İbrahim Tenekeci

Yazar 8,5/10 · 401 Oy · 15 kitap · 1282 okunma ·  586 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

586 okur beğendi.
401 puanlama · 1.397 alıntı
0 haber · 30.072 gösterim
1.282 okur kitaplarını okudu.
587 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
20 okur kitaplarını şu anda okuyor.
11 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

İbrahim Tenekeci'nin Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

İbrahim Tenekeci'nin Biyografisi

1 Eylül 1970 tarihinde Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.
İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü. 1998-99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. Milli Gazete'de köşe yazarlığı ve düşünce sayfası editörlüğü yaptı. 2000-2005 yılları arasında, 36 sayı yayınlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun yayınlarında dizi editörlüğü yaptı. Kırk civarında şiir, hikâye ve deneme kitabının yayınlanmasına vesile oldu.

Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Şairi seçildi. Aynı yıl, Yılın Yazarı ödülünü de aldı. Evli ve beş çocuk babasıdır.

İbrahim Tenekeci'nin Kitapları Kitap Ekle

1. Uçuş Denemeleri (Başka Kitaplar)
8,5/ 10  (72 Oy) ·  213 Okunma
8,3/ 10  (44 Oy) ·  145 Okunma
8,1/ 10  (30 Oy) ·  130 Okunma
8,5/ 10  (23 Oy) ·  112 Okunma
8,8/ 10  (38 Oy) ·  102 Okunma
8,2/ 10  (24 Oy) ·  83 Okunma
14. Seçilmiş Şiirler Antolojisi (Çağdaş Türk Edebiyatı)
7,0/ 10  (3 Oy) ·  6 Okunma
Ferah, bir alıntı ekledi.
20 Kas 2015

Kadın insanı rezil de etmez vezir de,
Sen ne olmak istersen sana yardımcı olur sadece..

İbrahim Tenekeciİbrahim Tenekeci
Semanur*, bir alıntı ekledi.
10 Nis 2015

Tanımak hayal kırıklığı. Ne demiş şair:
"Fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız."

İbrahim Tenekeciİbrahim Tenekeci
Ferah, bir alıntı ekledi.
 15 Kas 2015

''Artık her insanın son kullanma tarihi var. Çünkü karşımızdakine insan olarak değil, imkân olarak bakıyoruz.''

Sürekli Kayıp, İbrahim TenekeciSürekli Kayıp, İbrahim Tenekeci
sueda reyyan, bir alıntı ekledi.
 14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 5/10 puan

Allah'à bizleri ölümle tedavi ettiği için şükretmeliyiz. Yoksa hepimiz hırs kanseri olurduk.

Uçuş Denemeleri, İbrahim TenekeciUçuş Denemeleri, İbrahim Tenekeci
Slh TRHL, bir alıntı ekledi.
25 Oca 22:03 · 7/10 puan

''Güzelliği arıyorsan, önce sen güzel ol.''

Kemal SAYAR

Sürekli Kayıp, İbrahim Tenekeci (Sayfa 92 - PROFİL)Sürekli Kayıp, İbrahim Tenekeci (Sayfa 92 - PROFİL)
Slh TRHL, bir alıntı ekledi.
03 Şub 11:44 · 8/10 puan

Ne diyor şair;
''Şu kalabalığa bir su versem, yeşerse...''

Son Düzlük, İbrahim Tenekeci (Sayfa 18 - PROFİL KİTAP)Son Düzlük, İbrahim Tenekeci (Sayfa 18 - PROFİL KİTAP)
mavera, bir alıntı ekledi.
13 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kırgınım. Ve bunun ne anlama geldiğini henüz ben de bilmiyorum..

