İrfan Yücel

İrfan Yücel

8.4/10
22 Kişi
·
61
Okunma
·
2
Beğeni
·
978
Gösterim
Adı:
İrfan Yücel
Unvan:
Müftü, Yazar
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 22 Haziran 1937
22 Haziran 1937'de Kastamonu Oğul Köyü’nde doğdu. 1948 yılında ilkokulu bitirdikten sonra köy imamı Mehmet Ali Turan'dan hıfzını ikmal etti. Hafız Mustafa Kibar'dan talim ve tecvid, dedesi Şevket Bey'den Arapça okudu. 1960 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulu’ndan, 1964'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. 1965-1967 yılları arasında yedek subay olarak vatanî görevini yaptı. Daha sonra sırasıyla 1964-1965 yıllarında Kastamonu Küre ilçe müftülüğü, 1967'de Din İşleri Yüksek Kurulu Raportörlüğü, 1968 - 1970 yıllarında Kastamonu Devrekani ilçe müftülüğü, 1970-1978 yıllarında da Bolu il müftülüğü görevlerinde bulundu. Bolu müftüsü iken 1976-1978 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nca açılan İstanbul Haseki Eğitim Merkezi I. Dönem Mesleki İhtisas Kursuna katıldı. 12 Nisan 1978 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurul üyeliğine atandı. 1 Mart 1982'den 19 Nisan 1992 tarihine kadar Kurulun Başkanlığını vekaleten yürüttü. 1992 yılında teşekkül eden Din İşleri Yüksek Kurulu’nda da kurul üyesi olarak görevini sürdürdü. 1999 yılı Nisan ayında emekli oldu.

Basılmış beş eseri bulunmaktadır.
''İyilik işlemekte önde olanlar,
karşılıklarını almakta da önde olanlardır.''

(Vakıa Suresi,10.Ayet)
İrfan Yücel
Sayfa 51 - Diyanet İşleri Yayınları
ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎﻙَ ﺍِﻟﺎَّ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ﴿١٠٧﴾

107- (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.
''Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Övünesiniz diye değil , kolaylıkla tanışasınız diye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık . Allah katında en değerliniz , Ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır . Allah her halinizi bilir O herşeyden haberdardır.
ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺪَّﺛِّﺮُ ﴿١﴾

1- Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)!
ﻗُﻢْ ﻓَﺎَﻧْﺬِﺭْ ﴿٢﴾

2- Kalk, ve (insanları) uyar.
ﻭَﺭَﺑَّﻚَ ﻓَﻜَﺒِّﺮْ ﴿٣﴾

3- Sadece Rabbini büyük tanı.
ﻭَﺛِﻴَﺎﺑَﻚَ ﻓَﻄَﻬِّﺮْ ﴿٤﴾

4- Elbiseni tertemiz tut.
ﻭَﺍﻟﺮُّﺟْﺰَ ﻓَﺎﻫْﺠُﺮْ ﴿٥﴾

5- Kötü şeyleri terket.
ﻭَﻟﺎَ ﺗَﻤْﻨُﻦْ ﺗَﺴْﺘَﻜْﺜِﺮُ ﴿٦﴾

6- Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
139- Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın.
Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.
{Bu âyet, müslümanların, Uhud savaşında uğradıkları geçici başarısızlıktan dolayı ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini onlara ihtar etmekte ve müslümanlara, güçlü bir imana sahip olmanın verdiği azim ve kararlılık sayesinde nice zaferlere ulaşmanın mümkün olduğunu mujdelemektedir. )
ﺳَﺒَّﺢَ ﻟِﻠَّﻪِ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻟْﺎَﺭْﺽِ ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ﴿١﴾

1- Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir.
O, azîzdir, hakîmdir.
ﻟَﻪُ ﻣُﻠْﻚُ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻟْﺎَﺭْﺽِ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﻭَﻳُﻤِﻴﺖُ ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ﴿٢﴾

