Horace Jim Greasley

Horace Jim Greasley

8.3/10
23 Kişi
·
56
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.278
Gösterim
Adı:
Horace Jim Greasley
Unvan:
İngiliz Asker, Yazar
Doğum:
İbstock, Leicestershire, 25 Aralık 1918
Ölüm:
L'Alfàs Del Pi , Alicante , İspanya - Costa Blanca, 4 Şubat 2010
İngiliz asker Horace Jim Greasley 1939’da Almanlara esir düşer, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi verir. O ve arkadaşları esir kamplarında açlık, soğuk, dayak ve hakaretlere karşı koymak zorundadır. Horace (bugün 90 yaşlarında) romanını yaşlılığı nedeniyle yazamadığı için, kendisi de bir yazar olan Ken Scott’a yazdırır.
Mahkumların bazılarının hayatta kalabilmek için ölüleri yediğini anlatan bir adam, sonunda utancından kendini astı.
O tatlı yavrucak ise kitap okumanın nasıl bir şey olduğunu asla bilemeyecek, ilk aşkı asla tadamayacak, baba olmanın keyfini asla süremeyecekti.
Horace sidikli samanların üstünde uyuyordu. Amonyak kokusu havada asılıp kalıyor, sürekli bu kokuyu teneffüs ediyorlardı. Esirlerden bazıları, doğanın çağrısına cevap verip ayağa kalkarak tuvalete gidemeyecek kadar zayıf düşmüştü. Hayatları, bedenlerinden çekilip alınıyordu. Horace’ın ayağı zonk zonk atıyor, botu bir bıçak gibi topuğuna batıyordu. Bir fare midesini kemiriyordu sanki. Bitler bedeninde cirit atıyor, her an ona işkence yapıyorlardı. Onu ısırdıklarını bildiği hâlde hiçbir şey yapmadan bitlere izin verdiği anlar oldu. Kanıyla karınlarını doyururlarsa belki onu rahat bırakacaklarını düşünmüştü.
Buranın ne kadar soğuk olduğunu hiç kimse tahmin edemez. İngiltere’deki en soğuk günü düşünün ve bunu ikiyle çarpın. Öyle bir soğuk ki bazı günler burnunuzu bile dışarı çıkaracak haliniz kalmıyor. 1929 Şubat’ını, okuldan eve dönüşümü hatırlıyorum. Üç kilometre boyunca tipi altında yürümek zorunda kalmıştım. O gün, sabah hava çok soğuk değildi, kimse eldiven, bere takmayı akıl edememişti ama akşama doğru hava iyice soğudu. Okuldan çıktığımızda kar yağmaya başlamıştı, hepimiz çok sevinmiştik. Bir kilometre kadar yürüdükten sonra tipi başladı, evi bulabilmemiz bile bir mucizeydi. Mutfakta, kara sobanın başında oturmuştum. Buz kütlesine dönmüştüm. Annem bana sıcak çay içirerek buzlarımın çözülmesini sağlamıştı.
Şimdi o günü hatırlıyorum. Polonya’da, buz tutmuş mezarımın üstünde yatarken o günü düşünüyorum. Sıcak nefesimin buharı dışarı çıkıyor. Tipi altında yürüdüğüm o günün on katını, buradaki bir günümle hiç düşünmeden değişirim. Ama işe yaramaz ki. Bu böyle; haftalar; aylar boyunca sürecek. Soğuk, insana nefes bile aldırmıyor.
2.Dünya savaşında esir düşen bir İngiliz askerinin yaşam mücadelesini anlatan bir kitap.Bence kitap okumayı seven özellikle tarihe meraklı herkes bu kitabı okumalı.
İkinci Dünya Savaşı'nda almanlara esir düşen bir ingiliz askerinin gerçek yaşam hikâyesinden yola çıkılarak yazılmış bir kitap. Horace Jim Greasley'in anlatımıyla, başka bir yazarın kelimelere dökmesiyle yazılmış. Almanların yaptığı acımasız işkenceler, yaşam savaşının ortasında kurtulma şanslarını bile artık düşünemeyen esirler ve o hengamenin ortasında filizlenen bir aşk. Konusu ve anlatımı açısından gayet iyi bir kitap. Duygu aktarımı çok başarılı.
Aşk bazen insana çılgınlık yaptırır, bazen en umutsuz anlarda bile yüreğinde bir yaşam sevinci yaratır.
Sevmenin, âşık olmanın, karşı cinse ilgi duymanın dayanılmaz bir tadı, isteği ve çekiciliği vardır. En kötü koşullarda bile bu duygu insana yaşam sevincini ve mutluluğu tattırır.
Ancak bazen de koşullar ve sorunlar aşkın yarım kalmasını sağlar, bu mutluluğu engeller...

Romana konu olan İngiliz asker Horace Jim Greasley 1939’da Almanlara esir düşer, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi verir. O ve arkadaşları esir kamplarında açlık, soğuk, dayak ve hakaretlere karşı koymak zorundadır. Horace (bugün 90 yaşlarında) bu romanı yaşlılığı nedeniyle yazamadığı için, kendisi de bir yazar olan Ken Scott’a yazdırır
2. Dünya savaşını en iyi konu alan kitaplardan biri. Yeni basımları olmaması insana garip geliyor açıkçası böyle güzel bir kitabı neden yayınevleri basmaz?
Bu kitap hediye geldiğinde bu nasıl isim demiştim. Ama savaşın,esaretin acısını aşk tadında öyle güzel anlatmış ki... Hayran olmamak imkansız...
Bu kitapta anlatılanları Horace Greasley, 1940'larda yaşamış; altmış sene sonra Greasley, bunları yazar Ken Scott'a anlatmış 2008'de; ... 2009'da kitap yayınlanmış; ... 2010'da Greasley ölmüş 90 yaşında... İngiliz askeri Greasley, bütün İkinci Dünya Savaşı'nı esaret altında geçirmek durumunda kalmış ve esirlik hayatını sürdürdüğü bir kampta güzel Rose ile tanışmış, kıza aşık olmuş ve savaşın bütün anlamsızlığı ve korkutucu özelliği arasındaki bu gönül hikayesi ve yanısıra savaşın ürkütücü egemenliği... İnsanların zalimliliği falan derken bu ''Kuşlar Cehennemde De Şarkı Söyler Mi?'' Kitabı okuyanın boğazına düğüm düğüm atıyor. Bence okumayınız...

Yazarın biyografisi

Adı:
Horace Jim Greasley
Unvan:
İngiliz Asker, Yazar
Doğum:
İbstock, Leicestershire, 25 Aralık 1918
Ölüm:
L'Alfàs Del Pi , Alicante , İspanya - Costa Blanca, 4 Şubat 2010
İngiliz asker Horace Jim Greasley 1939’da Almanlara esir düşer, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi verir. O ve arkadaşları esir kamplarında açlık, soğuk, dayak ve hakaretlere karşı koymak zorundadır. Horace (bugün 90 yaşlarında) romanını yaşlılığı nedeniyle yazamadığı için, kendisi de bir yazar olan Ken Scott’a yazdırır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 56 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.