"uymadan katlanır, savaşmaya alışmadan direnirim: hep şaşkınımdır, hiçbir zaman cesaretim kırılmamıştır; bir daruma bebeği, durmadan şaplak yiyen, ama içindeki bir düzen (ama benim düzenim nedir? aşkın gücü mü?) yardımıyla sonunda gene doğrulan bacaksız bir hacıyatmazımdır."
"sanki son bir kez, çılgınca, ölecek olan birine -kendisi için öleceğim birine- sarılmak istiyormuşum gibi bir şeydi: bir ayrılık yadsıması gerçekleştiriyordum."
"gerçek yas, sevilen nesneyi yitirmekten acı çekmek değildir; bir gün, ilişkinin teninde, kesin bir ölümün belirtisi gibi bir küçük leke saptamaktır: ilk kez sevdiğime kötülük ederim, hiç kuşkusuz istemeden, ama şaşkınlığa da kapılmadan."