Eva Ensler

Eva Ensler

Yazar
8.3/10
3 Kişi
·
28
Okunma
·
5
Beğeni
·
649
Gösterim
Adı:
Eva Ensler
Unvan:
Amerikalı Oyun Yazarı, Sanatçısı, Feminist, Aktivist
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 25 Mayıs 1953
Klitorisin varlık nedeni çok belirgin. Zevk almamız için özel olarak tasarlanmış
tek organ. Klitoris bir sinir demeti. Tam olarak 8,000 sinir ucundan oluşuyor. Bu,
vücudumuzda bulunan en yüksek sinir ucu yoğunluğu. Parmak uçlarından,
dudaklardan ve dilden çok daha yüksek ve penistekinden de iki kat daha yüksek.
Elinizde yarı otomatik bir silah varken tabancaya ne gerek var?
İlk yolculuğumdan döndüğüm zaman kin ve nefret doluydum. 1993 yılında,
Avrupa'nın ortasında, onbinlerce kadın bir savaş taktiği olarak tecavüze
uğruyordu ve bunu durdurmak için kimse parmağını oynatmıyordu. Bunu aklım
almıyordu, içim isyan ediyordu. Bir arkadaşım bana neden bu kadar tepki
gösterdiğimi sordu. Çok şaşırdığımı görünce, yaşadığımız ülkede her yıl 500.000
kadının tecavüze uğradığını söyledi.
Yaklaşık 100 milyon kız çocuğunun ve genç kadının cinsel organları kesilmiştir.
Halen bu geleneğin sürdürüldüğü ülkelerde, genelde Afrika'da, her yıl yaklaşık 2
milyon genç kız bir bıçağın veya tıraş bıçağının veya keskin kenarlı bir cam
parçasının, klitorislerinin bir parçasını veya tümünü keseceği ve/veya vajina
dudaklarının bir kısmının veya tümünün ilkel yöntemlerle dikileceği günü
beklemektedir.
Çoğu yerde bu ameliyat "sünnet" olarak aklanmaya çalışılmaktadır. Afrika
uzmanı Nahid Toubia,
"Aynı işlem erkeğe uygulanacak olsaydı, penisinin büyük bir bölümünün
kesilmesi, hatta teslislerinin ve onları çevreleyen yumuşak dokunun ve derinin
de yok edilmesi gerekirdi,diyor"
Operasyon sonrasında, genelde ilk aşamada, tetanos, kan zehirlenmesi,
hemoroit, idrar yolunda çizilmeler, vajina yolunda kesikler ve anal kısımda
yaralar görülmektedir. Uzun vadedeki etkiler ise: Kronik idrar yolu iltihabı,
yürümeyi kalıcı şekilde engelleyecek büyük yara izleri, fîstül oluşumu, doğum
yapmaya karşı aşırı derecede korku ve erken yaşta ölüm.
Yürek fedakarlık yapmaya hazırdır.
Vajina da öyledir.
Yürek bağışlayıcıdır ve şefkatlidir.
Bizi sarıp içine alacak kadar esnektir.
Biz serbest bırakacak kadar da genişleyebilir.
Vajina da öyledir.
Bizim için sancılanır, bizim için yumuşar, bizim için
ölür, bizim için kanar ve kanar
ve bu zor, aynı zamanda harika dünyada bizi yaşatır.
Vajina da aynısını yapar.
Rüya görürdüm. Çılgın rüyalar. Aptalca şeyler.Gözlerimin içine bakarak beni restoranın ortasında kendine çekerdi. Tam beni ihtirasla öpeceği sırada, salon sarsılmaya
başlardı, masaların altından güvercinler havalanırdı (güvercinlerin oradan nasıl
çıktığını hiç bilmiyorum) hemen sonra akıntı başlardı. Sel gibi, içimden dışarı
akardı. İçinde balıklar yüzerdi, üzerinde küçük kayıklar olurdu ve sel bütün
restoranı doldururdu. Burt karşımda, dizlerine kadar akıntıma gömülmüş halde
dururdu. Bunu tekrar yaptığım için hayal kırıklığına uğramış olarak bana
bakardı.
Artık, öyle rüyalar görmüyorum. Aşağısı ile ilgili her şeyi çıkarıp aldıklarından
bu yana görmüyorum. Rahmimi aldılar, tüpleri ve diğer her şeyi. Doktor şaka
yaptığını sanarak, "Sen kullanmazsan başkaları alır," dedi. Kanser olduğumu
sonradan öğrendim. Onun için bütün takımı almışlar. Zaten bir iş yaramıyordu.
Öyle değil mi? Çok abartılıyor. Ben farklı konularla ilgilendim. Köpek
yarışmalarını kaçırmıyorum. Antika satıyorum.
Ne mi giyerdi? Bu ne biçim soru böyle? Ne giyerdi? Büyük bir tabela taşırdı: Sel
baskını nedeniyle kapalı."
Ne söylerdi? Dedim ya. Öyle değil. Yani bir insanın konuşması gibi değil. Uzun
zaman önce sessizliğe gömülmüş. Bir yer. Kimsenin gitmediği bir yer. Bodrumda,
kilitli. Aşağıda bir yer. Mutlu oldun mu? Beni konuşturdun, içimi döktüm sana.
Sen yaşlı bir kadını aşağısı ile ilgili konuşturdun. Şimdi mutlu oldun mu?
Uzaklaşıp sırtını döndü...
Biliyor musun, aslında sen bugüne kadar bu konuyu konuşabildiğim ilk insansın.
Ve galiba ben biraz rahatladım.
Anlatamayacağım. Aşağısı ile ilgili konuşamayacağım. Aşağısıdır işte. Bodrum
gibi. Ara sıra gürültü olur. Borular ses yapar. Bir şeyler saklanır orada. Küçük
hayvancıklar dolaşır. Sonra, ıslaktır ve bazen insanlar oraya inip bazı çatlakları
tamir etmek zorunda kalır. Ama genelde kapısı kilitlidir. Orayı unutursun. Yani
evin bir parçasıdır ama orayı görmezsin, düşünmezsin. Ama orası olmadan da
olmaz. Çünkü, her evin bir bodruma ihtiyacı var, yoksa yatak odaları zeminde
olurdu.
Fakir kadınlar inanılmaz ölçülerde cinsel şiddete maruz kalıyorlar ve hiçbiri kayda geçmiyor. Bu kadınlar, sosyal sınıflarından dolayı tedavi veya terapi imkanlarından da faydalanamıyorlar. Üst üste yaşadıkları çeşitli şiddet olayları öz güvenlerini ve kendilerine duydukları saygıyı kökünden yok ediyor. Fuhuş, uyuşturucu, AİDS ve pek çok defa da ölüm onların kaçınılmaz sonu oluyor.
İçlerinden bir kadın 72 yaşındaydı ve vajinasını hiç görmemişti. Sadece
yıkanırken, o zaman da bilinçsizce vajinasma dokunuyordu. Hiç orgazm
olmamıştı. 72 yaşındayken, bir terapiste gitmiş ve onun telkinleriyle bir gün
terapi sonrası evine gelmiş, kokulu mumlar yakmış, uzun bir banyo yapmış ve
sevdiği müziklerin eşliğinde vajinasını keşfetmeye başlamış. Bana bir saatten
fazla uğraştığını anlattı, çünkü vücudundaki kireçlenmeler yüzünden zorlukla
hareket edebilmiş. Sonunda, klitorisini gördüğü zaman, sevinçten ağlamış. Bu
monolog onun için.
BM açıkladı: Bu gezegendeki her üç kadından biri dayak yiyecek ya da tecavüze uğrayacak. Gezegenin yaşam kaynağı olan cins, yani kadın.
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Vajina.

