Edward Hallett Carr

Edward Hallett Carr

Yazar
8.0/10
57 Kişi
·
204
Okunma
·
24
Beğeni
·
1.903
Gösterim
Adı:
Edward Hallett Carr
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Lonrda, 1892
Ölüm:
Cambridge, 1982
28 Haziran 1892’de Londra’da doğdu. 3 Kasım 1982’de Cambridge’de öldü. 1916’da Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. 1919’da İngiliz delegasyonuyla Versailles Konferansı’na katıldı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda kurulan Sovyetler Birliği Dairesi’nde çalışmalarını sürdürdü. 1936’da bakanlıktan ayrılarak, çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. 1941-46 yılları arasında The Times’da yayın yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Carr’a göre tarihçi, olguları ya da kişisel yorumunu öne çıkarmamalı, tarihçi ile olgular arasındaki karşılıklı ve kesintisiz etkileşim sürecinde, bugün ile geçmiş arasındaki diyaloğu sürekli kılmalıdır. Bu nedenle tarihçi, sunduğu olguların doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde, araştırdığı konuyla ilgili bilinen ya da bilinebilecek tüm verileri ele almak zorundadır. Başlıca Eserleri: Dostoyevsky, 1931 [Dostoyevski, çev. Ayhan Gerçekler, İletişim Yay., 2000]; The Romantic Exiles, 1933 [Romantik Sürgünler, çev. Selda Somuncuoğlu, İletişim Yay. 2011]; Karl Marx,1934 [Karl Marx, çev. Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yay., 2010]; International Relations Since the Peace Treaties, 1937 (“Barış Anlaşmalarından Sonra Uluslararası İlişkiler”); Michael Bakunin, 1927 [Michael Bakunin, çev. Pelin Siral, İletişim Yay., 2008]; The Twenty Years’ Crises, 1919-1939,1939 [Yirmi Yıl Krizi 1919-1939, çev. Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., 2010]; Britain: A Study of Foreign Policy from Versailles to the Outbreak of War, 1939 (“İngiltere’nin Versailles Anlaşması’ndan Savaşın Başlamasına Dek İzlediği Dış Politika Üzerine Bir Çalışma”); Conditions of Peace, 1942 (“Barış Koşulları”); Nationalism and After, 1945 [Milliyetçilik ve Sonrası, çev. Osman Akınhay, İletişim Yay., 1999]; The Soviet Impact on the Western World, 1946 (“Sovyetler’in Batı Dünyası Üzerine Etkisi”); Studies in Revolution, 1950 (“Devrim Üzerine Çalışmalar”); The Bolshevik Revolution, 1917-1923, 3 cilt, 1950-1953 [Bolşevik Devrimi, 3 cilt, çev. Orhan Suda (I-II), çev. Tuncay Birkan (III), Metis Yay., 1989-2004]; The New Society, 1951 (“Yeni Toplum”); German-Soviet Relations Beetween the Two World Wars, 1951 (“İki Dünya Savaşı Arasında Sovyet-Alman İlişkileri”);The Interregnum 1923-1924, 1954 (“İktidar Boşluğu Dönemi 1923-1924”); Socialism in One Country 1924-1926, 3 cilt, 1958-1964 (“Tek Ülkede Sosyalizm 1924-1926”); What is History?, 1961 [Tarih Nedir?, çev. Misket Gizem Gürtürk, İletişim Yay., 2004]; 1917: Before and After, 1969 (1917: Öncesi ve Sonrası, çev. Begüm Adalet, Birikim Yay., 2007); Foundations of a Planned Economy (1. cilt R.W. Davies ile), 3 cilt, 1969-1978 (“Planlı Ekonominin Temelleri”); The Russian Revolution from Lenin to Stalin, 1979 [Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi 1917-1929, çev. Levent Cinemre, Mer Yay., 1992]; From Napoléon to Stalin, 1980 (“Napoléon’dan Stalin’e”); The Comintern and Spanish Civil War, 1984 [Komintern ve İspanya İç Savaşı, çev. Ali Selman, İletişim Yay., 2010].1892-1982) İngiliz siyaset bilimcisi ve tarihçisi. Özellikle modern Rus Tarihi ve milliyetçilik üzerine olan eserleri tanınıyor. 1916’da Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, yirmi yıl çalışmış; 1914-45 yılları arasında The Times gazetesinde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Uzun yıllar, Oxford’un Trinity ve Cambridge’in Balliol kolejlerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştur. Başlıca yapıtları şunlardır: Dostoievsky (1931; Dostoyevski, İletişim Yayınları, 1990), Romantic Exiles (1933; Romantik Sürgünler, Ataol Yayıncılık, 1991), Michael Bakunin (1937), A History of Soviet Russia [ Üç ciltlik The Bolshevik Revolution 1917-23 (1950,1952,1953) bu serinin bir parçasıdır. Bu üç cildin ilk ikisi Metis Yayınları’ndan çıkmıştır, üçüncüsü de yine Metis tarafından yayına hazırlanmaktadır. The Interregnum 1923-24 (1954) bu serinin dördüncü cildi, Socialism in One Country 1924-26 (1958,1959,1964) beş, altı ve yedinci ciltleri ve Foundations of a Planned Economy 1926-29 (1928) ise sekizinci cildidir], What is History? (1961; Tarih Nedir?, İletişim Yayınları, 1987), Twilight of the Comintern 1930-1935 (1982) ve International Relations between the Two World Wars (1983).