Uçuş Denemeleri, İbrahim Tenekeci (Sayfa 58)Uçuş Denemeleri, İbrahim Tenekeci (Sayfa 58)
Bütün Alıntıları Göster

İbrahim Tenekeci kitap incelemeleri

Muhayyelll, Geldik Sayılır'ı inceledi.
27 Mar 14:37 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Popüler kültürün bir mağduru daha..
Okumadan elde gezdirilen, kahve ile fotoğrafı instagramda sıkça paylaşılan bir yazar İbrahim Tenekeci. Hadi okusa neyse, ama mazallah sayfalar eskir.
Yine kursta bir arkadaşta görmüştüm Ibrahim Tenekeci'yi. Uçuş denemeleri isimli kitabıydı. Kız bana kitabın sayfaları eskir diye vermedi kitabı. Böyle bahane mi olur? Yemedik kitabını al senin olsun diyemedim. İçimde kaldı. İnşallah denk gelir de burayı okur, alır cevabını. Neyse.
O zamandan sonra yazarı sıkça görür oldum.  Ama ya parasızlıktan ya da başka kitaplara yatırım yapmaktan bir türlü tanışamadım yazarla. Kısmet bu zamanaymış. Bu zamanaymış da, biraz geç oldu.. Olsun.

Arkadaşı kardeşime altı çizili olarak hediye etmiş bu kitabı. Ne kadar da nahif ruhlu bir arkadaş. Mesela benim arkadaşlarım benim kitapları deli gibi sevdiğimi, hediye olarak kitap alınca havalara uçtuğumu bildikleri halde doğum günümde kupa koleksiyoncusu haline geldim. Yok canım tabiiki kıskandım. Ama konumuz bu değil.
Kardeşimden alıp okumak için kitaba el koymamla sonunda gecikmiş bir tanışma tamamlandı.
Gelelim kitaba:

Kitap iki bölümden oluşuyor vs. teknik bir inceleme yaparak kitaptaki samimiyeti öldürmek istemiyorum. Ama azcık kullanmak zorundayım. Mazur görün. ^^

Kitabın ilk bölümü gezi yazılarından, bolca kuş, çiçek ve ağaçtan oluşuyor. Ama öyle bildiğimiz gezi yazıları değil. Dağlar, mağaralar, köyler..

Aynı şeylerden zevk aldığın insanlarla yapılan gezilerin güzelliğini anlatmaya gerek yok. Ve ben İbrahim Tenekeci ile çoğu konuda el sıkışan bakış açıma dayanarak onunla gezi arkadaşı olmak isterdim.
Bir gün onun ardına takılıp muazzam su kaynakları olan bir dağa, ardından dağdan inerken güzelim Anadolu insanlarının yaşadığı bir köye gidip gezmek isterdim. Bir gün olsun gerçekten yaşamak belki.. Toprakla, suyla el ele. Toprağa yakın, insana uzak..

Ve tabiiki ağaçlar..
Ağaç tepelerinden inmeyecek kadar şanslı olan çocukluğuma göz kırpıyor ve ağaçların tepesine çıkıp meyve yemenin zevkini bilmeyen çocuklara hüzünle bakıyorum.
Hele ki erik. Dalların yeşil yıldızı..
Ceplerini kütür kütür eriklerle doldurup, onları üstüne başına silerek temizledikten sonra yemeyen bir çocuk eriğin tadını nereden bilebilir?
Kreşte çalıştığım dönem bahçedeki ağaca çıkıp öğrencilerime kayısı toplamıştım. Sonra onları o ağacın altında bi güzel yemiştik. Umuyorum ki o çocuklar o kayısıların tadını unutmaz ve ağaçlardan uzaklaşmaz..

Tabii meyve ağaçlarının yanında bir de anıt ağaçlar var. İlk defa Bursa gezimizin dönüşünde gördüğüm, bu kitap sayesinde de sayılarının hiç de az olmadığını öğrendiğim anıt ağaçlar..
Şimdi plansız kentleşmeye boyun bükmüş ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar. Bir insan Selçuklu ve Osmanlıyla yaşıt olan ağaçları nasıl yok eder? Neden yok eder?
"Kanunlarla hiçbir şeyi koruyamazsınız, insanın içinde olacak." (s.56) diyor İbrahim Tenekeci. Susuyorum..

