1000Kitap Logosu
Resim
Isaac Asimov

Isaac Asimov

Yazar
Editör
BEĞEN
TAKİP ET
8.8
8bin Kişi
18,4bin
Okunma
1.369
Beğeni
28bin
Gösterim
Unvan
Yahudi asıllı ABD'li yazar ve biyokimyacı
Doğum
Petrovichi, Rusya, 2 Ocak 1920
Ölüm
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Nisan 1992
Yaşamı
Isaac Asimov (2 Ocak 1920 - 6 Nisan 1992), Yahudi asıllı ABD'li yazar ve biyokimyacı. Pek çok konuda yapıtları olmasına karşın, bilim kurgu eserleri ve popüler bilim kitapları ile tanınmıştır. Kurgu olmayan çok sayıda eserinin yanı sıra Fantezi dalında da yazmıştır. Dewey Ondalık Sınıflandırma sistemindeki Felsefe hariç tüm ana dallarda eserleri vardır. Asimov ortak görüşle bilim-kurgu dalının ustasıdır. Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke ile birlikte yaşadığı dönemde "Üç Büyük" bilim kurgu yazarından biri olarak kabul edilmiştir. Yaşamöyküsü Kesin doğum tarihi bilinmeyen Asimov'un doğum tarihi resmi kayıtlarda 2 Ocak 1920'dir. Rusya'da Smolensk yakınlarındaki bir kasabada Yahudibir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Asimov, ailesi ile birlikte üç yaşındayken Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. New York kentinde büyüdü. 20 yaşından önce bilim-kurgu öyküleri yazmaya başladı. Columbia Üniversitesi'nden 1939'da mezun oldu ve kimya dalında doktorasını aynı üniversiteden aldı. Daha sonra Boston Üniversitesi'ne geçti. Burada 1979'da profesör oldu. 26 Temmuz 1942'de Gertrude Blugerman ile evlendi. Bu evliliğinden iki çocuğu oldu. 1973'te ilk eşinden boşanan Asimov, aynı yıl Janet Jeppson ile evlendi. 1983'te olduğu by-pass ameliyatındaki kan naklinde kendisine verilen enfekte kan nedeniyle AIDS'e yakalandı ve 6 Nisan 1992'de bu hastalık yüzünden öldü. AIDS'ten öldüğü gerçeği ölümünden on yıl sonra kamuoyuna açıklandı. Yazarlık kariyeri Yazarlık kariyerine bilim-kurgu ile başlayan Asimov, popüler bilim kitapları ve şiir kitapları da yayımladı. 1941'de yayımlanan Nightfall adlı kısa bilim-kurgu öyküsü, en ünlü bilim-kurgu öykülerden biri oldu. Bu öykü 1968'de Amerikan Bilim-Kurgu Yazarları adlı kuruluş tarafından o zamana dek yazılmış en iyi kısa bilim-kurgu öyküsü seçildi. Asimov, Vakıf (İng: Foundation) ve Robot dizi kitapları ile de büyük ün kazandı. Kazandığı Ödüller Nebula Best Short story (aday) (1965) : Founding Father Nebula Best Short story (aday) (1965) : Eyes Do More Than See Nebula Best Novel (kazandı) (1972) : The Gods Themselves Hugo Best Novel (kazandı) (1973) : The Gods Themselves Hugo Best Novellette (aday) (1975) : That Thou Art Mindful of Him Nebula Best Novellette (aday) (1976) : The Bicentennial Man Hugo Best Novellette (kazandı) (1977) : The Bicentennial Man Nebula Best Novel (aday) (1982) : Foundation's Edge Hugo Best Novel (kazandı) (1983) : Foundation's Edge Hugo Best Novel (aday) (1984) : The Robots of Dawn Nebula Best Short story (aday) (1986) : Robot Dreams Hugo Best Short story (aday) (1987) : Robot Dreams Hugo Best Novellette (kazandı) (1992) : Gold