2- Göklerin ve yerin mülkü O'nundur.
O, diriltir, öldürür.
O, her şeye gücü yetendir.
ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺎَﻭَّﻝُ ﻭَﺍﻟْﺎَﺧِﺮُ ﻭَﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ ﻭَﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ ﻭَﻫُﻮَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﻋَﻠِﻴﻢٌ﴿٣﴾

3- O ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır.
O, her şeyi bilendir.
ﻭَﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻘُﻮﻥَ ﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻘُﻮﻥَ ﴿١٠﴾

10- (Hayırda) önde olanlar,(ecirde de) öndedirler.
37- (Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork!
diyordun.
Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun.
Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır.
Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın.
Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
{Bu âyette zikredilen ve Kur'an'da adı geçen tek sahâbî olan zât, Zeyd b.
Hârise'dir.
Çocukluğunda esir düşmüş, Hz.
Hatice onu köle olarak satın almıştır.
Hz.
Hatice'nin kendisine hediye ettiği bu çocuğu, Peygamberimiz azâd edip evlât edinmişti.
Resûlullah, Zeyd'i çok severdi, ona halasının kızı Zeyneb binti Cahş'ı nikâhlamıştı.
Fakat Zeyneb, Zeyd ile geçinemedi.
Zeyneb, asil bir aileden geldiği için bir köle azâdlısı ile evlenmek istememiş, ancak bu yönde vahiy gelince onunla evlenmişti.
Zeyd'e bir türlü ısınamamış, bu yüzden ona karşı asâletiyle övünmekten geri durmamıştı.
Zeyd, bir süre daha buna sabretti ise de sonunda Allah'ın Resûlüne varıp Zeyneb'den ayrılmak istediğini söyledi.
Bunun üzerine Resûlullah hoşnutsuzluğun sona ermesi için ayrılmalarını uygun bulduysa da bunu Zeyd'in yüzüne söylemedi, ona sadece "karını yanında tut" dedi.
Hz.
Peygamber'in içinde gizlediği şey, Zeyneb'in sonradan kendisine zevce olacağını bildiği halde bunu açıklamamasıdır.
Bu konuda uydurulan birtakım isnatların aslı yoktur.
Peygamberimiz, Zeyneb'in güzelliğine hayran kaldığı için onunla evlenmiş değildir.
Zeyneb onun halasının kızı idi ve Peygamber onu her zaman görüyordu.
İsteseydi onunla Zeyd'den önce kendisi evlenebilirdi.}
ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﻣِﻦْ ﺣَﺮَﺝٍ ﻓِﻴﻤَﺎ ﻓَﺮَﺽَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟَﻪُ ﺳُﻨَّﺔَ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻓِﻰ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺧَﻠَﻮْﺍ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻭَﻛَﺎﻥَ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻗَﺪَﺭًﺍ ﻣَﻘْﺪُﻭﺭًﺍ ﴿٣٨﴾

38- Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur.
Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi.
Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.
Her ne kadar musluman olsakta maalesef dine karsi bilgilerden cok yoksuluz. Ne kadar bilgili olsakta yasam amacimiz hakkin da bir sey bilmedikten sonra bilgin bile olsak anlamisiz bence.

Kitap Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatini ele almisti. Genel olarak musluman olan kisileri, katilinan savaslari ve o donemle ilgili bilinmesi gereken bilgileri ele almisti. Kitabi okurken yeni seyler daha ogrendim, yazar guzel anlatmisti onemli olan seyleri anlatmis ayrintiya girmemisti. Okunmasi gereken kitaplardan bence.

