Jack Weatherford

Jack Weatherford

9.4/10
7 Kişi
·
8
Okunma
·
4
Beğeni
·
593
Gösterim
Adı:
Jack Weatherford
Tam adı:
Jack McIver Weatherford
Unvan:
Amerikalı Akademisyen, Yazar
Jack Weatherford
Profesör
Doğum: Columbia, Güney Karolina, ABD
Eğitim: Kaliforniya Üniversitesi, Duke Üniversitesi, Güney Karolina Üniversitesi
Zafer kurallara göre oynayanların değil,kurallı belirleyen ve düşmana karşı bunları kullananların oluyordu.
Dünya tarihinde kültürel gruplar arası mücadelelerde zafer kazananlar genellikle "uygar” unvanını kaparken yenilenler vahşiler, barbarlar, kafirler ya da putperestler olma damgasını yer.
İletişim devriminin bir parçası olarak tüm bilginin sözde parmaklarımızın uçlarında olması gerekirken, yanıtlar eskisinden de daha aldatıcı görünmekle kalmaz, artık sorulan soruların doğruluğundan bile emin olmayız.
Bazı çağlarda uygar insanlar kabile halkının topraklarını mülklerine katmak amacıyla onları avladılar, tıpkı Avrupalıların Amerika yerlilerine yaptığı gibi. Bazen uygar insanlar kabile insanlarını köleleştirmeye çalıştı, tıpkı Mısırlıların antik İbrani kabilelerine yaptığı gibi ya da Batılıların Afrikalıları plantasyonlarda çalıştırmak üzere köleleştirmesi gibi. Bazen de şehirlerdeki insanlar kabile insanlarına karşı soykırım savaşı verdiler, tıpkı İspanyolların Aravak ve Karayip Yerlileri’ni katlettikleri ya da İngilizlerin Tazmanya aborijinlerini infaz ettiği gibi.

Kabile insanı da yüzyıllar boyunca saldırganlara karşı savaş verdi, halta bazı çağlarda saldırgan haline bile geldi. Kuzey Avrupa’nın Cermen kabileleri büyük Roma İmparatorluğu’nun güçlerini en sonunda yenilgiye uğrattı ve Hunlar doğu imparatorluğunun büyük kısmını geçici olarak ele geçirdi. Bazen kabile insanları şehir insanlarını fethederek bu şehirleri kendilerinin kıldılar. Nitekim İbrani kabileleri Kenan (Filistin) diyarını ele geçirdi, Moğollar Çin’i fethetti ve Türkler hayli şehirleşmiş Bizans İmparatorluğu’nu aldı.
Bir aborijin kadın hamile kalınca, biyolojik eylem ona yalnızca bir fetüs verir; içindeki biçime yaşam ya da ruh vermez. Fetüse yaşam verebilmek için anne bizzat kutsal ruhu aramak üzere toprakta yolculuk etmelidir ve anne yaşamın çocuğun içine girdiği ânı bilir. Hareket ettiğini hisseder, şimdi oturmakta, ayakta durmakta ya da yürümekte olduğu bu yerin bebeğine yaşam verdiğini bilir. O halde, bir yerde doğan çocukta o yerin ruhu bulunur; sonsuza dek ve asıl olarak o yerin bir parçasıdır.
Köpekler ya da kediler gibi büyük fiziksel farklılıklar gösteren hayvanlarla karşılaştırıldığında dünyanın her yanındaki insanlar boyut, renk ve özellik olarak ancak önemsiz farklılıklar gösterir. Soğuk iklimlerde yaşayan insanların sıcak iklimlerde yaşayanlardan daha çok saçı yoktur; kuşlar ve balıkların canlı mavileri, eflatunları, sarıları, turuncuları ve yeşillerinin hiçbirini almamış olan insanlar koyudan açığa doğru mütevazı bir renk farklılığı gösterir yalnızca.
Ne komünizmin sınıfsız toplumu ne de kapitalizmin küresel köyü yirminci yüzyılda dünyayı türdeşleştirmeyi başarabildi.
On dokuzuncu yüzyılın insan ilerleyişi nosyonunda, bu ilerleyişe neden olan yeniliklerin Batı Avrupa kültüründen geldiği varsayılır. İnsan ilerleyişinin itici gücünün, hatta denilebilir ki motorunun, farklı kültür grupları arasındaki dinamik gerilim olduğunu ve kabile insanlarıyla uygarlaşmış insanların arasındaki mücadelenin bu sürecin bir odak noktasını oluşturduğunu bugün daha doğru olarak görebiliyoruz. Hiçbir yerle teması olmayan yalıtılmış nüfuslar değişmez; duraklama yaşar ve çökerler. Çin, çevresindeki kabile halklarıyla en canlı biçimde etkileşime girdiği zaman yeniliklerin odak noktası oldu, ama dış dünyadan kendisini koparınca da duraklama yaşadı. Tarihin büyük kısmında Batı Avrupa dış dünyayla az teması olan yalıtılmış bir durgun su oluşturdu, ama öteki kültürlerle yoğun etkileşim kurduğu son beş yüzyılda Avrupa dünyanın teknolojik ilerleyişine öncülük etti.
Kuşaklar boyu misyonerler ve hükümet yetkilileri giysi giymeyi zorunlu kılmıştır, ama beyaz adamın gelişinden önce aborijinlerin giysiye hiç ihtiyacı yoktu.
İyi bir tarih araştırması. Bir kaç çadırdan oluşan Moğol kabilesinin Cengiz sayesinde kıtalara nasıl ne mantıkla hükmettiğini örneklerle açıklamalarla gayet güzel anlatmış. Moğolların genişleyen yapısında Cengiz sayesinde farklı kültürlerle, bilimle ve dinlerle nasıl harmanlandığını, yönetimde nasıl başarılı olduklarını tarafsız ve yerinde inceleyerek anlatmış.
Cengiz Han’ın hayatını ve Moğol imparatorluğunu(Kuruluş, Yükseliş ve Çöküş) konu alan bir eser. Genelde Tarih derslerinde bizlere söylenen “Barbar Bir Millet” kavramını tamamiyle yıkan aksine bilme, ilme, dine, savaş teknikleri ve teknolojilerine önem veren, ideolojik çözümlerden çok pragmatik çözümler bulan imparatorluktan bahsediliyor. Uzunca ve titiz bir emek sonucu ortaya çıkan bu kitap kesinlikle okumaya değer.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jack Weatherford
Tam adı:
Jack McIver Weatherford
Unvan:
Amerikalı Akademisyen, Yazar
Jack Weatherford
Profesör
Doğum: Columbia, Güney Karolina, ABD
Eğitim: Kaliforniya Üniversitesi, Duke Üniversitesi, Güney Karolina Üniversitesi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 26 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.