Marx'ın bir yerde dediği gibi eğitimcinin kendisinin de eğitilmesi gerektiği unutulmamalıdır; çağdaş dille söylemek gerekirse, beyin yıkayan kimsenin kendi beyni de yıkanmıştır. Tarihçi, tarih yazmaya başlamadan önce, tarihin ürünüdür.
Her sevgi içinde nefret öğesini, her acı içinde zevk öğesini, her alçakgönüllülük içinde gurur öğesini taşır.
Edward Hallett Carr
Sayfa 237 - İletişim, e-kitap
"Canavarlarla uğraşan insan" diye yazıyor Nietzsche, "kendisi de canavar olmamaya dikkat etmelidir; ve cehenneme çok baktığımızda, cehennem de sizin ruhunuza bakmaya başlar."
Edward Hallett Carr
Sayfa 68 - İletişim, e-kitap
Yalnız kalmak normal bir insanın ihtiyacı, yemek, içmek gibi bir şey; yoksa, bu zorla yaşadığın toplu hayatta, insanlardan nefret eden biri oluyorsun. Çünkü insan topluluğu bir zehir ya da bulaşıcı hastalık gibi.
Edward Hallett Carr
Sayfa 60 - İletişim, e-kitap
Dostoyevski'nin karakteri aslında sevecendi ve sevilebilirdi; herhangi bir çocuk gibi zayıf, tez canlıydı, gelip geçen her esintiyle oradan oraya savrulurdu.
Edward Hallett Carr
Sayfa 150 - İletişim, e-kitap
Polina'ya yazdığı bir mektupta, iştahının hareket ederek artmaması için, bütün gün oturup kitap okuduğunu söylüyor.
Edward Hallett Carr
Sayfa 130 - İletişim, e-kitap
255 syf.
·Puan vermedi
Tarihten önce tarihçiyi inceleyiniz. Şimdi buna şunu ekliyorum: Tarihçiyi incelemeden önce de, onun tarihi ve toplumsal çevresini inceleyiniz. Tarihçi, bir birey olarak aynı zamanda hem tarihin hem de toplumun bir ürünüdür; tarih öğrencisi işte onu bu ikili ışık altında görmeyi öğrenmelidir.
Sayfa:97
276 syf.
