Platon

Platon

Yazar
8.5/10
2.447 Kişi
·
8.884
Okunma
·
900
Beğeni
·
15.724
Gösterim
Adı:
Platon
Tam adı:
Eflatun, (Yunanca: Πλάτων)
Unvan:
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Doğum:
Atina, M Ö 427
Ölüm:
Atina, M Ö 347
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, OtuzlarMeclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçtş. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.

Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.
“...göğsüne vurarak kalbine seslendi,dayan kalbim,
bir zamanlar daha büyük kötülüklere dayanmıştın..”
Homeros / Odysseia
Platon
Sayfa 137 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İyice bilin ki, bir değil bin kez ölmem gerekse de, doğru bildiğimi yapmaktan vazgeçmeyeceğim.
Platon
Sayfa 37 - Oda yayınları
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
İnsanları tarafsız gözlemle.
Her zaman konuşmaktan çok dinle.
Gerektiği yerde sus.
Bilmediğini bilen gibi yapandan uzak dur.
Sen bilirken susma,
bilmezken konuşma.
Bilgiyi elde etmek seni mutlu edecektir.
Asil insan bunu uygular.
Her zaman güzel öten kuğular, ölümlerinin yaklaştığını hissettiklerinde, belki de hizmetinde bulundukları tanrının yanına gideceklerine sevindiklerinden, daha çok ve daha güzel ötmeye başlarlar. Ama insanlar ölümden korktukları için kuğulara iftira atarak, üzüntülerinden öttüklerini, yaklaşan ölümleri için ağıt yaktıklarını söylerler.
Apologia Sokratus..

İktidarı darbe ile ele geçiren demokratlar tarafından MÖ 399 yılında,gençleri doğru yoldan çıkarmak,dinsizlik gibi suçlarla yargılanıp,devamında baldıran zehri içerek ölüme mahkum edildi.

Kendisini Atina'nın at sineği olarak tanımlıyordu,çünkü Atina halkını uykusundan uyandırdığını düşünüyordu.Savunmasının da da yazdığı gibi:
"Bana uyuklayanın at sineğine vurduğu gibi vuruyorsunuz, ömrünüzün geri kalanını uykuda geçirmek için.''

Kitap üç bölümden oluşuyor,birinci bölüm Sokrates'in asıl savunmasıdır,ikinci kısımda yargı kararı çoktan belli olmuştur ve üçüncü kısımda ise Sokrates'in ölüme giderken sarf ettiği en son sözlerini okuruz


Genel olarak baktığımız zaman Sokrates'e ölüm cezası aldıran ve örgütlenme yapan üç isim var: Meletos,Anytos ve Lycon.

Sokrates’i ölüme götüren bu üç Atinalı hakkında tarih bize çok fazla bir şey söylemiyor. Hiçbiri Sokrates’i yakından tanımayan ve fikirleri hakkında da pek bilgi sahibi olmayan insanlar. İddiaları ise kulaktan dolma bilgilerle sınırlı. Ama gerçek olan bir şey vardı; Sokrates’in fikirleri onların menfaatlerini zedeliyordu.

Tek suçu gerçeği göstermek olduğu için,insanlara bir şeyler öğretmediği onları sadece düşünmeye ittiği için Senatörlerin,halk üzerinden geçinenlerin karşısında şimdi de aynen olduğu gibi dinsiz,yalancı ve örnek olmaması gereken oldu.Hakkında ki suçlamamaları reddetmemesi,yargı karşısında hala düşüncelerini savunması,
amacının tartışmaya girmek değil ustaca sorular sorarak karşısındakine sadece asıl olan gerçeği buldurmak istemesi,ölümünden yıllar geçmesine rağmen bile bize Sokrates'i unutturmadı,felsefenin en temel taşına onu koymamızı sağladı.Ona göre bilgi doğuştandı.Tartışma insanların içlerinde taşıdıkları gerçeği ortaya çıkarmak için bir araçtı sadece..

Her neyse fazla sıkmadan,
Bu gün Sokratesi yargılayan,onu ölüme mahkum eden 500 Atinalı hakimden bir tanesinin bile ismi hatırlanmıyor.Onu kendi çıkarları için harcayan Meletos,Anytos ve Lycon'a tarih bile ışık tutamıyor.Oysaki 500 hakim ve diğerleri kendi dönemlerinin en zenginleri,en popülerleri ve en dahileriydi.
Fakat zaman onları çürüttü,Bugün ne Lycon kaldı, ne Anytos, ne de Meletos.Onların, hem kendileri hem isimleri hepten yok oldu ama sanık sandalyesine oturttukları Sokrates, aradan geçen 2500 yıla rağmen bir defa bile susmadı. hala ısrarla ve inatla savunmasına devam ediyor.
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."
Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
İncelememe başlamadan önce kıymetli zamanınızı ayırıp bu uzun incelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. Lafta değil cidden teşekkür ederim :D

Önce en sevdiğim alıntıyı şuraya bırakayım: ''İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.''

