Attila İlhan

Attila İlhan

YazarÇevirmen
8.3/10
5,3bin Kişi
·
22,9bin
Okunma
·
3.320
Beğeni
·
68,9bin
Gösterim
Adı:
Attila İlhan
Tam adı:
Attilâ Hamdi İlhan
Unvan:
Türk Şair, Romancı, Denemeci, Gazeteci ve Eleştirmen
Doğum:
Menemen, İzmir, Türkiye, 15 Haziran 1925
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 11 Ekim 2005
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005), Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır. Hayatı 15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir.
126 syf.
Sevmek insanın yüreği kadar diyen Attila İlhan şiirlerinde her bir dizede bir mesaj veren özelliğiyle bu kitap hayatın bir özetidir ( kendi ifadesi ) mantığıyla ele alınmış okunabilir güzel bir şiir kitabı, eseridir. Kimi zaman ayrılıkların insana yaşattığı hüzün kimi zaman da sevgiye, sevdaya duyulan özlemin insan hayatına yansıyan tüm sosyolojik durumlara vurgu yaparak insanın duygu durumunu dile getirmektedir. Bazen konular başka konularla alakasız dizeler dörtlükler olsa da okudukça dizelerdeki derin anlamları kavramak zor olmuyor. Dili sade, anlaşılır ve akıcı kullanmış, okunabilir bir eser, tavsiye ederim. İyi okumalar.
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Attila İlhan; kelimenin tam anlamıyla “ bu topraklara ait” bir şair,yazar,romancı,gazeteci, fikir adamı.

Doğu-Batı meselesinin üzerine kafa yoran, hayatı da bizzat bu meseleyle yoğrulmuş, “hangi?” sorusunu çeşitli mevzularda kitaplarıyla sormuş, başka türlü bakabilmiş adamlardandı. Rahmet olsun..

Hani Neşet Ertaş eserleriyle Türkiye’yi nasıl anlayabiliyorsak, Attila İlhan için de durum yaklaşık böyledir. Bazı adamlar ortak değerimizdir. Hayatını merak edenler detaylı araştırabilirler. Can Yücel’le çocukluk arkadaşı, Sadri Alışık’ın kayınçosudur mesela. Başta Paris yılları olmak üzere( ki Avrupanın iç yüzünü çok genç yaşta tanımasına vesile olmuştur) çok maceralı uzun bir ömür. Atatürk'ü de en iyi anlatan adamlardandır, siyasete politikaya da kafa yoran adamlardan.

Batı'nın Deli Gömleği ve hangiler zinciri..

Hangi Batı

Hangi Atatürk

Hangi Sol

Hangi Sağ

Hangi Seks

Hangi Küreselleşme

Hangi Laiklik

Şiire gelirsek, şiiri de bir Türkiye tablosudur. Modern Türk şiirinde hem kendine özgü hem de her şairi biraz anımsatan şairdir. Hem çevresini hem hayatı çok iyi gözlemlemiş, insanı, insanın ruhunu ve derinliğini çok güzel anlatmıştır.
"Ben sana mecburum" kitaba ismini veren, herkesin en az bir kere okuduğu, ülkemizde en sevilen şiirlerin başlarında gelir. Ben biraz daha az bilinen şiirlerinden bahsetmek istiyorum bu kitaptaki.

Belma Sebil (Seni ben Kallavi sokağında gördüm) ah ki ah. Bir hayalin, bir derdin, bir sevdanın peşinden böyle gidebilmek. Sanırım henüz çok genç yaşta olanların veya genç hissedenlerin harcı olsa gerek.. Bir video hazırlamışlar ,şiir müzik ve fotoğraflarla çok da uyumlu ve güzel olmuş.Kısa bir şiir ama ne şiir, dinleyiniz..
https://www.youtube.com/watch?v=sXF9CWOmKiI

