Anne Frank Annelies Marie Frank

Yazar 8,4/10 · 258 Oy · 2 kitap · 755 okunma ·  87 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Anne Frank
  • Yazarın Tam Adı:
    Annelies Marie Frank
  • Unvan:
    Yazar
  • Doğum:
    Frankfurt, Almanya 12 Haziran 1929
  • Ölüm:
    Bergen-Belsen Toplama Kampı, Almanya 12 Mart 1945
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

87 okur beğendi.
258 puanlama · 362 alıntı
1 haber · 7.928 gösterim
755 okur kitaplarını okudu.
631 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
31 okur kitaplarını şu anda okuyor.
17 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Anne Frank'ın Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Anne Frank'ın Biyografisi

Anneliese Marie Frank (12 Haziran 1929 - 1945), Almanya'daki Yahudi Soykırımının simge isimlerindendir. Babası Otto Frank bir banka görevlisiydi. 1929 Büyük Buhranı ile işleri kötüye gidince 1933 yılında iş ilişkilerini kullanarak Hollanda'ya gitmenin bir yolunu buldu. Adolf Hitler'in Hollanda'ya girmesiyle birlikte, buradaki Yahudilere Almanya'daki gibi kısıtlamalar getirilir. Ablası Margotla birlikte sadece Yahudilerin okuduğu okulda eğitim almaya başlar. Yahudilerin kendi işlerini kurmaları ve işletmeleri yasak olduğu için babası işlerinin başına yakın bir dostunu geçirir. Temmuz 1942'de Annenin ablası Margota bir celp gelir ve SS merkezine çağırılır, Yahudi olarak işaretlenir. Anne Frank, 14 yaşındayken Otto Frankın Prinsengracht'taki ofis binasının arkasında bulunan gizli bölmede saklanmaya başlar. Beraberlerinde yakın dost oldukları 4 kişi daha vardır. Burada bir hapis hayatı yaşarlar ve ailelerin dış dünyayla bağlantısını, ihtiyaçlarını Otto Frank'ın sekreteri Miep Gies sağlar. On üçüncü yaş gününde kendisine hediye edilen bir günlüğe saklandıkları iki yıl boyunca yaşanan olayları günü gününe yazmıştır. İki yıl sonra saklandıkları yer polis tarafından basılır. Frank ailesi ve diğer aile trenle Polonya'daki Auschwitz toplama kampına gönderilir. Bir süre sonra Anne Frank ve diğer ailenin üyeleri farklı toplama kamplarında ölürler. Aynı yılın sonbaharında Anne Frank ve ablası Margot Bergen-Belsen kampına gönderilirler. Margot ve Anne tifodan ölür. Auschwitz'de kalan baba Otto Frank, Kızıl Ordunun gelmesiyle kamptan kurtulur. Baba Frank'ın elinde, eski sekreteri Miepin kendisine ulaştırdığı Annenin günlüğü vardır ve bu günlüğü defalarca okur. Sonra bir kopyasını profesör bir arkadaşına gönderir. Yakın çevresinin baskısıyla da günlüğünü yayımlamaya karar verir. İlk olarak 150 bin adet basılır. Bu baskıyı daha bir çok baskı takip eder. 60 dile çevrilmiş ve en çok satanlar listesine girmiştir. Bir süre sonra Frances Goodrich ve Albert Hackett bu kitabı tiyatroya uyarladı ve ilk kez Broadway Sahnelerinde oynandı. Daha sonra Münih Kommerspiele Tiyatrosunda tek dekorlu bir tiyatro olarak Alman tiyatrocu Christia Keller tarafından canlandırıldı.
Ferah, bir alıntı ekledi.
10 Şub 2015

''Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür.''

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne FrankAnne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
29 Haz 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Herkes uyumadan önce her gece o gün başından geçen olayları bir sıradan geçirip hangilerinin yanlış olduğunu düşünseydi kim bilir dünya ne kadar daha güzel, daha yaşanası bir yer olurdu.

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 264 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 264 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
silaes, bir alıntı ekledi.
28 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Barış içinde yaşamak dururken birbirinin gırtlağına sarılmak niye?

