Nevil Shute

Nevil Shute

Yazar
8.0/10
89 Kişi
·
171
Okunma
·
6
Beğeni
·
728
Gösterim
Adı:
Nevil Shute
Tam adı:
Nevil Shute Norway
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 17 Ocak 1899
Ölüm:
Avusturalya, 12 Ocak 1960
İngiliz yazar ve havacılık mühendisi. Mühendislik kariyerinde tam adını kullanmıştır. Mühendislik kariyerini yazarlık kariyerinin negatif etkilerinden korumak adına romanlarında Nevil Shute adını kullanmıştır.
“Dünyanın sonu değil ki bu,"dedi. "Yalnızca bizim sonumuz. Dünya eskiden nasılsa yine öyle devam edecek. Tek farkla, artık biz olmayacağız."
Bir insanı öldüğü haliyle hatırlamak istemezsin, yaşarkenki haliyle hatırlamak istersin.
Nevil Shute
Sayfa 67 - İthaki Yayınları, 1. Baskı
Devlet adamları öldürüldüğü zaman bir savaşı sonlandırmak bir hayli zor.
Nevil Shute
Sayfa 89 - İthaki Yayınları, 1. Baskı
“— Ne yapalım Dünyanın sonu bu...
— Dünyanın sonu değil... Sadece bizim sonumuz. Dünya yine eskisi gibi dönmeye devam edecek, sadece biz olmayacağız. Dünya bizsiz daha iyi olur...”
296 syf.
·5 günde·10/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 39. kitap oldu. "Kumsalda" isimli bu kitabı okumak, özellikle Corona virüsün insan ırkını tehdit ettiği şu günlerde beni derinden etkiledi ve ister istemez şu soruyu kendime sormama sebep oldu:

Acaba insanlık mı daha zararlı bu dünyaya, yoksa Corona virüs mü?

Vakit kaybetmeden kitabın konusunu sizlere açıklayıp bugünlerde insanlığı tehdit eden salgın hastalık ile Kumsalda isimli bu kitabın konusu arasındaki benzerlikleri anlatmak istiyorum. En sonda ise dünyanın ve insanlığın sonunun nasıl olacağını yazarın bakış açısı ile sizlere sunmaya çalışacağım.

Kumsalda, 1. ve 2. Dünya Savaşları'nın akabinde İngiliz yazar Nevil Shute tarafından yazılmış distopik bir roman. Yazar hem 1. Dünya Savaşı'nı hem de 2. Dünya Savaşı'nı yakından görmüş, hatta her iki savaşta da aktif rol almış bir pilottur. Dolayısıyla bir savaşın ne denli büyük yıkımlara sebep olduğunu ve kazananının olmadığını çok iyi bilmektedir.

Günümüzde de herkesin beklediği bir "büyük savaş" vardır. Bu savaş kimilerine göre ABD ile Rusya arasında çıkacaktır, kimilerine göre ABD ile Çin arasındaki ekonomik savaştır, kimilerine göre nükleer bir savaş olacaktır, kimilerine göre petrol savaşı olacaktır, kimilerine göre ise bütün Dünya ülkeleri bizi kıskanıyordur ve bu sebeple savaş çıkacaktır...

İşte Kumsalda isimli bu kitap, Kuzey Yarımküre'deki devletler arasında başlayan 3. Dünya Savaşı'nın sonrasında gerçekleşen olayları anlatmaktadır. Yazar daha kitabın hemen başlarında, 3. Dünya Savaşı'na katılan devletlerin nükleer silahları tedbirsizce kullanmaktan çekinmediklerini ve böylece insanlığın kaçınılmaz sonunu hazırladıklarını belirterek bizlere insanlığın yok olmasındaki asıl sebebi açık bir şekilde gösterir. Bunda hiçbir sorun yoktur, çünkü onun asıl işlemek istediği konu "sebep" değil, "sonuç"tur. İnsanlığın kaçınılmaz hazin sonucu...

