Irvin D. Yalom Irvin David Yalom

Yazar 8,7/10 · 2641 Oy · 30 kitap · 7780 okunma ·  882 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Irvin D. Yalom
  • Yazarın Tam Adı:
    Irvin David Yalom
  • Unvan:
    Rus Kökenli Yahudi Asıllı Amerikalı Psikiyatrist, Varoluşçu, Psikoterapist, Yazar ve Eğitimci
  • Doğum:
    Washington, Amerika Birleşik Devletleri 13 Haziran 1931
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

882 okur beğendi.
2.641 puanlama · 1.986 alıntı
0 haber · 20.537 gösterim
7.780 okur kitaplarını okudu.
7.531 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
300 okur kitaplarını şu anda okuyor.
221 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Irvin D. Yalom'un Biyografisi

(Irvin D. Yalom, 2 Şubat 2014-8 Şubat 2014 tarihleri arasında 1000Kitap'ta haftanın yazarı seçildi.)
1931 yılında Washington D.C.'de doğdu. George Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okudu. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri Profesörlüğü ünvanını sürdüren Yalom'un dünya çapında milyonlarca okura ulaşan ve Türkçeye de çevrilen kitaplarından bazıları şunlardır: Grup Terapisinin Teori ve Pratiği, Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri, Divan, Varoluşçu Psikoterapi, Nietzche Ağladığında, Bugünü Yaşama Arzusu: Schopenhauer Tedavisi, Her Gün Biraz Daha Yakın, Annem ve Hayatın Anlamı. Irvin Yalom halen Kaliforniya Palo Alto'da eşi Marilyn Yalom'la yaşamaktadırlar.

Irvin D. Yalom'un Kitapları Kitap Ekle

3. Günübirlik Hayatlar (Gerçek Psikoterapi Öyküleri)
7,9/ 10  (238 Oy) ·  601 Okunma
8,3/ 10  (165 Oy) ·  575 Okunma
5. Bugünü Yaşama Arzusu (Schopenhauer Tedavisi)
8,7/ 10  (107 Oy) ·  294 Okunma
10. Spinoza Problemi (Nazi Subayının Paradoksu)
8,8/ 10  (47 Oy) ·  109 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Ferah, bir alıntı ekledi.
04 Şub 2015

''Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz; ama daha derinlere inin... Sonunda, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil...''

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. YalomNietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom
Emre Karaca, bir alıntı ekledi.
16 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. YalomNietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
15 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gördün mü, Carol? Satranç da hayat gibi: Oyun bitince bütün taşlar -piyonlar da, şahla vezir de- aynı kutuya koyuluyor.

Divan, Irvin D. Yalom (Sayfa 402 - Ayrıntı Yayınları)Divan, Irvin D. Yalom (Sayfa 402 - Ayrıntı Yayınları)
Emre Ö., bir alıntı ekledi.
19 Tem 2015 · 10/10 puan

Yaptığım seçimler başkalarını tutsak ediyorsa ben o özgürlüğü seçemem.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. YalomNietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kaya gibi sağlam bir sözüm var: Neysen o ol.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 102 - Ayrıntı Yayınları)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 102 - Ayrıntı Yayınları)
Hakan TEKİN, bir alıntı ekledi.
19 Mar 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz."

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 124)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 124)
Meyrem KARADENİZ, bir alıntı ekledi.
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kişinin kendisine dışarıdan bakmasını öğrenmesi gerek.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 69 - Ayrıntı)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 69 - Ayrıntı)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
 14 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Doğum günleri, hayatımızın geçip gitmekte olduğunu hatırlatan hazin işaretlerdir ve doğum günlerini kutlamaktan amaç da bu hüznü inkâr etmektir.

Divan, Irvin D. Yalom (Sayfa 287 - Ayrıntı Yayınları)Divan, Irvin D. Yalom (Sayfa 287 - Ayrıntı Yayınları)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
23 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yaşam da acımasız, ölüm de.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 100 - Ayrıntı Yayınları)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 100 - Ayrıntı Yayınları)
Hakan TEKİN, bir alıntı ekledi.
14 Mar 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Zaman hapishanesinden kaçmanın bir yolu yok muydu? "

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 59 - Ayrıntı)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 59 - Ayrıntı)
Bütün Alıntıları Göster

Irvin D. Yalom kitap incelemeleri

İş adamından sanatçıya 10 farklı hayat hikayesi . Üzüntü, merhamet ve endişe. Rüyalardan çıkarılmaya çalışılan tedavi sonuçları. Yine beğenerek okuyacağınız psikoterapi öyküleri. Keyifli okumalar...

