Justine Levy

Justine Levy

Yazar
4.8/10
9 Kişi
·
10
Okunma
·
0
Beğeni
·
701
Gösterim
Adı:
Justine Levy
Tam adı:
Justine-Juliette Lévy
Unvan:
Fransız kitap editörü ve yazarı
Doğum:
Fransa, 1974
"Biliyor musun ki sana seni gördüğüm zamandan hep daha yakındım seni düşündüğüm zaman?"
Justine Levy
Sayfa 107 - Doruk
Beraber yaptık beraber öldürdük.Yaşadığımız her şey gibi onu da öldürdük.Her şey elimizden yitip gitti ya da ben her şeyi boş bir zarfmışçasına, boş bir zarf yerine konulmuşçasına attım gitti.İki durumda da elimizde hiç bir şey kalmadı.
Aslında biliyorum ki teslim olursam sonunda bende seveceğim, ancak sevebileceğim hiç bir şey istemiyorum, hiç bir şey.
"Hala erkekler ona bayılıyorlar ama o sevme yeteneğini yitirdi. Onların sıcaklığı onu ısıtıyor ve ilgisiz bir şekilde birinden diğerine atıyor kendini. Sonuçta ne düşe ne de romantizme yer yok kitabında. Küçümseme ile beslenen güçlü iştahı onu her erkeği gerçek bir tüketim malzemesi olarak görmeğe itiyor. Hüzünlü oburluk, hüzünlü özgürlük... Tavırlara bakılırsa görüntü aşk görüntüsü, müziğine bakılırsa, ses yanlış: Sadece rol ve o hep birinci perdeden sonra oyunu terk ediyor; davetiyesi var, yolculuğun kendisi yok. Kesinlikle derinliğe inmek yok. Geriye dönüp bakmak da öyle. Hep ileriye. Geçmişle tüm bağlarını koparmak..."
Justine Levy
Sayfa 6 - Doruk
144 syf.
·2 günde·3/10
Annesi ile çok da samimi bir çocukluk geçirmeyen Luisa artık kendisi de anne adayı olunca ve üstüne de annesinin meme kanserinin kötüye gittiği fark edilince aradaki mesafeyi kapatmaya çalışır. Kitabın sıkıcı monologlar şeklinde anlatılması yorucu bir okuma hissi verdi. Luisa 'in annesini kaybı sonrası girdiği depresyonu kendi ağzından okumak pek de iç açıcı değildi. neyse ki kitap inceydi ve bitirebildim.
107 syf.
·5/10
"Annemin yaptığı en harikulade şey benmişim. En azından o öyle söylüyor. Sen bir mucizesin, benim küçük mucizemsin derdi bana, hüzünle içini çekerek" diye başlıyor hikayemiz.

18 yaşındaki bir kızın, annesiyle olan randevusunda, annesini beklerken maziye dönmesi ve hem kendini hem annesini sorgulaması, suçlaması, iki tarafla da hesaplaşmaya çalışmasını anlatan bir kitap.

Yazarımız 20 yaşında bir felsefe öğrencisiyken yazmış bu ilk romanını. Okuduğu bölümle de ilgili olarak belki, bir olay değil durum hikayesi var kitapta. Bugünü, olduğu insanı anlatırken bir yandan annesinin ve babasının, ama özellikle annesinin üzerindeki etkisini, hatalarını, eksiklerini, düş kırıklıklarını, vazgeçişlerini, tekrar buluşlarını büyük bir açıklıkla anlatmış. Çokca gelgiti var, doğal olarak. Hataları olan ama tek bir hareketiyle "iyi" ya da "kötü" olarak yaftalayamadığı bir insan annesi, birçoğumuzun hayatında olduğu gibi yani.

Bu tarz anne-kız ilişkisini anlatan kitapları okumayı seven, annesinden yaralı, annesiyle kavgalı olan kızların kendilerini bulabileceği, özellikle modern ve çalışan annelerin ise sorgulamalara girebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.

İyi okumalar dilerim.
144 syf.
·7/10
"O çocuk belki de annem için ölümü erteleme şansıydı." Kitabı okumama iten cümle buydu. Louise, annesiyle iyi bir çocukluk anısı biriktirmemiş geçmişin çocuğu, bugünün genç kadını..Annesi göğüs kanseri ve tabi annesi bu hastalıkla mücadele ederken hamile olduğunu öğreniyor..Akabinde kendisinin kötü bir anne olacağının yeterince de bilincinde.
Annesini kaybettikten sonra da geçmişiyle yüzleşiyor ..
152 syf.
·7/10
Kitap Louise adında bir karakterden bana göre Ahmet Batman'a benzer bir diller anlatılmaktadır.
Kitabın başlarında büyük annesinin cenaze töreninde üzerinde siyah pantolonla -pantolona vurgu yapıyor kitap- gözünden yaşlar akmasına izin vermeyen bir şokla dikilmekte, bir süre sonra ise oradan çıkıp sigarasını yakmaktadır.Geri döndüğünde eski sevgilisi cenaze töreninde ağlamalı bir biçimde görünürken ona sarılırmış, Louise'nin kafasını karıştırmıştır. Tepkisizce dururken cenaze töreninden sonra verilecek olan yemeğe katılmadan bir taksiye atlar ve büyük annesinin ölmeden önce telefonuna bıraktığı ses kaydını dinlemeye başlar...
Karakterimizin aynı zamanda annesinin kanser olduğu bir dönem geçmekte ve kızımız bu dönemde terk edilir... Adrien adında -cenazedeki çocuk- ki çocuk babasının sevgilisi ile flörtleşmeye başlarken ilk başlarda tuhaf bir durum sezmiş, ancak Adrien onu sakinleştirmiş ve Paula'yı -babasının sevgilisi- sadece bir tabu olarak görmesini ve üvey annesini kıskanmasının çok saçma olduğunu dile getirmişti. Bu cümleler üzerine onu rahat bırakırken bu hayatının yaptığı en büyük hatası olur...
Adrien onu bırakırken, Paula dan da bir çocuk sahibi olur.Geride Louse den sadece taşlaşmış bir kalp ve sevgiden nefret eden parçalar kalırken uzun bir süre sonra başka bir çocukla tanışır...Adrien'a hiç benzemeyen bir çocuk ile... onu sevmediğini söylediğinde karşısında aşkından ağlayan, yüzünde bir gülücük sezdiğinde dünyaya duyuran bir çocuk... belki de hayat bir şans daha vermiştir?

*Bana kalırsa çerezlik okunacak tarzda bir kitap.Kitap 100. sayfadan sonra biraz bunaltıcı olsa da -ki çok azıcık bunaltıcı- okunmanın keyifli olabileceği, aynı zamanda birazda okurken odaklanma zorluğu yapacak tarzda bir şeydi....
Bence okunabilir gibi..

Yazarın biyografisi

Adı:
Justine Levy
Tam adı:
Justine-Juliette Lévy
Unvan:
Fransız kitap editörü ve yazarı
Doğum:
Fransa, 1974

Yazar istatistikleri

  • 10 okur okudu.
  • 9 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.