Nükleer silahların kullanılmasıyla ortaya çıkan radyasyon serpintisi önce Kuzey Yarımküre'yi yok eder, akabindeyse durdurulamayan radyasyon bulutu hızlı bir şekilde güneye doğru ilerler. Güneyde, Avustralya'da hayatta kalan insanlığın son temsilcileri her geçen dakika ölüme yaklaşmaktadır. Çok kısa sürede ölümün onları da yakalayacağını bilen insanlar ise son ana kadar yaşama tutunmaya çalışırlar.

Yukarıda da belirttiğim gibi, yazar daha kitabın ilk sayfalarından itibaren kıyametin sessiz sakin yaklaştığı okuyucuya belirtiyor; sonumuzun yakın olduğunu iliklerimizde hissediyoruz. Her geçen dakika insanlık ölüme biraz daha yaklaşıyor ve insanlığın elinden hiçbir şey gelmiyor. Hayat devam etmektedir; fakat nereye kadar devam edecektir? Ne kadar da tanıdık hisler değil mi? Daha geçen ay Corona virüsün hızla yayıldığı ilk zamanlarda benzer hisleri yaşamadık mı?

İnsan çok kırılgan bir canlı. İşler yolundayken kendimizi yenilmez hissediyoruz; ama karşılaştığımız en ufak bir felakette ne kadar zayıf ve kırılgan olduğumuzu anında fark ediyoruz. Bir gün kendi soyumuzu kendimiz kıracağız. Kendi kendimize soykırım yapacağız ve bu suç olmayacak. Çünkü bize ceza verecek bir insan da yer yüzünde kalmayacak...

Kitapta hoşuma giden ve günümüzdeki salgın hastalıkla benzer durumlar içeren çok fazla ayrıntı vardı. Bunların birkaçını paylaşmak istiyorum:

- Radyasyona maruz kalan herkes birkaç gün içerisinde ölüyor. Hastalığın yayılma hızı, belirtileri ve insan vücudunu ele geçirme süresi Corona virüs ile neredeyse aynı. .. Kendisinden önce milyonlarca insanı öldüren radyasyona maruz kalan kişi içindeki umudu asla kaybetmiyor. "Benden önce hiç kimse hayatta kalmamış olabilir; ama ben bu hastalığı yenebilirim," diye düşünüyor. Sonuç: Milyonlarca "umut", sonrasında milyonlarca "ölüm."

- Peki Kuzey Yarımküre'deki savaşçı devletler yüzünden güneydeki masum insanlar ölmek zorunda mı? Bu çok büyük bir haksızlık değil mi? Çin'deki yaşam biçimi yüzünden masum insanların Corona virüs kapması ve ölmesi haksızlık değil mi?

- İnsanlar radyasyonun etkisine maruz kaldığını fark ettikten sonra kumsalda güneşlenmeye, bahçeleriyle ilgilenmeye, alışveriş yapmaya ve gündelik işlerini sürdürmeye devam ediyorlar. Çünkü ölümü kabullenmekten başka yapacakları hiçbir şey yok. Kitaba asıl gücünü veren ve unutulmaz kılan şey de tam olarak bu sessiz ve gerçekçi kabulleniş zaten...

İşte yazar Nevil Shute, kıyametimizin hiç de öyle büyük gürültüler yaratacağını düşünmüyor. Onun tasvir ettiği kıyamet, sessizlik ve çaresizlik dolu...

Son bir soru: Yazarın kitapta bahsetmiş olduğu sessiz ve mutlak kıyametimiz, sizce Dünya'nın sonu mu demektir?

