Deniz Adalı

Deniz Adalı

Yazar
8.5/10
2 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
696
Gösterim
Adı:
Deniz Adalı
Unvan:
Yazar
İnsanlar arasındaki ilişki, metalar arasındaki ilişkilerle kuruluyor. Metalara tapınılıyor. Üzerinizdeki giysi, artık rüzgardan, nemden, yağmurdan, güneşten tozdan, sinekten vb. korumak için değildir. Bir meta, alıcısını çoğaltan bir ambalajdır. Sahip olduklarınız, neredeyse, sizin meta olarak değeriniz oluyor. Elbiseniz sizin albeniniz oluyor. Markası ise, sizin "kaliteniz" olarak adlandırılıyor. Kişiliğiniz, fikirleriniz, duygularınız, değerleriniz sizin hakkınızda fikir vermiyor.
Deniz Adalı
Sayfa 83 - Kaldıraç Yayınevi / Felsefe-Eğitim / 1. Baskı
Dün silahlarla işgal ettikleri toprakları, bugün "medeniyet" taşıyıcısı olarak, daha gelişmiş bir zor ve imha ile işgal ediyorlar.
Deniz Adalı
Sayfa 28 - Kaldıraç Yayınevi / Tarih / 3. Baskı
Karl Marx, Kapital 1. cilt 90. sayfada şöyle yazıyor: "Ürünlerin üzerine etiket gibi yapışan değer olma özelliği, birbirleri karşısına tekrar tekrar değer nicelikleri olarak çıkmaları ile kararlılık kazanır. Bu nicelikler, üreticilerin iradeleri, öngörüleri ve davranışlarından bağımsız olarak durmadan değişir. Bunlar için kendi toplumsal faaliyetleri biçimini alır ve onlar nesneleri yöneteceğine nesneler onları yönetir."

İşte meta fetişizmi böyle özetlenebilir.

İnsanlar nesneleri değil, ama nesneler insanları yönetiyor. Nasıl mı? Evinizdeki buzdolabı, sizi komşunuza karşı avantajlı hale getirir mi? Bindiğiniz araba, gerçekten sizin ona yüklediğiniz değerlere mi sahip; yani mesela "kız gibi" mi, seksi mi, ayrıcalık kaynağı mı? Ya da cep telefonunuzun markası? Cep telefonunuz eğer sadece bir iletişim aracı ise neden kara gözlükleriniz ve belinizdeki cep telefonu aksesuarı ile kendinizi "çekici" hissediyorsunuz? İşte insanın esir alınması, meta fetişizmi budur. Coca-Cola hayatınızı mı güzelleştiriyor? Birisi size çiçek verdiğinde, "nedeni deodorantınızın markası" mıdır?
Bir çamaşır makinesi ne işe yarar? Çamaşır yıkamaya. Peki 16 yada 24 programlı bir çamaşır makinesinin tüm programlarını kim kullanabilir? Buzdolabın derin donduruculu değil ise, neden "ikinci sınıf kişi" oluyorsunuz?
Sokakta onbinlerce genç, ellerinde cep telefonları, gözlerinde maske gibi siyah gözlükler, sanki herkes onu izliyormuş gibi bir eda ile yürüyorlar.
Kişiler, sahip oldukları mallara göre değerlendiriliyor. Evinizdeki buzdolabının markası, ayağınızdaki ayakkabının markası, sizden çok daha önemlidir.
Deniz Adalı
Sayfa 82 - Kaldıraç Yayınevi / Felsefe-Eğitim / 1. Baskı
Düşman tarifi, Atatürk ilkeleri ya da Kemalizm'e göre yapılıyor. Kemalizm öyle bir pragmatizme sahiptir ki, bir kişiyi bu ilkelere göre bir gün büyük dost, bir gün de düşman ilan edebilirsiniz.
Deniz Adalı
Sayfa 79 - Kaldıraç Yayınevi / Tarih / 3. Baskı
Metafizikçi ile Diyalektikçinin konuşması:
Metafizikçi, bir gün geniş bir kalabalığın önünde, diyalektikçiyi rezil etme düşüncesine kapılır.
M- "Yani şimdi sen, diyalektikçi, herşeyin değiştiğini söylüyorsun, öyle mi?" diye sorar.
D- Diyalektikçi bunda bunda bir hinlik var. Bu böyle herkesin içinde tartışmayı sevmez diye düşünür ama ne yapsın? "Evet" der.
M- "Yani şimdi sen insansın. Öleceksin. Seni mezara koyacağız. Mezarın üstünde otlar bitecek, otları inek yiyecek, sindirecek ve yola pisleyecek. Ben de bu pisliğe bakıp, ulan diyalektikçi ne idin ne oldun, amma değiştin diyeceğim".
Tabi herkes kahkahayı basmış. Kahkahalar kesilince, sözü diyalektikçi almış. Herkes de kulak kesilmiş.
D- "Evet öyle". "Yani sen hiçbir şey değişmez diyorsun değil mi?" diye sorar.
M- "Evet"
D- Yani sen insansın, öleceksin, seni mezara koyacaklar, üzerinde otlar bitecek. Otları inekler yiyecek. İnek gelip yola pisleyecek. Ve biz bu pisliğe bakıp "ulan metafizikçi hiç değişmemişsin, dün ne isen bugün de osun diyeceğiz.
Batı, özellikle biz Anadolu insanı için imrenilecek, hayranlık duyulacak yerdir. Batı gibi düşünmek, Batı merkezli bakış, iliklerimize kadar işlemiştir. Anadolu'da biraz mürekkep yalamış herkes, halkını beğenmez ve Batı gözlükleri ile onu aşağılar. Bu aslında 1830'lardan sonra Osmanlı'da başlar. Osmanlı aydını tercüme bürolarında, devletin aydını olarak dünyaya geldikten sonra, Avrupa'da beşik ve ilk çocukluk çağını geçirmiştir. Bir Fransız gibi ince davranmak, öyle giyinmek, öyle konuşmak ve öyle yemek yemek en önemli olandır.
Deniz Adalı
Sayfa 38 - Kaldıraç Yayınevi / Tarih / 3. Baskı
Kaybedeceğimiz ne kaldı? Bize doğanın kirlenmesinden söz ediliyor. Doğrudur, doğayı kirleten de, insanı kirleten de kapitalizmdir.
Deniz Adalı
Sayfa 22 - Kaldıraç Yayınevi / Tarih / 3. Baskı
Din halkın afyonudur, sözünü hatırlayın. Afyon olabilmesi için dinin kesin olmayan, her anlama gelen, içeriği anlaşılmaz olan bir özelliğinin olması gerekiyor. Din gibi birleştirici olacak olan milliyetçilik de (Osmanlı'nın menfaatlerine uygun olarak), yuvarlak, her anlama gelebilir, belirsiz, her yöne çekilebilir bir niteliğe sahip olmalıdır. Kemalizm'in başarısı da buradadır. Yeri geldiğinde milliyetçi, yeri geldiğinde evrenseldir. Yeri geldiğinde Hitler'den daha faşist, yeri geldiğinde komünist parti kurucusudur. Yeri geldiğinde Türkçü, yeri geldiğinde Türkçülüğü ırkçı ilan edebilendir. Yeri geldiğinde Müslüman, yeri geldiğinde şapka için 500 bin kişiyi doğrayandır.
Deniz Adalı
Sayfa 64 - Kaldıraç Yayınevi / Tarih / 3. Baskı
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Deniz Adalı
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.