·13 günde·6/10
Ne zamandır ilgimi çeken bir kitap olmasına ve E.H.Carr'ın çok ciddi bir tarihçi olduğunu düşünmeme karşılık ne yazık ki umduğum bilimselliği bulamadım. Kitap Rus devriminin bir özeti olarak sadece Carr'ın öznel yorumlarına dayanıyor. Yani kaynaklar yok. Rahatsız olduğum diğer husus ise Carr'ın Rus devrimini anlatırken bu öznellikten faydalanarak Stalin'e adının geçtiği her yerde saldırıyor olmasıdır. İçerikten söz edecek olursak yazar, bu saldırıları yaparken hedefinin kim olduğunu bildiği sürece ona göre neyle suçladığının bir önemi yoktur. Çünkü o Stalin'i mantıklı ya da mantıksız her konuda suçlu bulmaktadır. Aslında böyle yaparak bu kitapta kendini aşağıya çekmiş olur ve çelişkili ifadelerinde ne dediği anlaşılmaz. Bir bölümde Stalin'i sanayileşmeyi geciktirdiği iddiasıyla suçlarken bir başka bölümde ise sanayileşmenin işçiler üzerinde yarattığı baskıdan söz eder. Hatta bu ileri gider; NEP'i savunmakla suçladığı Stalin bir başka bölümde NEP'i yıktığı için suçludur. Carr'ın suçlamalarında esas olarak ciddiye aldığım nokta bu tutarsız kendini bilmezlik değildir. O sadece bir noktada Stalin'i ciddi anlamda suçlar: o da rus milliyetçiliği ve tek ülkede sosyalizmdir. Yazarın marksizmden anladığına göre Rus devriminin kaderi ''birleşik avrupa devrimi'' ile belirlenecek ve bu olmadığı taktirde Rusya'da sosyalizm inşa edilemeyecektir. İnşa edilebileceğini söyleyen Stalin ise yine yazarın öznel takıntıları vesilesiyle ''katı ortodoks, rus milliyetçisi, şovenist, yobaz vb.'' ilan edilmiştir. Stalin'in böyle bir fikri ortaya atması bile yazar tarafından ''otoritesini pekiştirme'' anlamında yorumlanmaktadır. Yazar kitabında hiçbir zaman Lenin'in avrupa birleşik devrimi konusundaki sözlerinden alıntıya başvurmaz ama ''Lenin böyle der böyle düşünür'' der. Bakınız, Lenin'in bu konuda söyledikleri kitaplaştırıldı bile. Lenin daha 1916'da bu avrupa birleşik devrimi sloganının saçmalığını ortaya dökmekle yetinmemiş, sosyalizmin ''önce bir ya da birkaç'' ülkede zaferinin mutlak olacağını söylemişti. Lenin'e göre tüm avrupada proletaryanın birleşik ayaklanması emperyalizm aşamasına gelmiş kapitalizmde imkansız ve hayal ürünüydü. Bu fikir Troçki'nin menşevik kökeninden gelen bir fikirdi. Troçki daha sonraları da bu sloganı ortaya attığında Lenin yazdığı makalelerde bunun saçma olduğuna değinmişti. Lenin'in burada dikkat etmek istediği nokta kapitalizmin eşitsiz gelişim yasasıdır. Kapitalizm her ülkede farklı seviyelerde olduğu için aynı anda birkaç ülkede birden sosyalizmin zaferi söz konusu olamaz. Troçki bunu anlamak istememiştir. Troçki'nin anlamak istememesi bir yana, kitabı okuduğumuzda anlaşılıyor ki aynı şeyi yazar da anlamak istememiş ya da gözardı etmiş. Kendi ağzıyla birleşik avrupa devrimi projesinin başarısızlıkla sonuçlandığını söylüyor ama Stalin'i yine bu konuda suçlamayı biliyor. Yazar bu kitabı yazarken Stalin'i özellikle suçlanması gereken biri olarak görmüştür. Tek ülkede inşa edilen sosyalizmi bir rus ortodoksluğu olarak görmesi de bu girdiği suçlama psikolojisiyle ilgilidir. Öte yandan Rus devrimini gereğinden daha az önemseyerek sanki bütün kitabı ''Stalin'e nasıl iftira atarım'' düşüncesiyle yazmıştır. Bu kitabı okur okumaz anladım ki Carr'ın Stalin'e bakış açısı çok dar, çok öznel, çok duygusal ve son derece sıkıntılıdır. Ben de tüm bunlara rağmen kendisi bu konuda ciddi bir tarihçi olarak görüldüğü için ve diğer antikomünist yazarlardan farklı bir yol izlediği için, ayrıca da kitabı yazdığı dönem için böyle bir psikolojiye girdiği ama örneğin 2. dünya savaşı yıllarında bu psikolojiyi terk ettiğine dair kendi öznel durumu sebebiyle kitaba verdiğim puanı o kadar da düşürmek istemedim. Rus devrimini anlamak için iyi bir kitap mıdır ya da iyi bir özet midir diye düşünenlere cevabım ise kesinlikle olumsuzdur. Çünkü kitapta adamın derdi devrim değil Stalin'dir ve ona iftira atmaktır. Rus devrimini anlamak için bundan daha önemli çok çeşitli romanlar, anılar ya da tarihsel kitaplar mevcuttur. İyi okumalar dilerim.
255 syf.
·1 günde
Alan okuması olarak okunabileceği gibi tarihin nasıl yazıldığını ve nasıl okunması gerektiğini öğrenmek isteyenler için güzel bir başlangıç olacaktır bu kitap. "Nesnel tarih yoktur" der ve bolca destekler bunu "Çünkü eğer her şey gerçekten öznelse, eğer geçmişe dair hiçbir şeyi kesin olarak bilemeyeceksek ve metne anlamını veren onu okuyanlarsa, öyleyse postmodernlerin söylediklerine neden inanalım ve neden biz de onların yazdıklarına söylediklerinin tam tersi bir anlamı vermeyelim?" (Richard J.Evans-In Defense of History)
Benim için okuması kolay ve keyifli bir kitap olmuştu, öğrettikleriyle insan iyi hissediyor. Tarihle ilgili bir not daha yazıp bitireyim: "tarih bir süreçtir ve siz süreçten bir parçayı çıkarıp sadece onu inceleyemezsiniz... her şey tümüyle birbirine bağlıdır."
323 syf.
·Beğendi·7/10
Dostoyevski'nin kişilerinin hiçbirinin fiziki bir özelliği okuyucunun kafasında yer etmez . Edebiyatta , onunkiler kadar göz önüne getirilmesi , canlı yaratıklar olarak düşünülmesi güç olan karakterler yoktur. Bu karakterlerin yaratıcısının ilgilendiği şey, vücutları değildir, ruhları ve insanla arkadaki bilinmeyen karanlık gerçek arasındaki ilişkidir.
Edvard Hallett Carr

Dostoyevski 'nin bir biyografisi ve yazarın bazı eserlerinin incelemesi.

Klasik Rus edebiyatını takip etmeyen çoğu insan Tolstoy ve Dostoyevski'yi karıştırır.
Aslında birbirinden çok farklı bu iki dehanın yaşantısını öğrenmek için iki kitap öneriyorum Tolstoy için Henri Troyat'ın biyografisi ve Dostoyevski için de Edward H. Carr'ın bu kitabı.

Ciddi sağlık problemleri ve yoksulluk ile boğuşan Dostoyevski ortaya ilk çıktığında zamanın ünlü yazarları Turgenyev ,Nekrasov Dostoyevski'yi onu Edebiyatın sivilcesi diye tanımlarlar.
Ve aşağıdaki hiciv onun başlangıçta yaşadığı zorlukları özetler niteliğinde.

Edebiyatın yüzünde
Vakti geçmiş bir sivilce gibi çıktın.
255 syf.
·Puan vermedi
Tarihçi olmadan tarih nasıl yazılır konusunda bizi uçuk örneklerle aydınlatması merak uyandırdı açıkçası Edward daha çok tarih'in olgularla değerlendirilmesi gerektiğini ve tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan örneğini halen aklımdan çıkaramıyorum 3 yıl önce okuduğuma rağmen Edward'ın sizi aydınlatacağından eminim.
323 syf.
·27 günde·8/10
Kitabın yazarı, ön kapağıyla Dostoyevski'yle ilgili vuruşu yapıyor aslında.. Kitaplarını nasıl yazdığı; çocukluk, gençlik ve yaşlılık yıllarıyla ilgili çok ilginç bilgiler mevcut.
Merak uyandırıcı.

Dostoyevski, insanları uçurumun kenarına sürükleyen ve baş aşağı düşmelerini önlemek için de, yarı çürümüş eski tahtadan yapılma, sallanıp duran parmaklığa güvenen bir yazardır.
Edward Harlett Carr - Ön Kapak
255 syf.
·7 günde·7/10
Filozoflar ve tarihçilerin tarih hakkındaki yorumlamaları ve diğer ülkelerin tarihi olaylarından örneklerle konuları anlatması açısından ufkunuzu genişletebilir fakat anlatım dilinin ağır olması kitabı sıkıcı hale getiriyor. Ayrıca birçok filozof ve tarihçiden bahsetmesi isim kargaşasına sebep olmakla birlikte daha önce bu konularda bilgi sahibi değilseniz okuduğunuz sayfalar anlamsız hale gelmeye başlıyor. Kısacası "Tarih nedir?" diye merak edip alıp okunacak bir kitap olmadığını düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Edward Hallett Carr
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Lonrda, 1892
Ölüm:
Cambridge, 1982