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 232 - İş Bankası Can Yücel çevirisi)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 232 - İş Bankası Can Yücel çevirisi)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Neden herkes birbirine bu kadar az güveniyor?

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 173)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 173)
Aysel, bir alıntı ekledi.
22 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Denemeye devam edeceğim. Taa ki herşey daha iyi olana kadar. Asla vazgeçmeyeceğim..."

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne FrankAnne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
28 Haz 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Gökyüzüne gözlerini korkusuzca kaldırabildiğin, içinin temiz olduğuna inandığın sürece mutluluk yitirilmiş değildir.

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 164 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 164 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Kendinden emin ve huzurlu olmak insanı güçlü kılar!"

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 322)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 322)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Sorunlarıyla dibe vurmuş olan gençler, yaşlılardan daha yalnızdır."

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 328)Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank (Sayfa 328)
Aysel, bir alıntı ekledi.
21 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Hatıralar benim için elbiselerden daha önemli."

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne FrankAnne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank
Bütün Alıntıları Göster
Nurhan Işkın, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Anne Frank, sadece ailesinin mensup olduğu din yüzünden tanıklık ettiği savaşı kendi cümleleri ile günlük tarzında not alıp, bizlere ulaştırmayı başarmış... Oysa günlüğüne yazdıklarını kimsenin okumayacağından o kadar emindi ki...

On üç yaşındaki, Anne Frank, 1942 yılında çıkan savaşta ailesi ve dört farkli kişi ile birlikte kaldiğı Arka Ev diye isimlendirdiği bu küçücük alanda üç yıl geçirip; diğer herkesten daha güçlü bir psikolojiye sahip olduğunu bilmese de kendini yalnız, sevgisiz ve anlaşılmayan olarak özetleyerek, günlüğüne bakış açısını yalın bir şekilde yazmaya çalışmış. O çok iyi tanıdığını zannettiği ailesini aslında ne kadar az tanıdığını ve onlardan ne kadar uzak olduğunu defterine yazmakta sakınca görmemiş...

Her şeyleri kısıtlı ve tutsak hayatı yaşayan bu insanların direnme gücünün, korkularının, davranışlarının ne kadar kısa bir sürede bozulduğunu ve savaşın o kanlı, doymak bilmez ellerinin insan üzerindeki yıkıcı etkisine şahit olmak, okurken bile özgürlüğün kutsallığının her şeyden daha kıymetli olduğunu düşündürüyor...

Anne Frank on üç yaşında olmasına rağmen insanları gözlemlerken, kendi içindeki çelişkileri de keşfetmek için uğraşıyor...

Savaşın kanlı yüzünü bir çocuğun duygularıyla okumak inanın hiç kolay değildi...

Buse Suci, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
 24 Ara 2017 · Kitabı okudu · 18 günde · 9/10 puan

Öncelikle incelememin uzun olacağını belirterek başlamak istiyorum.

Kitap, 13 yaşındaki Anne Frank'in 14 Haziran 1942 günü başlayıp 1 Ağustos 1944 günü son kez yazdığı yazılarından oluşan bir günlük, hatıra defteri. Hayata dair umutları ve hedefleri olan, her zaman kendini geliştirmeye çalışan, okuyan, düşünen ve sorgulayan bir çocuk. Çocuk demek pek doğru değil aslında, o bir genç kız.

Hollanda'nın Nazilerce işgali yüzünden saklanmak zorunda kalan bir grup insan düşünün. 2 yıl boyunca 'Gizli Bölme' adını verdikleri bir evde hiçbir şekilde dışarı çıkmadan saklanan bir grup insan. Ve Anne, bu hapiste günlük tutmuş. O psikolojiyle , öyle bir ortamda her gün yazı yazmış ve bize bunları okuma fırsatı sunmuşlar. Bu bizim için büyük bir şans ve büyük bir acı. Tarihin ayıbı. 13 yaşındaki bir genç kızın, bir çocuğun bunları yaşaması çok üzücü. İnsanların dini, dili, ırkı yüzünden bunları yaşaması gerçekten çok acı.. Kitaptaki şu paragraflarla Anne'in ruh halini az çok tahmin etmenizi istiyorum:

"Aklım almıyor dünyanın eski haline döneceğine. 'Harpten sonra şunu yapacağız, bunu yapacağız' diye konuşuyoruz ama bütün bunlar bana bir hayal gibi geliyor, gerçekleşmesi imkansız bir sürü hayal. Eski evimiz, arkadaşlarım, okuldaki o güzel günler aklıma geliyor da sanki o evde yaşayan, o sevinçli kızlarla gülüp oynayan kız ben değilmişim sanıyorum." (sayfa 121)

"Ev zıngır zıngır sallanıyordu, yağmur gibi yağıyordu birbiri ardı sıra bombalar. Çantama yapışmış duruyordum. Aklım kaçmakta olduğu için filan değil, o an yanımda tutunacak, sarılacak bir şeyler istiyordum da ondan. Hem kaçsam da nereye gidebilirdim ki? Hani buradan kaçacak kadar zorda kalsak bile sokak bombardımandan daha az tehlikeli değildi ki bizim için." (sayfa 95)

" Hani şöyle doya doya bir gülebilmek için neler neler vermezdim. Hele şimdi yılın en eğlenceli mevsimi. Noel, yeni yıl hepsi bir araya geliyor. Bizlerse böyle bir köşeye atılmış kazazedeler gibi." (sayfa 129)

Bunlar sadece paylaştığım birkaç paragraf. Okurken içimin cız ettiği, üzüldüğüm birçok yer oldu. Savaşın sadece yıkım, mutsuzluk ve ölüm getirdiğine bir kez daha tanık oldum.

Kitabın dili çok sade, anlaşılır ve akıcı. Tıpkı bizim küçükken yazdığımız günlükler gibi düşünün. İlk 50-60 sayfada çok sade bir üslup göreceksiniz fakat Anne, zamanla kendini ve yazısını geliştirmiş; bunu ilerleyen sayfalarda çok net bir şekilde fark edeceksiniz. Her şeye rağmen Anne, Gizli Bölme'deki hayatı daha çekilebilir hale getirmek için sürekli okumuş, yazmış, kendini geliştirmeye çalışmış. Zaten amacı da ilerde çok başarılı bir yazar ve gazeteci olmakmış.

Çok beğendiğim, çok severek okuduğum bir kitap oldu. Hiç sıkılmadan çok rahat bir şekilde okudum. Gönül rahatlığıyla okumanızı öneririm. Keyifli okumalar diliyorum.

Sevda ALTUNTAŞ, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
01 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · 7/10 puan

Kitap , Anne Frank'in babası Otto Frank'in kendisine 13.yaş günü hediyesi olarak aldığı hatıra defterine 12 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 yılları arasında 2 yıl boyunca Hollanda'nın Nazilerce işgali sırasında ailesiyle birlikte Nazilerden saklandıkları sırada başından geçenleri yazıp anlattığı günlüğüdür. Kitabın ilk baskısı 1947'de yapıldı.

Anne Frank , 1944 baharında sürgün sırasında Eğitim Bakanı Bolkenstein’ın Oranje radyosunda yaptığı konuşmayı duyana kadar yazıları sadece kendisi için yazmıştı. Bakan konuşmasında , Alman işgali altındaki Hollanda halkının acılarına tanıklık eden her şeyin kamuoyuna açık hale getirileceğini söylüyordu. Örnek olarak tutulan günlükleri de sayıyordu. Bu konuşmanın etkisinde kalan Anne Frank , savaştan sonra bir kitap yayımlamaya karar verdi. Günlüğü bu kitap için temel oluşturacaktı. Anne , günlüğünü yeniden yazmaya ve üzerinde çalışmaya başladı , daha iyi bir hale getirdi , ilginç bulmadığı bölümleri çıkardı ve hafızasında kalmış olanları ekledi...