Muslumanlik dille, sozle degil hayatimizin amaci ve uygulayarak yasanilmasi gerekiyor bence. Allah gerektigi gibi yasanilmasini daha dogrusu bizim uyanmamizi nasip etsin, hayatin amacindan sapmis dunyaligiz gibi yasiyoruz misafir oldugumuzu unutmusuz coktan. İnsallah uyaniriz:)))
Çok şükür,bu yılın 59. kitabını da sonlandırdık. Hz.Muhammed (s.a.v) hakkında detaylı olmasa da bilgiye sahiptim,hakkında bazı kitaplar okumuştum.Bu kitabı hem bir yıl boyunca kitaplığımda öylece durması ve bir türlü sıra gelmemesi hem de Peygamberimiz hakkında bilgilerimi tazelemek,yeni bilgiler alma amacıyla okudum.Kitap Hz.Muhammed'in çocukluk,gençlik dönemleri geçiştirilerek anlatılmasına rağmen hicret,savaşlar ve Müslümanların o zamanki durumlarından haberdar edilmesi detaylarla süslenmişti,bu kitabın sevdiğim taraflarıydı.280 sayfalık bir kitap ama içinde kocaman bir dünyaya,sevinç,kızgınlık,keder,merak gibi birçok duyguya ev sahipliği yapıyor.

Kitap Hz.Muhammed doğmadan önce,İslam'ın getirdiği devrimlerden önce,hak din İslam henüz ortaya çıkmadan önce Mekke'deki insanların durumuna da değiniyor.Köle ve kadınların kendi malıymış gibi kullanılması,kabileler arası dur durak bilmeyen kan davaları,yoksul ve yabancıların mallarının gasp edilmesi,fakir ve kadınların hiçbir görüş ve fikir bildirememesi,kız çocuklarına paçavraymış gözüyle bakıp,diri diri gömülmesi gibi birçok kan donduran olaylara tanıklık eden bu döneme ''Cahiliye Dönemi'' deniyor.Hristiyanlık,Yahudilik,Putperestlik,Mecusilik gibi çeşit çeşit dinlerin bulunduğu dönem İman edenler yani Müminler Hz.İbrahim (a.s) 'den miras kalan Haniflik dinine uyuyor ve inanıyor.Ki bu insanlar oldukça nadir görülüyor.

Hz.Muhammed'in 63 yıllık yaşamına neler sığdırdığını bu kitapta açıkça görüyoruz.İlk vahiy,ilk evlilik,ilk savaş,ilk gazve,ilk Müslümanlar,ilk şehitler...Kitapta edebi değeri paha biçilemez birçok bilgiyi öğrenmek de güzel oldu.Peygamberlik dönemi 10 yıl süren Mekke,13 yıl süren Medine dönemi olarak ikiye ayrılıyor.Yazar çoğunlukla Medine Dönemi'ne değinmiş.Bedir,Hendek,Uhud gibi savaşların beraberinde getirdiği hisler ve o an savaşın içindeymiş duygusu kitabı daha etkileyici kılmış.Bu dönemde oturduğumuz yerden ''Müslümanız'' diyebiliyoruz.O dönemdeki has Müslümanları gördükçe kendimden utandım ve ''Meğer benim Müslümanlığım solda sıfırmış'' dedim.Geride gözü yaşlı ailelerini,mallarını,mülklerini,yurtlarını bırakarak hicret edip her türlü fedakarlığı gösteren,inancı uğruna canını gözünü kırpmaksızın veren,hakaretlere,ezilmelere,işkencelere göğüs gerip kanını döken şehitlerin,dininin ve rehberinin her daim izinden giden Müminlerin hikayesini okumak imanımı sorgulattı ve beni her saniye etkisi altında bıraktı.Anlatımı çok sade olmasına rağmen duyguyu size geçirebiliyor.Olumsuz yönleri ise yazarın bazı olaylarda yan karakterlerin hatta figüran görevi gören karakterlerin sülalesine kadar anlatmak gibi gereksiz detaylar verirken, detay gereken yerleri geçiştirerek anlatmış.Ve kitap bir-iki güne bitecek kadar hafif ve akıcı bir kitap değil.Ama olumlularının yanında bunları görmezden gelerek bu duygu yüklü kitabı herkese tavsiye ediyorum.Okuduktan sonra İslam gibi bir dini bana bahşettiği için Allah'a bir kez daha şükrettim.

