John Le Carré

John Le Carré

7.4/10
48 Kişi
·
101
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.721
Gösterim
Adı:
John Le Carré
Unvan:
İngiliz Casus Romanları Yazarı
Doğum:
Dorset, İngiltere, 19 Ekim 1931
Asıl adı; David John Moore Cornwell'dir. (19 Ekim 1931, İngiltere-Dorset) İngiliz casusluk romanları yazarı.

Richard Thomas Archibald Cornwell ve Olive Cornwell'in oğlu, Aktris Charlotte Cornwel'in kardeşi John le Carré, 19 Ekim'de doğdu. Berkshire'ın yakınında Pangbourne'da St. Andrew Hazırlık Okulu'nda resmi eğitimine başladı ve Sherborne Okulu'nda devam etti. 1948'den 1949'a kadar, Berne Üniversitesi'nde yabancı diller üzerine çalıştı. Sonra Oxford'da Lincoln Koleji'ne devam etti. İyi bir BA'le (dereceyle) 1956'da mezun oldu. İki yıl boyunca Eton Koleji'nde ders verdi. Le Carré 1959'da Eton'dan ayrıldı. Sonraki beş yıl boyunca İngiliz Dışişleri Bakanlığı için çalıştı. Önce, Bonn'daki İngiliz Elçiliği'nde ikinci sekreter olarak hizmet verdi, daha sonra konsolos olarak siyasal bir hizmet için Hamburg'a transfer edildi. Le Carré, MI6'ya asker yazıldı. 1961'de ilk romanını yazdı.
Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artik dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.
John Le Carré
Sayfa 29 - Elsa Fennan
"Bu, martılara ekmek atmak olsun, sevgi olsun, sahip olmasına asla izin verilmeyen önemsiz şeylere duyulan saygıydı ve ne olursa olsun, geri dönüp onu bulacaktı."
Tüberküloz anneleri başka hastalıklardan daha fazla öldürüyor. Afrika'da her zaman kadınlar bedel ödüyor. Wanza bir kobaydı ve kurban oldu.
Dağlar kararmakta olan gökyüzüne doğru yükseliyordu. Gökyüzü, hızla hareket eden bulutlar, ters ada rüzgarları ve şubat yağmurlarıyla yüklüydü. Kıvrımlı yol, çakıl taşları ve ıslak tepelerden gelen kırmızı çamurla kaplıydı.
"Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız "
John Le Carré
Sayfa 45 - Kırmızı Kedi Yayınları
Ajanların dünyasında ki komplo teorileri ve ihanetlerin en ince detayına kadar anlatıldığı muhteşem bir eser. Leamas'ın düştüğü tuzağın örgüsünü okurken,Mundt'un zekası,Fiedler'in sadece Yahudi olması,Leamas'ın da içine çekildiği ihanetin bedelini kimin ödeyeceğini gözünüz kapalı okuyacaksınız....
Soğuk Savaş Dönemi'nde geçiyor olmasına rağmen, casusların teknoloji olmadan geliştirdikleri stratejileri, hamleleri ve ihanetleri sade bir kurguyla anlatan roman, bana göre türün klasiklerinden.
Çıktığı dönemde okuduğum bir kitaptı.kitaptı. Justin'in eşini cinayete kurban vermesi ile başlayan,araştırmalar derinleştikçe kendisini de olayların içinde bulmasını merak ile okumuştum. Etkisinde kaldığım bir eserdi...
Bir çevirmen uluslararası antlaşmada görev yaparsa kelimelerin farklı anlamlarını ve ifade şeklini nasıl algılayıp çevirir? Kongo Afrika ülkeleri ve Avrupa birliğine eleştiriler! Nasıl sömuruldüğü, savaşa nasıl sürüklendiği biraz ironik bir anlatımla dile getirilmiş. Bu kargaşa içinde birde aşk var ama ne kadar aşk olduğu tartışılır. Değişik bir konu ve anlatım şekli ilginçti.
Yorumlara bakarak merak ettiğim ve aldığım bir kitaptı. İstihbarat açısından detaylı ve döneminde yaşanmış bazı şeyler güzel aktarılmış. Ancak çok fazla aksiyon yoktu, ama olabilirdi. Ben istediğim tadı alamadım.
!!!Dikkat spoiler içerebilir.!!!

