İlâhî nûr, göze ve gönle girince orada farklı açılımlar olur. Nitekim ashâb-ı kirâm: “Ey Allah'ın Resûlü sadr (göğüs) genişler mi?” diye sorunca Hz. Peygamber: “Evet” cevâbını vermiş ve devamla: “Nûr (iman) kalbe girince sadr açılır” buyurmuştur. Bunun üzerine: “Ey Allah'ın elçisi! Bunun herhangi bir alâmeti var mıdır?” diye sorulunca da o şu karşılığı vermiştir: “Aldatıcı diyâr olan dünya hayatına dalıp gitmemek, ebedî âleme yönelmek ve ölüm başa gelmeden ona hazırlanmaktır" Taberi, Camiul Beyan 8, 36-37
"Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı tam bir takva duygusu içinde olursanız, O size, iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış (furkan) verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar." (Enfal 179 meali)
İbadetler, sadece sevap kazanma vesilesi değil, Müslüman şahsiyetin inşasında temel yapı taşları gibidir. Bu yönüyle namaz fuhşiyata ve her çeşit menfi davranışlara karşı koruyucu bir zırh görevi görür. Özellikle gençliğin karşı cinsle imtihanında en güzel sığınak, namaz ve oruç ibadetleridir. Bunları şahsiyetlerin korunmasında ve geliştirilmesinde Rabbimizin bize lutfettiği bir eğitim müfredatı olarak da görebiliriz.