John Le Carré

John Le Carré

Yazar
7.4/10
90 Kişi
·
195
Okunma
·
20
Beğeni
·
2270
Gösterim
Adı:
John Le Carré
Unvan:
İngiliz Casus Romanları Yazarı
Doğum:
Dorset, İngiltere, 19 Ekim 1931
Asıl adı; David John Moore Cornwell'dir. (19 Ekim 1931, İngiltere-Dorset) İngiliz casusluk romanları yazarı.

Richard Thomas Archibald Cornwell ve Olive Cornwell'in oğlu, Aktris Charlotte Cornwel'in kardeşi John le Carré, 19 Ekim'de doğdu. Berkshire'ın yakınında Pangbourne'da St. Andrew Hazırlık Okulu'nda resmi eğitimine başladı ve Sherborne Okulu'nda devam etti. 1948'den 1949'a kadar, Berne Üniversitesi'nde yabancı diller üzerine çalıştı. Sonra Oxford'da Lincoln Koleji'ne devam etti. İyi bir BA'le (dereceyle) 1956'da mezun oldu. İki yıl boyunca Eton Koleji'nde ders verdi. Le Carré 1959'da Eton'dan ayrıldı. Sonraki beş yıl boyunca İngiliz Dışişleri Bakanlığı için çalıştı. Önce, Bonn'daki İngiliz Elçiliği'nde ikinci sekreter olarak hizmet verdi, daha sonra konsolos olarak siyasal bir hizmet için Hamburg'a transfer edildi. Le Carré, MI6'ya asker yazıldı. 1961'de ilk romanını yazdı.
Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artik dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.
John Le Carré
Sayfa 29 - Elsa Fennan
"Bu, martılara ekmek atmak olsun, sevgi olsun, sahip olmasına asla izin verilmeyen önemsiz şeylere duyulan saygıydı ve ne olursa olsun, geri dönüp onu bulacaktı."
Tüberküloz anneleri başka hastalıklardan daha fazla öldürüyor. Afrika'da her zaman kadınlar bedel ödüyor. Wanza bir kobaydı ve kurban oldu.
Dağlar kararmakta olan gökyüzüne doğru yükseliyordu. Gökyüzü, hızla hareket eden bulutlar, ters ada rüzgarları ve şubat yağmurlarıyla yüklüydü. Kıvrımlı yol, çakıl taşları ve ıslak tepelerden gelen kırmızı çamurla kaplıydı.
"Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız "
John Le Carré
Sayfa 45 - Kırmızı Kedi Yayınları
320 syf.
·3 günde
Kitap benim okumayı sevdiğim, tarihler arasında gelgitler yapılarak kurgulanmış. Bir de bunun yanında olaylar bazen farklı karakterlerin ağzından -aynı paragrafta bile- ani geçişlerlerle, hatta bazen de yazar tarafından anlatılıyor. Bu da bayağı kafa karıştırıcı olabiliyor. Öyle ki çekici bir hikaye ile bu anlatım tarzı etkileyici olabilir. Fakat bu kitapta ben tam tersi bir durumla karşılaştım.
İngiliz casusları mı bu kadar sıkıcı yoksa, yazarın anlatım tarzı mı böyle bilemedim? Konu casusluk olunca beklenti, heyecan ve sürükleyici bir hikaye yönünde oluyor. Yazarın, eski bir İngiliz casusu olduğu düşünülürse, kendi tecrübelerinden yararlanarak, Rus mafyasının kara para aklamada ki bir numaralı adamının , İngiliz hükümetinden sırlar karşılığında, sığınma ve korunma talebi üzerine kurgulandığı 'Hain' zorla bitirdiğim kitaplar arasında ki yerini alıyor.
240 syf.
·10/10
Ajanların dünyasında ki komplo teorileri ve ihanetlerin en ince detayına kadar anlatıldığı muhteşem bir eser. Leamas'ın düştüğü tuzağın örgüsünü okurken,Mundt'un zekası,Fiedler'in sadece Yahudi olması,Leamas'ın da içine çekildiği ihanetin bedelini kimin ödeyeceğini gözünüz kapalı okuyacaksınız....
240 syf.
·Beğendi·9/10
Soğuk Savaş Dönemi'nde geçiyor olmasına rağmen, casusların teknoloji olmadan geliştirdikleri stratejileri, hamleleri ve ihanetleri sade bir kurguyla anlatan roman, bana göre türün klasiklerinden.
580 syf.
·Beğendi·9/10
Çıktığı dönemde okuduğum bir kitaptı.kitaptı. Justin'in eşini cinayete kurban vermesi ile başlayan,araştırmalar derinleştikçe kendisini de olayların içinde bulmasını merak ile okumuştum. Etkisinde kaldığım bir eserdi...
320 syf.
·18 günde·8/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmış. Konusuna gelince; İngiliz bir çift tatilde zengin bir Rus işadamı ile tanışır. Adam uluslararası düzeyde bir kara para aklayıcısıdır. Genç çift kanalı ile yetkililere ulaşıp, ailesi ile birlikte İngiltere'ye iltica etmek istemektedir. İşin içine gizli servisin de girmesiyle, pazarlık başlar. Her şey birbirine karışır. Güzel bir kitap.
192 syf.
·20 günde·Beğendi·8/10
!!!Dikkat spoiler içerebilir.!!!

İlk kez bir polisiye kitap yorumlayacağım.Spoiler içerebilir uyarısını yapmam gerekecek sanırım.Aslında polisiye kitabı heyecanını koruması gerektiğine inandığım için mümkün olduğunca az detaya girip yorumlamaya çalışacağım.

İlk önce kitabın bende kısa bir hikayesi var .Ondan bahsedeyim.Ben tam bir ince uçlu tükenmez kalem tutkunuyum.F.C1430 kodlu tükenmez kalemi arıyordum.Birçok kırtasiye ve kitapçıda aradığım halde bulamadım maalesef.Ben de internette araştırdım ve bir kitap sitesinde buldum.Sadece kalem için kargo parası vermeye gönlüm razı olmayınca biraz da kitap almaya bahane yarattım ve bu kitap gözüme çarptı.Yazarla ilk kez tanışıyordum ama kitabın türünün polisiye olması ona bir şans vermeye ikna etmişti beni.ve Ölüme Çağrı kitabı kısa bir süre önce yayınlanmıştı hatta 1kda eksik kitap olarak bildirdim ve listeye alınmıştı.İlk yorumu ben yapmak istiyordum ama benden hızlı yorumlayan arkadaşlar olmuş sağolsunlar :)

Kitabı esasen iki günde okudum.Kitap bölümlere ayrılmış.Satır araları çok iyi ayarlanmış okurken göz yormuyor.Yapısal olarak anlattıktan sonra konusuna gelecek olursak aslında kitabın arka kapağında çok genel biçimde anlatılmış.Ordan alıntı yapıp yorumlarıma devam edeceğim:

"İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla yurtdışındaki görevi sonlandırılan George Smiley, Londra’ya geri çağırılmıştır. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Samuel Fennan’ın Komünist Parti üyesi olduğunu yazan isimsiz bir mektup yetkililerin eline ulaştığında George Smiley görevlendirilir. Smiley, Fennan’la görüşüp adını temize çıkarsa da, Fennan’ın bu incelemeden dolayı intihar etmesi Smiley’yi zan altında bırakır. İlk defa büyük bir hata yapmıştır. Basit bir inceleme olarak başlayan “Fennan Dosyası” büyük bir casusluk şebekesinin açığa çıkmasına sebep olacaktır."

Baş kahramanımız eşi tarafından terk edilmiş kısa,şişman,kendi halinde kitabın tanımıyla, benim tanımımla ise oldukça zeki ve işini bilen istihparat görevlimiz George Smiley.Bence karakterin duygusal bir yanı da yok değil ama çok ön plana çıkarılmamış tabiiki.Onun Dışişleri Bakanlığında çalışan,Samuel Fennanla görüşme yapması gerekiyor.Çünkü Fennan hakkında isimsiz bir mektup yetkililere ulaşıyor.Görüşme de olumlu geçmesine rağmen Samuel Fennan 'ın intihar ettiği duyruluyor.Fakat ortada garip bir 8.30 çağrısı var.Şöyle ki intihar etmeyi planlayan biri ertesi günü 8.30 da uyandırma çağrısı ister mi ?Bu onun en azından çağrı merkezinde bir insanla görüşeyim en azından diye tamamen insancıl son anlarını değerlendirmesi midir?Peki Samuel'in eşinin ifadeleri neden tutarlı değildir Smiley'e göre?Smiley in geçmişinde görevi icabıyla işbirliği yaptığı bir casusun bu olaylarlarla olan ilgisi nedir?Tüm bunları büyük bir heyecan içinde okuyup ,kitap sonunda sorularınızın cevabını alacaksınız ve biraz ters köşe sizi bekliyor.Yalnız beyniniz bol bol jimnastik yapacak.Benim birkaç sorum cevapsız kalsa da sorularımın büyük çoğunluğu cevaplarına kavuştu.

Kitabın arka kapağındaki bahsedilmeyen ve bu olaylar çözümlenirken Smiley in yanında olan iki kişi daha var Mendel ve Peter Gulliam.Heleki Mendel karakterini çok sevdim.O gerçek hayatta olsa oturup çay içebileceğiniz, gerçekten iyi zamanda kötü zamanda size eşlik edecek,hem de tedbiri elden bırakmayan sağduyulu bir karakter.Hepimizin hayatında vardır ya o her şeyi düşünmüştür.Siz düştüğünüzde sizi o toparlar.İşte bu kitapta bu rol Mendel'in.Smiley için gerçek bir dost.Diğer kişi Peter Gulliam'ın da Smiley'a desteğini görme işini size bırakıyorum.Fakar beni en çok etkileyen karakter Elsa Fennan oldu.Onun acılarının gerçekliği ve onun mütemadiyen taşıdığı hüznü yazar çok iyi hissettirmiş .En çok betimlenen karakter ve Elsa'da bulunan daimi melankoli etkiliyor insanı ister istemez.Sanırım en çok onun anlatıldığı yerlerden alıntı yaptım.Elsa Fennan yahudi ve çok acılar çekmiş.Tam da ondan bahsederken onunla ilgili birkaç alıntı paylaşmak istiyorum ki ne dediğimi anlayacaksınız:

"Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artık dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.".(Elsa Fennan)

"Daha önce Dresden'ın dışındaki bir kampa göndermişlerdi bizi.Babam felç geçirmişti.Her şeyden fazla tütünü özlemişti ve sadece o özlemi gidermek için.kampta bulabildiğim çerçöpü toplayıp,sigara gibi sarıyordum.Bir gün muhafızlardan biri babamı sigara içerken gördü ve gülmeye başladı.Diğerleri de geldi onlar da gülmeye başladılar.Babam sigarayı felçli eliyle tutuyordu ve sigara parmaklarını yakıyordu.Ama farkında bile değildi anlıyor musunuz?"(Elsa Fennan Anlatıyor)


Son olarak söyleyeceklerim polisiye severseniz oturup bir solukta okuyacağınız bir romandır tavsiye edilir.Yazarın( John Le Carré) "Soğuktan Gelen Casus" ve "Köstebek" gibi ünlü romanları varmış."Soğuktan Gelen Casus" kitabı Okuma Listeme eklendi bile.Kitaptan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum.Hoşça(kitapla)kalın :)

-"Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız "
-Ve sevmen gereken şeyler,sen onların bir parçası değilken sana çok uzak,çok boş gelirler.
-"Koca dünyada geceleri kimliğini yitiren tek başkent niye Londra'ydı ki ?"
-"Bu teoriye göre düşünce tek başına değersizdi.Düşüncenin etkili olabilmesi için eylemde bulunman gerekirdi.Hep derdi ki insanoğlunun yaptığı en büyük yanlış zihni ve bedeni birbirinden ayırmaktır;uyulmadığı zaman emrin bir önemi yoktur."
-"Birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz aslında,hiçbir şey,diye aklından geçirdi Smiley.Her ne kadar birlikte yaşasak,günün herhangi bir vaktinde,ister gündüz,ister gece,karşımızdaki kişiyle birbirimize içimizdeki en gizli,en derin düşünceleri söylesek de hiçbir şey bilmiyoruz."
-Uzun süre boyunca sahip olduğum tek şey bir diş fırçasıydı,yani bir şeyler sahip olmaya zaten alışkın değilim;sekiz yıllık evlilikten sonra bile.Ayrıca acı çekerken aklıselim davranabilme konusunda da tecrübeliyimdir.
240 syf.
·Puan vermedi
Yorumlara bakarak merak ettiğim ve aldığım bir kitaptı. İstihbarat açısından detaylı ve döneminde yaşanmış bazı şeyler güzel aktarılmış. Ancak çok fazla aksiyon yoktu, ama olabilirdi. Ben istediğim tadı alamadım.
375 syf.
·26 günde·Beğendi·7/10
Bir çevirmen uluslararası antlaşmada görev yaparsa kelimelerin farklı anlamlarını ve ifade şeklini nasıl algılayıp çevirir? Kongo Afrika ülkeleri ve Avrupa birliğine eleştiriler! Nasıl sömuruldüğü, savaşa nasıl sürüklendiği biraz ironik bir anlatımla dile getirilmiş. Bu kargaşa içinde birde aşk var ama ne kadar aşk olduğu tartışılır. Değişik bir konu ve anlatım şekli ilginçti.
240 syf.
·9/10
Öncelikle şunu belirteyim kitabın sonuna kadar belli bir fikire "inanmanız gereken bir fikire" odaklanıp gidiyorsunuz. Ve hic beklemediginiz ve trajik bir şekilde sizi sarstıgını fark ediyorsunuz.
Anlatımı gayet akıcı ve anlatışılır. Hikayeye sizi kaptırıyor. Kendimce tek eleştirdiğim nokta biraz daha aksiyon bekledim ama yoktu. Belki de bu kitabın da tarzı budur. Bir yudum su gibi okuyacağınızdan emin olun. Biran önce okumanızı tavsiye ederim.
240 syf.
Kapağında “Tüm zamanların en iyi casus romanı.” tanıtımı bulunan ‘Soğuktan Gelen Casus’ kitabını okudum. Yazarı John Le Carre’nin bu türün en kuvvetli kalemi olduğunu önceden duymuştum. Polisiye okumayı çok seven biri olarak çok yakın bir tür olan casus romanı türünü de kendime yakın buldum. Eser gayet akıcı ve anlattığı dönemin şartlarını başarılı bir şekilde yansıtmış. Kitabın özellikle son 50 sayfasında hikaye doruk noktasına ulaşıyor ve kitap bir solukta bitiyor. Çarpıcı ve az tahmin edilebilir olduğunu düşündüğüm sonu ise hikayeye renk katıyor. Kitaba dahil olan karakterlerin çokluğu ve eserin merak duygusunu korumak amacıyla atlanarak aktarılan olay örgüsü sebebiyle ilk sayfalarda dahil olmaya zorlansam da beğendiğim ve bu türü severlere rahatlıkla önerebileceğim bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Le Carré
Unvan:
İngiliz Casus Romanları Yazarı
Doğum:
Dorset, İngiltere, 19 Ekim 1931
Asıl adı; David John Moore Cornwell'dir. (19 Ekim 1931, İngiltere-Dorset) İngiliz casusluk romanları yazarı.

Richard Thomas Archibald Cornwell ve Olive Cornwell'in oğlu, Aktris Charlotte Cornwel'in kardeşi John le Carré, 19 Ekim'de doğdu. Berkshire'ın yakınında Pangbourne'da St. Andrew Hazırlık Okulu'nda resmi eğitimine başladı ve Sherborne Okulu'nda devam etti. 1948'den 1949'a kadar, Berne Üniversitesi'nde yabancı diller üzerine çalıştı. Sonra Oxford'da Lincoln Koleji'ne devam etti. İyi bir BA'le (dereceyle) 1956'da mezun oldu. İki yıl boyunca Eton Koleji'nde ders verdi. Le Carré 1959'da Eton'dan ayrıldı. Sonraki beş yıl boyunca İngiliz Dışişleri Bakanlığı için çalıştı. Önce, Bonn'daki İngiliz Elçiliği'nde ikinci sekreter olarak hizmet verdi, daha sonra konsolos olarak siyasal bir hizmet için Hamburg'a transfer edildi. Le Carré, MI6'ya asker yazıldı. 1961'de ilk romanını yazdı.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 195 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 181 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.