304 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Öncelikle akıllardaki soru işaretlerini gidermek amacıyla bu iletiyi bırakıyorum. #120611302 Hem okuma sıralaması hem de bizim izlediğimiz sıralamadan bahsediyor burada Murat. Uzunca bir inceleme olacak ancak ben keyifle yazıyorum umarım siz de vakit ayırır okursunuz. Vakıf'ın yazılış süreci ile ilgili kısaca bilgi vererek başlamak istiyorum ben. 1942 ile 1950 yılları arasında 8 hikâye şeklinde bir dergide yayınlanıyor eser önce. Asimov, eserin ana fikrinin Roma Imparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş tarihi kitabına dayandığından bahsediyor. 1951 yılında ise 8 hikâyeden 4'ü Vakıf adı ile basılıyor. (İlk öykü olan Psikotarihçiler'i, seriye giriş için 1950'de yazıyor Asimov. Toplam hikâye sayısı böylece 5 oluyor.) Ardından geriye kalan 4 hikâye 1952'de "Vakıf Ve İmparatorluk" ile 1953'de "İkinci Vakıf" adları ile yayınlanıyor. İşte Vakıf Üçlemesi bu şekilde oluşuyor. Zaman geçiyor ve seriye 1981'de "Vakıf'ın Sınırı" , 1986'da ise "Vakıf ve Dünya" ekleniyor. Bu iki kitap serinin devamı niteliğinde. Vakıf'ın öncesinin anlatıldığı "Vakıf Kurulurken" ve "Vakıf İleri" ise en son yazılıyor Asimov tarafından. Şimdi de her bölümün konusuna kısaca değinelim. "Psikotarihçiler" ilk kısım, burada kısaca Vakıf'a giden yol hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Galaktik İmparatorluğun kuruluşundan yaklaşık 12000 yıl sonra, Gaal Dornick'in Trantor'a Hari Seldon tarafından davet edilişi nedeniyle yaptığı seyahat ile başlıyoruz okumaya. Seldon, Psikotarih ile ilgilenen bir matematikçi. Seldon'ın tahminlerine göre 300 yıl içinde Trantor yok olacak ve ikinci bir imparatorluk kurulmadan önce 30000 yıllık bir anarşi dönemi yaşanacak. Ancak Seldon, bu sürecin kısaltılabileceğini de öngören bir çalışma yapıyor. Bu çalışma sayesinde süreç 1000 yıla düşürülecek diyor Hari. Irkın sahip olduğu bilgi birikimi korunarak Galaktik Ansiklopedi üretilecek, bu sayede imparatorluğun bilgilerinin dev bir özeti hazırlanacak ve gelecek nesiller bu bilgileri temel alarak ilerleyecek diye devam ediyor. İkna olan imparatorluk, Seldon ve ekibini Terminus adlı bir gezegene sürgün ediyor. "Ansiklopedi Uzmanları" ikinci kısım ise Psikotarihçiler'den tam 50 yıl sonrayı anlatarak başlıyor. Seldon'ın öngördüğü krizlerden ilkini yaşıyor Terminus. Burada karşımıza Salvor Hardin adlı vali çıkıyor. Mahzen'deki Hari Seldon kaydına katılan ilk vali olan Hardin, kimsenin bilmediği ve aslında öngörmediği detaylara odaklanıyor. Ansiklopedistlerin körü körüne bağlı oldukları şeylerden kaçındığını söylemek yeterli olacak. Seldon'ın Mahzen kaydı ile Vakıf değişmeye başlıyor. "Valiler" üçüncü kısım, aradan geçen 30 yıldaki farklılıklar ile başlıyor. Karşımıza bu kez de Vakıf ile din çıkıyor. Rahiplik sistemi ve bunun halk içindeki gücüyle karşılaşıyoruz. Bilimsel Vakıf mı yoksa dini inançlar ile yönetilecek bir Vakıf mı sorularını düşündürüyor bizlere Asimov burada. Dört Krallık ( Anacreon, Smyrno, Konom, Daribow) ve bunların en büyüğü olan Anacreon dahil oluyor hikâyemize. E tabi yeni karakterler de işin içine giriyor. Genç Kral Lepold ve amcası Wienis'in Vakıf için plânlarına şahit oluyoruz. "Tüccarlar" dördüncü kısımda ise; bir önceki hikâyede geçen olayların 75 yıl sonrasında buluyoruz kendimizi. Askonya toplumu ve Askone gezegeni çıkıyor karşımıza. Hammadde bakımından zengin ancak dinleri ticareti reddeden bir toplum onlar. Limmar Ponyets ve Eskel Gorov bu bölümdeki kahramanlarımız. Burada şantajları, kayıpları, istekleri ve kaçışları okuyoruz. "Tüccar Prensler" beşinci ve son kısım; yine yıllar sonra Vakıf'ın büyümeye devam etmesi ile başlıyor. Hem ekonomik hem de dini yönden ilerlemeler mevcut. Atomla çalışan gemileri, ileri teknolojiyi ve Vakıf'a karşı yeni bir tehdit olan Korell Cumhuriyeti'ni görüyoruz. Hober Mallow adındaki usta bir tüccar da dahil oluyor son olarak kitaba. Galaktik Imparatorluk sınırlarına yaptığı seyahat ile çöküşün nedenlerini gözler önüne seriyor Mallow. Şimdi de gelelim benim gözümden Vakıf'ın geçmiş, günümüz ve gelecek ile olan ilişkilerine. * Bilimin her zaman kazanacağını okuyoruz bu şaheserde. Ne olursa olsun bilim hep var olacak. * Dini kullanarak; siyasete, bilime ve hattâ ticarete yön vermeye çalışanlar hiç bitmeyecek. Onlara inananlar da olacak sorgulayanlar da. * Halkı isyana sürüklemek her zaman mümkün. Sadece kullandığın cümleleri ve onları nasıl etkin altına alacağını bilmelisin. * Ekonomik gerileme, vatanseverlik yalanı kullanılarak ortadan kaldırılamaz. Ekonominin bozulması, hükümetin değişmesi gerektiğinin en büyük kanıtıdır. * Savaş her zaman tek çare değildir. Bilim, silahtan daha güçlüdür. * Sıfırdan gelen bir toplum, bilimi kullanarak hem ekonomiyi hem dini dengeleyebilir. Bunu başaran toplum sadece bir şeye körü körüne bağlı kalmaz ve dinin de paranın da kölesi olmaz. Tercihlerimiz biri ileri ya da geri götürür. Vakıf bunun kanıtlarından biri. Asimov hem geleceği hem geçmişi hem de bugünü yazmış. Dune sonrası keyifle okuduğum bir giriş kitabı oldu eser. Diğer kitapları okumayı da heyecanla bekliyorum. Öğrenilecek çok şey, düşünülecek onlarca detay ve alınacak bolca keyif var bu evrende! Tavsiyedir!
Vakıf
8.8/10 · 2.425 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
360 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 61. kitap usta bilimkurgu yazarı Isaac Asimov'un “İşte Tanrılar” isimli bu eseri oldu. “İşte Tanrılar”; hem Hugo hem Nebula hem de Locus ödüllerini almış nadide bir eserdir. “İşte Tanrılar”a nadide bir eser dememin ana sebeplerinden biri de bu eserin Asimov’un herhangi bir serisine ait olmamasından ötürüdür. Zira yazarın uzun soluklu seri kitapları bulunmakta olup “İşte Tanrılar” eserinin o serilerle hiçbir bağlantısı yoktur. Bu sebeple Asimov okumak isteyen okurlara öncelikle “Ben Robot” eserini, akabinde ise “İşte Tanrılar” isimli bu eseri okuyarak başlayabileceklerini ifade etmek isterim. Bu kitabın bir diğer önemli özelliği ise, yazarın “İşte Tanrılar” için kendi tabiriyle “bilimkurgudaki en iyi uzaylı tasvirini barındıran, ayrıca yazıp yazabileceğim en iyi metin,” demesidir. Isaac Asimov bilimkurgunun en büyük üç üstadından biri olarak kabul edilir ve onun kendi eserleri arasında böyle bir değerlendirme yaparak bu kitabı öne çıkarması hem oldukça şaşırtıcı hem de biz okurlar için çok değerlidir. Kitapta, Elektron Pompası isimli bir icadın ortaya çıkarılmasıyla sınırsız ve bedava enerjiye ulaşan insanlığın başından geçenler veya muhtemelen başından geçebilecek olaylar anlatılmış. Elektron Pompası adı verilen icat, öyle bir icattır ki insanlığın tüm hayallerini gerçekleştirebilecek değerli bir icattır. Peki bu icadın mucidi Dünyalılar değil de paralel evrende yaşayan başka akıllı canlılar olsaydı neler olurdu? İşte yazarın bize sorduğu ilk kritik soru budur. Yazarın bize sorduğu ikinci soru ise, Elektron Pompası isimli muhteşem icat evrenimiz için çok tehlikeli bir icat olsaydı insanlık bu durumda ne yapardı? Hemen vazgeçer miydik, yoksa sonuna kadar devam mı ederdik? Zira kitapta söz konusu icadın evrenimizi felakete sürükleyeceğine ilişkin ciddi bir inanç da hakim. Bu inanç şudur: Güneşin ve Dünya’nın tümüyle yıkımı... Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm "Aptallığa Karşı" isimli bölümdür. Bu bölüm Dünya'da geçmektedir ve Elektron Pompası'nın icadı ile sakıncalarının yer aldığı bölümdür. İkinci bölüm ise "İşte Tanrılar" isimli bölümdür. Bu bölümde Asimov'un meşhur para-evren yaratıklarının betimlendiği bölümdür. Üçüncü bölüm ise, "Çabalar Nafile Mi?" isimli son bölümdür. Bu bölüm de Ay'da geçmektedir. Her bölümde ayrı ayrı Elektron Pompası'nın durdurulması için mücadele eden kahramanlarımız vardır. Bölümler farklı yerlerde ve farklı zamanlarda geçse de aralarında konu bütünlüğü bulunmaktadır. Her ne kadar Asimov tarafından "bilimkurgudaki en iyi uzaylı tasvirini barındıran" eser tabiri kullanılmışsa da daha önce okumuş olduğum bilimkurgudaki en iyi uzaylı tasvirini barındıran eser,
Stanley G. Weinbaum
'un
Bir Mars Destanı
eserindeydi. Zaten Bir Mars Destanı için vakti zamanında Asimov da en iyi uzaylı betimlemesinin olduğu eser olduğunu ifade etmişti. Zira Weinbaum, dünyadışı yaratıkları, var olmak için kendi sebeplerine sahip akıllı yaratıklar; olarak tasarlamıştı. Uzaylı algısına farklı bir boyut kazandıran bu yaklaşım, bilimkurguda devrim niteliği taşımaktadır. Bilimkurguda Weinbaum'dan önce de dünyadışı yaratıklar tasarlanmıştı; ancak hiçbiri dünyadan tamamen bağımsız değildi ve hepsi birer dünya canlısının taklidinden ibaretti. Bu durumda Asimov'un sonradan görüş değiştirdiğini söylemekte fayda var... Son olarak, Asimov'un bu eserini ‘’İnsanlığa ve aptallığa karşı verilen savaşın nihayet bir gün kazanılacağına dair umuda’’ ithaf ettiğini de belirtmek isterim. Ah Asimov ah, aptallığa karşı verilen savaşı her geçen gün daha çok kaybediyoruz. Bugünleri görsen neler yazardın acaba? Herkese keyifli okumalar dilerim.
İşte Tanrılar
8.5/10 · 339 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.