Ian Dallas

Ian Dallas

Yazar
8.0/10
26 Kişi
·
76
Okunma
·
4
Beğeni
·
1.167
Gösterim
Adı:
Ian Dallas
Tam adı:
Abdulkadir es sufi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ayr, Birleşik Krallık, 1930
1930 yılında İskoçya’da doğan Abdülkadir Es-Sufi (Ian Dallas) Şazeliyye tarikatı (Darkaviyye kolu) şeyhi ve Dünya Murabıtun Hareketi kurucusudur; İslam, tasavvuf ve siyaset teorisi üzerine birçok kitabın yazarıdır. 1967’de İslam’ı kabul etmeden önce oyun yazarı ve aktördü. İhtidasından beri İslam’ı tebliğ etmektedir ve dünyanın birçok ülkesinde öğrencileri vardır. Yazma faaliyetlerine devam eden Es-Sufi’nin güncel olaylar hakkında ve dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanları etkileyen konular hakkındaki yorumları web sitesinde yayınlanmaktadır (http://www.shaykhabdalqadir.com ). Kendileri, hâlihazırda zikir ve İslami ilimler üzerine eğitim verdiği Güney Afrika’da Cape Town’da ikamet etmektedir.
...Bir uzun sessizlikten sonra, Si Hamud elini kolumun üstüne koydu ve konuştu: <Kıyametin nasıl kopacağına dair bir hikaye anlatılır. Dünyanın muazzam kalabalığı gırtlağına kadar cehalete, şiddete ve cinnete gömülmüştür. Kocaman milyonluk şehirlerden birinde iki halsiz, ihtiyar kadın, unutulmuş, canlıcenazeye dönmüş görünüşleriyle bir köşede büzülmüş bu bitip tükenmek bilmeyen korkunç sahneleri gözlemektedir. Kadınlardan biri ötekine döner ve şöyle der, '' Felaket. Şunlara bak. Her birimize bir bak. Hiçbir şey anladığım yok. Nedendir? Bu büyük âlem neden, bu dünya, bu milyonlarca insan böyle aşağılık halde? Anlamı ne bunun? Bir bilen oldu mu hiç?''
< Bir uzun sessizlikten sonra, öbür kadın elini arkadaşının kolu üstüne koydu, şöyle dedi:
"Hatırlıyorum, henüz genç bir kızken, uzun, çok uzun zaman önce, dilenen bir garip adam gelmişti şehrimize. Bizim gibi paçavralar içindeydi ve sivri bir külah vardı başında. Hâlâ hatırlıyorum elini kolumun üstüne koyduğu zaman gözlerinde doğan sükûneti, o anda bana şöyle fısıldamıştı, Lâ ilâhe illallah." >
Ian Dallas
Sayfa 7 - Yeryüzü Yayınları, Çeviri: İsmet Özel
Cami’ül Beyan’da şu Hadis yer alır: “Doğrusu ümmetim arasında öyle insanlar vardık ki, Allah’ın rahmetinin genişliğinden açıkça neşe duyar ve O’nun gazabı korkusuyla gizlice ağlar. Yeryüzünde yaşarlar ama kalpleri cennettedir. Kendileri dünyadadır ama kafaları öte dünyaya takılmıştır. Sükünet içinde yaşar, Allah’ın kayrası yoluyla O’na yaklaşırlar.”
Gidiyorum bugün. Kütüphaneyi, evimi, dostlarımı, yaşadığım şehri terk ediyorum. Nereye gittiğimi bilmiyorum.
Kendi içimde kayboldum. Yoksa kendimin dışına dağılıp da mı kayboldum? Her ikisi de.
garib; söylemin kendisinde anlaşılması g izil, öte, tuhaf bir acaiplik var. o duvardaki tablonun içinde kaybolub gittim yılların arasında. şimdi yaşlı kadınların konuşmalarını anlamaya başladım. garib...
En lüks arabayı alıyoruz. En güzel mekanlarda evimizi zevkimize göre yaptırıyoruz, bir güzel dayayıp döşüyoruz, en pahalısından mobilyaları birer birer özenle diziyoruz. Karşısına geçip hayran hayran izliyoruz sonra. Aman başına bir şey gelmesin diye korkuyla yatıp kabuslarla uyanıyoruz. Zamanımızın çoğunu, ya bunca eşyanın temizliğine ayırıyoruz ya da aman onlara bir şey olmasın diye koruyarak mahvediyoruz. Nerde kaldı benim tevekkülüm, nerde kaldı kalbimin sahibine verdiğim söze sadakatim! Bunca korku bunca yalancı sevgiler varken gelir mi Padişah o saraylıktan çıkmış harabeye(!). Allah verdiği nimeti kulunda görmek ister, diyoruz. Ama şunu hep unutuyoruz: Allah, nimeti kuluna araç olarak verir ,o araçla bana kolaylıkla gelsin diye.Yaratanını unutup geçici şeylerle gönlünü karartsın diye değil!

Dervişlik bir hırkayla olmuyor. Ama dünyayı kalbinden çıkarmadan da olmuyor. “İyi ama nereden başlamalı! “diye düşünürken elime geçti :“Gariplerin Kitabı”.

Kitabın konusu bizim gibi hakikati arayan birinin, arayış yolculuğunda başından geçen olayları anlatıyor. Bu olayın gerçeklik payı var mı?diye düşünürken gerçekten de yazarın,başından geçenleri anlattığını öğrendim.Ve o zaman anlatılanlardan daha çok etkilendim.Beni etkileyen birkaç bölümü paylaşmak istiyorum:

Her şey onun kayboluşuyla başladı…Onun yani kütüphanecinin,yahut resmi adıyla söylersek D.Ü.K.A.Y’ın ;Devlet Üniversite Kütüphanesi Arşiv Yetkilisi’nin…

"Kitapları kullanıyorsun. Ama bilgi sahibi değilsin.Şimdi bilgiyi bulacaksın.Seni onun yanına götüreceğim.Senin aradığını içeren bir kitap var.Adı Gariplerin Kitabı.İçinde bu dünya ve sonrasında bilmek istediğin herşey var.""Gariplerin Kitabı mı?"Hemencecik birçok soruya hazırlandığımı anlayıp elini dudaklarına götürdü."Bulmak ister misin onu?"

Bayezid-ı Bistami Hazretleri: “Bu bilgiyi arayarak elde edemezsin, ne var ki onu bulanlar yalnızca aramış olanlardır. “buyurmuş.

Söyleyin ne olur, nerdedir o?
Kendiniz bulun!
Ama size bulmak istediğim için soruyorum.
Kalbinin üzerine birkaç kez vurdu.
Kendiniz bulun. Hepsi burada. Her şey…Şuracıkta! Gerekli saydığın her şeyi elde edeceksin. İnan bana. Durum senin güdümünde değil. Bunu kafandan çıkarma.
Aramaya nerdeysen oradan başla Sana gerekli olan her şey içinde var!
"Kitapları kullanıyorsun. Ama bilgi sahibi değilsin.Şimdi bilgiyi bulacaksın.Seni onun yanına götüreceğim.Senin aradığını içeren bir kitap var.Adı Gariplerin Kitabı.İçinde bu dünya ve sonrasında bilmek istediğin herşey var.""Gariplerin Kitabı mı?"Hemencecik birçok soruya hazırlandığımı anlayıp elini dudaklarına götürdü."Bulmak ister misin onu?"

Valla bu kitabı aradığım kadar hiçbir kitabı aramadım. En son PDF'ini birinden rica ettim ama PDF ile birlikte kitabıda aynı anda elde ettim. Onca arayıp sorduktan sonra, son hamle olarak Üsküdar'da açılan eski kitap fuarında yaklaşık 30 kitapçıya sordum, hepsi de yok dedi. En son sorduğum adamda umudum tükendi. Herhalde bulamayacağım dedim. Adam bana nokta atışı olarak kitabın yerini söyledi. Hakikaten de kitap oradaydı. Kitapçıda bana bu kitabı geçen sene 30 TL ye sattı. Bende düşünmeden verdim.

Bu kitabı övgü üzerine merak edip peşine düşmüştüm ve tabiki hayal kırıklığı ile son buldu. İlk paragraf kitabın arka kapak yazısından bir kısım ama kitabın böyle bir başarısı yok. İddasının yakınından bile geçemeyen sıradan bir roman. Bana tek cümle dahi katkı sağladığını hatırlamıyorum.
10 Puan verdigim bu kitap benim için cok degerli. Ian Dallas sonradan müslüman olmus hatta seyhlim mertebesine kadar yükselmiştir. Ingilterede uzun yillar yasadiktan sonra irsad gorevi icin Guney Afrikaya gitmis ve orda medrese kurmustur. (Spoi icerir) Kitaba gelecek olursak bir akademisyenin basindan gecenler anlatılıyor. Bir suru garip olaylar silsilesi sonrasi kendisini Tunusta bir Şazeli tekkesinde bir seyhe bende olarak buluyor. Kitaba bayıldım...
!!!!!SPOİLER!!!!

Yazar bir Devlet Üniversitesi Kütüphanesinde arşivde çalışan bir memurdur. Okur olarak yazarın bilinç akışına adapte olmada zorlanmadım. Zaten bir boşlukta ve arayışta olan yazar devlet üniversitesi kütüphanesi arşiv yetkilisi yazarın kısaltımıyla DÜKAY’ın ortadan kaybolmasıyla olaylar zinciri başlar. DÜKAY’ın yerine atanır yazarımız. Yazarımızın yolculuğu da DÜKAY’ın odasında başlar.

Odada bir madala keşfeder bu madala Bistamlı Beyazıda aittir. ‘’Bu bilgiyi arayarak bulamazsın ne var ki onu bulanlar yalnızca aramış olanlardır’’ yazılıdır. Anlatıcı bu yazıyı okuduğu anda zamandan ve mekandan kopar. Sanki gövdesi bir nefeste yenileniyor gibidir.Anlatıcı bir şeyleri özlemekte ve aramakta olduğunu fark eder. Ve bu özlediği şeyi DÜKAY biliyordur. Bir gün ziyarete DÜKAY’ın arkadaşı Arnou gelir. Ona şaşırdığı bir rahatlıkla DÜKAY’ı ve düşüncelerini anlatır. Arnou aradığı şeyi kendisinin bulacağını ve tüm her şeyin KALBinde olduğunu ve anlatıcıyı kalp yoluyla bulduğunu söyler. Anlatıcı fiziksel bir organ nasıl tüm kainatı içinde barındırabilir? sorusunu okurla birlikte sorar.

Ertesi gün anlatıcı evindeyken bir rüya görür. Rüyasında aradığı şeyin evinde olduğunu söyleyen bir ses duyup uyanır. Evi temizlerken bir defter bulur. Bu defter DÜKAY’ın defteridir. Anlatıcının arşiv yetkilisi olmasının üzerinden on yıl geçer. Bu arada aradıklarına bir cevap bulabilmek ümidiyle eski bilginlerin yöntemiyle evinde toplantılar düzenler. Bu toplantıya üniversitede ki yetkili kişiler iştirak eder. Anlatıcı bu işlerin hakkında davranış notları da çıkarmıştır.

Profesör Aller Psikograf (Gerçekliğin tüm boyutları ile baş edebilmek için düşünce yapılarımızı nasıl kullandığımız) uzmanıdır. Zayıf, uzun ve kambur ve kekemedir.

Doktor Gayen kısa boylu, tombul evli ve beş çocukludur. Psikograf yönetmenidir. Tedavi süreçleri ile ilgilenir.

Axal ünlü bir şairdir. Anlatıcı onu Rimbaud’un günümüzde ki uzantısı olarak tarif eder.

Zilla biyolojist ve yazardır. Evli ve 2 çocuk sahibidir. Üstün bir zihin yeteneği vardır. Anlatıcıya göre bu aydınlar kafalarında taşıdıkları bilgiler onlara, onların dünyada nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmediğini söyler. Bu aydınlar baştan aşağıya cahil, öğretip bir şey bilmediklerini, düşündüklerini ama akıl edemediklerini anlatır. Aradığı şey bu aydınlarda değildir. Anlatıcı kütüphanenin nimetlerindan faydalanarak bir takım doğu el yazmalarını okur. Biz de anlatıcıyla beraber okuruz.

Çin el yazması Fao Mun Jin’in oğluna mektubudur. Kuan yin ‘in yolculuğa çıkar Lao Tzu ile meditasyonvari bir takım eylemelerde bulunurlar. Kuan Yin Lao Tzu’ya bir kaşık bal verir. Lao Tzu’nun sanki zihni açılır. Balın sıcaklığı vücudunun her merkezine sanki akupunkturıst gümüş iğneleriyle sızıyordur. Aynı olay Şeyh El Ekber’in öğrencisinin mektubunda da gerçekleşir. Fas’ta Karavin Medresesinden Şeyh ve öğrencisi Cebel’e doğru yola çıkarlar. Şeyh müridine keçi sütü verir. Mürid tıpkı Lao tzu gibi kendinden geçip farklı bir boyut ve hissiyat tarifinde bulunur. Anlatıcı bunları bir tür trans ve ekstaz halleri olarak yorumlar. Ama bu hallerde o özlediği şeyin ipuçlarını bulmuştur. Bunu o üniversitedekilerle paylaşır fakat aradığı cevabı onlarda bulamaz hayal kırıklığı ile anlamsızca ağlar.

Bahçede bir karaltı fark eder bedevi kılıklı garip bir adam vardır bahçesinde. Kütüphanede raflarda bir kelimeye rastlar MARİFET bunu seslendirdiği esnada yanında bir ses tekrarlar. Marifet. Telepati ile bağlantı kurduğunu anlar. Pes ettim dediği anda anlatıcıyı alıp çöle götürür. Alnını yere değdirir görmediği duymadığı O’na karşı TESLİMİYET içinde olması gerektiğini anlatır. Arşiv yetkilisine aradığı her şeyin Gariplerin Kitabında olduğunu söyler.

Gariplerin kitabını bulmak için Azwan’a gider. Bir arkadaşının adresini verdiği esrarcıya gider. Esrarcı Nasır anlatıcının aradığı şeyi tek kelime ile cevaplandırdı. MÜSLİM! Anlatıcının kararsızlığını gören Nasır, Müslüman biriyle sokakta kolayca rastlayamayacağını haritalardaki popülasyona aldanmaması gerektiğini söyledi. Evet gerçek Müslümanlar inci tanesi gibiydiler. Nadir bulunurlardı. Nasır anlatıcının o bilmese de çoktan Müslüman olduğunu söyler. Nasır anlatıcı yanında bulunduğu 4 gün boyunca beyaz esrarla onu besler 4. Günün sonunda anlatıcı esrar içmek istemez. Nasır sevinir ve Yaradan’ın ondan esrarı uzaklaştırmış olduğunu söyler. Ve bunu izleyen bir hafta için de anlatıcı Müslüman olup sarık ve cübbe giyer. Müslüman olduktan sonra bir üstada gereksinim duyduğunu hisseder. Bunun ihtiyacıyla sokaklarda avare dolaşırken Sokakta bir meczup ile karşılaşır. O bir Allah sevdalısıdır, aşk sarhoşudur. Göğsünden yayılan titreşimler anlatıcıyı süratle tesiri altına almıştır. Namazın Allah’a yaklaşma yolu olduğunu anlatır. Meczuplar olduğuna göre ermişlerde mutlaka olmalıdır. Bu düşünceyle anlatıcı yaşayan bir şeyh bulmayı amaçlar. Bu arada devlet üniversitesinden bir arkadaşıyla buluşur ve onun da Müslüman olduğunu öğrenir. Yola beraber devam ederler.

Nahb’da bir dervişle karşılaşır. Fakat umduğu gibi gerçekleşmez hiçbir şey. Dervişin anlatıcımıza söyleyecek bir şeyi yoktur. Anlatıcı yine karmaşıklığa düşmüştür. Neden sonra bu eski şehirde aşıklar arasında dıştan göze görünmeyen ama içten içe bağlantılı bir ağ kurulduğunu fark eder.

Bir gün cami çıkışında güler yüzlü bir adam anlatıcımıza TASAVVUFu sorar. Anlatıcımız dilenci görünümlü meczubu gösterir çünkü ona göre dış görünüş mühim değildir. Duyusal algıları o derin anlamı bulmuş ve tanımaktadır. Güleç yüzlü adam anlatıcımızı Fukara toplantısına çağırır. Anlatıcımız iştirak eder. Zikrlere katılır. Artık şeyhini bulmak için esrarkeş bir antikacıya gider. Orada yaşlı bir adamdan Falah’ta bir Şeyh olduğunu öğrenir ve Falah’a doğru yola çıkar. Şeyh ile beraber fikir ve zikr meclislerine katılır. Şeyhin yönettiği vird ve hadra esnasında hem ağırbaşlılık hem de mutluluk açısında kalbinde ruhi enerjinin taştığını hisseder. Bazı insanları gizli ya da açıktan ağladığına şahit olur çünkü kalpler HİKMETi kabul edecek hazırlığı geçmiştir.

Bu mecliste bazen kendini, niçin orada olduğunu sorgular kendini oraya ait hissetmez fakat orayı bırakmaz. Zaviye hayatında onu dünyaya bağlayan alışkanlıklarını terk etmeye çalışır, ve NEFS (kendini deneyicilik)ini terk eder. Zaviyede artık yeni bir insan olmuştur,büyük bir değişim geçirmiştir. Şeyhin verdiği HİMMETi(ruhi özlem uyarıldıktan sonra başarabilecekleri ruhi görev) yerine getirir. Anlatıcımızın geldiği yere geri dönmektir. Dönerken ona bir paket verilir dönene dek açmamasını söylerler.

DÜK’e vardığında kitabı açık bakar elle yazılmıştır ve şu söz gözüne çarpar ‘’KENDİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR.’’ Başka yerlerde aramaya gerek yok tüm sırlar kendimizde saklıdır. Açıp bakmak bize kalmıştır.
Bir kitap, bir sezgi herşeyi değiştirebilir mi? Gariplerin Kitabı kaybolan Dükay'ın peşinden giden yeni kütüphane görevlisinin hayatındaki değişimler anlatılmaktadır. Özellikle bulunan bir kitap ve oluşan sezgilerle hayat nasıl değişebilir bilmek isteyen herkes bu kitabı okumalı
Kitap önceleri sıradan bir hayatı olan ve hayatında eksiklik hisseden bir adamın, kendini bulma yolculuğunu anlatıyor. Tabi bu buluş kişiye göre değişir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ian Dallas
Tam adı:
Abdulkadir es sufi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ayr, Birleşik Krallık, 1930
1930 yılında İskoçya’da doğan Abdülkadir Es-Sufi (Ian Dallas) Şazeliyye tarikatı (Darkaviyye kolu) şeyhi ve Dünya Murabıtun Hareketi kurucusudur; İslam, tasavvuf ve siyaset teorisi üzerine birçok kitabın yazarıdır. 1967’de İslam’ı kabul etmeden önce oyun yazarı ve aktördü. İhtidasından beri İslam’ı tebliğ etmektedir ve dünyanın birçok ülkesinde öğrencileri vardır. Yazma faaliyetlerine devam eden Es-Sufi’nin güncel olaylar hakkında ve dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanları etkileyen konular hakkındaki yorumları web sitesinde yayınlanmaktadır (http://www.shaykhabdalqadir.com ). Kendileri, hâlihazırda zikir ve İslami ilimler üzerine eğitim verdiği Güney Afrika’da Cape Town’da ikamet etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 76 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.