Şimdi ufak bir teknik bilgi daha. İlk bölüm kendi içinde 36 bölüme ayrılıyor ve bu bölümlerden sadece 10 tanesi dağ gezileri ile ilgili. (evet saydım)
Yani bir kitabı sevmemek çok başka, yanlış tanıtmak çok daha başka..

Kitapta anlatılan her şeye ufak ufak değinmek istiyordum ama bir başlayınca uzun uzun yazdığımı farkedince bu düşüncem uzaklaştı.
Kısacık değinmem gerekirse; gökyüzünün sahipleri kuşlar, çiçeksiz çiçekçi dükkanları, Mustafa Kutlu'nun çiçek sevdası, bahara nahif bir bakış ve yolculukların güzelliği ile dopdolu ilk bölüm.
Bir çok yazarın sözleriyle yoğrulmuş konular. Yeni yeni yazarlar tanıdım. Yeni yeni kuş, ağaç, çiçek cinsleri öğrendim. Benim için dopdolu bir kitaptı..

İkinci bölümde biraz İstanbul, bolca çocukluk, kaderin büyüsü, kara bir tren, mektupların vazgeçilmezi pullar, dolma kalemler, tesbihler vardı. Bildiğimi zannettiğim şeyler hakkında ne çok bilmediğim varmış meğer..

Bilmediklerimin yanında içimi acıtan ve haberlerde göstermedikleri acı gerçekler..
Doğamız yok oluyor. İnsanlar buna kör. Günü birlik gittiğim yeri neden temiz tutayım kafasında yetişen bir nesil yetişiyor. Hani geleceği anlatan filmlerin çoğunda evler neredeyse gökyüzünde, gökyüzü gri ve etrafta hiç ağaç yok ya.. Korkarım gerçek olacak bu senaryolar. Bir çiçekte huzuru tatmanın güzelliğini bilmeyen çocuklar, kimseye huzur vermez olacak. Sanki böyle giderse gelecekteki insanlar cepleri para dolu, kalpleri boş olacak..
Ben bunları gördükçe eskileri özlüyorum. Keşke eskilerde yaşasaydım diyorum..
80'lerden beri bu kadar kötüleşen insan kalbi, gelecekte kim bilir ne kadar kötüleşecek? Bu soru korkutuyor. Eskileri daha çok özletiyor..

Normalde bana kalsa kitabı öve öve bitiremezdim ama biri gelip kitabı benim tavsiyemle ojur ve sevmezse yine başıma bela olur. O yüzden bu kadar anlatımla yetiniyorum.
Kendinizden bir parçaya rastlarsanız çok seveceğiniz bir kitap. Ben kendimden birçok parçaya rastladım. O yüzdendir bu sevgim...

Arada aklıma geliyor ve kitabn kapağını okşuyorum. Az önce sarıldım. Sevgimi belli etmeden duramama şeysi işte bu benimki.
Ve sonsöz: "Sevgili İbrahim Tenekeci, size baba diyebilir miyim? Hani şu kızlarıyla dost olan babalardan.."

LâMekan, Güzellik Uykusu'yu inceledi.
 05 May 23:00 · 10/10 puan

Ah nasıl anlatmalı senin gibi bir kitabı<3

Ibrahim Tenekeci'ye hayran olmamak elde değil.O kadar alıntı paylaştım ki artık dur diyecekler sandım.Ama demediler ve daha çok paylaşım istediler.Her kelime inci gibiydi nakkaş öyle bir işlemiş ki güzelliğinin büyüsüne kapılmamak elde değil.