Bir de öyle şiirlere rastladım ki bu kitapta , kendisinin çok sevdiği "hangi" ifadesiyle, "Hangi Attila İlhan " diyesim geldi. Şu dizeleri İslamcı, dindar,muhafazakar gibi sıfatlarıyla tanınan Sezai Karakoç veya Cahit Zarifoğlu yazdı deseler, bu şairleri tanıyanların da sanırım bana hak vereceği gibi hiç kimsenin en ufak kuşkusu olmazdı. İşte en başta bahsettiğim " bu topraklara ait olma " meselesine en iyi örnek.

yazılmışsa biz dahi
azrailin ekmeğinden tadacağız
şehitlik mertebesini
yaşamak cihetine makbul tutacağız
...
ateşin başına oturdular
önce bir soğan kırdılar
dut pekmezi ve yoğurt sordular
bıyıkları tekmil ayaktaydı
müslüman ve hilal biçiminde
sonra erkekçe yatsıyı kıldılar
...
kadınla çocuk arası bir genç kız
yalnızca başı örtülü
ehramsız
yağmurun çalışkanlığına aldırmadan
akşam namazına çökmüş
tertemiz bir hüzün
kirpiklerinde parlayan

Bir de "sen beyaz bir kadınsın" şiiri var ki bence en özel olanlardan biridir. Bu şiir için de emek verip hoş bir video hazırlayanların eline sağlık demeli.

https://www.youtube.com/watch?v=RTtjZMAYZH8

Daha pek çok şiir var bu ve diğer kitaplarında, internetten de rahatlıkla bulup okuyabilirsiniz zaten. Tanımadığımız yazarları tanımaya, tanıdıklarımızı da yeniden hatırlamaya her daim ihtiyacımız var. Adına kurulmuş bir vakıf da var ,
http://tilahan.org

Son sözü şaire bırakalım, 2005 yılında göçtü bu alemden, cenazesine de katılmıştım. Geriye ölmez eserler kaldı..


son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
lâ ilâhe illallah
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür
684 syf.
·47 günde·8/10 puan
Bu söz çok sevdiğim hocama ait. Hocamız bu şiirin Attila İlhan'ı gölgelediğini, araştırmacı,
gazeteci özellikle romancı kişiliğini geride bıraktığını söylemişti. Yazarın romanlarını okumaya başladıkça hocamın sözüne daha çok hak vermeye başladım.

Bu incelemede Kurtlar Sofrası'ndan çok Attila İlhan'in romanlarına genel olarak bakmak istiyorum.

Her Anadolu genci herhalde "Ben Sana Mecburum"u bir kez okumuştur. Attila Ilhan deyince ilk akla gelen şey. Markanın zamanla ürünün önüne geçmesi gibi bu dizeler de şairin önüne geçmiş. Hadi olsa olsa bir de "Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu..."

Romancılığı tabi ki de şairliği kadar iyi değil ama ROMANLARİNİ DA MUTLAKA OKUYUN DERIM. Sitede gördüğüm kadarıyla okunma oranları çok düşük.

Ve okumaya bu eserle başlamanızı tavsiye ederim. Okuduğum diğer romanlarına göre daha derli toplu.

Attila İlhan, romancılıga basladiğı zaman kendi roman anlayışını nedenleriyle birlikte açıklamıştır:

"Bence yirminci yüzyılın romancısı okuyucusunun bir sinema seyircisi olduğunu bir an bile hatırından çıkarmamalıdır (...)

Bu sebeple yazar,hareket ve eyleme önem verir, gündelik çizgilerden hoşlanmaz. Romanın gözlem ve monologdan ibaret olmaması gerektiğini vurgular.

Aynı dönemde eser verdiği toplumcu-
gerçekçi yazarları çok sert bir dille eleştirir. Köy gerçeklerini anlatan bu eserlerden neredeyse nefret etmektedir ve moda olmasından yakınmaktadır. Tarzlarını kuru, yavan bulur. Bireyi savsakladıklarını düşünür. Hepsinin birbirinin tekrari olmasından yakınır. Romanı ideolojilerinin esiri yaptıklarını söyler.