Anne Frank , Bergen Belsen kampında 1945 yılının Mart ayında 15 yaşında öldü. Yahudi Soykırımından kurtulup aileden hayatta kalan tek kişi olan babası Otto Frank onun günlüğünü yayınlamaya karar verdi.

Anne Frank günlüğünde ''Arka Ev'' diye adlandırdığı , babası Otto Frank'in ofis binasının içindeki kütüphanenin arkasında bulunan gizli bölmedeki çatı katında 2 yıl boyunca saklanıp yaşadılar. Beraberlerinde yakın dost oldukları 4 kişi daha vardı.
Kitap , aslında Anne Frank'in saklandıkları süre boyunca, korkularını , umutlarını ve Arka Ev içindeki tartışmaları anlatıyor.
Detaylar o kadar fazla ki , kitap bu ayrıntılı detaylarla devam edip bitiyor...

20.yy'ın en kara ve en utanç soykırımlarından biri olan Holokost'un zor şartları altında saklanarak yaşamaya mahkum edilmiş insanların esaret içindeki yaşamlarına tanık olacağınız bir kitap.

silaes, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
29 Haz 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

Kitabı epsilon'dan almadığıma pişman oldum. Çevirisi bana göre çok çok kötüydü ve aşırı Türkçeleştililmişti. Özellikle kullanılan deyimler...
Mesela; Elifi elifine bilmek
Hanyayı konyayı görmek
Hasetten çattadanak çatlamak
Halep ordaysa arşın burada gibi babannemin kullandığı deyimler Anne Frank'a uymadı...
Bu derece aşırı Türkcelestirmeler, kitabin fıtratına ters.
13 yaşındaki halimi düşündümde annem o zamanlar yazılılardan yükset not almam için barbie dergisi vaadederdi. O gunleri hatirladim ve o daracık sığınakta yaşanılanlara içim acidi.Kitabı en kısa zamanda epsilondan yeniden okuyacağım bu çeviriyi hiç sevmedim. Günlükler bu denli değiştirilmemeli parca parca anlamsızlık oluştursa da orjinale en yakın noktada bırakılmalı. Olmamış bu çeviri...

Berra Nisa GENÇ, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
30 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 20 günde · Puan vermedi

Anne Frank...
Son sayfayı okuduktan sonra, bir hüzün çöktü içime. Yüreğim titredi. Belki de o anda zalimlerin karşısında dik durabilecek bir güce sahiptim. Anne kadar olmasa da.
Anne bir Yahudi. Ama Yahudi olması, onun insan olmadığı anlamına gelmez. Sonuçta sen bir Hristiyansın ama senin de damarlarında kan dolaşırken, onun damarlarında akan kan, kan sayılmıyor mu?
Sevgili Anne; hatıra defterini okuduktan sonra, senden yıllar sonra yaşayan bir kişi, sana hayran kaldı. Biliyorum, bu cümleleri sen okuyamayacaksın, ama belki de seni anlayan yüzlerce, binlerce kişi okuyacak.
Henüz on üç yaşında iken, gerçekle yüzleştin. Hatalarını fark ettin, bazen kendini eleştirdin; bazen de bir umut yeşerttin yüreğinde. Ama vazgeçmedin.
Bize her ne olursa olsun dik durmayı öğrettin.
Keşke yaşama hakkını tutup koparmasalardı.
Güzel okur; bu zahmete katlandığın ve incelememi okuduğun için teşekkür ederim. Bir sonraki incelemede görüşmek dileğiyle...

Selenay Afşar, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
09 Mar 01:34 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

13 yaşındayken 2 yıl boyunca Arka Ev'de yaşamak zorunda kalan küçük bir kız Anne Frank.
Savaşın getirdiği zorluklar, küçük bir evde sekiz kişi saklanarak yaşamak zorunda kalmak.

Kitabın başında Anne'in öldüğünü dile getiriliyor ama insan okudukça ve son günlerde umutlanması acaba mı dedirtiyor insana ama malesef ki kurtulmak mümkün olmuyor.