Hadi sizde Güzellik uykusuna yatın.Ama bu öyle böyle bir uyku değil ^-^

İbrahim Tenekeci'nin okuduğum ikinci kitabıydı. Okuduğum ilk kitabı 'Ağır Misafir: ' İbrahim Tenekeci'nin tarzı, üslubu ve şiirlerinin muhteşemliği hakkında tanıştırma fırsatı vermişti bana...

Bu kitabı Uçuş Denemeleri şairin daha çok günlük hayatta gördüğü olayları geçirdiği defterlerinden oluşuyor.

'Rabbim sen olmasan
Kimin aklına gelirim ben' diyerek başlamasıyla yine aynı üslupta bir kitap olacağını yine tahmin ettim...
Ancak şiirlerden oluşan bir kitap değildi. Günlük hayatta yazdığı şeylerden oluştuğu için aforizma ve deneme türünde olmuş bir kitap...

'Birini örnek alıp da yola çıkanlar, yolun sonunda kendilerini bulamıyorlarsa, onların vay haline. Mesela ben, İsmet Özel olmak için yola çıkmıştım, İbrahim Tenekeci oldum.' cümlesi beni en çok etkileyen cümlelerden biriydi sanırım yola biriyle çıkıyoruz ancak bu kişi sadece reel bir dost olması gerekmez ayrıca kitapların ardındaki yazar da seninle bir dosttur bir nevi. Tabi bu cümleden böyle bir cümle zor çıkarılır daha çok insanların kendine idol belirlemesi gerektiği vurgulanıyor ancak şunu da düşündüm yazarın bahsettiği kişiler gerçekten var mı?

İbrahim Tenekeci tarzını sevdiğim bir şair oldu. Daha çok kitabını okumak umarım nasip olur. Herkese iyi okumalar dilerim...

Gökçe, Uçuş Denemeleri'ni inceledi.
 28 Kas 2017 · Kitabı okudu · 1 günde

Madem uyandık bu saatlerde o halde incelememizi yazmaya da pek tabii başlayabiliriz. İbrahim Tenekeci'yle kitabında ilk karşılaşmamız. İbrahim abiyi -ki her zaman abi derdim, kitaptan sonra gerçekten bir abi olduğunu öğrendim- Yeni Şafak'taki yazılarından, İtibar'dan, ödüllerinden haberdar olmadığı asla söyleyemem sadece kitaplarına bir türlü adımımı atamamıştım. Bu yılımın son yarısını da sanırım böyle kitaplara verdim daha çok.. Ama hep şu cümleyi söyledim: Neden bu kadar geç kaldım, aslında doğru zaman belki de bu zamandı... İnsanın doğru zamanı her zaman yaş kavramıyla örtüşmeyebilir hem şimdi bile ne kadar yaşım var ki iki yıl önce erken olduğunu söyleyeyim.

Kitaba gelecek olursak; kitap kısa kısa denemelerden oluşuyor olsa da her biri ağzınızda en leziz tatlıyı yemiş hissi bırakacaktır. Hatta gelin bu tatlıya baklava diyelim çünkü her biri küçük, kısa olsa da siz de bıraktığı etki asla niceliği kadar olmayacaktır. Kitabı beğenmemek bir kişinin elinde mi hiç bilmiyorum. Zaten İbrahim Tenekeci'yi bilenler bilir başkadır o; içi, dışı, dünyası... Arka kapakta Hüsrev Hatemi'nin de dediği gibi "... mücella aynalarda bile görünmeyecek kadar benliğinden sıyrılmıştır. İç aleminde her gün devr-i âlem seyahati yapar. Dış âlemde, onu sadece evi ile iş yeri arasında yaşıyor sanırsınız. İç âlemde ise her gün sefer vardır." Bu iç âleminin kitaba tezahür etmesi de kitabı güzelleştiren en önemli etkenlerdendir. Kitabın böyle devam eden arka kapağı yazısını okuduğunuzda abimizi tanıyanların yüzü gülümseyecek ve kitabı okumadan daha beğencekler fakat kitap bittikten sonra o kapak yazısının hepsini kendileri yazabilecekler. Evet, beğenmemek elde değil.

