında yaşadığının farkına varmadan bunalıyor... çünkü onun uçmaya ait donanımı... yükselmeye... rüzgarlarla dostluk etmeye... güneşin rüzgarın serinliğiyle karışık sıcaklığını hissetmeye...
* patlattın yine... bak kalkıp giderim... dolandırma sözü... tamam tahayyül gücümüz var az buçuk... sadede gelir misin artık...
- sen kuşu tarif ettiğimi sanırsın...
* nasıl yani...
- kendimi tarif ediyorum asıl... ve sanıyorum çok kimseyi...
* bir nasıl yani daha...
- bize de kalp verilmiş... ruh verilmiş... ilahi sevgiyi tadabilecek, alabilecek, mest olabilecek donanım verilmiş bize... Allahü teala diğer mahluklardan farklı yaratmış bizi... sevgisine kavuşturacak yolu bildirmiş... yükseklere seyran edilecek yolu... biz ise kanatlarını kullanmayı bilmeyen kuş misali ömrümüzü buna kavuşamadan, olamadan bitirmekteyiz... kanatları olup da kullanamadan...
* ....
- durup durup bunalmalarımız fıtratımızın dışında yaşadığımızdan... o uçmayan kuş misali... o mu, biz mi acınacak haldeyiz...

Eğitim çaredir, ancak hangi eğitim? Eğitim algımız tamamen yanlıştır. Eğitim tarih öncesi devirlerden beri toplumsal tecrübenin aktarımı iken günümüzde kendini kaybetmiş insanlığı oyalama etkinliği olmuştur. İnsanın hayatta kalmasını sağlaması gerekirken yok oluşuna zemin hazırlamaktadır. Bir kere eğitim bir yarış değildir. Çağın göstermelik insanının her alanda giriştiği yarış ve oyalanma uğraşı eğitime de sirayet etmiştir. İnsan dünyaya yarışmak için gelmemiştir, kişilik de sayılarla notlandırılamaz.

İnsanlardan üstün görünme, üstün gelme çabası ve bu kendi fikriyle yarışmak için harcanan hırs boşa gitmiyor mu , bana mı öyle geliyor? Ve farkında değilse birileri herkes olmaya çalıştığı kişinin izini sürerse başarılı ya da iyi ama görünen o ki biri güzelse ondan daha iyileri de var fakat zihinde, çünkü standartın üstü diye bir şey yok. Ve geneli aştığı sınırın yanında, fiyasko.
Sıkıldım; ...

Büşra Nur Aksu, Tembellik Hakkı'ı inceledi.
18 Mar 12:09 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tembellik Hakkı bölümleri Önsöz , Felaket Bir Dogma , Çalışmanın Kutsanması , Aşırı Üretimin Sonuçları , Yeni Besteye Yeni Güfte ve Ek olarak 6 bölümden oluşuyor.
Lafargue anlatısında toplumu zenginleştirmek için çalışmanın eleştirisini yapıyor. Aslında savunduğu ve övdüğü şey tembellik etmek değil, gereksiz ve fazla çalışmanın önüne geçmek. Günlük on iki hatta on dört saati bulan çalışma sürelerimiz ne kadar verimli ? Aynı işi on saatte de tamamlayabiliyorsak eğer ( ki bu İngilizler tarafından kanıtlanmış ve kendileri çalışma sürelerini kısaltmalarına rağmen hala dünyanın birinci sanayi ulusu) neden günde on dört saat çalışıyoruz. Teknolojinin gelişimiyle üretilen makinelerin insan gücünün yerini alarak işçilerin çalışma sürelerini kısaltması gerekirken işçi kesimi adeta makinelerle rekabete girerek onları geçmeye çabalıyor.
'İyi bir işçi kadın, iğle dakikada beş ilmik atarken, bazı değirmi dokuma tezgâhları aynı süre içinde otuz bin ilmik atmaktadır. Bu durumda, makinenin her dakikası, işçi kadının yüz saatlik çalışmasına denktir; yahut, makinenin çalıştığı her dakika işçi kadına on gün dinlenme sağlamaktadır. Dokuma sanayisi için doğru olan şey, modern mekaniğin yenilediği aşağı yukarı bütün sanayiler için de doğrudur. Ama ne görüyoruz? Makine mükemmelleştikçe ve insanın çalışmasını giderek büyüyen bir sürat ve kesinlikle yere serdikçe, işçi, dinlenme süresini aynı ölçüde uzatmak yerine, sanki makineyle rekabet etmek istiyormuş gibi, daha büyük coşkuyla çalışıyor. Ey saçma ve cani rekabet!'
Ülke refahı için çalışan işçiler, tüketmeyi bilmiyor, kendi ürettiklerini dahi tüketemiyor. Ülke zengin ancak halkı fakir. Aşırı üretimin en olumsuz sonucu olarak hayatlarımız aynı eksen etrafında dönüyor ve biz sevdiğimiz şey uğruna çalışmak yerine bizi makinelerle yarışmak zorunda bırakan bir sistemin köleleri olarak yavaş yavaş yok oluyoruz.
" Çalışma yöntemlerinde devrim genellikle el emeğinin koşullarına göre yapılır. El emeği düşük fiyata hizmet sağladığı sürece israf edilir; hizmetleri pahalılaştığında ise uzak durulur. "

│Mehmet Efe
Kadınlarla erkeklerin birbirlerinin tamamlayıcısı, eşiti olduğuna inanırım; üstünlüğü ancak iyilik ve insanlara hayırlı davranışlarda yarışmak bağlamında düşünebilirim; iyiliğin veya kötülüğün cinsiyeti olmadığına inanırım; ama egalitaryen ya da Feminist değilim.

Tuğba Kaya, bir alıntı ekledi.
09 Mar 10:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hangi kadınlık? Hangi erkeklik?
Toplumun gözündeki 'hiç' noktasından çıkıp 'hepsi' olmaya çalışırken kadın, hem kendiyle hem de ötekilerle yarışmak zorunda bırakılıp ruhsal ve bedensel olarak tüketiliyor. Yarış dışı kalan kadını şiddetin her türlüsü ; toplumsal dışlanma, aldatılma, terk edilme, taciz, mobbing ya da işsizlik bekliyor.

Psychologies Türkiye - Mart 2018, Kolektif (Sayfa 20)Psychologies Türkiye - Mart 2018, Kolektif (Sayfa 20)
N.ATALAY, Satranç'ı inceledi.
 06 Mar 09:17 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnsanoğlunun yapamayacağı bir şey yoktur cümlesinin kanıtı gibi bir hikaye.Beyninde satranç turnuvası düzenlemek.Kendi aklınla yarışmak, daha iyi olmaya çalışmak ..Bende bazen spor salonunda yapmakta zorladığım hareketleri beynimde tekrar ediyorum işe yarıyor mu kesinlikle EVET:)))