1000Kitap Logosu
Ayhan Songar
Ayhan Songar
Ayhan Songar

Ayhan Songar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
29 Kişi
56
Okunma
9
Beğeni
1.555
Gösterim
Unvan
Yazar,Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nın kurucusu
Doğum
Gönen, Balıkesir, 1926
Ölüm
İstanbul, 2 Temmuz 1997
Yaşamı
Ayhan Songar (d. 1926, Gönen, Balıkesir - ö. 2 Temmuz 1997, İstanbul) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nın kurucusu olup, otuz dört yıl kürsünün başkanlığını yapmıştır. Çağdaş psikiyatrinin de kurucuları arasında yer alan Ayhan Songar, aynı zamanda Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin Genel başkanlığını da yapmıştır. Görevleri arasında New York Bilimler Akademisi üyeliği de bulunan Songar, Aydınlar Ocağı, Türkiye Milli Kültür Vakfı ve Türk Edebiyatı Vakfı'nın kurucuları arasında da yer almış; Aydınlar Ocağı ile Türkiye Milli Kültür Vakfı Genel Başkanlıklarında da bulunmuştur. Şiir ve musiki konularında da bir çok makalesi bulunan Ayhan Songar'ın yirmi altı neşredilmiş eseri vardır. Ayhan Songar'ın "Die Menschen und die Psychologie" adlı uzun bir bildirisi Almanya'daki psikiyatr dergilerinde bir çok kez ana kaynak olarak gösterilmiştir. Ayrıca uzun yıllar T.C. Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu, Müşadehane Şubesi Müdürlüğü yapmıştır. 1997 yılında rahmetli olmuştur. Cerrahpaşa Tıp fakültesi, Psikiyatri bölümünde ismi verilmiş bir amfi bulunmaktadır. Kişisel yaşamında, Espritüel kimliği, şakaları, Sanata ve özellikle Türk sanat müziğine olan ilgisiyle tanınır. Kendisi amatör fotografçılığa merakıyla da bilinmekte birlikte çok geniş bir fotograf makinesi kolesiyonuna sahiptir. Kendisi de kadın doğum uzmanı olan eşinden (Reyhan Songar) Türkiye Cuhmhuriyeti Büyükelçisi Ecvet Tezcan ile evli olan bir kızı (Neslihan Tezcan) ve iki torunu (Esma, Tarık Tezcan) vardır. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu mezarlığı 'ndadır.
Eyüp Kahya
Ruh Hekiminin Hatıraları'ı inceledi.
136 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Ruh Hekimi Prof. Dr. Ayhan Songar meslek hayatında yaşadığı olayları, kimlerle karşılaştığını , neler yaşadığını hatıralar demeti şeklinde bize sunuyor. Üstad Necip Fazıl ' dan , Peyami Sefaya , Neyzen Tevfik ten , Bakırköy Ruh ve Sınır hastalıkları kurucu Mazhar Osman ' a ve benim hayatımda ayrı bir yeri bulunan Fethi Gemuhluoğluna kadar bir sürü tanındık simaya da hatıralarında yer veriyor. Bazen gülecek, bazen hüzünlendirecek bazende ibret alıp düşüneceksiniz. Kitaptan şu kısmı yazmadan edemeyeceğim; Yoldan rastgele bir delikanlı çevirin, konuşun. Bütün vokabüleri " olanaklı " " seçenekli " bir kaç yüz kelimeden ibarettir. Sorarsanız en büyük düşmanı Osmanlı.... Kendisine bu memleketi , bu toprakları bağışlayan ecdadına kin kusuyor. Edebiyatını, musikisini, sanatını, asırların kültür birikimini anlamaz , bundan bihaber , bir " Batılılaşma " dır tutturmuşuz. Topraklarımızın pek küçük bir kısmı Avrupa kıtasında, kendimizin Avrupalı olduğunu iddaa eder, bir yüz karası şeklinde daima sonuncu olduğumuz Eurovision şarkı yarışmalarına