II. Dünya Savaşı konulu kitapları ne kadar üzülsem de okumaktan vazgeçmiyorum. Savaşı 14 yaşında bir çocuğun ağzından okumak daha çok üzdü beni. Yaşadığı zorlukların onu ne kadar olgunlaştırdığına bizzat şahit oldum..

Bazı insanların bir kere ölmesi gerçekten haksızlık ! Hitler bu insanların en başında geliyor.

Şeyma GENÇ, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
 28 Tem 2017 · Kitabı okudu · 16 günde · 6/10 puan

Benim için çok anlamlı bir hediyeydi Anne. Çok özel bir zamanda gördüğüm ve çok özel birinden hediye aldığım bu kitapta 13 yaşındaki bir kıza kendisinden 75 sene sonra yaşayan 27 yaşındaki hemcinsi hayran kalabiliyormuş, bunu öğrendim.

İki sene boyunca bir saniye bile dışarı çıkmadan yaşanan esaret hayatı. Elbette ki gıda gibi temel ihtiyaçları onlara sağlayan yardımsever insanlar var. Savaş zamanı olduğundan bu temel ihtiyaçlar karaborsadan veya çok kısıtlı miktarlarda kuponlarla elde ediliyor. Temin edilen gıdanın durumu ise oldukça kötü. Zaten birçok besine savaş esnasında ulaşabilmek mümkün değil. Saklandıkları yer bir iş yerinin arka tarafı olduğundan mesai saatlerinde mümkün olduğunca ses çıkarmamaları gerekiyor. Camları açmak çok tehlikeli. Bu nedenle uzun bir süre yetersiz gün ışığı ve havasız ortama maruz kalıyorlar. Üstelik bu sıkıntılarla çok küçük bir ortamda sekiz kişi bir arada yaşayarak baş etmeye çalışıyorlar. Böyle bir ortamda yetişkin bir insanın bile psikolojisi pek sağlam kalamaz. Anne bu durumda elbette ki duygusal dalgalanmalar yaşıyor ancak öyle metanetli bir duruş sergiliyor ki hayran kalmamak elde değil. Yaşadığı her bunalımın ardından ümit etmeyi bir şekilde başarıyor. İç dünyasında yaşananlar ülkesinin içinde bulunduğu şartlardan farksız. Ama o bir gün dışarı çıkıp oksijeni ciğerlerine dolduracağı, güneşin ışıklarından gözlerinin kamaşacağı anı beklemekten asla vazgeçmiyor. Bu kadar zor şartlar altında iken, yetişkinlerin bile kaldıramayacağı psikolojik bir savaş verirken, Anne öğrenmekten asla geri durmuyor çünkü hayatta bir amacı var. Dışarıda bütün dünya birbirine giriyor olsa bile o mitoloji çalışıyor, tarih okuyor, koleksiyon yapıyor ve en önemlisi yazıyor. Aşağıda sizlere Anne'in çalışmalarını içeren bir kesit sunacağım kitaptan:

"Bu ara Göttingen Üniversitesi'nde bir profesörün İmparator Beşinci Charles üzerine yazdığı bir kitabı okuyorum. Adam kırk yıl çalışmış bu kitabı yazmak için. Beş gündür elli yaprak okuyabildim, daha fazla okunmuyor. Kitap 598 yaprak. Düşün, ne kadar sürecek bu kitabı bitirmek, ikinci cildi de var. İlgi çekici kitap ama.

Bir öğrenci bir gün içinde neler neler öğrenmiyor. Beni al mesela; Nelson'un son savaşı üstüne yazılmış bir yazıyı Hollandacadan İngilizceye çevirdim. Sonra da Büyük Petro'nun Norveç'e karşı giriştiği seferi inceledim. (1700-1721) 12. Charles, Xavaus Augustas, Stalislaws, Leczinsky, Mazeppa, Von Görz, Brandenburg, Pomerama, Danimarka, hepsi işin içine karışıyor, bir o kadar da tarih.

