Charles Brokaw

Charles Brokaw

Yazar
7.9/10
22 Kişi
·
46
Okunma
·
4
Beğeni
·
927
Gösterim
Bir sırrı muhafaza etmekle, onun bir gerçek ve dünyayı mahvedecek güce sahip olduğunu bilmek farklı şeylerdi.
Bize güzel kadınlar karşısında ayağa kalkmamız gerektiği öğretilmişti, size olan saygımdan dolayı kalkmak istedim sadece, belki de annemin verdiği terbiye vurulmama neden olacaktı.
Tanrı bizim direncimizi sınamak için aşılması güç dağları ve okyanusları yaratmıştır.
Bir dil, halkları ten rengi, siyaset, dinsel inançlar ya da zenginlik kadar hızlı ve kolayca birleştirebilir ya da ayırabilir.
"Bu durumda rap şarkıcıları bile kendilerine göre bir dil yaratıyorlar."
"Hayır, aslında onlar dil yaratmıyorlar, Shakespeare'in İngiliz dilinde yaptığı gibi, dili halktan alıp eşsiz bir sanat haline getiriyorlar."
Cebinden parasını çalmak istediğin adamın kim olduğunu bilmen gerekir, değil mi? Çarpacağın insanı tanırsan belki de bu fikirden vazgeçer, kendine başka bir kurban arayabilirsin. Ben de seni tanımadığım için sana hafif bir ceza verecek, sadece bir parmağını kıracağım.
Doğru anahtarı bulmak için sabır ve onları okuyup anlamlarını çıkaracak şifreyi bulmak için daha da sabırlı olmak gerekiyor.
Bugün sizler ile yine eski bir zamanda okumuş olduğum, Charles Brokaw’ın kaleme aldığı “Atlantis Şifresi” kitabını inceleyeceğim.

Bu tarz kitapları okumayı ve okurken de, okuduğum konu ve karakterler ile bütünleşmeyi… Eski uygarlıkların hiç beklenmedik bir anda keşfedilmesi, elden kaybolan giden tarihi eserler, onların peşinde olan insanlar ve koşuşturmalar.

Her ne kadar günümüzde bu tarz kitaplar birbirleri ile çok benzerlik içinde olsalar da, yine de vazgeçemiyorum böylesi kitapları okumaktan.

Belki de her birimizin içinde yatan hazine avcılığıdır ve macera tutkusudur bunun nedeni. Kim bilir! Ya da kesinliği olmayan konulara karşı olan bilgi açlığımız dır. Evet, kim bilebilir ki?!

Gerçekten etkileyici bir eser. Kayıp bir şehir ve onu bulmaya çabasında olan insanlar. Atlantis günümüzde de hala bahsedildiği ortamda kendini dinlettiriyor ve türlü hikâyeleri de birlikte getiriyor. Belki gün gelir ve bir gün gerçekten bulunur ne dersiniz?

Her zaman ki gibi kitabın isminin büyüsüne, konu içeriğine kapılıp aradığım ve sonunda aldığım bir kitaptı. Gizem, şifre ve antik dönemler ile ilgilenen bir insanın merak duygusuna hitap eden bir çekiciliği vardı.

Kitabı ilk incelediğimde dikkatimi ilk çeken, arka kapağında Booklist’ten yapılmış olan bir cümleye takılmıştı gözüm: “Dan Brown’un taklitlerini bir kenara bırakın!”.

Neden böylesi iddialı bir cümle kurma gereği duyduklarını merak etmiştim ve bunu kitabı okuyunca anladım. Bu kitabı yazarının kim olduğunu bilmeden okumuş olsaydım herhâlde Dan Brown’un okumadığım bir kitabı derdim.

Çünkü olay örgüsünün işleniş biçimi, araya bolca serpiştirilmiş kimi zaman insana ansiklopedi okuyormuş hissi veren bilgi yığınları okura gerçekten Dan Brown’u çağrıştırıyor.