28 Haziran 1892’de Londra’da doğdu. 3 Kasım 1982’de Cambridge’de öldü. 1916’da Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. 1919’da İngiliz delegasyonuyla Versailles Konferansı’na katıldı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda kurulan Sovyetler Birliği Dairesi’nde çalışmalarını sürdürdü. 1936’da bakanlıktan ayrılarak, çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. 1941-46 yılları arasında The Times’da yayın yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Carr’a göre tarihçi, olguları ya da kişisel yorumunu öne çıkarmamalı, tarihçi ile olgular arasındaki karşılıklı ve kesintisiz etkileşim sürecinde, bugün ile geçmiş arasındaki diyaloğu sürekli kılmalıdır. Bu nedenle tarihçi, sunduğu olguların doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde, araştırdığı konuyla ilgili bilinen ya da bilinebilecek tüm verileri ele almak zorundadır. Başlıca Eserleri: Dostoyevsky, 1931 [Dostoyevski, çev. Ayhan Gerçekler, İletişim Yay., 2000]; The Romantic Exiles, 1933 [Romantik Sürgünler, çev. Selda Somuncuoğlu, İletişim Yay. 2011]; Karl Marx,1934 [Karl Marx, çev. Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yay., 2010]; International Relations Since the Peace Treaties, 1937 (“Barış Anlaşmalarından Sonra Uluslararası İlişkiler”); Michael Bakunin, 1927 [Michael Bakunin, çev. Pelin Siral, İletişim Yay., 2008]; The Twenty Years’ Crises, 1919-1939,1939 [Yirmi Yıl Krizi 1919-1939, çev. Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., 2010]; Britain: A Study of Foreign Policy from Versailles to the Outbreak of War, 1939 (“İngiltere’nin Versailles Anlaşması’ndan Savaşın Başlamasına Dek İzlediği Dış Politika Üzerine Bir Çalışma”); Conditions of Peace, 1942 (“Barış Koşulları”); Nationalism and After, 1945 [Milliyetçilik ve Sonrası, çev. Osman Akınhay, İletişim Yay., 1999]; The Soviet Impact on the Western World, 1946 (“Sovyetler’in Batı Dünyası Üzerine Etkisi”); Studies in Revolution, 1950 (“Devrim Üzerine Çalışmalar”); The Bolshevik Revolution, 1917-1923, 3 cilt, 1950-1953 [Bolşevik Devrimi, 3 cilt, çev. Orhan Suda (I-II), çev. Tuncay Birkan (III), Metis Yay., 1989-2004]; The New Society, 1951 (“Yeni Toplum”); German-Soviet Relations Beetween the Two World Wars, 1951 (“İki Dünya Savaşı Arasında Sovyet-Alman İlişkileri”);The Interregnum 1923-1924, 1954 (“İktidar Boşluğu Dönemi 1923-1924”); Socialism in One Country 1924-1926, 3 cilt, 1958-1964 (“Tek Ülkede Sosyalizm 1924-1926”); What is History?, 1961 [Tarih Nedir?, çev. Misket Gizem Gürtürk, İletişim Yay., 2004]; 1917: Before and After, 1969 (1917: Öncesi ve Sonrası, çev. Begüm Adalet, Birikim Yay., 2007); Foundations of a Planned Economy (1. cilt R.W. Davies ile), 3 cilt, 1969-1978 (“Planlı Ekonominin Temelleri”); The Russian Revolution from Lenin to Stalin, 1979 [Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi 1917-1929, çev. Levent Cinemre, Mer Yay., 1992]; From Napoléon to Stalin, 1980 (“Napoléon’dan Stalin’e”); The Comintern and Spanish Civil War, 1984 [Komintern ve İspanya İç Savaşı, çev. Ali Selman, İletişim Yay., 2010].1892-1982) İngiliz siyaset bilimcisi ve tarihçisi. Özellikle modern Rus Tarihi ve milliyetçilik üzerine olan eserleri tanınıyor. 1916’da Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, yirmi yıl çalışmış; 1914-45 yılları arasında The Times gazetesinde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Uzun yıllar, Oxford’un Trinity ve Cambridge’in Balliol kolejlerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştur. Başlıca yapıtları şunlardır: Dostoievsky (1931; Dostoyevski, İletişim Yayınları, 1990), Romantic Exiles (1933; Romantik Sürgünler, Ataol Yayıncılık, 1991), Michael Bakunin (1937), A History of Soviet Russia [ Üç ciltlik The Bolshevik Revolution 1917-23 (1950,1952,1953) bu serinin bir parçasıdır. Bu üç cildin ilk ikisi Metis Yayınları’ndan çıkmıştır, üçüncüsü de yine Metis tarafından yayına hazırlanmaktadır. The Interregnum 1923-24 (1954) bu serinin dördüncü cildi, Socialism in One Country 1924-26 (1958,1959,1964) beş, altı ve yedinci ciltleri ve Foundations of a Planned Economy 1926-29 (1928) ise sekizinci cildidir], What is History? (1961; Tarih Nedir?, İletişim Yayınları, 1987), Twilight of the Comintern 1930-1935 (1982) ve International Relations between the Two World Wars (1983).

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 204 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 254 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.