Cevap: “Dünyanın sonu değil ki bu," dedi. "Yalnızca bizim sonumuz. Dünya eskiden nasılsa yine öyle devam edecek. Tek farkla, artık biz olmayacağız. Hatta bizsiz gayet de iyi idare eder deme cüretini bile gösterebilirim."
296 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
İthaki Bilim Kurgu klasiklerinden olsa da, bence distopik yönü ağır basan bir kitaptı.
Yazarın gerçek mesleğinin mühendislik olduğu çok net belli, zira kurgudaki detaylar oldukça gerçekçiydi.
Kitap biraz ağır aksak ilerlese de, ortalara doğru açılıyor. Empatinizin sınırlarını zorlayabilir.
Şahsen, sonunun çok daha vurucu bitirilebileceği kanaatindeyim. Çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum, ama sonunu ben yazsam, okuyanı ağlatırdım :)
Enteresan bir deneyim oldu, birkaç gündür radyasyon etkisinde gibi hissediyorum.
Böyle bir sonu hiçbir ülke, millet yaşamasın dileğimle..
Nevil Shute
296 syf.
1960'lı yılların başında, dünya ülkeleri arasında çıkan savaşta kullanılan radyoaktif içerikli bombalar nedeniyle Kuzey Yarımküre'de hiçbir canlı hayatta kalmamıştır. Amerikalı yarbay Dwight, komutasındaki denizaltı ile Avusturalya'ya ulaşmış, Güney Yarımküre'ye günden güne yaklaşan tehlike hakkında keşif görevlerine çıkmaktadır. Savaşa fiilen katılmamış olan Avusturalya halkı ise kaçınılmaz son olan radyasyonun ülkelerine ulaşıp hayatlarına son vereceği günü beklemektedir.
İki savaş geçirmiş olması, yazarın 1950'li yıllarda böyle bir roman yazmasına ilham olmuş sanırım. Yaşadığımız pandemi öncesi okusam belki daha farklı hislerle okurdum ve daha çok etkilenirdim diye düşünüyorum. Yine de yazıldığı döneme göre oldukça başarılı bir 'bilimkurgu' kitabı olmuş diyebilirim. Kitabı bitirince kesinlikle ne zaman öleceğimi bilmek istemediğime karar verdim. Ah bir de kitapta şu olaylara sebep olan ülkelerden birinin Çin olduğunu okumak nedense hiç şaşırtmadı beni . Kitap 1959 yılında beyaz perdeye uyarlanmış. Müthiş oyuncu kadrosuna sahip bir filmi var. Hem kitabı okurken, hem de filmi izlerken dönem koşullarını göz önünde bulubdurmanızı tavsiye ederim.
296 syf.
Kötü çevirileri sebebiyle uzun bir ara verdiğim İthaki Bilimkurgu Klasikleri Serisi’ne okumayı merakla beklediğim Kumsalda romanıyla geri döndüm ve çok memnun kaldım. Hem 1. hem de 2. Dünya Savaşı’nı yaşamış ve o yılların buhranından etkilenmiş bir yazar olan Shute tarafından anlatılan bir 3. Dünya Savaşı var bu eserde. Nükleer bir savaşla Kuzey Yarımküre’de canlı insan kalmıyor ve radyoaktivite yavaş yavaş Güney Yarımküre’ye yaklaşıyor. Çok kısa sürede ölümün onları da yakalayacağını bilen karakterler ise son ana kadar yaşama tutunuyorlar. Konusundan çok etkilendiğim için okurken kendimi çokça aynı senaryo içinde hissettim. Yazar sadece sağlam konusuna güvenmeyip farklı yaşayış tarzları ve dünya görüşleri olan karakterleri ve onlar arasındaki diyalogları da çok güzel işlediği için çok daha dolu ve yoğun bir okuma tecrübesi yaşanıyor. Tek ufak sorun olarak kitabın ilk bölümlerinin biraz akıcılık eksikliğine sahip olduğunu söyleyebilirim fakat herkesin okuması gereken bir bilimkurgu klasiği olduğunu düşünüyorum
296 syf.
·6 günde·5/10 puan
Kesinlikle bir bilimkurgu eser değil dolayısıyla bilimkurgu klasikleri arasında yer almasına anlam veremedim. Distopik bir dünyadan bahsediyor ancak bizim alıştığımız terörün ya da kuralsızlığın hüküm sürdüğü bir distopya yok ortada. Kaderlerine razı olmuş insan profili var kitapta. Bu yüzden de sistem ve düzen herşeye rağmen devam ediyor. Bir taraftan da sürekli olarak umudu canlı tutmak istiyorlar insanlar ve bu sebeple yaşamaya, sosyal hayatlarına devam ediyorlar.
Nükleer felaketin nasıl gerçekleştiği kısmı ise bence biraz hızlı geçilmiş. Çok detay yok. O buna savaş açtı, bu şuna saldırdı gibi olmuş biraz.
Açıkçası kitabın son bölümüne kadar aradığımı bulamamıştım ancak son bölüm duygusal açıdan çok etkileyici. Sadece o son bölümü okumak için bile bu kitap alınabilir.
Sonuç olarak nükleer savaş sonrası dünya ile alakalı farklı bir kitap okumak isteyenlerin bu kitabı edinmesini tavsiye ederim.
296 syf.
·4 günde·10/10 puan
Ne okudum ben?
Bilimkurgu değil hatta distopya bile değil aşırı gerçekçi bir kitap okudum. 3. Dünya savaşı sonrası Dünyanın geleceği ve hatta bu gidişle çok yakın geleceği...
Gerçekleri insanın yüzüne tokat gibi çarpan muhteşem bir kitap olmuş. Hikayeyi çok sevmedim eksik yönleri vardı bana göre ama bütüne ve gerçekliğine baktığımda muhteşemdi. Her şeyin biteceğini bildikleri halde insanların yine de umutlarını kaybetmemeleri beni mahvetti! :(
Yazarın başka kitapları var mı? Varsa Türkçe'ye çevrilmiş mi? Bilmiyorum ama varsa onları da alıp okuyacağım çünkü kalemini, anlatımını çok sevdim.
İklim krizi son yıllarda üzerine en çok konuştuğumuz konulardan biri. Etkilerini her geçen gün daha şiddetli biçimde hissediyoruz. Dünyadaki tüm canlılar için keskin bir gerçek olan iklim krizi ve bu kriz Edebiyatta yeni bir tür başlatı ''İklimkurgu''İklimkurgu, adından da anlaşılabileceği gibi iklim krizini konu eden, dünyanın bugününde ve geleceğinde nelerin yaşanabileceği üzerine kafa yoran ve bir öngörü sağlamaya çalışan bir edebi tür olarak adlandırıldı insanlığın yol açtığı bir felaketi ve sonrasını anlatan insanlığın son 40 yılda dünyayı nasıl felakete sürüklediğini türler arası bir biçimde anlattıldığı romanlar bu aralar sıkça yayınlanmaya başladı daha önceleri kişilerin kendi bireysel çevre aktivislerinin katılımlarıyla sıkça gündeme gelen kriz bu sefer karşımıza yazılara dökülerek veya roman kurgusu halinde bizlere nasıl bir gelecek kalacak konusunda birazda uyarı niteliğinde hikayeler okuyucuya ulaşıyor bu sayede insanoğlunun çevre hassasiyeti biraz olsun katkı olabilir ve farkındalıklar gelişir. Bu yeni tür edebiyatta örek olarak bir kaç kitap araştırdık bunalardan bazıları;
Margaret Atwood - DelliÂddem üçlemesi / Doğan Yayınları
Oya Baydar -Köpekli Çocuklar Gecesi / Can yayınaları
Megan Hunter-Sondan Sonra / YKY
Nevil Shute-Kumsalda / İthaki
296 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap Avustralya Kraliyet Donanması’ndan Peter Holmes ile ailesinin ve çevresindeki dünyanın son 6 ayına ışık tutuyor. Çaresizliğinin ne demek olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz kitapta. Ölmek kaçınılmaz ama öleceğiniz zamanı bilmek bambaşka bir şey. Kuzey Yarım Kürede gerçekleşen bir Rus-Çin savaşı, her yere atılan binlerce bomba ve radyoaktif olarak kirlenmiş bir dünya. Hikayede Kuzey Yarım Kürede gerçekleşen radyoaktif kirlenme tüm yarı kürede tek bir canlının kalmamasına sebep oluyor ve bu kirlenme rüzgarlarla Güney Yarım Küreye Avustralya’ya gün be gün yaklaşıyor. Öleceğinizi bilseniz ne yaparsınız bir düşünsenize. Peter Holmes göreve çıkıyor, görevden dönüyor, kaptanıyla arkadaş oluyor, eşini ve çocuğunu mutlu etmeye çalışıyor. Küçük bir çevrede geçen hikayenin barındırdığı karakterlerin ölüme adım adım yaklaşırken verdikleri tepkilere tanıklık ediyorsunuz. İnsanın çağı maalesef kapanıyor.
296 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap tam bir bilimkurgu romanı sayılmasa da bu seride en beğendiğim kitaplar arasına girdi. Yazarın iki dünya savaşı görmesi ve mesleğinden dolayı çok gerçekçi bir ortam hayal etmesi harikaydı. Kitaptaki karakterler çok olunca bir an dedim nasıl bağlanacak diye ama karakterlerin sonunu okuyunca gözlerim doldu resmen.

Konusuna gelecek olursak; savaşlar nedeniyle ortalığa salınan radyasyon dünyayı öldürmek üzeredir. Bunun için bir gemi ekibi kuruluyor ve çaresini bulmaya çalışıyorlar ama yapacak bir şey kalmadığını anlıyorlar. Artık herkesin son zamanı olunca yapamadıklarını yapmaya başlıyorlar. Bir karakter araba yarışlarına katılıyor, bir karakter son gün olmasına rağmen beğendiği mobilyaları alıyor.

Son bölümde yaşanan bir diyalog vardı. Bu radyasyon bizim başımıza nasıl geldi? diye soruyor Yüzbaşının eşi. Adam ise 2-3 büyük ülkelerin dünyanın başına açtığı mesele diye cevap veriyor adam. Çok doğru bir cümle. Yakın zamanda olası bir savaşta da büyük ülkelerin arasında ezilecek milyarlarca insan olacak ve bunların çoğu da masum halk olacak. Neyse uzatmadan bitireyim. Çok beğendiğim, çok vurucu olan bir eser. Okunmasını öneririm. Puanım 11/10.
296 syf.
·9/10 puan
• Bilimkurgu klasiklerinden çıkan Kumsalda’yı okuduğum için öncelikle çok memnunum. Bu yorumu uzun zaman önce yapmalıydım ancak kitabı biraz hazmetmem gerekti. O yüzden tam olarak nereden başlayacağımı bilemiyorum. Şöyle ki; aslında bu kitap insanlığa bir uyarı niteliğinde. Nükleer savaş sonrası, Post-Apokaliptik bir dünyanın hemen eşiğinde, insanların yaşadıklarını anlatıyor. Tabiri caizse dünya “scandisk” yapmadan hemen öncesi. İnsanlığın en güzel ağıtı. Ne desem tam kifayet olamayacak ne yazık ki. İnsan duygularını, yarım kalmış hevesleri ve gururlu çaresizlikleri öyle derinden hissediyorsunuz. Son sayfasını da çevirdikten sonra kitaba sarılmak geldi içimden. Öyle de yaptım.
• Neyse efendim, duygusal kısmı bir an önce geçsek (biraz kötü oluyorum da) daha iyi olacak. Kitap elbette harika. Kuzey yarım kürede ki savaş bitmiş ve ardında kalan nükleer serpinti kuzeydeki yaşamı tamamen yok etmiş. Yavaş yavaş Güney yarım küreye ilerliyor. Durdurmak için yapılabilecek bir şey yok. Kaçınılmaz sonu beklemekten başka.
• Kumsalda, İthaki bilimkurgu klasiklerinden çıktı ama bence tam olarak bilimkurgu sayılmaz. Aslında savaşın yıkıcılığını, masum insanların ölümünü ve çaresizliği anlatan bir savaş sonrası dramı desek daha doğru olur. Ama hangi amaçla okunursa okunsun yine de mükemmel bir kitap. Nevil Shute, insanı insan yapan şeyleri çok iyi biliyor -ki- bunların yok oluşunu okumak insanı gerçekten yoruyor. Ne diyeyim ki? Bu kitap, hala son sürat savaşa ve ölüme koşan insanoğlu için çok önceden hazırlanmış ve dikileceği günü bekleyen bir mezar taşı!

Yazarın biyografisi

Adı:
Nevil Shute
Tam adı:
Nevil Shute Norway
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 17 Ocak 1899
Ölüm:
Avusturalya, 12 Ocak 1960
İngiliz yazar ve havacılık mühendisi. Mühendislik kariyerinde tam adını kullanmıştır. Mühendislik kariyerini yazarlık kariyerinin negatif etkilerinden korumak adına romanlarında Nevil Shute adını kullanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 171 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 190 okur okuyacak.