Murat Sezgin, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
 28 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Acı hakikatleri söyleyen bir öğretmen, rağbet görmeyen bir kâhin,” kendini böyle tanımlıyor Nietzsche. Fikirlerinin bulunduğu çağın üstünde olduğunu ve kendi ölümünden sonra değerleneceğini, geleneksel değerlerin ve evlilik gibi kurumların basit olduğunu insanı aciz duruma düşürdüğünü, ümidin kötülüklerin en kötüsü olduğunu savunuyor. İncelemeye bunlarla başlamak istemezdim ama Nietzsche’nin bu gibi düşünceleri beni biraz ürküttü. İnsanın kendi özgürlüğünü bulması adına kurmuş olduğu aile düzenini bozması, çocuklarını kendi özgürlüğü için geride bırakması bana özgürlükten ziyade kaçış gibi geliyor. Kitaptaki şu cümle demek istediğim şeyi daha iyi açıklayabilir: “Yaptığım seçimler başkalarını tutsak ediyorsa ben o özgürlüğü seçemem.”

Kitapta çoğumuzun mutlaka bir kere ismini duyduğu geniş bir karakter kadrosu var. Josef Breuer, Nietzsche, Sigmund Freud, Lou Salome, Richard Wagner gibi. Kitapta dostluk havasında süren bir aşk üçgeni var (Ree-Salome-Nietzsche). Giderek artan tartışmalarla Lou ve Nietzsche’nin arası bozulur. Bu aşk üçgeninde ihanete uğradığını düşünen Nietzsche derin bir ümitsizliğe kapılır. Bu ümitsizlikten sonra çok zorlu süreçler geçirmeye başlayan Nietzsche’nin haline dayanamayan Lou Salome Doktor Breuer’e başvurur. Doktor Breuer yardım etmeyi kabul eder ve gelişen olaylardan sonra Nietzsche ile yaptığı seanslarla modern psikanalize zemin hazırlar. Tabi bu konuyla ilgili bazı gerçekleri söylemek isterdim ama kitabı okuyacaklar için keyif kaçırıcı olabileceğini düşünüyorum.

Psikanaliz deyince akla ilk gelen kişi olan Sigmund Freud’un bilinçaltı ve rüyalarla ilgili olan düşüncelerine de yer veriliyor kitapta. Bilincimiz dışında kontrol edemediğimiz bir bilincin daha olduğunu, gördüğümüz rüyaların bu bilincin bize yansıması olduğunu, kişinin geçmiş hayatından yola çıkarak rüyaların ne anlama geldiğini hakkında çıkarım yapılabileceğini söylüyor.

Ne kadar kitaptaki bazı düşünceleri yadsımasam da kitabın okunması gereken bir kitap olduğunu, doğru bir şekilde anlaşıldığında yeni bir bakış açısı kazanacağınızı ve okurken keyifli vakit geçireceğinizi temin edebilirim. İyi okumalar.

Hacı Seydaoğlu, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
24 Mar 2016 · Kitabı okudu · 35 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nietzsche Ağladığında kitabını okumaya başlamadan öncesine kadar birileri bana Niçe deyince aklımda okunması zor, fikirlerini hiçbir zaman anlayamayacağım büyük bir filozof, sadece felsefe ile uğraşan insanların ilgilendiği, sıradan insanların anlamayacağı insanüstü biri gelirdi.
Bu kitabı okuduktan sonra ise Nietzsche felsefesine daha sıcak bakabildiğimi, en azından onu okuma cesaretini kendimde bulduğumu belirtmek isterim.
Kitap tarihsel 3 kişiliğin bir kurgu etrafında bir araya getirilmesinden ibaret. Nietzsche ve Breur'un konuşma seanslarında okur olarak kendinizi bir anda sohbetin bir parçası gibi hissetmeye başlıyorsunuz.
Yazarın dili çok sade ve anlaşılabilir cümleler kullanılmış. Romanın içindeki bir parça olay da okurken sıkılmanızı tamamen engelliyor.
Felsefeye, Nietzsche felsefesine giriş olabilecek bir kitap sanırım.