Yazara göre nedenleri şudur: Köylünün dar kafalı olduğunu düşünür ve değişimin köyden başlayamayacağını savunur (Kaynak:Sokaktaki Adam Önsözü) Bu düşüncesini dış kaynaklarla destekleyerek açıklar.

Değişim ona göre ara bir yerden şehirde yaşayıp da şehirli olamamış, Batı kültürüne adapte olamadıkça kendi kültürüne de yabancılaşmışlardan başlamalıdır. Kahramanları da çogunlukla bu yöndedir.

Ben, yazara bireyi öne koyduğu için katılıyorum. Değişim evet, bireyden başlar. Toplumcuların bireyin psikolojisini ihmal ettiklerini fark etmişimdir hep. Öte yandan hepsinin birbirinin tekrarı olduğunu düşünmüyorum ve köy insanına bu kadar tekrar tekrar anlatmalarından rahatsız değilim. Köyün yoksulluğundan bahsedip dram yaratacak değilim ama o cahillik böyle göze sokulmalıydı ancak. Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın vs. bunlar köy çocuklarıydi ve en iyi bildikleri şeyi anlatacaklardı. Attila Ilhan şehirde büyümüs belki sıkılması bir yandan da bu yüzdendir. Genelde gözlemlediğime göre köyde büyüyen köy edebiyatını daha çok sever. Ayrıca belli bir seviyede kaldikça edebiyatta ideolojiye de karşı değilim.

Attila İlhan'ın o dönemde yeni bir anlayışı temsil etmesini de takdir ediyorum. Zira onun roman tarzı teknik ve içerik olarak bir çok yazarı etkilemiş ve ortaya doyurucu eserler çıkmış.

Onun ilk okuduğum romanı: NE ISTEDIĞINI BİLMEYEN AMA NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEN ADAM sloganıyla ortaya koyduğu "Sokaktaki Adam"dı. Üniversite yaşlarının vermiş olduğu romantik kafanın etkisiyle de birlikte slagona bayılmış, eseri sevmiş Kamarot Hasan'a neredeyse aşık olmuştum.

Daha sonra Atatürk'ü anlattığı Gazi Paşa, Fena Halde Leman, Zenciler Birbirine Benzemez ve Bıçağın Ucu'nu okudum.

Attilla İlhan'ın siyasetiyle,sosyal çalkantılarıyla birbirinden çok farklı insanlarıyla bir dönem panaroması yaratmaya çalıstıgını fark ettim. Bu yönüyle onun eserlerini tarihi bir roman tadıyla okumak da mümkün oluyor.

Arada kalmışları,toplum dışına itilmişleri, yalnızları çok seviyor. Umutsuz aşıkları, kodamanları, halkın kanını emenleri, baba parasiyla eğitim alıp topluma yararlı olması gerekirken olmayanları, sapıkları, gayleri, fahişeleri, pezevenkleri,sevicileri (özellikle bu gruba takıntısı var gibi) bohemlik taslayanları, gerçekten yalnızlaşanları ve toplum ilerlemesi için çabalayanları...

VE KURTLAR SOFRASİ:

Çok sevdim. Tatildi, memleketti, çocuklardı derken okumam uzadı. Bir ayı aşkın bir sürede içli dışlı olduk. Her seferinde bir zaman doğsa da esere kavuşsam diye bekledim.

Iyi bir şair iyi bir roman yazarsa elbette dili sıkıcı olmaz. Hiçbir yerde karşılaşmadığım benzetmelerle doluydu hatta benzetme olmayan cümle neredeyse yoktu. Örneğin bir sigara yaktı diyecek:"Bir sigara elinde kırmızı parladı" diyor.

İmgelerin ve benzetmenin tadını biraz kaçmış ama ben rahatsız olmadım.

NELER GÖRDÜM :

Herbiri birbirinden farklı kalabalık kadroyu...

Aşkın her türlüsünü... muhteşem bir şair anlatımıyla olağanüstü benzetmelerle...

