Attila İlhan

Attila İlhan

8.6/10
1.177 Kişi
·
4.953
Okunma
·
1.288
Beğeni
·
17.725
Gösterim
Adı:
Attila İlhan
Tam adı:
Attilâ Hamdi İlhan
Unvan:
Türk Şair, Romancı, Denemeci, Gazeteci ve Eleştirmen
Doğum:
Menemen, İzmir, Türkiye, 15 Haziran 1925
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 11 Ekim 2005
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005), Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır. Hayatı 15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir.
"- ... Savaş korkunç, çok korkunç, çünkü hep alır, ya hiç vermez, ya da acılar verir, katlanılması güç acılar."
Attila İlhan
Sayfa 34 - Bilgi Yayınevi - 1 Baskı - 1978
a/ Türkiye'yi yalnızlığa itenler bütün dünya ülkeleri değildirler, aslında Türkiye'nin ittifaklarla bağlı olduğu, zor zamanlarında yardım edecek sandığı batılı ülkelerdir.
b/ Bu davranış bu ülkelerin dost olmadıklarını gösterdiği kadar, bizim çeyrek yüzyıllık dış politikamızın ülkemizin çıkarlarına ve yararlarına göre ayarlanmadığını da açıkça gösterir. Çünkü sonuç ortadadır.
Attila İlhan
Sayfa 116 - Bilgi Yayınevi, 5. Basım, Mayıs 1999
besbelli bu gece yıldızlar görünmeyecek
Attila İlhan
Sayfa 65 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ilk yağmurlarla birlikte geleceğim
eğer ben gelmezse​m yağmurlar gelecek
Attila İlhan
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bir de ne, ayak üstü uydurulmuş sözlerle, durup durup başladıkları duruma çok uygun o türkü, Plevne türküsü:

"Olur mu böyle olur mu,
kardeş kardeşi vurur mu?
Kahrolası diktatörler,
bu dünya size kalır mı?"
Attila İlhan
Sayfa 368 - Bilgi Yayınevi - 1 Baskı - 1978
sessizce kendi kendime ağlayasım gelir
nedense kim bilir
Attila İlhan
Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Türk askeri hiç üstüne gerekmeyen bir savaşa bulaşırmış, pisipisine kırılırmış, adamın umurunda mı?
Attila İlhan
Sayfa 193 - Bilgi Yayınevi - 1 Baskı - 1978
Yarı feodal bir toplumsal bünye, az gelişmiş bir ekonomiyle emperyalist düzene katılışımızın kaçınılmaz sonucudur tahakküm. Şartlar değiştirilmezse, bu gitsin yerine bin Menderes getirirler.
Attila İlhan
Sayfa 454 - Bilgi Yayınevi - 1 Baskı - 1978
senin için yağmur hazırladım
hadi ışıkları getir yağdıracağım
Attila İlhan
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Attila İlhan; kelimenin tam anlamıyla “ bu topraklara ait” bir şair,yazar,romancı,gazeteci, fikir adamı.

Doğu-Batı meselesinin üzerine kafa yoran, hayatı da bizzat bu meseleyle yoğrulmuş, “hangi?” sorusunu çeşitli mevzularda kitaplarıyla sormuş, başka türlü bakabilmiş adamlardandı. Rahmet olsun..

Hani Neşet Ertaş eserleriyle Türkiye’yi nasıl anlayabiliyorsak, Attila ilhan için de durum yaklaşık böyledir. Bazı adamlar ortak değerimizdir. Hayatını merak edenler detaylı araştırabilirler. Can Yücel’le çocukluk arkadaşı, Sadri Alışık’ın kayınçosudur mesela. Başta Paris yılları olmak üzere( ki Avrupanın iç yüzünü çok genç yaşta tanımasına vesile olmuştur) çok maceralı uzun bir ömür. Atatürk'ü de en iyi anlatan adamlardandır, siyasete politikaya da kafa yoran adamlardan.

Batı'nın Deli Gömleği ve hangiler zinciri..

Hangi Batı

Hangi Atatürk

Hangi Sol

Hangi Sağ

Hangi Seks

Hangi Küreselleşme

Hangi Laiklik

Şiire gelirsek, şiiri de bir Türkiye tablosudur. Modern Türk şiirinde hem kendine özgü hem de her şairi biraz anımsatan şairdir. Hem çevresini hem hayatı çok iyi gözlemlemiş, insanı, insanın ruhunu ve derinliğini çok güzel anlatmıştır.
"Ben sana mecburum" kitaba ismini veren, herkesin en az bir kere okuduğu, ülkemizde en sevilen şiirlerin başlarında gelir. Ben biraz daha az bilinen şiirlerinden bahsetmek istiyorum bu kitaptaki.

Belma Sebil (Seni ben Kallavi sokağında gördüm) ah ki ah. Bir hayalin, bir derdin, bir sevdanın peşinden böyle gidebilmek. Sanırım henüz çok genç yaşta olanların veya genç hissedenlerin harcı olsa gerek.. Bir video hazırlamışlar ,şiir müzik ve fotoğraflarla çok da uyumlu ve güzel olmuş.Kısa bir şiir ama ne şiir, dinleyiniz..
https://www.youtube.com/watch?v=sXF9CWOmKiI

Bir de öyle şiirlere rastladım ki bu kitapta , kendisinin çok sevdiği "hangi" ifadesiyle, "Hangi Attila İlhan " diyesim geldi. Şu dizeleri İslamcı, dindar,muhafazakar gibi sıfatlarıyla tanınan Sezai Karakoç veya Cahit Zarifoğlu yazdı deseler, bu şairleri tanıyanların da sanırım bana hak vereceği gibi hiç kimsenin en ufak kuşkusu olmazdı. İşte en başta bahsettiğim " bu topraklara ait olma " meselesine en iyi örnek.

yazılmışsa biz dahi
azrailin ekmeğinden tadacağız
şehitlik mertebesini
yaşamak cihetine makbul tutacağız
...
ateşin başına oturdular
önce bir soğan kırdılar
dut pekmezi ve yoğurt sordular
bıyıkları tekmil ayaktaydı
müslüman ve hilal biçiminde
sonra erkekçe yatsıyı kıldılar
...
kadınla çocuk arası bir genç kız
yalnızca başı örtülü
ehramsız
yağmurun çalışkanlığına aldırmadan
akşam namazına çökmüş
tertemiz bir hüzün
kirpiklerinde parlayan

Bir de "sen beyaz bir kadınsın" şiiri var ki bence en özel olanlardan biridir. Bu şiir için de emek verip hoş bir video hazırlayanların eline sağlık demeli.

https://www.youtube.com/watch?v=RTtjZMAYZH8

Daha pek çok şiir var bu ve diğer kitaplarında, internetten de rahatlıkla bulup okuyabilirsiniz zaten. Tanımadığımız yazarları tanımaya, tanıdıklarımızı da yeniden hatırlamaya her daim ihtiyacımız var. Adına kurulmuş bir vakıf da var ,
http://tilahan.org

Son sözü şaire bırakalım, 2005 yılında göçtü bu alemden, cenazesine de katılmıştım. Geriye ölmez eserler kaldı..


son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
lâ ilâhe illallah
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür
Attila İlhan için yapılan videolarda, yazılan yazılarda girizgah genellikle şu sözlerle yapılır ya: kimi zaman ayrılık da sevdaya dahil dedi kimi zaman da ben sana mecburum.. Beğenirim bu girişi ve ben de iliştireyim incelememe.
Her konuda güzel bahsedilir ondan. Zamanında siyasi olaylardan başı yanmış olsa da Nazım aşkına..
Her duyguyu zirvelerinde yaşayan usta biri.. Ayrılığın da en hasını yazar sevdanın da. Kırgınlığın, umudun da.. Onun şiirlerini anlamak için her şairde olması gerektiği gibi hayatına bir göz atmanız lazım.
Her yazılmışlığın bir yaşanmışlığı vardır.
Örneğin attila'nın pia sı.. Her zaman en sevdiklerim arasında olacak. Herkes onun şiirlerini sevmek zorunda değil. Yoğun yazar, bütün anlamları eritip dizelerine akıtır. Bir değil bir çok yönü vardır. Aşk, sevgi, ayrılık olduğu kadar vatan , millet , özgürlük de vardır şiirlerinde. Mustafa Kemal'i çok görürüz, ulusal direnişi, kuvayi milliye yi, halk arasından civanları.. Kendisi 15 haziran 1925 te İzmir'in menemen ilçesinde doğdu. Yunan'ın İzmir'e çıkartma yaptığı zamanlarda kurşunlar arasında çocukluk zamanı yaşadı, tabi ne kadar çocukluk zamanı denirse.. Şiirle ülfeti dedesi zamanından geliyor, dedesi saraydan bir takım şehzadelerle arkadaşmış ve şiir yazarmış.. Yanlış hatırlamıyorsam babası divan edebiyatı yazdığı için Attila'yı beğenmezdi. Ama bu bilgi kafamda silik vaziyette, yanlış aktarmak istemem.
Nazım Hikmet'in şiirini aşık olduğu bir kıza yazıp verdi ve okul dolabında bu şiir yakalanınca hapse düştü. Malum o zamanlar okul yönetimi de pek sıkı. Bu da onunla ilgili ekstra bir bilgi olsun.
Anadolu nun çeşitli yerlerinden Paris e kadar uzanan bir geçmişten bahsetmek mümkün.
Bu bilgileri yazmamdaki amaç onu biraz olsun anlatmak. Şiirleri bu şekilde daha bir değer taşıyor çünkü.. Elbette sadece inceleme yazmalıydın diyenler olabilir, zaten bu bir biyografik yazı olsaydı sayfalarca sürerdi. Sadece inceleme olsaydı da bir anlam taşımazdı bence.
Noktalama işaretleri ve büyük harf kullanmadığını söylemeden geçersem olmaz. Bunda şahsına münhasır.. tabi bu tarzda yazmaya başlayan kimseler de oldu/olmuştur.

Ben sana mecburum, çok naif bir kitap bence.
Ben hayatını didik didik araştırıp okuduğum öğrendiğim ve tez hazırlar gibi titizlikle yazarak sunum yaptığım için daha bir farklı bakarım ona. Dediğim gibi, herkes sevmek zorunda değil ama okuyun derim. :)
Dizelerinde ne hikâyeler anlatır..
Kendinizden bir şeyler bulacaksınız elbet.
Mevzuu bahis Attila olunca sayfalarca yazabilirim ama ne kadar yazsam da hep eksik kalacak bilirim.
"ben sana mecburum" gibi harika bir imgeye zaten laf yok.. Diğer enfes imgelerinde olduğu gibi..
Daha ne diyeyim, daha nasıl anlatayım, umarım bir nebze olsun sizlere aktarabilmişimdir onu..
:))
Herkese keyifli okumalar..
Okuduğum ilk Attilâ İlhan kitabı.Kitabı bitirdikten sonra tüh keşke tersten okusaydım dedim. “Meraklısı İçin notlar” bölümü var yaklaşık son 10 sayfayı kapsıyor.Yazar orda şiirlerin duygularından, hayatındaki öneminden hangi şiiri ne amaçla yazdığından bahsediyor.Onları okuduktan sonra şiiri okumak daha anlamlı.Genel olarak beğendim ve diğer kitaplarını da alıp okurum mutlaka.

“Gözlerin gözlerime değince
Felâketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım...”

“Ellerini saçlarıma dolaştırma
Parmakların dudaklarıma değmesin
Bu ağaçlar böyle yeşil giyiyorlar
Bu yıldızlar gözlerine doğuyorlar
Ellerini saçlarıma dolaştırma
Nefesin avuçlarıma esmesin
Yoksa yine yolcuyum...”
Ben sana mecburum'u yaratan adamı daha yakından tanımak istedim elbette, kitapçıya girdim ve Mavicilerin Attila'yı istiyorum dedim. Elde Var Hüzün'ü önerdiler. Kızıyordum, neden hep hüzün iliştirilmişti bizim şairlerimizin yakasına? Şairlere mi kızmalıydı bunun için? Aldım kitabı, tarihimi attım, kütüphanemde bana ürkekçe bakıyordu aldım onu okudum. Beğendiğim şiirleri, parçaları alıntı olarak eklemiştim zaten, o kadardılar. Ama son sayfalarındaki röportajları ve düşünce yazıları beni daha çok etkisi altına aldı. Eğitim sisteminin bana dayattırdığı Edebiyat dersini başarıyla verebilmiş, üniversite giriş imtihanında hatrı sayılır bir net yapmıştım. Ama Attila İlhan'ı ne kadar tanıyordum? Bana MEB'in beş yüz sayfalık edebiyat ders kitabının tanıtamadığı İlhan'ı Elde Var Hüzün'ü ile kafede çay içmeye ikna ettim. Oturduk, anlaştık. Bir daha gel dedim, çay içeriz? Gelecek.
Ülkemizin değerleri yeterince anlaşılamamıştır, bunun sebebi nedir? Şairlerimiz, ozanlarımız, kültürel varlıklarımız ve toplumsal yaşam; yani tarihin tümünü oluşturan bu unsurlar, faktörler neden satırlarında, mısralarında, türkülerinde çırpınıyorlar, çığırıyorlar da duyamıyoruz? Hangi ara umursamaz olduk bu kadar? Şiirimiz hakkında neler biliyoruz? Sorularını sordurdu kendime Elde Var Hüzün. Sorular sorup, uykunuzu kaçıran kitapları sevin, okur. Hala bir şey anlatabilme çabası içinde olan kitaplar, değerlidir. Hele bir şiir kitabı sana bunu yaşatabiliyorsa, sar onu kendine, paylaşarak ama, kıskanmadan. Sorgulamak saatlerce. O ne müthiş bir bahtiyarlık!
Bana edebiyat tarihinin ders kitaplarından öğrenilmeyeceği düşüncemin bir kere daha doğru olduğunu gösteren Elde Var Hüzün'e ve Attila İlhan'a çok teşekkür ediyorum. Güzel değerlerimizden aldığım bilgi ve destekle yaşamı sorgulatan, şiiri sevdiren ve okutan, insanlığımızı çığıran kitapların varlığı bana güç veriyor.
Ben Sana Mecburum'un yaratıcısı demiştim incelememin başında, Elde Var Hüzün ile Attila İlhan'ın yalnızca bir romantik ozandan ibaret olmadığını da öğrendim. Şiir ne büyülü şey!
Şiir kitabına yorum yazmak zor ya, şimdi aklımdan geçenler şöyle..:

Bir şiir kitabını okudum deyip kütüphaneye kaldırmak olmaz bence. Yani güzel bir şarkıyı bir defa dinleyip "tamam beğendim" deyip bir daha dinlememeye benziyor bu durum. Evet bu kitabı okudum ama bu şiirleri daha çoook okurum. Gece evde el ayak çekilince bir iki tek eşliğinde mesela...

Ülkemizin yetiştirdiği nadir entelektüellerinden olan şairimizi, TRT2'de yayınlanan programı Zaman İçinde Yolculuk'la hatırlarım, çok kaliteliydi, özlerim...

Kelime ustası Attila İlhan, tabi şiirleri de usta işi, en derin anlamları en güzel kelimelerle buluşturmuş şair. Okuyanda, kendinden bir şeyler buldurtur şiirlerinde ve tatlı bir tebessümle, hüzünlü bırakır öylece...

Bol şiirli günler dilerim.
"yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersin döner yolunu bulamazsın"
.....
4-5 yıl önce okuduğumda şiirlerinden bir anlam çıkaramamıştım. Ama şimdi okuduğumda her bir satırında ne anlamlar,ne duygular dolu olduğunu anladım.
Attila İlhan ile lise zamanında ben sana mecburum şiiri ile tanışmıştım. İlk kitabı ile tanışmam da ben sana mecburum ile oldu. Kitap askıda yaşamak, tension a smyrne, memleket havası, imkansız aşk, cehennem daire ve meraklısına notlar olmak üzere altı bölümden oluşuyor.

Kitabı okurken tavsiyem; okuduğunuz şiirden hemen sonra meraklısına notlar kısmında Attila İlhan’ın o şiir hakkındaki düşüncelerini okursanız şiirleri daha iyi anlamlandıracağınızı düşünüyorum. Meraklısına notlar kısmında kitapta yer alan şiirlerin bir nevi kısa bilgiler içeriyor.