Siyaset felsefesine merak saldığım bu günlerde Jeffrey Abramson’un Minerva’nın Baykuşu kitabının önsözünde ‘’Siyaset felsefesi okumaya Devlet’le başlıyoruz.’’ (sf 24) demesi ve her yıl düzenli olarak tekrar okuduğunu dile getirmesi kitabı tekrar elime almamda etkili oldu (ve tabi ki dersim için…) İlerleyen yıllarda tekrar okuyacağıma eminim, çünkü şuan ki idrak yeteneğimle bile kitabı tam özümseyemediğimi biliyorum. Kitapta notunu aldığım ve altını çizdiğim yer sayısı o kadar çok ki, kitabın içini bir görseniz :D

Devlet, Platon’dan okuduğum ikinci kitap oldu. Aslında yine geçen sene bu zamanlarda Devlet’i okumaya başlamıştım ancak hiçbir şey anlamadığım için ( 200 sayfa okuduktan sonra akıl edebilmişim! ) yarım bırakmıştım. Hiçbir şey anlamamamın sebebini ise tekrar kitabı okumaya niyetlendiğim zaman anladım.

Naçizane bir dost tavsiyesi vermek isterim zira bunlar deneyimlerim sonucu fark ettiğim şeylerdir. Devlet’i okumak istiyorsanız öncelikle: ‘’ Platon kimdir? Sokrates kimdir? Aralarında nasıl bir ilişki vardır? Platon neden ideal devlet kurma çabasına girişmiştir? ‘’ sorularının cevaplarını doyurucu bir şekilde almalısınız. Benim ilk okuyuşumda anlamamamın nedeni kitabı okurken ‘’Ya bunlar ne konuşuyor Allah aşkına? Platon’da neyin nesi? ‘’ sorusuna cevap aramaktan kitaba odaklanamayışımdır. Zaten felsefi ve ütopik bir kitap olduğu için kitabın kendisi sorular ve sorgulamalar silsilesinden ibaret, bu nedenle diğer detayları okumadan önce öğrenirseniz kitaptan o kadar büyük tat alacaksınız ki…

Platon (Eflatun) 3 bin yıl önce MÖ 427- MÖ 347 yıllarında yaşamış Antik Yunan filozofudur. Sokrates’in öğrencisidir. Sokrates’in idamı Platon’un hayata ve politikaya bakış açısını değiştirmiştir. O dönemde Antik Yunan’da demokrasinin artık işlevini yerine getiremiyor oluşu Platon’u ideal devlet arayışına yöneltmiş ve 56 yaşındayken Devlet’i yazmayı bitirmiştir. Ayrıca batı dünyasının en uzun ömürlü üniversitesi olarak kabul edilen Akademia’nın da kurucusudur. Burada bizzat felsefe ve siyaset dersleri vermiştir. Yani kısacası Platon hayatını ideal devlet kurmaya, felsefeye ve siyasete adamıştır diyebiliriz. Bu nedenle Devlet günümüzde de önemini korumaktadır çünkü kitap birkaç yıllık bir uğraşın sonucu değil bir ömrün adanmasıdır.

Kitapta şu konulara değinilmiştir: İdeal devlet nasıl olmalıdır? İdeal devletin temelini ne oluşturur? Eğitim için gerekli şartlar nelerdir ve verimli bir eğitim hangi temele dayanır? Kadınların toplumdaki yeri ve rolleri nelerdir? Devleti kim yönetmelidir ve kimler korumalıdır? Çocuklar için eğitim hangi yaşta başlamalıdır? Müziğin insan doğası üzerindeki etkileri nelerdir? Şiir nedir? Şiir iyi bir şey midir? Ruh ölümsüz müdür? Adalet nedir? Oligarşi, demokrasi, tiranlık nedir ve bunlar nasıl birbirlerine dönüşürler? Kötü nedir? İyi nedir? Filozof kralın özellikleri neler olmalıdır? Koruyucular toplum için kendini feda etmeli midir? Toplumda neden kargaşa olur?.. İnanın şuan buraya yazdıklarımın 5 katı daha konu yazabilirim… Kısacası Platon hayalini kurduğu devleti Sokrates’in dilinden, diyaloglar şeklinde anlatmaya çalışmıştır.