Her ne kadar arka kapağına biz öyle değiliz mesajı içeren bir cümle iliştirmiş olsalar bile, kitap bir Dan Brown benzeri gibi görünüyor ve buda sizde daha da merak uyandırıyor.

Kitabın isminin büyüsü sizi pek yanıltmasın arkadaşlar. Kitap bir fantastik ya da bilim kurgu türü kesinlikle değil. Olayın akışına bir miktar bilim kurgu girse de daha çok macera tarzında bir kitap olmuş. Romanımızın genel konusu bir dil bilimci ve yanındaki kişilerin kötü adamlardan kaçarken diğer yandan da bir gizemi çözme serüvenidir. Macerayı ve serüveni seven bir yapınız varsa bu kitabı kesinlikle sevebilirsiniz.

Olay örgüsü oldukça sürükleyici ve sizi sıkmayacağından da eminim. Fakat kitap “buda ancak filmlerde ya da kitaplarda olurdu zaten” düşüncesini biraz olsun yaşatabilir. Zira iyiler kötülerden kitap boyunca bir şekilde sürekli kaçıp kurtulabiliyor ve belli bir süre sonra bu artık okuyucu kitlesini rahatsız eder düzeye geliyor. Benim izlenimim aslında birazda bu yönde oldu.

Özetleyecek olursak; önümüzde Dan Brown hayranlarının ve macera, serüven tarzını seven okurların beğenebileceği, bir kitap var. Biraz film tarız ve tadında bir kitap olmuş. Kitabı okurken sanki bir filmin senaryosunu etraflıca izliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.

Birazda arka kapağa bakalım.

Arka Kapaktan: İSKENDERİYE’DE BİR ANTİKACIDA KEŞFEDİLEN, UZUN ZAMANDIR UNUTULMUŞ BİR ESER ZAMANA VE TARİHE KARŞI TEHLİKELİ BİR YARIŞIN MERKEZİNE OTURDU.

20.000 yıllık kalıntının üzerinde kayıp Atlantis diliyle yazılmış sırlar vardı. Sadece bir adam bu dilde neler yazıldığını çözümleyebilirdi: Dünyanın önde gelen dil bilimcisi Dr. Thomas Lourdes. Tabii yeterince yaşayacak kadar şansı varsa.

Bu sırada, İspanya Cadiz’de gerçekleşen bir deprem o zamana kadar bilinmeyen bir bölgeyi gün yüzüne çıkarınca burayı keşfetme isteğiyle adımlarını hızlandıran en başta Vatikan olmuştur. Yoksa kayıp şehir Atlantis ortaya mı çıkıyor?

PEKİ, DÜNYA BU ŞEHRİN SIRLARINA ŞAHİT OLMAYA HAZIR MI?

“Atlantis Şifresi sizi gizemin, merakın, heyecanın ve maceranın üst seviyelerine taşıyacak.”
Deepak CHOPRA

“Bir macera tutkununu tatmin edecek her öğe başarılı bir şekilde bir arada; sıra dışı bir aksiyon, korkusuz arkeologlar, karanlık oyunlar, çekişmeler, muhteşem sahneler.”
Kevin J. ANDERSON

“Kısa ve sürükleyici bölümler sizi Mısır’dan Rusya’ya, Afrika’dan Londra’ya götürüyor. Indiana Jones’u Da Vinci Şifresi’nde düşünün… Dan Brown’un taklitlerini bir kenara bırakın! Atlantis Şifresi bu oyunu hakkıyla oynuyor.”
BOOKLIST