Kitap ve incelemem şu cümleyle sona eriyor: Salat ve selam O'na,aline,ashabına ve yolunda olanların üzerine olsun.
İnsanlığa en güzel örnek şüphesiz ki Kuran'ı Kerim' de de belirtildiği gibi Hz. Muhammed(s.a.v.)'dir. Aziz Peygamberimiz sözleri, davranışları, yaşayışıyla tam bir güzel ahlak timsalidir.
Allah(c.c.)'ın yarattığı Kutlu Elçi'nin, insanların en güzelinin, yolundan gidebilmek için elbette ki hayatını iyi araştırıp bilmek gerekir. Bu küçük kitap Rasul'i Ekrem'in hayatını çok güzel anlatan doğru bir kaynak. Önerim, Rasulallah'ın hayatını hiç okumamış kardeşlerim, bu eseri okumadan önce Rasulallah'la ilgili başka kaliteli bir eser okumalıdırlar. Çünkü bu kitap fazlaca bilgi içeriklidir. İlk kez Rasulallah'ın hayatını okuyanlar için sıkıcı gelebilir. Ama bu kitabı okuduktan sonra Peygamberimiz'in kutlu hayatını çok iyi öğrenmiş olacaklar. Tavsiye ederim. İYİ OKUMALAR...
Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yayınlanan kitap her yaşa hitap ediyor. Hafif bir dili var. Çok fazla teferruata girilmeden, akıcı bir şekilde yazılmış. Büyük küçük her bireyin faydalanabileceği şekilde.
Peygamberimiz'in(sav) hayatına dair özet bir Siyer okuması yapmak istiyorsanız tavsiye edebilirim. Eserde bir Siyer felsefesi bulamayabilirsiniz. Peygamberimizin şahsiyeti, ahlakı ve olaylar karşısındaki tutumundan hareketle oluşturduğu yaşam biçimini önünüze koymaya da bilir. Ancak doğumundan vefatına kadar ki öne çıkan olayları kronolojik olarak, bir anda görebilme fırsatı sunuyor.
Ne demiş şair: O (sav) bir misk gibidir, Her dokunduğunda ruhuna yeni rayihalar salar.
Kitap şu ana kadar peygamberimizin hayatının en güzel şekilde anlatılmış hali. Onu okudukça sanki o olayı yaşıyor gibi oluyorsun. MÜ-KEM-MEL. Tavsiyelerim arasında.

Yazarın biyografisi

Adı:
İrfan Yücel
Unvan:
Müftü, Yazar
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 22 Haziran 1937
22 Haziran 1937'de Kastamonu Oğul Köyü’nde doğdu. 1948 yılında ilkokulu bitirdikten sonra köy imamı Mehmet Ali Turan'dan hıfzını ikmal etti. Hafız Mustafa Kibar'dan talim ve tecvid, dedesi Şevket Bey'den Arapça okudu. 1960 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulu’ndan, 1964'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. 1965-1967 yılları arasında yedek subay olarak vatanî görevini yaptı. Daha sonra sırasıyla 1964-1965 yıllarında Kastamonu Küre ilçe müftülüğü, 1967'de Din İşleri Yüksek Kurulu Raportörlüğü, 1968 - 1970 yıllarında Kastamonu Devrekani ilçe müftülüğü, 1970-1978 yıllarında da Bolu il müftülüğü görevlerinde bulundu. Bolu müftüsü iken 1976-1978 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nca açılan İstanbul Haseki Eğitim Merkezi I. Dönem Mesleki İhtisas Kursuna katıldı. 12 Nisan 1978 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurul üyeliğine atandı. 1 Mart 1982'den 19 Nisan 1992 tarihine kadar Kurulun Başkanlığını vekaleten yürüttü. 1992 yılında teşekkül eden Din İşleri Yüksek Kurulu’nda da kurul üyesi olarak görevini sürdürdü. 1999 yılı Nisan ayında emekli oldu.

Basılmış beş eseri bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 61 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.