Öyle bir insan düşünün ki şiirlerinin içinde her konudan bir şeyler olsun. Aşkı, imkânsız aşkı, umutsuz bir aşkı okurken kendinizi birden siyasi bir ortamda buluyorsunuz. Ardından bir bakmışsınız Kuvayı Milliye ile karşılaşmışsınız. Halkın içine sürüklenmişsiniz. Kitabında Mustafa Kemal hayranlığına tanık oluyoruz. Milli mücadeleye olan bakışını görüyoruz. Şiirlerinde aslında kendini anlatmış ama biz kendimizi de o satırlarda anlıyoruz. Adının başında Hamdi isminin olduğunu ‘Telsizci Hamdi’ şiirinden sonra öğrendim.

Hayatı çalkantılı ve gerilim dolu bir şekilde geçtiği için şiirleri de o şekilde ilerliyor. Kendinizi kaptırdık mı o satırlardan çıkmak güç bir durum. Paris’te yaşadığı süre boyunca Fransa toplumunu gözlemlemiş. Bunu şiirlerinde de görüyoruz. Ben sana mecburum şiirinden sonra hürriyet ve istiklal benim karakterimdir şiirini çok beğendim. Ardından sen beyaz bir kadınsın geliyor. Aslında her şiirinin benim için ayrı bir değeri var.

Şairimizin başı belalardan yaşamı boyunca pek kurtulmamış. Son olarak kendisinin Nazım Hikmet hayranı olduğunu da söylemek gerek. Hatta zamanında Nazım’ı kurtarma operasyonunda faal görevler aldığını öğrendim. Lise zamanında Nazım şiiri yüzünden eğitim hayatına ara vermek durumunda kalmış.
Şiirlerin içinde kaybolmak isterseniz "böyle bir sevmek" adlı bu eserden faydalanabilirsiniz...

Eserdeki şiirler insanın korkuları, aşkları, acıları, mutlulukları üzerine yazılmış dizelerle dolu. Okurken şiirdeki duyguyu yaşıyorsunuz...

Son bölümlerde "meraklısı için notlar" bölümü şiirlerin nasıl ve ne zaman yazıldığı ile ilgili bilgiler veriyor...

Son bölüm olan "meraklısı için ekler" bölümünde ise sanki bir söyleşide kendisi ile konuşuyormuşsunuz hissi ile doluyorsunuz. Bu bölümde 1976 yılında politika da yayınlanan köşe yazıları ise sohbet tadında...
Attila İlhan'ın şiirlerini ilk gençlik yıllarında okur, içten içe çok beğensem de "piyasaya" uyarak eleştirirdim, şimdi bu durumum çok komik geliyor.

Kitap, yazarın 1950'li yıllarda yazdığı az sayıda, tartışmalı şiir barındırıyor. Kitabın ikinci bölümünde de meraklısına yazarın şiir eleştirilerine cevapları ve şiirlerin hangi duygudurumlarında yazıldıkları var.

YAĞMUR KAÇAĞI
"Elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek..."
Sadece bir şiir,hem kitaba isim ,hem de kitabın okunma nedeni.
Bunun sebebi sanırım milletçe aşktan yaralı, sevdiğimizden ayrı,sonra hayatımıza girenlerde ilk sevgiliyi aramak gibi parçalanmış bir duygu sendromunda olmamız.


Şiirde liriklik,hayatta romantizm,aşkta vefa güzel durumlar elbette ama.
Amadan sonra ki duruma gelince;
Romantik bir realist olarak bu duygu halini sağlıklı bulmuyorum.
Duygusallığı yönetecek irade de olmalı insan diye düşünüyorum.

Kitap; esas sevilenin aşkının sunağında,kurban edilen diğer aşkların öyküsüdür.


Gördüğü her surette temizlemeye çalışır yürek, unutamadığının kırıp döktüklerini...

Yazarın biyografisi

Adı:
Attila İlhan
Tam adı:
Attilâ Hamdi İlhan
Unvan:
Türk Şair, Romancı, Denemeci, Gazeteci ve Eleştirmen
Doğum:
Menemen, İzmir, Türkiye, 15 Haziran 1925
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 11 Ekim 2005
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005), Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır. Hayatı 15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir.

Yazar istatistikleri

  • 1.288 okur beğendi.
  • 4.953 okur okudu.
  • 90 okur okuyor.
  • 2.411 okur okuyacak.
  • 40 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları