Orhan Bursalı

Orhan Bursalı

Yazar
8.1/10
23 Kişi
·
44
Okunma
·
3
Beğeni
·
822
Gösterim
Adı:
Orhan Bursalı
Unvan:
Türk Gazeteci, Köşe Yazarı
Doğum:
1947
Orhan Bursalı (d. 1947) Türk gazeteci, köşe yazarı, bilim ve teknoloji politikaları, bilgi toplumu, dış politika, siyaset ve toplum ilgi alanları. Berlin Hür Üniversitesi'nde siyaset bilimi okudu.
1974 yılından beri gazetecilik mesleğini sürdürmektedir. Cumhuriyet gazetesinin Cuma günleri yayınlanan Bilim ve Teknoloji ekini yönetiyor ve bu ekte bilimsel içerikli yazılar yazıyor. Aynı zamanda Pazartesi, Salı, Perşembe ve Pazar günleri Cumhuriyet gazetesindeki Bilim ve Siyaset başlıklı köşesinde yazıyor.
Televizyonda Bilim Dünyası, Bilim Gündemi ve Bilim Dosyası adlı 100'e yakın program hazırladı ve sundu.

Kitapları

Yarınına Koşan Bilim: Bir XX. Yüzyıl Takvimi, editör, Yapı Kredi Y., 1993
"Türban: Kadın Sorunu mu, Erkek Sorunu mu?"2008 Cumhuriyet Kitapları
"Bilgi Toplumu Sınıfı, Dünya ve İktidar Sorunu", Türkiye Bilimler Akademisi yayını, Mayıs 2009
"Bilim, Toplum ve Insana Bakış", Cumhuriyet Kitapları, Eylül 2009
Ulus Yıkıcılığı Zamanları, Cumhuriyet Kitapları, Eylül 2010
Uluslararası Göstergelerle Türkiye Röntgeni: 10 Yıldır AKP, Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2011
"Ulus Yıkıcılığı Zamanları, genişletilmiş ikinci baskı, güncel inceleme, Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2012
"Sancar, ülkesine çok bağlı. Bilimsel kariyerini ABD'de yaptı ama Türkiye'ye borcunu nasıl ödeyeceğini de hep düşünüp duruyor. 'Benim için en büyük ödül, Türk araştırmacıların, biyoloji, genetik ve moleküler biyoloji kitaplarında, benim buluşuma rastlamaları, bunları bir Türk buldu demeleridir' diyor."
"Her zaman, bir araştırmanızın başka bilimciler tarafından kullanılması, büyük onurdur. Başka bilimcilerin sizin araştırmanızı kullanma sayısı araştırmanızın değerini, etki derecesini gösterir."
"Aziz bey, bu konuşmayı, bu söylediklerinizi kayda geçmiyorum. Size sadece şunu söyleyeceğim, lütfen giyinin ve ofisinize gidin, Nobel ödülü'nü kazandınız. Bu haberi yarım saat boyunca kimseyle paylaşamazsınız. Nobel komitesi yarım saat sonra bu haberi dünyaya resmen duyuracaktır.
Siz ofisinize gidin çünkü haber yayılınca herkes sizi arayacak."
Kadınlar doğuştan “günahkâr” yaratıklar. Tektanrılı dinlerin uygulayıcılarının pratikte vaazları böyle. Ortaçağda binlerce kadın, cadı diye yakılmadı mı?
Din, daha doğrusu köktendinci erkekler ve dinsel kurumlar; kadınları erkekleri baştan çıkartan yaratıklar olarak görür. Kutsal kitapların bütün yorumları erkeklerin toplumsal egemenliğini pekiştirir. Onları “üstün yaratıklar” kılar. Her şeyi erkeklerin çevresinde döndürür.
Kadın tecavüze bile uğrasa, sonuçta suçlu kendisidir, çünkü “erkeği tahrik etmiştir”.
Ve şu saptamayı ekliyor Filiz: “İslamın ilk başlarında kadınların durumu bugünküne göre çok daha saygındı. Yabancılarla bir araya geliyor, kocalarını özgürce seçebiliyor, evliliğin eşit bir tarafı olabiliyor, rahatça dolaşabiliyor ve mescitte erkeklerle birlikte ibadet edebiliyordu,”.. isterse savaşa katılabiliyor, erkeklerin yaptığı her işi yapabiliyordu..
Din, erkeklerin egemenliğinde bir sosyolojik olgu. Din ve kurumları, baştan sona erkek egemenliği altında. Yorumlayandan değerlendirene, yazıp çizenden aktarana, fetva verenden uygulayana, şeriat mahkemesinden celladına kadar. Bütün süreci erkekler yönetiyor.
212 syf.
·6/10
Orhan Bursalı bizlere Nobel almasından sonra ülkemizde tanınır hale gelen Aziz Sancar'ın kısaca hayat öyküsünü ve Nobele giden yolda yaptığı çalışmaları anlatmış.
Kitap kurgu ve yazı tekniği açısından vasatın altında olsa da, bir bilim adamını tanımak ve bu çileli yolu anlamak açısından okunabilir.
Kitapta Amerikan dizilerinde oldugu gibi sürekli olarak ileri gidiş ve geri dönüşler var. Kronolojiyi takip edip olayları bu şekilde yazsaydı daha güzel olurdu.
Bunun yanı sıra, Aziz Sancar’ın ödülden ziyade daha değerli olan değer yargıları olduğuna dikkat çekilmiş. “Türkiye” hiçbir zaman ağzından düşmüyor onun. Açıkçası televizyonda, internette ülke ile ilgili yaptığı açıklamalara v.s. bakınca bunların politik bir bakış açısı ile yapıldığını düşünüyordum. Ama kitabı okuyunca bu düşüncem tamamen yok oldu. Bu ülkeye bağımlılığı, bir Türk olarak adını duyurma isteği, ülkesine karşı duyduğu derin özlem…
Bu kitapta bilimin ne kadar zorlu bir süreç olduğunu, tek doğruya sahip olan bu sektörde rekabetin, acımasızlığın boyutlarını gözler önüne seriyor. Doğruyu söylemek gerekirse Aziz hocaya duyduğum saygı bu kitaptan sonra daha da arttı.
212 syf.
·Beğendi·5/10
Orhan Bursalı'nın Türkçeyi katletmesi ve anlatım bozuklukları yüzünden çok keyif alarak okumadım. Sancar'ın yaptığı işi basite indirgeyerek anlatmaya çalışmış fakat benim beklentilerimi karşıladığını söylemem mümkün değil. İşin magazinsel yönüne değineyim derken mahallenin muhtarı ya da meraklı teyzesine bürünüp kötü bir dille yansıttığını düşünüyorum. İmla hataları cabası, onlara değinmek dahi istemiyorum. "Kıskanın, oh İsveç'e Azizciğimle ben gittim." havası beni boğdu.
154 syf.
Oncelikle belirtmek isterim ki, önyargıli insanlar, farklı düşüncelere tahammülü olanlar lütfen yorum yapmasın.

Kitaba gelecek olursak, "Türban" son zamanların moda konusu. Tabi ki insanların giyinisi, inançları beni alakadar etmez. Zaten yazar da bunu kitabında sıklıkla dile getiriyor, bu konuda yanlış anlaşılmamak üzere ekstra çabalıyor. Ben de sadece bunu diyip daha fazla çaba gostermeyecegim. Çünkü yanlış anlayan her türlü yanlış anlıyor.

Bilinenin aksine ortunme konusunda 'başı örtme' diye açık bir emirin Kuranda yer alıp almadığı tartışılan bir konu. Son zamanlarda bu iş siyasallastigi için artık tartışılmaz dinin bir gereği gibi görüldüğüne bakmayın. Kitapta bu konu üzerinde dipnotlarla, bu konu üzerinde din konusunda ve araştırmacı insanların düşüncelerinden bu konu açıklanmaya gayret edilmiş. Bence farklı bir yorum olması bakımından yararlı da olmuş. Tabiki yazarın her dediğine katılmıyorum ancak sadece kendi kafasından kendi düşüncelerini yazmadıgini da belirtiyorum. Bir araştırma neticesinde bu kitabı yazmış.

Kadının, toplumdaki yerinin geliştirilmesi,erkek egemen anlayistan siyrilmasi gerektiğine yer vermiş. Ve bence de çok değerli bir soruyu sormuş:" Neden kadın ilahiyatcilarimiz Kuran meali yada tefsiri vs yapmazlar?" ve " Neden kadın üzerinde tüm dini kararları erkekler alır? "

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi atmosferi de yazarın bakış açısından kitapta görüyoruz. Tabi kitap sanırım 2008-2009 senelerinde yazılmış. Türban mevzusunun siyasallasmasi ve din simgesi haline gelmesinin uzun vadede yol açacağı mevzulara yer vermiş. Ve de 500 yıl bilimde, sanatta ve edebiyatta hep ileri olmuş İslam medeniyeti nasıl şimdiki kötü haline gelmiş de batı tam tersi bir hale gelmiş, bunu da yazarın bakış açısından -ki bence doğru bir değerlendirme yapmis- görüyoruz.

Sonuç olarak bence güzel bir kitapti. Tavsiye ederim. Ve lütfen ama lütfen satasmayin. Hiç tartışmaya giremem,direkt engellerim ;)
212 syf.
·Beğendi·9/10
Okuduğum ilk biyografi kitabı Aziz Sancar ve Nobel'in öyküsü.Biyografi nasıl yazılır nasıl olmalıdır gibi konularda bilgim olmadığı için çok objektif bir değerlendirme olmasada ben oldukça beğendim.Bir insanın yılmadan , pes etmeden çalışarak neler yapabileceğini çok iyi anlatmış.Yazar Aziz Sancar'ın ne şartlarda nasıl büyük bir azimle çalıştığını okuyucuya güzel anlatmış. En azından bende tıp fakültesi okumuş biri olarak ne kadar yoğun çalıştığını birazda olsa anlayabildim.Biraz diyebiliyorum çünkü daha yeni mezun biri olarak 50-60 yıllık bir çalışmanın zorluğunu ancak hayal edebilirim.Yazar kitapta Aziz Sancar'ın çalışmalarını da kısaca açıklamaya çalışmış.Benim için oldukça anlaşılırdı ama biyoloji ve biyokimya ile ilgisi olmayan okuyucular için biraz sıkıcı olabilir.Ancak yazarda bu konularda uzman değil zaten yani bu bilimsel çalışmaları gerçekten oldukça yalın bir şekilde aktarmış.Ve son olarak 10 yıl 20 yılda geçse kitaplığımın baş köşesinde durmayı hak eden bir kitap.
212 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Aziz Sancar gibi başarılı, özünü unutmayan, çalışkan ve örnek alabileceğimiz Türk bilim insanı sayısı artması bizlerin ve gelecek nesillerin ufkunu açarak özgüvenlerini arttiracak ve üniversiteleri katma değersiz araştırmalardan kurtararak gerçek bilim ve teknoloji üreten kurumlar haline getirecektir. Hayata değer katarak unutulmayacaklar arasına giren aziz sancarin tecrübelerinden faydalanmak bilimin populer hale gelmesi için ilk adım olabilir...
212 syf.
·Beğendi·10/10
Hiç bir detayı atlamadan, son derece akıcı bir dil ile Aziz Sancari anlatan Orhan Bursaliya teşekkürler. Buluşun detaylarini merak eden tüm okuyucular kesinlikle kaçırmamalı
212 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Aziz Sancar gibi bir bilim adamına bu milletin sahip olmasının verdiği gururla onu daha yakından tanımanın ve onu sadece nobel almış bir bilim adamı olarak tanımanın da ötesinde daha fazla tanımamız gerektiğini düşünerek kitabı okumaya karar verdim ve yine büyük işlere imza atan insanların hayatında olduğu gibi Aziz Sancar'ın da başarı öyküsünde sıkıntıların olduğunu gördüm. Benim için önemli bir örnek olarak kalacak. Umarım milletimizi gururlandırmaya devam eder.
212 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Aziz Sancar, büyük bir adanmışlık hikayesini okuyacaksınız arkadaşlar. Çalışmaya verilen emeğe gerekirse bir ömrü feda etmeye kadar adanmışlık vardı sayfalarda. Ben de bir doktor adayı olarak bu yaşananların yerine koyunca kendimi asla ama asla bu kadar ileri gidemezdim diyorum kendime. Kendisini bugünden sonra da yakınen takip etmeye devam edeceğim.
212 syf.
·Beğendi·7/10
Bilimsel verileri ıskalamadan ama okuyucuyu da sikmadan Aziz Sancarin hayat hikayesine dokunan bir kitap. Biyografi okumayi sevenler icin tavsiye edilir.
212 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncelikle, kendi hayatımdaki bilim eksikliğinin ve tembellik ya da uyuşukluğun ayırdına keskince vardığım bir kitap olarak kalacak hafızamda. Oğuz Atay’ın nefis kurgu ve üslubuyla okuduğum “Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan” dan sonra önemli bir bilimadamına dair okuduğum ikinci kitap oldu. Oğuz Atay’ın biyografisi daha edebiydi tabii. Orhan Bursalı’nın üslubunu çok beğendiğimi söyleyemem kişisel olarak.-tabii okuyarak kendinizin değerlendirmesini salık veririm- Mahza Aziz Sancar’a saygı için bile okunabilir, bunun yanında bilimle ilgilenen, bilime meraklı lise düzeyi çocuklarınıza, kardeşlerinize, tanıklarınıza okutun veya önerin. Ben bile Ortaokul Fen Bilgisi derslerinden kalma bilgi kırıntılarıyla; kabaca Aziz SANCAR’ın 40 yıldır ne çalıştığını, neyi aydınlattığını, çalışmalarının insanlığa olası yararlarını bir nebze olsun kavradım

Yazarın biyografisi

Adı:
Orhan Bursalı
Unvan:
Türk Gazeteci, Köşe Yazarı
Doğum:
1947
Orhan Bursalı (d. 1947) Türk gazeteci, köşe yazarı, bilim ve teknoloji politikaları, bilgi toplumu, dış politika, siyaset ve toplum ilgi alanları. Berlin Hür Üniversitesi'nde siyaset bilimi okudu.
1974 yılından beri gazetecilik mesleğini sürdürmektedir. Cumhuriyet gazetesinin Cuma günleri yayınlanan Bilim ve Teknoloji ekini yönetiyor ve bu ekte bilimsel içerikli yazılar yazıyor. Aynı zamanda Pazartesi, Salı, Perşembe ve Pazar günleri Cumhuriyet gazetesindeki Bilim ve Siyaset başlıklı köşesinde yazıyor.
Televizyonda Bilim Dünyası, Bilim Gündemi ve Bilim Dosyası adlı 100'e yakın program hazırladı ve sundu.

Kitapları

Yarınına Koşan Bilim: Bir XX. Yüzyıl Takvimi, editör, Yapı Kredi Y., 1993
"Türban: Kadın Sorunu mu, Erkek Sorunu mu?"2008 Cumhuriyet Kitapları
"Bilgi Toplumu Sınıfı, Dünya ve İktidar Sorunu", Türkiye Bilimler Akademisi yayını, Mayıs 2009
"Bilim, Toplum ve Insana Bakış", Cumhuriyet Kitapları, Eylül 2009
Ulus Yıkıcılığı Zamanları, Cumhuriyet Kitapları, Eylül 2010
Uluslararası Göstergelerle Türkiye Röntgeni: 10 Yıldır AKP, Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2011
"Ulus Yıkıcılığı Zamanları, genişletilmiş ikinci baskı, güncel inceleme, Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2012

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 44 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 41 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.