Yoksulluktan, ölümden, insandan, aklınıza ince mevzu olan hangi konu geliyorsa hepsine ince ince işelenmiş kitaba. Kitap üç bölümden oluşuyor dedik ya bunlar: Kitap için yazılmış denemeler, Eski Defterler'den, Başka Yerler. Bu üç bölümden birini diğerine ayırmak çok zor. Ancak bu bölümlerde hepsinden daha çok kalbinizin ısındığı kısımlar oluyor sadece. Örneğin ilk bölümün giriş ve ikinci bölümün son sözünden sonra duraksamam boşuna değildi. O an Allah'a şükrettim ve yola İsmet Özel olmak için çıkıp İbrahim Tenekeci olmayı nasip ettiyse Allah, bize de güzel şeyler nasip etmiştir inşallah. Başka Yerler bize kalbimizi hatırlatmak isteyen yegane kısımdı belki de. Evet hepsi birbirinden değerliydi ama Başka Yerler'de İbrahim Abi bizim görmeyen gözümüze bir şeyler göstermek istiyordu ve aklımızın bir köşesine bile gelmeyecek yerleri bize hatırlatıyordu. Allah razı olsun. Yoksa Kimsesizler Mezarlığı kimin aklına gelirdi ki..

Kitabın ilk baskısı 2002 yılında şuanda 11. Baskısında. Daka çok 11. Baskılara inşallah. Lütfen okuyun bu kitabı. Kalbiniz için en azından...

Ahmet, Güzellik Uykusu'yu inceledi.
 27 Ara 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Her şiirin hatta her dizenin bir kitap hüviyetinde olduğu bu eserlere inceleme yapmak kapı aralığından görünen ışıkların yansımasıyla eşdeğerdir heralde. Ben de yansıdığı kadar yansıtmaya çalışayım.

Düşünmek hantallaştırır diyenlerin yüzlerine şairlerin vakarı her geçen gün bir tokat gibi iniyor. Düşünmekten kaçtıkça hislerinden hatta insanlığından kaçan bu kişiler o kadar hissizleşmişler ki tokatların acısını bile duymuyorlar artık. Hissettikçe düşünen, düşündükçe hisseden böylece büyüyen heybetleri fark edemeyenlerin kalplerine gözlerine şiirler işlemeli. Zalimlere, hissiz kalmış hazcılara şiirleri bayrak yapıp hücum etmeli. Eğer bir gün böyle bir savaş verilirse, İbrahim Tenekeci de kendi bayrağını taşıyabilecek bir isim bu orduda.

" Hep soğuk mudur Tanrım
Şairlerin döşeği "
diye sorgularken üstad, çözüm olarak döşeğini dizeleriyle ısıtıp yorgan diye şiirlerini örtünenlerden.

"Kiracıymış meğer kabuklar yaralarda" diyerek kabuksuz yaralarının kanamalarını dile getirirken;
"Yıkıl ey karşımdan
Kaleleri kurduran korku" diye haykırarak celali duruşunu da gösteriyor bizlere.

Kendi şarkısını söyleyen bu adam, kalbine söylenmiş, kalbiyle hayata seslenmiş ölüme seslenmiş bu şiirlerinde. Kalbinizle söyleşmek biraz da söylenmek için kalbinize bu şiirler dilinize dil katabilir.
Tercih sizin.

Sena Ç, Son Düzlük'ü inceledi.
 18 Oca 14:13 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Okuyacaklara
başlamadan önce
(İlk birkaç paragraf kitap içeriğinden bağımsız yazarin eserleriyle tanışma hikayemi anlatır.)
Yazarlarla ve eserlerle tanışma hikayelerini önemserim.Bu tanışmalarim bir kısmı çok alakasız bir yerde olabilir.Bazen Otobüste kitap okuyan kişinin kitabını görür merak eder(böyle de meraklıyız:)) internetten araştırmaya başlar bazen sosyal medyada kisilerin tavsiyesi üzerine tanışırız yazarlarla ve kitaplarla.
Bir zamanlar (çok eski değil 1.5 sene önce falan) fazlasıyla saygı duyduğum ve örnek almaya çalıştığım bir insan vardı. Sosyal medya sağolsun sayesinde bu kişinin hayatını düşüncelerini bir parçada takip etme şansı buluyordum.Paylaştıkları şeyleri içer gibi okuyordum.
( hatta işi abartıp yaptigi bir yıl sonu konuşmasını bastırip duvarıma yapıştırmıştım.Okudukca hevesim artsin diye. Hesabinda kullandığı mahlasi fiyakalı kağıtlara yazmış, bakınca ilham gelsin diye tam çalışma masamin duvarına asmıştım.Ama be genelde bakıp bakıp mutlu oluyordum.[yazınca bile komik geldi:)] Duvarımda Kelimeyi gören sevgili arkadaşlarıma açıklama yapmaktan da yorulmadim değil.)
Bu kişi bir hesabında sürekli tenekeciden sözler paylaşıyor ben de hiç duymadıgim bu yazarın yazılarını okuyor ama hiç kitaplarini alıp okumayı aklımdan geçirmiyordum ki kitap fuarında profil yayinlariyla karşılasana kadar.Stantta görmeden ölmek başlığını görünce zihnimde uyuyan tenekeci açığa çıktı ve bir kisiyi anlamanin bir yolunun da onun okuduğu kitaplardan gectigini düşünerek hemen hevesle birkaç kitabını aldım.Evet şuan bakınca sanırım o kişinin bana en büyük faydası ileride çok seveceğim bir yazar kazandirmak oldu.Hikayemiz bu kadar.


Gelelim yazarımiza ve kitabimiza

Yazarımız daha çok şiirleriyle tanınan biri ama ben denemelerinin daha güzel olduğu görüşündeyim.Sanirim böyle düşünmemde deneme türüne bayilmamin doğrudan etkisi var.Deneme türünü çok seviyorum.Neden? Denemeler samimiyet anlamında bir tık üstte bence diğer türlere göre.Sohbet tadinda kısa tatlı bu muhabbetlere müdahil olmak çok hoşuma gidiyor.Yazar herhangi bir şey iddiasında olmadan fikirlerini sunuyor bize.Denemeler fazlasıyla yazar kokulu bir tür ve bu çok hoşuma giden bir şey.Bu okudugum 3. Deneme kitabi ve kitabi genel olarak sevdiğimi söyleyebilirim.Aslında yazarimiz denemelerinin bir kisminda tekrara kaçıyor gibi geliyor bana ama bu yine de anlattığı şeylerin değerini azaltmıyor.

Peki yazarımız nelerden bahsediyor?

Hayattan,değişimlerden,kazandiklarimizdan kaybettiklerimizden,Sevgiden saygıdan değerlerimizden...
Gezme ile seyahat'in arasındaki ince nüansı hatırlatiyor bizlere.(Bu yazıyı çok beğenmistim)

Bir yazısından sonra canım, İstanbul'u görmek istedi fazlasıyla.Ama öyle sıradan bir ziyaret değil.Yavaş adımlarla acelesiz...Kafamdaki tüm kaygilari planları rafa kaldirmak... Sokak sokak ve tek başina... Her adımda buradan gelmiş geçmiş insanların silüetlerini seslerini hissederek... O zaman gerçekten anlayacağız sanırım anladigimizi sandığımız şehrin derinliğini ve ruhunu.Ben niyet ettim,gerisi nasip.