Cumhuriyet sonrası Türkiyesi'ni gerilemesiyle, yobazlaşmasıyla, ne batılı ne doğulu olamayışıyla, kokuşmuşluğuyla...

Kötümser bir havada yazılan romanda çözüm de ülkenin Kuvay-ı Milliye ruhuyla düzeleceğini savununan bir Mahmut vardı. Bir de tespitleriyle Hüsnü Faik karekterinin zihninde gezinen bir ATATÜRK...

Atatürk zaten romanın yazıldıgı zamanlarda vefat etmiş çoktan. Mahmut da öldürüldü. Kafamızda soru işaretiyle kaldık.

Yazarın romanlarında gördüğüm bir farklılık şöyle: Birkaç karakter birden çok romaninda yer alıyor. İş Bankası Yayınları baskısında bu karakterler dip not ile belirtilmiş.

Böyle kalabalık bir kadro ile boyle uzun bir roman yazmak kolay değil bence. Ben bu basarıyı Mithat Cemal Kuntay'in Üç İstanbul romanında da görmüstüm. Iki eseri benzettim. Yazar etkilenmiş olabilir.
Öte yandan Ümid'in Mahmut öldükten sonra onun notlarına bakıp onu yeniden yaşaması ve onunla konuşmasını Tutunamayanlar'daki Selim ile Turgut'a benzettim. Bu eser bu yönüyle Oğuz Atay'ı etkilemiş olabilir.
426 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kesinlikle OKUMALISINIZ...
Eğer Atatürk'ü gerçek anlamda tanımak istiyorsanız vakit kaybetmeden okuyun.
Günümüzde Atatürk'ün ve Atatürkçülük'ün ne kadar yanlış anlatıldığını, insanların özellikle siyasilerin Atatürkçülük adı altında neler yaptıklarını goreceksiniz.
Atatürk'ün bu ülke için neler yaptigini ve yapmak istediğini daha iyi anlayacaksinz.
Atatürk'ün Arap ülkeleri ve Batı ülkeleri hakkında dusuncelerini, kendi ağzından sözlerini okumak sizi sasirtacak.
Ve eminim ki Atatürk'e olan saygınız daha da artacak.
125 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Güzel duyguları anlatan şiir kitaplarını okumayı seviyorum. Bu şiir kitabını da arka fonda güzel bir müzikle okuma zevkini tattım. Sevda, özlem, özgürlük, sevgili örüyorlar gizlice şiirler.
100 syf.
·4 günde·8/10 puan
Okuduğum ilk Attilâ İlhan kitabı.Kitabı bitirdikten sonra tüh keşke tersten okusaydım dedim. “Meraklısı İçin notlar” bölümü var yaklaşık son 10 sayfayı kapsıyor.Yazar orda şiirlerin duygularından, hayatındaki öneminden hangi şiiri ne amaçla yazdığından bahsediyor.Onları okuduktan sonra şiiri okumak daha anlamlı.Genel olarak beğendim ve diğer kitaplarını da alıp okurum mutlaka.

“Gözlerin gözlerime değince
Felâketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım...”

“Ellerini saçlarıma dolaştırma
Parmakların dudaklarıma değmesin
Bu ağaçlar böyle yeşil giyiyorlar
Bu yıldızlar gözlerine doğuyorlar
Ellerini saçlarıma dolaştırma
Nefesin avuçlarıma esmesin
Yoksa yine yolcuyum...”

Yazarın biyografisi

Adı:
Attila İlhan
Tam adı:
Attilâ Hamdi İlhan
Unvan:
Türk Şair, Romancı, Denemeci, Gazeteci ve Eleştirmen
Doğum:
Menemen, İzmir, Türkiye, 15 Haziran 1925
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 11 Ekim 2005
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005), Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır. Hayatı 15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir.

Yazar istatistikleri

  • 3.320 okur beğendi.
  • 22,9bin okur okudu.
  • 450 okur okuyor.
  • 8,6bin okur okuyacak.
  • 210 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları