Fatih Okumuş

Fatih Okumuş

Yazar
7.7/10
31 Kişi
·
129
Okunma
·
3
Beğeni
·
1764
Gösterim
Adı:
Fatih Okumuş
Unvan:
Türk Yazar ve İslam Hukukçusu
Doğum:
Kahramanmaraş, Türkiye, 1968
Fatih Okumuş (doğumu 1968, Kahramanmaraş) Türk yazar ve İslam hukukçusudur.

1986 yılında Develi İmam-Hatip Lisesi, 1992 yılında El-Ezher Üniversitesi İslam Hukuku ve Hukuk Fakültesi İslam Hukuku Bölümü ve 1996 yılında da Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans bölümlerini bitiren Okumuş, doktorasını da Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Hukuku alanında yapmıştır.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Uluslararası Doğu Üniversitesi ve Rotterdam İslam Üniversitesi bünyelerinde çalışan Okumuş, halen vrije universiteit Amsterdam (http://www.vu.nl) teoloji fakültesi'nde Avrupa'da İslam alanında öğretim görevliliği yapmaktadır. "Sevgili Kasidesi" (1992), "Malik bin Nebi: Yirminci Asrın Şahidi" (1998) ve "Süleyman ile Belkıs" (2002) Kahire Kitabı, "Hz. Muhammed'in Yaşam Öyküsü" gibi kitapların yazarı olan Okumuş, evli ve üç çocuk babasıdır.
Muhammed (sav) evlatlığı Zeyd'le birlikte bağa sığındıklarında
Cenab-ı Hakk'a şöyle yakarmıştı:

"Allah'ım, güçsüzlüğümü, çaresizliğimi, halk içindeki hakirliğimi ancak sana arz ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Zayıf ve güçsüzlerin Rabb'i Sensin, benim Rabb'im de sensin! Şimdi beni kime bırakıyorsun. Beni, senden uzak olan düşmanlara mı bırakıyorsun? Eğer bana kızmamışsan, hiç önemli değil, çektiklerim bana hiç dokunmaz. Ben Sana, Senin nuruna sığınırım. Bana gazap etmenden korkarım. Senin af ve merhametin benim için çok geniştir. Her şey Senin rızan içindir.
Bütün güç kuvvet Senin elindedir."
İnanananların birtakım sıkıntılara uğradığı dönemlerde asıl üzülmesi gerekenler, başına hiçbir şey gelmediğini sananlar olmasıdır.
...Başına ufak da olsa bir musibet gelen Müslüman, sevinmeli; "Elhamdülillah ya Rabbi, şükürler olsun, senin yolunda benim de ayağıma küçük bir taş değdi!" diye sevincinden ağlamalıdır.
Demek ki, kulun baktığı yerden bakınca ve acele edip sonunu beklemeyince şer zannedilebilecek bazı şeylerin; Allah'ın baktığı yerden bakınca ve sabredince hayır olduğu görülecektir.
Cenab-ı Allah, kendisine inanan ve güvenenleri, bugün üzerinde bulundukları hal üzere bırakacak değildir.
...Üç beş yıl içinde dünyada da gıpta edilecek konumlarda olduklarını göreceksiniz.
340 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
O gece bir yıldız doğdu. Yahudi bilginleri son peygamberin doğduğunu bu yıldızdan anladılar.

Dedesi onun adını Muhammed (sav) koydu.

Yerdekiker ve göktekiler onu övsün istiyordu.

Babası onu hiç görmedi. Annesi yalnız altı yıl sevip okşayabildi.

MS 22 Nisan 571
128 syf.
·Puan vermedi
Çağa iz bırakan önderler denildiğinde bizde daha çok Hasan el-Benna, Malcolm X isimleri akla gelir. Malik bin Nebi, diğerlerine nazaran bizim ülkemizde daha az bilinen bir isim. Benim de birkaç sene önce bir kitap tahlilinde ismini duyduğum fakat daha sonra unuttuğum, bu sitede farklı bir kitabına yapılan incelemeyi okuyunca da okumaya karar verdiğim bir isim. Kitabı okuduktan sonra da bilinmesi kesinlikle elzem olan şahsiyetlerden olduğuna kanaat getirdim.
Cezayir'in önemli mütefekkirkerinden olan Bin Nebi Cezayir halkının kimliğini ve kişiliğini kazanmasında önemli katkılarda bulunmuştur. Bin Nebi ilk olarak dirilişin insanın içinden başlayacak bir değişim ile mümkün olacağını ve insanın iç dünyasını da dinin değiştireceğini söylüyor. Bizde konuyla ilgili çok güzel bir atasözü var: Taşıma su ile değirmen dönmez. Kişinin kendisi, sorunu bilinçli olarak fark ederek değişmeye niyet etmediği sürece dışarıdan yapılan değişim çağrılarının pek de bir etkisi olmuyor. Kişinin bu değişimini dışarıdan değiştirmek mümkün olmadığı gibi medeniyeti de asla başkalarının medeniyetinden ithal edemeyecegimizi de söylüyor Malik bin Nebi. Ve ekliyor, medeniyet ürünlerini satın almakla medeni olunmaz.
Malik bin Nebi İslam toplumlarının geri kalmasının sebepleri olarak iki maddeye değiniyor. Bunlardan en önemlisi İslam toplumlarının ideolojik ve kültürel savaşa karşı donanımsız olmalarıdır. İslam dünyasının bir diğer geri kalma sebebi ise İslami bir projemizin olmayışıdır. İslam dünyasında üretim ve icat çok azdır. Bunun yanında problemlerimiz hakkında da ideolojik bilinç ve çözümden yoksun durumdayız. Bütün bu problemlerin sebebini ise sömürgeciliğinin üstüne yıkmak abartılı bir tavırdır. Çünkü problem bizdedir, biz sömürülmeye elverişliyiz.
Malik bin Nebi İslam dünyasının bugün yaşadığı krizin sebebinin de inanç veya dini değerlerle ilgili olmadığını, inanç ve düşünce köklerinden kopmuş akılların problemi olduğunu söyler. Müslümanlar ile İslam iki ayrı vadidedir. Müslümanlar inançlarını ruhi olandan sosyal olana intikal ettirememişlerdir. Bilim, siyaset, ekonomi gibi alanlarda nitelikli eserler meydana getirmemişlerdir.
Müslümanlar etken değil edilgen konumdalar. Girdiği ortamı etkileyeceği yerde ortam onu kolayca etkilemektedir. Müslümanlar kendilerini tarihin öznesi olarak görmedikçe de İslam toplumu yeniden tarihin öznesi olamayacaktır.
Son olarak sömürü konusunu anlatıyor Malik bin Nebi. Ve burada da acı gerçekleri yüzümüze vurmaya devam ediyor. Geri kalmışlığın bütün suçunu sömürgeciye yıkıp kendimizi temize çıkarmak kolaycılıktır. Sömürünün sebebi bizim onlara imkan tanımış olmamızdır. Çözüm sömürgecinin zulmüne son vermesini beklemek değil kendini değiştirmektir.
Tüm olumsuzlukların tek bir kişiye hamledilmesi tipik bir Şarklı tavırdır, diyor. Günümüzde de hâlâ aynı şekilde devam ettigini görebiliriz bu durumun.
Son olarak Bin Nebi'ye göre Oryantalistlerin sadece yerici eserleri değil övücü eserleri de bize zarar vermektedir. Övücü eserlerin tesirinde kalarak geçmişin ihtişamı ile oyalanan Müslümanlari bugün yiyecek ekmeği olmayan zavallı bir adama babasının, dedesinin bir zamanlar zenginlik içinde yaşamış bulunduklarının anlatılmasına benzetir. Bu durum da Müslümanların konumu ile ilgili tartışmalarda günümüzde de sürekli karşımıza çıkıyor. Batı'da ortaya çıkan yeniliklerden bahsederken ve bununla paralel olarak Müslümanların geri kalmış olmaları dillendirilirken Endülüs ve Abbasi döneminden örnekler vermeye devam etmemiz, Şarklı karakterimizi aynıyla devam ettirdiğimizi gözler önüne seriyor.
118 syf.
·1 günde·6/10
Hüthüt ün Sebe ülkesine gidişiyle başlayan bir öykü.Kitap hükümdar ve peygamber olan Süleyman ile Belkıs arasındaki aşkı ve inanışı anlatan kısa ,güzel bir hikayeden oluşuyor. Sebe ülkesinin kraliçesi Belkıs ve halkı güneşe taparken bir anda Süleyman dan gelen ve Allah a inanmaları için uyarı niteliğindeki mektuplarla aşk başlıyor.Okunması gereken güzel ve kısa bir hikaye..
118 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kadınların mutlu olduğu ve her kadının toplumda kendisine en uygun yeri bulduğu zaman toplumun dokusunun sıkılaşacağını,erkeklerin ve çocukların da mutlu olacağını düşünüyordu.
____''Belki de dosta giden yola koyulmak vuslatın ta kendisi.Varmak,yolda olmaktan başka değil.İlim,cehaletini bilmekten başka değil.İdrak,idrak etmekten aciz olduğunu kavramaktan başka değil.Süleyman...Belkıs'tan başka değil''
_____''Elhak,Belkıs Süleyman'a giderken kendini buldu.
Süleyman ona kendi kendinin gurbetinde olduğunu hissettirdi. Belkıs'ın Süleyman'a gitmesi,kendini bulmasından başka bir şey değildir.''(54shf)
____Süleyman,Belkıs'ın gönül gönül lambasının camını parlatınca hakikat ayan oldu.
____Sen okumasaydın ben kitabımın kapağını bile açmayacak,okumak nedir bilmeyecektim.62shf.
___O,bir kitabın okunmasını isteyince ona bir okuyucu gönderir.Bir okuyucunun okumasını istediğinde de ona bir kitap gönderir.Kitap okuyucu için,okuyucu kitap için bir sınavdır. 63 shf
340 syf.
·Puan vermedi
Peygamber efendimizin hayatını kaleme alan o kadar çok yazar var ki, Konu Efendimiz olunca hüzünlenmemek elde değil. Onca eziyet, işkence, hicret ve tek gayesi ümmeti olan bir Peygamber ki kainat O'nun yüzü suyu hürmetine halk edildi. Özellikle gençlerin okumasını tavsiye ederim.
İyi Okumalar...
Kalbi Selamlar...
340 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
her sene farklı bir kaynaktan Alemlerin Sultanı HZ. MUHAMMED'in sav hayatını okumaya gayret ediyorum. elbette çok farklı değiller birbirinden lakin bazıları ön plana çıkmakta.
Fatih Okumuş'un bu eseri de anlatımıyla, kitabın baskısı ve sayfaların düzeni ile ben de etkili bir yer bırakmıştır. seve seve ve bir lokmada bitirdim. insan sevdiğini, sevdiğine önerir.
OKUYUN, OKUTUN, PAYLAŞIN...

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatih Okumuş
Unvan:
Türk Yazar ve İslam Hukukçusu
Doğum:
Kahramanmaraş, Türkiye, 1968
Fatih Okumuş (doğumu 1968, Kahramanmaraş) Türk yazar ve İslam hukukçusudur.

1986 yılında Develi İmam-Hatip Lisesi, 1992 yılında El-Ezher Üniversitesi İslam Hukuku ve Hukuk Fakültesi İslam Hukuku Bölümü ve 1996 yılında da Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans bölümlerini bitiren Okumuş, doktorasını da Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Hukuku alanında yapmıştır.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Uluslararası Doğu Üniversitesi ve Rotterdam İslam Üniversitesi bünyelerinde çalışan Okumuş, halen vrije universiteit Amsterdam (http://www.vu.nl) teoloji fakültesi'nde Avrupa'da İslam alanında öğretim görevliliği yapmaktadır. "Sevgili Kasidesi" (1992), "Malik bin Nebi: Yirminci Asrın Şahidi" (1998) ve "Süleyman ile Belkıs" (2002) Kahire Kitabı, "Hz. Muhammed'in Yaşam Öyküsü" gibi kitapların yazarı olan Okumuş, evli ve üç çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 129 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 28 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.