Şehirde doğup büyümüş birisi olarak yıllar sonra fark ettiğim üzücü şey, doğayla birlikte büyümüş insanların bizden bir adım önde olduğu gerçeği.Bu yüzden hayatının büyük bir bölümünü ya da kayda değer bir kısmını köyde yaylada(kalp kalp) geçiren insanlara özeniyorum onları daha şanslı görüyorum.Yazarımız benim bu duygularimi deprestiriyor.Çünkü o tam bir doğa sever hem de fazlasıyla.Yazdigi çoğu şeyde ona katılıyorum.Tüm harikalik tüm huzur doğada saklı ama biz onu hayatımızın çok küçük bir bölümüne yamadigimiz için bunu farkında bile değiliz.Huzuru cok yanlis yerlerde ariyoruz.Doğa bize yabancı değil ama biz ona fazlasiyla yabancıyız.Ama bu yabancılık arttıkça başımıza türlü türlü belalar alıyoruz haberimiz yok.

Yazarımız yazilarinda teknolojiyi günah keçisi ilan ediyor.Bu değişimlerin bozulmalarin müsebbibi olarak teknolojiden uzak durmaya çalışan birisi.Teknolojinin bize verdiği tahribatı kabul ederim ama getirdiği kolaylıkları düşününce uzak durmak tercihim dahilinde değil.Dengeyi kurmaya çalışmak çok zor ama neden basaramayalim ki değil mi!

Eğer hiç Tenekeci okumadıysanız bir deneyin derim.Denemekten zarar gelmez.

Okuduğunuz için teşekkür ederim

Ben bu kitabı neden incelemeden aldım? İnanılmaz kızgınım kendime. Bu incelemem kitabın satışlarını olumsuz etkilemek için kasıtlı olarak yazılmıştır. Çünkü hiç beğenmedim.
Kitabı almamda emeği geçen üniversite arkadaşım Leyla'yı sevgiyle anıyorum. Bana vakti zamanında 'Ağır Misafir' i hediye etmişti. İbrahim Tenekeci iyi bir şair olabilir, ama kesinlikle iyi bir yazar değil. İsmine kandık aldık. Lanet.

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümü ben size özet geçeyim: İbrahim Bey ve bir kaç arkadaşı dağları, taşları gezmeyi çok seviyormuş.Geziyorlar, ateş yakıyorlar, su içiyorlar, çay yapıyorlar. Bitti. Abartısız 150 sayfaya yakın bunlar tekrar ediyor. Üstüne aynı anılarını ikişer kez okuduğumuz bile oluyor. (Saka ve Kar)
Konular çok basit. Etliye sütlüye dokunmamış. İktidar yanlısı bir tutum göze batıyor.
Ancak şu satırlar bende ' ne demek istiyor bu ya?' dedirtti.

Sf.71: 'Çiçek yetiştirmenin meşakkatini bilen biri ise, o çiçeği koparmaz, eğer almak isterse, köküyle birlikte çıkarıp saksıya diker. ( Cumhuriyet ile Osmanlı arasındaki fark da biraz böyledir. Osmanlı dikmiş, Cumhuriyet koparmıştır.)'

Sf.141: 'Buraya ilk kez yıllar önce gelmiş, şehitliği bulmuştum. Garip düşmüş, sahipsiz kalmış, tahammül sınırlarını aşacak şekilde ihmale uğramıştı. Bir mezbeleliğin içindeydi. Bunu yazmıştım. Çatalca Kaymakamlığı'nın özel gayretleriyle burası temizlendi, çevresi ağaçlandırıldı. Anıt inşa edildi. Artık anma törenleri de düzenleniyor. Aklıma ilk geleni yazayım: Buralar, Halk Partili belediyelere bırakılamayacak kadar mühim beldelerdir.'

Kitabın ikinci bölümünde ise tesbih, pul, dolma kalem ile ilgili bir kaç bilgi edinebilirsiniz.

Yazar naif biri olabilir, olumsuzluklara karşı olan bakış açısı iyi olabilir. Alıntıları iyi olabilir. Zaten tek beğendiğim cümleler, kendisine ait olmayanlardı. Zira ben okulda kompozisyon yarışması yapsam ve o kağıtları toplayıp kitap olarak sunsam herhalde aynı düzeyde olurdu.