Meyrem KARADENİZ, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
 08 Tem 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

Merak uyandırarak başlayan, özellikle son 70 sayfaya kadar yoğun olarak düşünce sancıları yaşatan ve sonrasında çözülen düğümlerle etkilenerek okuduğum bir baş yapıt. Breuer ve Nietzsche'nin diyalogları ile beyin fırtınaları yaşattığı, tekrar okumayı düşündüğüm kitap, en azından bir kere okunmalı. Doyurucu ve zekice kurgulanmış romanın gerçek verilerle harmanlanması da etkisini arttırıyor. Yazılacak çok şey var ama her okur hissesine düşecek payı kendi almalı diye düşündüğüm için yazmayacağım ;) Kitaplarla kalınız...

Murat Sezgin, Divan'ı inceledi.
15 May 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tek kelimeyle müthiş bir kurgusu var. Okurken kendinizi alamıyorsunuz. İşler kitabın sonuna doğru daha da heyecan verici oluyor.

Kitaptaki evlilik ilişkileri, ülkemizdekine hiç benzemiyor. Okurken -Bu Amerikalılar ne geniş insanlarmış! diyebilirsiniz. Psikoloji sevenler için güzel bir kitap.

Keyifli Okumalar.

Mr.Kuralay, Günübirlik Hayatlar'ı inceledi.
 15 Mar 19:05 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi

Ölüm korkusu (kaygısı), ölümü hatırlatan yaşanmış anılardan oluşan on terapi öyküsü.
Kendisi de psikanalist olan yazar hastalarının durumunu zekice analiz ediyor.

Öykülerdeki ortak varoluşsal temalı konuların işlenmesi, hayatımızı sorgulamamızı, sağlıklı yaşam sürmenin değerini bize bir kez daha hatırlatıyor.

Hikayeler genel anlamda sürükleyici. Bazı bölümlerde hastaların diğer kitaplarından sürekli bahsetmesi, beğenmesi, terapi randevusu almalarına vesile olmasından sık sık bahsetmesi diğer kitaplarının reklamını da yapıyor gibi geldi bana.

Burada yazar, hastalığın teşhisinde geleneksel sınıflandırmanın yani basmakalıp psikoterapi tekniklerinin uygulanmasından ziyade terapi ilişkisinin önemine dikkat çekiyor. Öğretim programlarında bu gerçeğe önem ve ağırlık verilmemesinden şikayetçi.

Terapi öyküleri gerçek olmakla birlikte, tek bir hikaye dışında (bölüm 8-Ellie) farklı isimler kullanmış ve yer yer kurgusal anlatıma başvurmuş.

Kendiniz veya çevrenizdeki insanların hayatlarından izler yakaladığınızda, bu kitap sizin için daha anlamlı ve özel olacaktır.

Hayatı sağlıklı ve dolu dolu yaşamanız ümidiyle...

Şeyma Öztürk, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
14 May 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Kaliteli bir kitap olduğunu bilmemin yanı sıra Nietzsche Ağladığında başlığını okuyunca kitabın içeriği hakkında epey meraklanmıştım. Kitabı bitirince ise bu başlığın ne kadar isabetli bir seçim olduğunu gördüm. Bu arada kitabın ismini Irvin Yalom'un eşi önermiş.

Bütün insanların hayatta bazı kırılma noktaları vardır. Her birimiz hayatla mücadele edebilmek, kendimizi savunabilmek ve yara almamak için güçlü bir duruş sergilemeye çalışırız fakat kimi zaman öyle anlar gelir ki, bir kaya gibi güçlü gözüken insanlar gözyaşlarını tutmanın ağırlığına daha fazla dayanamaz ve kendini bir anlığına da olsa çaresizliğin ellerine bırakır. İşte bu anlar yaşamdaki kırılma anlarıdır ve bu anlardan sonra mutlaka hayatımızda büyük, küçük bir şeyler değişir. Nietzsche de her ne kadar dimdik dursa da nihayetinde bir insan olduğu için o da günün birinde gözyaşlarını daha fazla tutamaz ve bu kırılma noktasından payını alır.

