Yaşlı kadın başı öne eğik bir halde elindeki tespihle sessizce oturuyordu. Tespihin her bir tanesinde geçmişten kalan bir hüznü tamir etmek ister gibi tevekkülle susuyordu.
YAŞAYIŞ
Titrek bir fısıltıın nefesi vurur yanağıma, Yaşlı bir ihtiyarm çığlığı böler, yarı uyur, yarı uyanıklığımı Kodese tıkmışlar babamı,
Anam tren raylarının soğuk demirlerinden çıkmış yola,
İncir ağacıın dalına asmış kendini
Hürriyet arıyorum, gören oldu mu? Helva da karılmamış... Sırtıma dokunmuş amcalar, teyzeler "Canım oğlum, kıyamayız biz sana," diyorlar Riyakâr kahpeler, salya sümük ağlaya ağlaya Terk edip beni ulu orta, bir köşeye attılar.
Bana dokun yılan, istiyorum, Yeter ki başka masuma dokunma, Yakma başka canı
Düşlerimde yıldızlar ve ay bana hediyeler alıyor, Papatyalar sevgiyle çıkıyor. Yollar dikenli olsa da inan, canım hiç acımıyor, Umut aslanım benim.
Spoiler içerir: Giovanni Drago ilk tayininde Tatar Çölü denilen coğrafyanın ortasında yer lan Bastiani Kalesine atanır. Kaleye giderken yolda karşılaştığı ve kalede uzun süre kalan Binbaşı Ortiz kale