”Brokaw’ın kahramanı adeta kırbaçsız Indiana Jones. Arkeoloji’nin bu kadar keyifli olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? Muhteşem bir roman.”
Stephen COONTS
Macera, gizem seviyorsanız kesinlikle beğeneceksiniz. Bir dilbilimici ve muhabirin başından geçen sıradışı olayları anlatıyor. zevk alarak kısa sürede okuyacağınız bir kitap.
Öncelikle Dan Brown kalitesinde bir roman bekliyorsanız bu kitap size göre değil arkadaşlar... Maalesef ben o moda girerek okudum kitabı ve hayal kırıklığına uğradım. Keşke takip ettiğim kitap bloglarında bir yorumları tarasaydım dedirtti bana... Kitapta oldukça eksiklikler var. Baş karakterimiz Thomas maşallah nasıl bir adamsa kadınlara olan ilgisi onun tek zayıflığı...Peki bu karşılıksız mı? Tabii ki de değil... Nasıl oluyorsa çevresindeki herkesin ilgisini çekebiliyor. Bu tarz karakterleri sevmiyorum, bana inandırıcı gelmiyor. Ayrıca neden her romanda bu karakterin birden fazla kadınla ilişkisi oluyor onu da anlamış değilim. Ayrıca Thomas'ın dilbilimci olması da ayrı bir konu... Dan Brown'dan önce dilbilimcinin ne demek olduğu bilinmezken şimdi romanlarda elimizi sallasak dilbilimciye çarpıyoruz. Karakter de biraz çakma geldi bana bu nedenle... Anlatıma gelirsek de kitabı okurken hep takıldım durdum bazı şeylere... Anlatımda bazen öyle gereksiz ayrıntılar verilmiş ki koparıyor sizi olaydan... Bu arada kitap tam 459 sayfa arkadaşlar... Gereksiz bir uzatma mevcut. Kitabın neredeyse ilk 200 sayfasında kaçma kovalamacadan başka hiçbir şey öğrenemiyoruz. Tamam bir süre olaylar olur, ama o sırada da adım adım sırlar çözülür onu anlarım da, bu şekilde hiç ilgi çekici değildi. Kitap neredeyse son 150 sayfaya falan sığdırılmıştı. Ayrıca ortada kimsenin bilmediği sıfırdan yaratılmış simgelerle oluşturulmuş bir dil var ve biz bu simgeleri ne görüyoruz ne de Thomas'ın nasıl çözdüğünü biliyoruz. Okuyabildim diyor ve okuduğunu anlıyoruz o kadar... Tam ipuçları takip ediliyor, adım adım çözülüyor derkeeen tüm kitap boyunca beklediğiniz sahnelerin tek paragrafla anlatılması da ayrıca kötü tarafıydı kitabın... Okuyan arkadaşlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Bizi kitabın yarısı boyunca o kadar gereksiz ayrıntıya boğup asıl önemli sahneleri hızlıca geçmesini hiç sevmedim. Kitabın sonu da öyle aman aman değildi. Klasik bir Şeytan Çıkarma durumundan çok da farklı gelmedi bana... Okurken sürekli Atlantis'den bahsediyordu, hep ilgimi çekmiş bir konuydu. Bunu beğenirsem onu da mutlaka okurum diyodum. Şimdilik hiç sanmıyorum. Biraz araştırmam lazım sanırım... Kitabın Goodreads deki puanı da şaşırttı beni açıkçası... Fazla yüksek geldi bana... Tabii ki herkesin kendi zevki ;) İyi okumalar...
Büyük umutlarla başladığım bir kitaptı kitap aksiyon üzerine olması gerekirken tamamen ve saçma bir şekilde baş karakterin iki kadın arasında gidip gelmesini anlatmış kitabın sonunda olayın çözümü de etkileyici bir sekilde yapılamadığı için okuduğuma pisman olduğum bir kitaptı. Üzülerek söylüyorum ki vaktinizi harcamaya değmez.
Hayatımda okuduğum kurgusu en berbat kitap diyebilirim. Kitabın konusunun gizem olması ve İstanbul'da geçiyor olması sebebi ile elime almıştım bu kitabı. Ancak hiç oturaklı bir kitap olmamış. Gizem deniliyor ama ortada öyle bir şey yok. Sonu ise çok kötü. Yani yazar keşke hiç yazmaya başlamasaymış. Vaktinizi çalmaktan başka bir işe yaradığı yok.

Yazarın biyografisi

Adı:
Charles Brokaw
Unvan:
Yazar,eğitimci

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 46 okur okudu.
  • 18 okur okuyacak.