Kitabın konusuna gelecek olursak; Nietzsche'nin eski kız arkadaşı Lou Salome'nin Viyanalı ünlü doktor Bruer'e gelerek, Almanya'nın kültürel geleceğinin tehlikede olduğunu söyleyerek Nietzsche'yi ümitsizlikten kurtarmasını istemesiyle başlar her şey. Tabii arada Lou Salome'nin olduğunu bilmemesi şartıyla. İşte o güne dek kendini hastalarına adamış, evliliği çok da iyi gitmeyen, belirli yaşam kalıpları arasına sıkışıp kalmış Dr. Bruer; Nietzsche ile tanıştıktan sonra yepyeni bir yolculuğa adım atar. Bu yolculukta roller değişmiştir artık. Hasta olan Nietzsche kimi zaman doktor, doktor olan Bruer ise kimi zaman hasta olur.

Nietzsche ile Dr. Bruer'in aralarında geçen diyaloglar fazlasıyla doyurucu. Bu bölümleri okurken Nietzsche'nin fikirlerini de hatırlamış oluyor okuyucu. Nietzsche ile Bruer'in yaptığı her görüşmeden sonra birbirleri hakkındaki düşüncelerini yazmaları da romanın kurgusu açısından güzel bir yön bana kalırsa. İki insanın da çaresizliği, yaşamın belli anlarına sıkışıp o anlardan bir türlü kurtulamamaları, kendilerine uzatılacak bir yardım eli beklemeleri etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Kitabın sonunda ise başladığınız noktadan çok farklı bir yere gelmiş oluyorsunuz.

Sıkılmadığım, aksine yer yer merak ettiğim, keyifli bir okuma deneyimi oldu benim için. Yazarın da kitabın sonunda ifade ettiği üzere eserde yer alan kimi bilgilerin gerçekliği olmasına rağmen çoğusu kurgudan oluşuyor. Siz de benim gibi kitabı okumak konusunda geç kaldıysanız eğer, daha fazla gecikmeyin derim. :)

"Ölümümden sonra ün kazanacak bir filozof olmamla, bir gün benim günümün mutlaka gelecek olmasıyla, hatta ebedi yinelemenin olduğunu bilmekle övünmeme rağmen yalnız başına ölecek olmak korkusunu üzerimden atamıyorum. Öldüğünüzde, bedeninizin günlerce hatta haftalarca bulunmayacağını, ancak bir gün bir yabancının burnuna gelen iğrenç bir kokuyla keşfedileceğini bilmek nasıl bir şey biliyor musunuz?"

Ebru Ince, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
 17 Haz 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

#spoiler#
Kitabı okurken aynı olayları yaşamamış olsanız bile mutlaka Size de yol gösteren kelimeler ile karşılaşıyorsunuz. ..bir nevi ücretsiz terapi yaşatıyor kahramanlar size..en çok aklıma işleyen görüş ,beynimizi ne saçma şeylerle çöplüğe dönüştürüp doldurdurdugumuz ..önemli zannettiğimiz olaylar ,onsuz nefes alamam dediğimiz insanlar ,iş, kariyer,en iyi ben olmalıyım duygusu ..bizi biz olmaktan çıkartan tüm bu üzerimize yapışmış etiketlerin hepsi aslında "Çöp "
Aslında her gün bir sayfayı açıp aynı gece o sayfayı kapatmayı öğrenmeli insan çünkü "yarın bugünden farklı olacak "
Birde kafama takilan bir bölüm var .
Mezarlıkta yapılan yürüyüş bölümü ki orda meşhur Rothschild family nin mezarı ..bu bölümde gizli bir şeyler olduğundan suphelenmekteyim :) arastiracagim efendim.:))
Bence okunması gereken kitaplar listesinde olması gereken bir yapıt "nietzsche ağladığında " tam bir sonbahar mevsimi kitabı. .
Sevgiyle kalın. ..

°Yağmur M°, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
 01 Oca 21:41 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitaba dair birşeyler söylemek ne kadar da zor.Tam birşeyler yazacakken karşıma "bıyıkları ağzını kapatmış ,ne söyleyeceğini asla kestiremeyecegimiz bir Nietzsche" fotoğrafı belirince kağıda çekinerek dökebildigim, hareketsiz bir kalemin oluşturduğu nokta kadar kısıtlı.

Bir filozof ve bir doktor.Ama hangisi doktor hangisi filozof belirsiz.Belki ikisi de.Her insanın içinde taşıdığı iki duygu.Bir yerden eleştirip duvarları yıkarken,diğer taraftan iyileştirme içgüdüsü.

"Psikolojik Cerrahi" ya da "Hadsiz manevi yaralar içindeki kalbe, ameliyatı cerrahiye nevinden bir tedavi".