İlk kez bir polisiye kitap yorumlayacağım.Spoiler içerebilir uyarısını yapmam gerekecek sanırım.Aslında polisiye kitabı heyecanını koruması gerektiğine inandığım için mümkün olduğunca az detaya girip yorumlamaya çalışacağım.

İlk önce kitabın bende kısa bir hikayesi var .Ondan bahsedeyim.Ben tam bir ince uçlu tükenmez kalem tutkunuyum.F.C1430 kodlu tükenmez kalemi arıyordum.Birçok kırtasiye ve kitapçıda aradığım halde bulamadım maalesef.Ben de internette araştırdım ve bir kitap sitesinde buldum.Sadece kalem için kargo parası vermeye gönlüm razı olmayınca biraz da kitap almaya bahane yarattım ve bu kitap gözüme çarptı.Yazarla ilk kez tanışıyordum ama kitabın türünün polisiye olması ona bir şans vermeye ikna etmişti beni.ve Ölüme Çağrı kitabı kısa bir süre önce yayınlanmıştı hatta 1kda eksik kitap olarak bildirdim ve listeye alınmıştı.İlk yorumu ben yapmak istiyordum ama benden hızlı yorumlayan arkadaşlar olmuş sağolsunlar :)

Kitabı esasen iki günde okudum.Kitap bölümlere ayrılmış.Satır araları çok iyi ayarlanmış okurken göz yormuyor.Yapısal olarak anlattıktan sonra konusuna gelecek olursak aslında kitabın arka kapağında çok genel biçimde anlatılmış.Ordan alıntı yapıp yorumlarıma devam edeceğim:

"İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla yurtdışındaki görevi sonlandırılan George Smiley, Londra’ya geri çağırılmıştır. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Samuel Fennan’ın Komünist Parti üyesi olduğunu yazan isimsiz bir mektup yetkililerin eline ulaştığında George Smiley görevlendirilir. Smiley, Fennan’la görüşüp adını temize çıkarsa da, Fennan’ın bu incelemeden dolayı intihar etmesi Smiley’yi zan altında bırakır. İlk defa büyük bir hata yapmıştır. Basit bir inceleme olarak başlayan “Fennan Dosyası” büyük bir casusluk şebekesinin açığa çıkmasına sebep olacaktır."

Baş kahramanımız eşi tarafından terk edilmiş kısa,şişman,kendi halinde kitabın tanımıyla, benim tanımımla ise oldukça zeki ve işini bilen istihparat görevlimiz George Smiley.Bence karakterin duygusal bir yanı da yok değil ama çok ön plana çıkarılmamış tabiiki.Onun Dışişleri Bakanlığında çalışan,Samuel Fennanla görüşme yapması gerekiyor.Çünkü Fennan hakkında isimsiz bir mektup yetkililere ulaşıyor.Görüşme de olumlu geçmesine rağmen Samuel Fennan 'ın intihar ettiği duyruluyor.Fakat ortada garip bir 8.30 çağrısı var.Şöyle ki intihar etmeyi planlayan biri ertesi günü 8.30 da uyandırma çağrısı ister mi ?Bu onun en azından çağrı merkezinde bir insanla görüşeyim en azından diye tamamen insancıl son anlarını değerlendirmesi midir?Peki Samuel'in eşinin ifadeleri neden tutarlı değildir Smiley'e göre?Smiley in geçmişinde görevi icabıyla işbirliği yaptığı bir casusun bu olaylarlarla olan ilgisi nedir?Tüm bunları büyük bir heyecan içinde okuyup ,kitap sonunda sorularınızın cevabını alacaksınız ve biraz ters köşe sizi bekliyor.Yalnız beyniniz bol bol jimnastik yapacak.Benim birkaç sorum cevapsız kalsa da sorularımın büyük çoğunluğu cevaplarına kavuştu.

Kitabın arka kapağındaki bahsedilmeyen ve bu olaylar çözümlenirken Smiley in yanında olan iki kişi daha var Mendel ve Peter Gulliam.Heleki Mendel karakterini çok sevdim.O gerçek hayatta olsa oturup çay içebileceğiniz, gerçekten iyi zamanda kötü zamanda size eşlik edecek,hem de tedbiri elden bırakmayan sağduyulu bir karakter.Hepimizin hayatında vardır ya o her şeyi düşünmüştür.Siz düştüğünüzde sizi o toparlar.İşte bu kitapta bu rol Mendel'in.Smiley için gerçek bir dost.Diğer kişi Peter Gulliam'ın da Smiley'a desteğini görme işini size bırakıyorum.Fakar beni en çok etkileyen karakter Elsa Fennan oldu.Onun acılarının gerçekliği ve onun mütemadiyen taşıdığı hüznü yazar çok iyi hissettirmiş .En çok betimlenen karakter ve Elsa'da bulunan daimi melankoli etkiliyor insanı ister istemez.Sanırım en çok onun anlatıldığı yerlerden alıntı yaptım.Elsa Fennan yahudi ve çok acılar çekmiş.Tam da ondan bahsederken onunla ilgili birkaç alıntı paylaşmak istiyorum ki ne dediğimi anlayacaksınız:

"Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artık dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.".(Elsa Fennan)

"Daha önce Dresden'ın dışındaki bir kampa göndermişlerdi bizi.Babam felç geçirmişti.Her şeyden fazla tütünü özlemişti ve sadece o özlemi gidermek için.kampta bulabildiğim çerçöpü toplayıp,sigara gibi sarıyordum.Bir gün muhafızlardan biri babamı sigara içerken gördü ve gülmeye başladı.Diğerleri de geldi onlar da gülmeye başladılar.Babam sigarayı felçli eliyle tutuyordu ve sigara parmaklarını yakıyordu.Ama farkında bile değildi anlıyor musunuz?"(Elsa Fennan Anlatıyor)


Son olarak söyleyeceklerim polisiye severseniz oturup bir solukta okuyacağınız bir romandır tavsiye edilir.Yazarın( John Le Carré) "Soğuktan Gelen Casus" ve "Köstebek" gibi ünlü romanları varmış."Soğuktan Gelen Casus" kitabı Okuma Listeme eklendi bile.Kitaptan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum.Hoşça(kitapla)kalın :)

-"Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız "
-Ve sevmen gereken şeyler,sen onların bir parçası değilken sana çok uzak,çok boş gelirler.
-"Koca dünyada geceleri kimliğini yitiren tek başkent niye Londra'ydı ki ?"
-"Bu teoriye göre düşünce tek başına değersizdi.Düşüncenin etkili olabilmesi için eylemde bulunman gerekirdi.Hep derdi ki insanoğlunun yaptığı en büyük yanlış zihni ve bedeni birbirinden ayırmaktır;uyulmadığı zaman emrin bir önemi yoktur."
-"Birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz aslında,hiçbir şey,diye aklından geçirdi Smiley.Her ne kadar birlikte yaşasak,günün herhangi bir vaktinde,ister gündüz,ister gece,karşımızdaki kişiyle birbirimize içimizdeki en gizli,en derin düşünceleri söylesek de hiçbir şey bilmiyoruz."
-Uzun süre boyunca sahip olduğum tek şey bir diş fırçasıydı,yani bir şeyler sahip olmaya zaten alışkın değilim;sekiz yıllık evlilikten sonra bile.Ayrıca acı çekerken aklıselim davranabilme konusunda da tecrübeliyimdir.
Öncelikle şunu belirteyim kitabın sonuna kadar belli bir fikire "inanmanız gereken bir fikire" odaklanıp gidiyorsunuz. Ve hic beklemediginiz ve trajik bir şekilde sizi sarstıgını fark ediyorsunuz.
Anlatımı gayet akıcı ve anlatışılır. Hikayeye sizi kaptırıyor. Kendimce tek eleştirdiğim nokta biraz daha aksiyon bekledim ama yoktu. Belki de bu kitabın da tarzı budur. Bir yudum su gibi okuyacağınızdan emin olun. Biran önce okumanızı tavsiye ederim.
Dikkat spoiler içerir.
Carne Yatılı Okulu'nda öğretmenlik yapan Stanley Node'un eşi Stella Glaston Node öldürülür. Ancak öldürülmeden önce Brimley'in editörlüğünü yaptığı dergiye bir mektup göndermiş ve kocasının kendisini öldürmeye çalıştığından bahsetmiştir. Eski istihbaratçı olan Brimley, George Smiley'den yardım ister ve Smiley Dorset'e gider. Burada soruşturmayı yürüten Rigby ile beraber D'arcy, Hatct, abisini tanıdığı Fielding gibi hocalarla ve Harriman adındaki veteriner ve Carrow adlı piskopos ile görüşür. Stella çoğuna göre iyi bir kadındır. Deli Jaine bu olayla ilgili olarak yakalanır ancak aleyhindeki deliller yetersizdir. Kocası aleyhinde de deliller vardır ama bu arada Stanley'in dersten bırakacağı ama kağıdını okuyamadığı Perkins de ölü bulunur. Bu bir kaza mıdır? Yoksa cinayet mi? Katil kimdir ve cinayetleri neden işlemiştir? Stanley çantasını neden Fielding'de unutmuştur? Çantanın içinde ne vardır ve ona kim bakmıştır? Smiley katili bulup adaleti sağlayabilecek midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Dikkat spoiler içerir.
George Smiley, İngiliz Gizli Servisinde çalışan, karısı Ann'den boşanmış, zamana ayak uyduramadığını düşünen bir adamdır. Bir ihbar mektubu üzerine komünist olduğundan şüphelenilen Dışişleri Bakanlığı personelinden Samuel Fennan ile görüşür ve ertesi gün Fennan'ın intihar ettiğini öğrenir. Patronu Danışman Maston, karısı ile konuşması için onu görevlendirir. Elsa Fennan ile konuşan Smiley, olayın intihar olmadığı konusunda şüphelenir. Polis Mendel ve servisten arkadaşı Peter Guillum ile olayı araştıran Smiley, saldırıya uğrar ve ölüm tehlikesi atlatır. Olayı araştırmaya devam ettiklerinde Doğu Alman gizli servisinden Mundt ve Smiley'in eski öğrencisi Dieter Frey ile karşılaşır. Ama Samuel'in incelediği evraklar çok da önemli değildir. Arka planda neler olmaktadır? Gerçek casus kimdir? Smiley ve ekibi bu şebekeyi sağ salim ele geçirebilecek midir? Maston'un teklifine ne cevap verecektir? Ann'in geri dönme teklifi içeren mektubunu cevaplayacak mıdır? Elsa ve Dieter'in sonu ne olacaktır? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
Dikkat spoiler içerir.
Alec Leamas, Batı Almanya'daki casus teşkilatının başıdır ancak batıya kaçırmak istediği Karl öldürülür. Doğu Almanya'da Mundt adında çok tehlikeli bir casus vardır ve Leamas'ın oyunlarını bozmaktadır. Leamas Londra'ya döner ve ilginç bir iş alır. Liz Gold adında komünist bir kıza yakınlaşır ve alkol bağımlısı bir rol oynayarak Doğu Almanya'ya döner. Yahudi ve Mundt'un yardımcısı olan Fiedler onu sorgulamaya başlar. Mundt'un hain olduğunu düşünmektedir. Ancak Mundt da işi öğrenir ve ortalık karışır. Bir Prezidyum mahkemesi kurulacaktır. Acaba işin gerçeği nedir? Leamas çok geç de olsa oyun içinde oyun olduğunu anlayacak mıdır? Leamas batıya dönebilecek midir? Liz Gold bu işin neresindedir? Mundt ve Fiedler'a ne olacaktır? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Le Carré
Unvan:
İngiliz Casus Romanları Yazarı
Doğum:
Dorset, İngiltere, 19 Ekim 1931
Asıl adı; David John Moore Cornwell'dir. (19 Ekim 1931, İngiltere-Dorset) İngiliz casusluk romanları yazarı.

Richard Thomas Archibald Cornwell ve Olive Cornwell'in oğlu, Aktris Charlotte Cornwel'in kardeşi John le Carré, 19 Ekim'de doğdu. Berkshire'ın yakınında Pangbourne'da St. Andrew Hazırlık Okulu'nda resmi eğitimine başladı ve Sherborne Okulu'nda devam etti. 1948'den 1949'a kadar, Berne Üniversitesi'nde yabancı diller üzerine çalıştı. Sonra Oxford'da Lincoln Koleji'ne devam etti. İyi bir BA'le (dereceyle) 1956'da mezun oldu. İki yıl boyunca Eton Koleji'nde ders verdi. Le Carré 1959'da Eton'dan ayrıldı. Sonraki beş yıl boyunca İngiliz Dışişleri Bakanlığı için çalıştı. Önce, Bonn'daki İngiliz Elçiliği'nde ikinci sekreter olarak hizmet verdi, daha sonra konsolos olarak siyasal bir hizmet için Hamburg'a transfer edildi. Le Carré, MI6'ya asker yazıldı. 1961'de ilk romanını yazdı.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 101 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 100 okur okuyacak.