katılırız. Bize o yarışmalarda rey verirler, itibar gösterirler mi sanıyorsunuz? Bugün bütün Avrupa vize koymak suretiyle Türk insanına hudutlarını kapatmakla meşgul... Neden ? Kendi memleketindeki iş sahalarının Türkler tarafından işgal edildiğinden mi ? İnanmayın. Bir zamanlar bir Alman sanayicisi , memleketinde Türklerin yaptığı işleri Alman vatandaşlarının esasen kabul etmediğini söylemişti de utanayım mı , kızayım mı bilememiştim. Türk düşmanlığı Avrupa da zaman zaman bir histeri nöbeti şeklinde nükseder. Çünkü daha dün padişahımıza dehalet eden kralının , Osmanlı hükümdarı tarafından tayin edilen prensinin , valisinin hatırasını, ensesinde daima hissettiği sillemizin acısını son olarak da Anadolu ' dan fışkıran o mukaddes Milli Mücadelemizin önünde baskumandanını terkedip kaçacak delik arayan müstevli özentisi babalarını, dedelerini unutmamıştır da ondan. Bir türlü anlamak ve anlatmak istemeyiz... Bu insanlara yıkanmasını biz öğrettik, bizden görünceye kadar Parıs sokaklarında Lağımlar akarmış. Daha 18' inci asırda bile akıl hastalarına " içinde cinler var " diye meydanlarda diri diri yakan , batı medeniyetiydi!
Ruh Hekiminin Hatıraları
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
S. Ali
Haşhaş Meselesi ve Türkiye'yi inceledi.
77 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Haşhaş Meselesi ve Türkiye
Bu kitap, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kürsü Başkanı Prof. Ayhan Songar tarafından Kasım 1974 tarihinde yazılmıştır. Kitap, "Haşhaş ziraati ile ekmeğini kazanan 30.000 Türk köylü ailesine ithaf olunur" diyerek önemli bir vurgu ile başlıyor. ABD tarafından Türkiye'de haşhaş ekiminin yasaklatıldığı dönemde, yani, yasaklama olayının yaşandığı sırada sıcağı sıcağına yazılmış bir kitap. 1974 yılı ve öncesi işleniyor. Afyon üretimi, Türkiye'nin bu konuda yeri, satım alanları, ilaç sanayisindeki yeri, uyuşturucu madde olarak kullanımı, kaçakçılık vb. çeşitli bilgiler yer almaktadır. Türkiye'de haşhaş yasağının kaldırılması üzere ABD basınında çıkan aleyhte yazılara da yer veriyor. ABD, Time dergisinde yasağın kaldırılmasına yönelik itham edilen hususlara, Ayhan Songar da tek tek cevap veriyor. Hatta bu iftiraların ancak 'şaka' olarak gülünüp geçilebilecek nitelikte olduğunu ifade ediyor. ABD gençliğinin Türk afyonu ile zehirlendiği tezine karşı olarak, dönemin içinden kaynaklarla cevap veriyor. Bu küçük kitapçık, 1974 yılında, Afyon yasağının sebepleri üzerine yazılmıştır. 2019 da çok kapsamlı ve daha derin bilgilere ulaşılabilir ama yazıldığı dönemin o ruhunu yansıtması anlamında okunabilir. Arşivimden tesadüf eseri buldum. 8-9 Temmuz 2019 tarihleri arası okudum. 15 Eylül 2019 tarihinde ise bu kısa inceleme yazısını ekledim.
Haşhaş Meselesi ve Türkiye
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Ynji
Beynimiz ve Sinirlerimiz'i inceledi.
90 syf.
·
6 günde
·
10/10 puan
İnsanin nasil mukemmel bir varlik oldugunu, beyin ve sinirleri bile tam anlayamadigimizi bir kez daha anladim. Kisa ama bilgi dolu çarpıcı bir kitap..
Beynimiz ve Sinirlerimiz
OKUYACAKLARIMA EKLE
1