Bu yetmiyormuş gibi Brezilya'yı ele aldım, Bahia tütünü, kahve bolluğu, Rio de Janeiro, Pemembuco, Sao Paulo'nun bir buçuk milyonluk nüfusu, Amazon nehri üstüne bilgi edindim. Zenciler, Mullatolar, Mestizoların nasıl insanlar olduğunu , yüzde ellisinin okuma yazma bilmediğini, sıtmadan kırıldıklarını öğrendim. Daha vaktim kaldığı için de kaşla göz arasında bir ailenin şeceresini çıkardım: Jan the Elder, Willelm Lodewijk, Ernst Casimir, Hendrik Casimir, Margretta Fransiska'ya kadar çıkıyor.

Saat on iki. Tavan arasında çalışma programına biraz da kilise tarihi okuyarak devam ettim. Başım da şişti ama. Saat bir.

İkide zavallı çocuk yeniden masabaşına döndü. Bu sefer dar, geniş burunlu maymunları inceledi. Kitty, hemen söyle bakalım, su aygırının kaç ayak parmağı vardır? Ardından Tevrat, Nuh, Nuh'un gemisi. Daha sonra beşinci Charles. Peter ile de Thackeray'ın yazdığı The Colonel adlı kitabı okuduk."

Bunlar sadece çok küçük bir kısım. Bütün bu kaynakları Anne'e sağlayan yine yardımsever insanlar elbette. Okuyabildiği kitaplar çok kullanılmış ve yıpranmış olsa da okumak ve yazmaktan aldığı zevki hiçbir şeyden alamıyor bu tatlı kız.

Anne'in dik duruşu, olgunluğu, okuma aşkı bana ilham kaynağı oldu. Hele ki günümüzde 13 yaşındaki bir gencin dünya tarihini bırakın wattpad'ten öteye geçemediğini düşünürsek...

Kalub(Ela), Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
02 Mar 14:54 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Anne Frank yahudi bir ailenin ikinci kızıdır.Babasının ona 13.yaş gününde hediye ettiği günlük genç kızın içini dökebildiği tek yerdir. Anne Frank’in 1942-44 yılları arasında tuttuğu günlük II. Dünya Savaşı sırasında yaşananları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Hem de gencecik bir kızın penceresinden

Bu küçük kızın yerinde ben olsam ne yapardım ile yatıp kalktım kitap boyunca.Nasıl bir tarih yazmış bu küçük yürek? Sıkışmış bir dünyada nasıl var olmuş? Bu çocuk gerçek mi sahiden? Dünyadan bir kez daha nefret ettim.

uerodoplu, Anne Frank'in Hatıra Defteri'yi inceledi.
17 Şub 02:40 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Kitaba başladım ve bir gariplik fark ettim. Kullanılan dil çok yapmacık geldi. Çevirene baktım, "Türkçe'ye çeviren" yerine "Türkçe söyleyen" Can Yücel diyor. Okumaya devam ettim ama gerçekten çok itici ve yapmacık bir çocuk dili kullanılmış. Merak ettim acaba orijinali de mi böyle diye ve Flemenkçe bilmediğim için İngilizce çevirilerine baktım. İki çeviri birbiriyle son derece alakasız. Türkçe çevirisinde eksik ve sonradan eklenmiş yerler çok fazla. Mesela kitabın ilk cümlesi şu şekilde; "Söze seni aldığım andan itibaren başlayacağım, yani doğum günümde masamda gördüğüm andan itibaren. (Sen satın alınırken de oradaydım ama bu sayılmaz.)" Fakat bu kısım Can Yücel çevirisinde yok. Veya Can Yücel çevirisinde 5. sayfada olan "Günün birinde çok candan bir arkadaşım olursa -kız, oğlan, orasını bilmem- o zaman işte ona gösteririm." kısmındaki "oğlan, kız" İngilizce çevirisinde yok. Can Yücel'in kendine has bir çeviri tarzı var, biliyorum fakat en azından benim için kitabı okunamaz bir hale getirmiş maalesef. Buram buram çeviri kokan, yapmacık bir kitap elimde tuttuğum. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı fakat bu şekilde okuyamayacağım. Farklı bir çeviri aramaya başladım ya da alıp İngilizcesine devam edeceğim.

Bütün İncelemeleri Göster