Sevgili İbrahim Bey , siz şiir yazın. Ya da köşe yazılarınız, köşe yazısı olarak kalsın.
Sevgiyle kalın.

Muhafazakar Lugat - 1001 Kelime, Geldik Sayılır'ı inceledi.
28 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İbrahim Tenekeci'nin son kitabı. Henüz çıkalı bir ay kadar olmamasına rağmen tekrar baskıya girmesi memnun edici. İbrahim Tenekeci'yi takip edenler için yazılar tanıdık gelecektir. Gazete ve dergilerde kaleme aldığı gezi ve koleksiyon üzerine yazılar bir araya getirilerek oluşmuş bir kitaptan bahsediyoruz. Yazıları okudukça insanın kendini tabiatın en derin yerlerine atası geliyor. kitabın ikinci bölümünde ise koleksiyon yazıları mevcut. pul, kalem ve tesbih üzerine bir kaç yazı. Meraklısı için kitabı temin etmelerini tavsiye ederiz.

KörKalem | Dumbledore, Tüfeksiz Hareketler'i inceledi.
 12 May 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

İçimde hoş bir sadâ bırakan kitapları hep çok sevmişimdir. İbrahim ağabey'in kitapları da hep o kategoride olmuştur benim için.
Milli Gazete'de yayımlanan yazılarından derlemiş ve kitabımızı o şekilde oluşturmuş, İbrahim ağabeyciğim. Çok fazla alt anlam içeren, erbabı olmayanın pek anlayamayacağı müthiş güzel denemeler mevcut içerisinde. Hepsini ayrı ayrı çok beğendim.

Her ne kadar artık ayrı kulvarlarda olsak da, içinin temizliğine ve samimiyetine bir başka inandığım ağabeylerimden olur kendisi. Ayrıca alanında da çok başarılı olduğunu düşünüyorum, zira çok dikkatli ve aynı zamanda rikkatli bir yazardır. İnsanı tebessüm ettiren o güzel kalemine hep hayran olmuşumdur. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim.

sueda reyyan, Uçuş Denemeleri'ni inceledi.
 17 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Yazarın ilk okuduğum kitabı. Sayfası az olduğu için hemen bitiririm diye düşünmüştüm ancak okumaya başladığımda çoğu paragrafı tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Zira cümleler kısa, net gibi gözükse de içeriği çok derin ve bir kaç dakika üzerinde düşünüldükten sonra idrak edilebiliyor.

Bu kitap benim için değişiklik oldu, farklı bir tarz nihayetinde. Öncelikle yazarı merak edip hayatını okudum. Edebiyatla yakından uğraşabilmek için liseyi yarıda bırakması bana çılgın bir ruhu okuduğumu düşündürdü. Ve tüm hassas şairlerde rastladığımız aynı öykü...Kendi hayatından notlar düşen yazarın aktardıklarından anladığım kadarıyla tüberküloz geçirmiş. Yani çoğu şair gibi veremzede:( Senatoryum bahçesinde elinde kalem şiirlerle nefes alan bir şair hayalimde kalan...

Son olarak, politikadan ve gündemden uzak kaldığını söyleyen yazarı nette araştırdığımda gördüm ki, tam da siyasetin dibi bir gazetede köşe yazarı İbrahim Tenekeci. Hem de öyle edebi yazılar falan değil yazdıkları bildiğimiz gündem eleştirileri. Yazılarından birkaçında, şu karışık ortamda insanları nezaketle hoşgörüye çağırsa da diğer siyasi yazarlardan dökülen aynı kelamları görmek beni hüsrana uğrattı..
Velhasıl okumaya değebilir, ama yazdıkları ile çeliştiğini düşündüğüm için hevesim kırıldı...

Bütün İncelemeleri Göster