Dışarıdan herşey normal ama içerde çok zor bir ameliyat var.Akan kan değil duygular. Aşırı "duygu"akışından halsiz düşmüş bir hasta. Karşısında dikiş atmayı bilmeyen, yaraların açık kalarak acıması ,daha da kötüsü bu duruma alışması gerektiğini söyleyen bir doktor.

"Evet, hastalığımı kutsamalıyım, kutsamalıyım. Bir ruhbilimci için kişisel acı, bir nimet sayılır; varoluşun acılarıyla yüzleşilecek bir eğitim alanı.”

Ya da tedavi olmayı reddeden ama ruhu ve bedeni buna muhtaç bir hastayla, hayatının en ağır vakasıyla karşılaşmış , ailesi ,sevdikleri ve hastalarına karşı sorumluluk sahibi bir doktor.

"Derinlere inin.Farkedeceksiniz ki yaşlanma ,sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı yanı, sizi inceleyen gözlerin bulunmamasıdır. Hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet ."

Yazar, karakterlerin fikirlerinden daha çok içinde bulundukları ruh halini işliyor.İnsanların yaralarını ve zaaflarını fazlasıyla tespit etmiş olan Nietzsche' nin dünyasının neden yalnızlık ve acılar içinde, migren nöbetlerine tutulmuş olduğunu görüyor ve  bu durumun nasıl içindeki sevgiyi ve başkalarıyla ortak bir yaşam kurabilme ihtimalini yok ettiğini anlayabiliyoruz.

"Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları yaşayanlar birbirlerini anlarlar" demiş Mevlana. Her ne kadar hatalar ve zaaflarla dolu olsak da ve  bu gerçek ilk etapta bizleri birbirimizden uzaklaştırsa da, acizlik ve sonsuz ihtiyaç içerisindeki duygularimiza, benzer seylerin iyi geldiği gerçeği, "insan olma" ortak paydasında buluşturur bizi. Farklı düşüncelere sahip olsak bile...Tıpkı Dr Breuer ve Nietzsche de olduğu gibi.

Aşina olduğumuz psikolojik terimlerin kullanılması ,akıcı ve başarılı bir şekilde kurgulanmış içeriğinin yanında , bu kitabın bence  en müthiş tarafı, doktor kontrolünde Nietzche okuyabiliyor olmak.:) Bu durumu o kadar çok sevdim ki yine bir psikiyatrist olan Mustafa Ulusoy'un 'Nietzche Ve Babaannem' kitabını okumak bir sonraki hedefim.

-Gözyaşlarının dili olduğunu düşünüp onları kendi sesinle konuşturabilir misin?Anlat bana!Neler diyorlar?
...
-Bana bir bakın .Gözyaşlarımı durduramıyorum.
-Bu iyi Friedrich."Güçlü gözyaşları" temizler...
İyi okumalar dilerim.:)

Nietzsche'nin Salomesi, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
 10 Mar 11:48 · Kitabı okudu · 5 günde

- Bir sen, Bir ben, Bir de Nietzsche -

Nietzsche'nin yazdığı ve içinde bulunduğu kitapların ağır olmasına karşın duru ve akıcılığı ile bir çırpıda bitirebileceğiniz hatta bitmesin diye okumaya kıyamayacağınız bitince de tekrar okumak isteyeceğiniz türden. Kitap genel olarak Nietzsche'nin Salome ile olan- olamayan aşk hayatını, içinde bulunduğu psikolojik durumu, ümitsizliği ele alıyor. Kitap sizi öylesine içine çekiyor ki kendinizi Nietzsche ve Bruer'in bulunduğu odada 3'üncü bir koltukta oturmuş onları dinler vaziyette buluyorsunuz.

- Azıcık ucundan spoiler
Her insan pılını pırtını (yok ise ne mutlu) toplayıp hiç bilmediği bir şehrin sokaklarında kaybolup, hiç tanımadığı bir insanla oturup sohbet etme arzusuna kapılmıştır muhakkak. Kitapta asıl -nedensizce- vurgun yediğim kısım Bruer'in hipnoz yoluyla bunu deneyip bu arzunun hiçte hayal ettiğimiz gibi "laylaylom" olmadığı gerçeğini yüzümüze çarpması.

Dipnot- İncelemeyi otobüste yazmaya kalkıştım, 2 durak öteden sesleniyorum şuan. Denemeyiniz.

Bütün İncelemeleri Göster