İsmail Kara

İsmail Kara

YazarÇevirmen
8.8/10
18 Kişi
·
40
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.724
Gösterim
Adı:
İsmail Kara
Unvan:
Pof.Dr.(İlahiyat); Yazar,
Doğum:
Güneyce/Rize, - 1955
2 Şubat 1955 tarihinde Güneyce/Rize’de doğdu. Güneyce İlkokulu’nu bitirdikten (1965) sonra babasından hafızlığını yaptı (1965-67). İstanbul İmam Hatip Okulu’nu (1973), fark derslerini vererek Rize Lisesi’ni (1973); İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü (1977); İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1986). Dergâh Yayınları’nda editörlük, yayın yöneticiliği yaptı; Fikir ve Sanatta Hareket, Dergâh dergileri ile Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin yayınına katıldı (1977-95). 1980-95 yılları arasında Sainte Pulcherie Fransız Kız Ortaokulu’nda (İstanbul - Taksim) Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi öğretmenliği yaptı.

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “İslâmcılara Göre Meşrutiyet İdaresi 1908-1914” başlıklı teziyle siyaset bilimi doktoru oldu (1993). Ekim 1995’te öğretim görevlisi olarak M. Ü. İlahiyat Fakültesi’ne tayin edildi. Kasım 2000’de Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi doçenti, Haziran 2006’da İslâm Felsefesi profesörü oldu. Halen aynı fakültede İslâm Felsefesi anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Çalışma alanı çağdaş Türk düşüncesi ve çağdaş İslâm düşüncesidir.
Bu insanlar Latin harflerinin Arap harflerini (Kur'an yazısını) ortadan kaldırmak, zayıflatmak için kasd-ı mahsusla tercih edilmiş harfler olduklarının da tamamen farkında idiler.
Hayat sadece arkaya bakarak anlaşılır ama sadece ileriye bakarak yaşanır. (S.Kierkegaard)
Asalet sahibinin en bariz vasıflarından biri kendisine başkasının yer tayin etmesine karşı çıkması, tayin edilen bir yeri kazanç saymayıp peşinen reddetmesidir.
İlim olsun da bilmesin, tarih olsun da hatırlamasın; olacak şey midir bu? Evet öyledir, ilim her şeyi bilmez, tarih her şeyi hatırlamaz. Gelişigüzel şeyleri veya önümüze getirilenleri değil de bir şeyleri bilmek ve hatırlamak için bir iradenin, bir davanın ve iddianın, bir hayat tarzı arayışının kuvvetli bir unsur olarak devreye girmesi lazım.
Her insan, kendisi için iyi bir derstir, elverir ki kendini yakından görme, içine gidebilme ve seyrüsefer esnasında sonuçlar çıkarabilme yetisi ve cesaretine sahip olabilsin.
İstanbul'un yatırlarını, makamlarını, türbelerini , ziyaretgahlarını, evliya merkadlerini, ni'mel-ceyşlerini bir an yok olmuş farz edin, geride Müslüman İstanbul'dan ne kalır?
"Meşrutiyet'i müteakip de millet bir hayli (Emrullah Efendi'nin) mesâi-i tahrirânesinden müstefid oldu. Ancak bir müddet siyâsiyyat ile meşgul olması kendisinin asıl ilm ü irfan sahasında göstereceği faaliyeti bittabi tenkis etti.

Emrullah'dan bu vatan asıl bundan sonra hizmet görecek, asıl bundan sonra gereği gibi istifade edebilecekti. Çünkü artık siyâsiyyat âleminden çekilmiş idi; artık neşriyat-ı ilmiyeye hasr-ı vücûd etmek kararını vermişdi. Vâ esefâ ki ecel o vücûd-i muazzezi bize çok gördü. İnna lillâhi innâ ileyhi râci'ûn."

Sebilürreşad-Pek Azim Bir Zıya, XXI/309, s.404.
Yüreğindeki çocukla küsmek; yaşamın son, yaşayan bir ölüye dönüşmenin ilk mertebesidir.
Müslüman bir insanın bilmesi gereken bilgileri içeren
bir kitap " Mızraklı İlmihal ".
Halkımız arasında meşhur olan bu kitabı Yazar İsmail Kara aslına uygun kalarak daha akıcı hale getirmiş.Bazı bölümlerinde ise parantez içerisinde günümüz Türkçe kelime karşılığını yazarak okuyucuya sunmuş.Deyim yerindeyse Müslüman olan kişilerin A dan Z ye bilmesi gereken konular özet halinde fakat ayrıntıya gidilmeden anlatılmış.Tavsiye eder ve iyi okumalar dilerim.
İnternette Holywood aktörü Kevin Bacon için https://oracleofbacon.org diye bir site yapılmış. Kevin Bacon o kadar çok filmde yer alıyor ki aklınıza gelen herhangi bir ünlü ile ya aynı filmde rol almış ya da o filmde rol alan biriyle başka bir filmde rol almış oluyor. Silsile bir şekilde bağlanıyor hâsılı. İşte bu algoritma bence İsmail Kara için de çalıştırılabilir. Son 50 yıl içerisinde yapılmış güzel bir çalışma varsa ya İsmail Kara'nın kendisi ya öğrencileri ya da yakınları bir şekilde o işin içinde bulunuyor. İşte bu kitap da öyle bir ilişkinin mahsulü.

Kitabın adı Mustafa Kutlu'nun ricâsıyla değiştirilmiş ve bu hâlini almış. Kuşeyri Risâlesi'nden bir kelâm-ı kibâr. Kitap toplamda üç bölümden oluşuyor ve hemen hepsi fiili veya nazari bir arayışın hikayesinden bahsediyor. Kitapta bu hikayelerin içinde bulunan şahıslardan bazıları sırasıyla: Babanzâde Ahmed Nâim, Yahya Kemal, Şemsettin Sami, Rıza Tevfik, Tevfik Fikret, Ferid Kam, Mehmed Akif ve İsmet Özel.

Her bölüm ilgilisinin özel alakasına göre farklı heyecanlar yaratabilir. Ben en çok Fikret hakkındaki iki yazıyı beğendim ve alıntılarını siteye eklemiştim. Akif'in dostuna mektuplarındaki üslûbu ise eşsizdi. Ancak ansiklopedi serüvenimiz kısmından alıntı yapmak yerine kendim özetlemeyi tercih ettim. Kitap "arayanlara" tavsiye edilir. Ancak bilinmeli ki "aramakla bulunmaz ve fakat bulanlar yalnız arayanlardır."

***

"Ansiklopedikerin Neden Bitmediğine ve Son Dönem Türk Büyüklerine Dair Bir Kaç Talikat"

Bu bölümde akîm kalmış ansiklopedi yahut alternatif tabiriyle dâiret'ül mâarif teşebbüsleri ele alınyor.

İlki Ali Suavi. Sene 1870. Tek başına biner sayfadan 10 cilt çıkarmak istiyor. Tahmini bitiş süresi: 26 yıl. Sonuç: Çıkarılabilen yalnız 1 cilt.

Ardından Emrullah Efendi geliyor. Bu sefer Muhit'ul Maarif adıyla hedef 15 cilde çıkmıştır. Bir "at" maddesi varki 100 sayfayı aşıyor. Sonuç: Yine 1 cilt.

Bir ara Rıza Tevfik böyle şey olur mu?!
Tek kişi nasıl bu kadar şey yazsın?
diye veryansın ediyor. Sonra 6 cilt olarak planladığı "mufassal" kamus-ı felsefeden 1 cilt kadar yazabiliyor.

İsmail Kara işte bu ateşli büyük Türklerin safdilliğini eleştiriyor. Tarihten ders alalım diyor. Bir iş yapınca en mükemmelini yapmak demek en tafsilatlısını yapmak demek değildir. Mutlaka kapsam sınırlandırılmalı, yeteneklere/imkanlara göre yola çıkılmalı.

Tüm bunların yanında diğer büyük Türklerden çok farklı bir adam geliyor: Şemsettin Sami. En büyük farkı, elini attığı işi eksik/gedik bir şekilde tamama erdirme muvaffakiyeti.

Fransızca'dan Türkçe'ye Türkçe'den Fransızca'ya olmak üzere hazırladığı kamus hakkında söyledikleri neden farklı olduğunu ortaya koyuyor. Diyor ki mealen, memleketimizin Fransızca sözlük ihtiyacını gidermek üzere yola çıktık, 1 senede tamamladık, çok şükür rağbet de gördük üç/dört baskı yaptık. (bugün için bu rakam 20-30. baskıya denktir)

Normalde Batı'da bir yazarın böyle bir eseri tuttu mu, ömrünün geri kalanını bu eserin tamamlanmasına, mükemmelleştirilmesine ayırır. Oysa ben Kamus-ı Fransevi bitince hemen 6 yılımı alacak Kamus-ı A'lam'a başlamıştım bile. Çünkü memleketin böyle bir bilgi kaynağına ihtiyacı vardı. O yüzden ne Kamus-ı Fransevi'nin Larousse'u (Ünlü Larousse sözlük yazarını kastediyor) ne de Kamus-ı Alam'ın Bouillet'i olabildim."

İsmail Kara da Şemseddin Sami'ye diyor ki ataların yolunu terketmişsin de bu kadar da terketmeseydin! Bari bir iki eksik eser bıraksaydın! Allah hepsinden razı olsun.
İslâmcılık düşüncesi nedir, hangi coğrafyada doğmuştur, bu topraklara nasıl ve kimler aracılığıyla girmiştir? Kitabın girişi bu soruların kısa ama doyurucu cevaplarından oluşuyor. Sonrasındaysa her ismin kısaca hayatı, eserleri ve eserlerinden kesitlere yer vermiş İsmail Hoca. İlgili ismin İslâmcılık bağlamındaki görüşlerinin açık ve ön planda olduğu yazıları tercih etmiş. Böylece o ismin İslâmcılığı niçin seçtiğini ve ondan ne beklediğini kendi kaleminden öğrenmiş oluyorsunuz. Türkiye'de İslâmcılığı merak edenlerin, bu konuda düşünmek isteyenlerin, buradaki isimler hakkında bir iddiası olanların mutlaka okuması gereken bir kitap.
İsmail Hoca titiz ve temiz bir çalışmaya imza atmış, bunu her sayfada hissedeceksiniz, iyi okumalar..
İçinde çok farklı bilgiler bulabileceğiniz ve yer yer şaşırabileceğiniz bilgilerle güzel bir kitap bu tarz konulara meraklı olan birinin kesinlikle okumasını düşündüğüm birkitap.
İsmail Kara hoca Cumhuriyet Turkiyesinde ki karşılaştığımız problemleri daha sistemli bir şekilde tetkik edip meselelerin özüne inmeyi tercih etmektedir. Bugün özellikle İslamcı kesimin ahkâm kestiği konular ve meselelerin aslında pek te onların anlattığı gibi olmadığı kitapta aşikâr. Bu kitaptan öğrendiğim en önemli şey İslamcıların jargon olarak aslında sol ve Marksist bir çizginin taklitçileri olduğudur.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Kara
Unvan:
Pof.Dr.(İlahiyat); Yazar,
Doğum:
Güneyce/Rize, - 1955
2 Şubat 1955 tarihinde Güneyce/Rize’de doğdu. Güneyce İlkokulu’nu bitirdikten (1965) sonra babasından hafızlığını yaptı (1965-67). İstanbul İmam Hatip Okulu’nu (1973), fark derslerini vererek Rize Lisesi’ni (1973); İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü (1977); İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1986). Dergâh Yayınları’nda editörlük, yayın yöneticiliği yaptı; Fikir ve Sanatta Hareket, Dergâh dergileri ile Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin yayınına katıldı (1977-95). 1980-95 yılları arasında Sainte Pulcherie Fransız Kız Ortaokulu’nda (İstanbul - Taksim) Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi öğretmenliği yaptı.

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “İslâmcılara Göre Meşrutiyet İdaresi 1908-1914” başlıklı teziyle siyaset bilimi doktoru oldu (1993). Ekim 1995’te öğretim görevlisi olarak M. Ü. İlahiyat Fakültesi’ne tayin edildi. Kasım 2000’de Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi doçenti, Haziran 2006’da İslâm Felsefesi profesörü oldu. Halen aynı fakültede İslâm Felsefesi anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Çalışma alanı çağdaş Türk düşüncesi ve çağdaş İslâm düşüncesidir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 40 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 110 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.