Dişi organı.

Tarifsiz bir acıyla sabırsız bizleri dünyaya getirmek için açılan,hepimizin ortak vatanı.

Bazılarının hayattaki tek amacı oraya tekrar girmek olurken,vajina sahipleri olan biz kadınlar oramız yokmuş gibi yetiştiriliriz.Oraya dokunulmaz,keşfedilemez.Küçükken bakmaya bile utanırız;sanki bizim bir parçamız değilmiş,ayrı bir dünyaymış gibi.Bazı yörelerde bisiklete bile bindirilmeyiz,bozulmamak(!)için.Bazen çocuklukta bir kaza sonucu parçalanır zarımız-varlığımız bir zardan ibaretmişcesine-ölü sayılırız.Yıllar ilerler,o gün gelir çatar.Vajina kanamaya başlar,kadın oluruz-olur muyuz?-Bir tokatla kendimize getiriliriz bazen.İçimizde fırtınalar koparken oraya dokunamayız;ne vajina,ne klitoris.Erkekler 31’e kadar sayarken;biz soyunurken bile bakamayız,inceleyemeyiz-ayıp çünkü-

Evleniriz.Vücudumuzun her milimi sinir uçlarıyla doluyken,utanırız.Kadınlığımızla barışamayız.Seks bir görev olur, aldatılmamak için.Vajinamızı hala sevemeyiz,daha da çok nefret ederiz acıttığı için.Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım ışıkları kapattırırız sevişirken.Saklarız vajinamızı,indirmeyiz hiçbir yüzü oraya.Kendimiz bile bakmayız.Tiksiniriz.Pornolardaki bembeyaz,pürüzsüz,yapay vajinalara özeniriz,hiçbir zaman sahip olamayacaklarımıza.

Bu kitapta kendinizden çok şey bulacaksınız.Her şey gerçek,yaşanmış.Regl olup ne yapacağını bilemeyen-üstüne tokat yiyen- kızlar,sünnet edilen kızlar,ömrü boyunca orgazm olamamış kadınlar,tecavüze uğrayan kadınlar,kadınlığıyla barışamamış kadınlar…

İnternetteki kadın forumlarına,istatistiklere bir bakın.Kaç kadın orgazm olamıyor,kocasından soğuyor,kadınlığından nefret ediyor,erkeklerden nefret ediyor?Bir kadın mutlu bir cinsellik yaşayamıyorsa huzursuz,agresif,sinirli oluyor.Mutsuz kadınlar da mutsuz erkekler,mutsuz çocuklar,mutsuz toplumlar demek.
Kitapta 70 küsür yaşında klitorisini yeni keşfetmiş bir kadın da var.Kaç yaşına kadar kocamızın/sevgilimizin altına plastik bebek gibi yatacağız?Kadınlığıyla küskün,vajinasıyla küskün kadınlar bu kitabı okumakla işe başlayabilirler…
Not:Bu kitapta orgazm olma tüyoları yoktur :))))
96 syf.
"Vajina" sözcüğü ile başlayalım. Sanki bir bulaşıcı hastalık adı ya da iyimser yorumla: tıbbi uygulamalarda kullanılan bir alet: "Çabuk, hemşire, bana vajinayı getir." "Vajina". "Vajina". Kaç defa tekrarladığınız fark etmiyor, asla söylemekten hoşlanacağınız bir kelimeye dönüşmüyor. Son derece aptalca, tamamen itici bir kelime. Sevişirken kullandığınızı düşünün - "sevgilim vajinama vurur musun?" — işin büyüsü anında bozulur."

Erkek cinsel organıyla ilgili her türlü konuşma rahatça yapılır üzerine espriler döndürülürken kadın cinsel organı adeta yok. Vajina kelimesini kullanan kaç insan ve daha önemlisi kaç kadın vardır? Çok değil. Kitapta da bundan bahsediliyor. Hemen her yörede farklı bir ismi var, çoğu da saçma sapan çocuksuluğu çağrıştıran isimler. Kadının cinsel organının bile cinselliği çağrıştırmasına izin verilmiyor. İnananılmaz!

Sıkıntı ismiyle kalmıyor tabii. Zevk alınmasının önüne geçmek için her türlü önlem alınıyor. Kadın zevk alırsa, mutlu olursa naparız mazallah(!) Yazar esprili bir dille bunu vurguluyor: "Vajinalar rahatı sever. Onları şımartmak gerek, zevk almalarını sağlamak gerek. Ama bunu asla yapmazlar. Bir kadının zevk almasına dayanamazlar, hele bu cinsel zevkse. Mesela, pamuklu bir külot yapsalar içine de bir vibratör yerleştirseler fena mı olur? Kadınlar gün boyunca akarlardı. Süper markette, metroda, her yerde akan mutlu vajinalar olurdu. Buna dayanamazlar tabii."

Kadın sünneti diye bir vahşet geçti bu dünya üzerinden. Hâlâ da bitmiş değil gerçi. Verdiği en küçük hasar, kadının ömür boyu seksten zevk almaktan mahrum kalması. Bunu erkek sünnetiyle kıyaslayanlar için şu bilgi var kitapta: "Aynı işlem erkeğe uygulanacak olsaydı, penisinin büyük bir bölümünün kesilmesi, hatta testislerinin ve onları çevreleyen yumuşak dokunun ve derinin de yok edilmesi gerekirdi."

Regl gibi doğal bir süreçten bile birçok kadın hasar aldı. Reglin doğal olduğunu anlatmak için ne çok çaba gösterildi. Yaşamayanın haberi yoktur tabii ama kadınlar regl olduklarını "söyleyemedikleri" için çeşitli bahaneler uydururlardı yakın bir zamana kadar. Pedler köşe bucak saklanırdı. Ergenlik döneminde okullara gelen, güya bizlere cinsel eğitim verdiğini düşünen eğitimciler ise kızların cinselliğini reglden; erkeklerinkini mastürbasyondan ibaret gördükleri için ne doğru bir cinsel egitim alabildik ne de karşı cinsin sorunlarından haberdar olabildik. Çünkü kızlarla erkekleri ayrı ayrı eğitmeye çalışırlardı, sanki beraber yaşamak zorunda ve birbirlerine muhtaç değillermiş gibi...
96 syf.
·8/10
Vajina kelimesinden bile korkan bir toplumun içinde anatomimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz ve gerçekten penis egemen bir dünyada iki dudak bir clitoristen ibaret olmadığımızı ispatlamakla geçiyor ömrümüz.

Her kadının okuması gereken bir kitap çünkü okurken kadınlığınızın duşta masturbasyon yapmaktan daha fazla anlam taşıdığını keşfediyorsunuz. Yani öyle ki Berlin'de hardcore ilişkiye zorlanan bir kadınla Arap Yarımadası'nda vahsice sünnet edilen bir kadın, İstanbul'da mini etek giydi diye babasının dövdüğü kızla aslında aynı ızdırabı yaşıyor: kadın olmanın dayanılmaz işkencesi...

Kadın olmak kadar büyük bir kumar yok. Ya namuslusun ya orospu, ya erkek fatmasın ya kokoş, ya feministsin ya kezban... benim ulan ben kadınım işte. İki meme bir bızır bir popo bu yani Allah böyle yaratmış ne yapalım?

Bu kitabı okuyun ey kadınlar...
96 syf.
·Puan vermedi
Emma Watson'nın kitap grubunda verdiği tavsiye ile alıp okuduğum bir kitaptır. Fakat orijinalin nedense bu Türkçe versiyonu kadar basitleştilmiş bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Feminizm hareketinin baş yapıtı gibi gözükse de kitap içeriği bunu çok yanlış anlamış demeliyim. Zira şimdi yazacağım ön sözü ile içeriğinin bir mantığı yok.

VAJİNA DEVRİMİNİ KADINLAR NE İÇİN İSTİYOR?
• Bütün ülkelerde parklarda saldırıya uğrayacağız korkusundan uzak yürüyüşe çıkabilmelerini. seksten zevk almalarını, vücutlarını sevme şansına sahip olmalarını. ülke yönetimine katılım fırsatının tanınmasını
• ABD, Doğu ve Batı Avrupa’da oyuncakla oynayacak yaştayken seks için satılmamalarını
• Swaziland’da pantolon giymelerini
• Ürdün’de rahat rahat flört edebilmelerini
• Afrika ve Asya’da sünnete zorlanmamalarını
• Suudi Arabistan’da araba kullanabilmelerini
•Afganistan’da dondurma yemelerini
• İran’da denize girebilmelerini
•Çin, Hindistan ve Kore’de doğmalarına müsaade edilmesini
• ABD, Avrupa ve Asya’da yatakta güvenle yatmalarını….

DÜNYADA VAJİNA MONOLOGLARINI OYNAYAN İLK MÜSLÜMAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR….
96 syf.
VAJİNA MONOLOGLARI
Yazar: Eve Ensler
Çevirmen: Özden Öke

Yayınevi: Miron Yayınevi

ISBN: 9789759791704
Sayfa: 143 sayfa
Basım Tarihi: 2002

Kadın OLMAK NE KADAR ZOR. Bunu ancak bu tarz kitaplar okuduğumda biraz olsun anlayabiliyorum ya da anlamaya çalışmak için caba harcanması gerektiğini düşünüyorum. Az biraz unutmaya gördüğümde sanki misk kokulu yasemin ormanlarında dertsiz tasasız Peri masallarında ki gibi yüz yıl uyuyan prensesler gibi düşünüyorum KADINLARI. Kadınları biraz daha anlamak, onlara biraz daha fazla yardımcı olmak, yaşadıkları bu kadar sorunlar içinde onları tanımak adına kadınlar tarafından yazılan kitapları faydalı buluyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eva Ensler
Unvan:
Amerikalı Oyun Yazarı, Sanatçısı, Feminist, Aktivist
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 25 Mayıs 1953

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.