Beni kitapta en çok etkileyen şey eğitim ile ilgili tartışmaları oldu. Eğitimin temelini müzik ve beden eğitimine dayandırması, bedenin spor ile ruhun müzik ile küçük yaşlarda eğitilmesinin çok önemli olduğuna sık sık değinmesi ve bunları kanıtlayacak tartışmalarda bulunması gerçekten çok etkileyiciydi. Bunların dışında devleti 3 kategoriye ayırıp, her grubun hangi özelliklere sahip olması gerektiğini uzun uzun anlatması ve sorgulaması da benim şuan ki düzeni sorgulamamı sağladı. Rica ediyorum kitabı okurken ‘’Mağara Alegorisi’’ni iki kez okuyun ve bu muhteşem betimlemeyi hissedin. Aslında burada etkilendiğim diğer şeyleri yazsam bu inceleme uzar gider… Okuduğunuz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ayrıca hangi yayınevinden okuduğumu ve memnun olup olmadığımı soranlar olmuştu. Ben Akvaryum Yayınevi’nden okudum, bir sorunla karşılaşmadım, gayet güzeldi. Önerebilirim.

Ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listesine Devlet’i eklemeyi unutmayın.

Keyifli okumalar diliyorum.
İnsanlarin 3 bin yıl evvel tartıştığı,sorguladığı şeyleri biz hala sorgulayamıyor,sorgulamayı akıl edemiyoruz. Sorgulamayı teşvik etmeyi bırak,sorgulamaya engel bir eğitim sistemiyle bunlardan haberdar olmak bile iyi bir sey.
Aynı toprak parçası üstünde yaşadığımız insanlar bir dünyaya yetecek kadar filozof yetistirirken, bizde felsefe yapanlara deli gözüyle bakılıyor ki zaten düşünen adam heykelinin akıl ve ruh hastalıkları hastanesinin önünde bulunması da buna en büyük kanıt.
Neyse, sevgili deli arkadaşlarım bu kitaplari okuyun, okutun bu ülkeyi belki de biz deliler kurtaracağız...
Sokrates'in savunmasını bilindiği üzere öğrencisi yazmıştır. Tabii ki hocasının konuşmalarını esas alarak. Kitaba beni çeken, antik çağ filozoflariyla ilgili bilgi edinmekti. Çünkü 23 küsür yüz yıl sonra nasıl oluyorda bir insan hala düşünceleriyle var olabiliyordu. Asıl öğrenmek istediğim buydu. Ve bir fikrim de var artık sayılır. Lakin herkes okuyup kendi anlasın. Kopyacılık yok. İyi okumalar dilerim. Ayrıca Sokrates savunmasında kendini savunmamıştır. Düşüncelerini savunmuştur. İdam edilme pahasına. Gerçi bir çok fırsata rağmen ya da tavizle kurtulabilecekken ölümden kaçmaması intihar kokmuyor da değil.
İncelemeyi okumaya üşenenler için: https://youtu.be/-P9fMc5vPBk

Bir kitap düşünün,bundan neredeyse 2500 yıl önce yazılmış.
Yazılmış yazılmasına okunuyor da... Peki 2500 yıldır defalarca ama defalarca okunan bu kitabı kaç kişi gerçekten okudu ya da kaç kişi gerçekten de uygulamaya çalıştı?

Platon'un okuduğum 2. kitabıydı bu ama yine Felsefe olmasına rağmen hiç zorlanmadım. HERKESE DE TAVSİYE EDERİM.

Dili ağır değil, Sokrates ve birkaç kişi daha bir evde toplanıyorlar,ardından da diyorlar ki "Hadi ideal bir Devlet nasıl olur konuşalım."
Sonra konuşmaya başlıyorlar.
Adalet nedir, nasıl olmalıdır?
Devlet nasıl ayakta kalır?
İyi ve kötü nedir, zararları ve karları nelerdir?

Bu gibi soruları karşılıklı birbirlerine sorup cevaplar aramaya başlıyorlar.
Tabii bu günlerde ülkemiz büyük sıkıntılar çekmekte bence...
Bunun bir nedeni de okumamak!
Okuyun arkadaşlar, hepimiz kitap okuyalım. Kitap okudukça gelişecek bu ülke :)
Okumamaktan geliyor zaten her şey başımıza :( Okuyan insan erdemi de iyiyi de kötüyü de sevgiyi de nefreti de öğrenebilir ve öğrendikten sonra da etrafını aydınlatmaya başlar.

Twitter'da da paylaştım zaten "ülkeyi yönetenlere kitap tavsiyesi..." diye :D

Kitap kendi içerisinde 10 kitap olarak ayrılmış. Her bir kitapta farklı bir konu tartışılıyor ve siz resmen bilgi bombardımanına tutuluyorsunuz.
O yüzden kaleminizi kağıdınızı yanınızdan eksik tutmayın :D

Tekrar söylemem gerekirse bu kitabı HERKES OKUMALIDIR!
Felsefe diye korkmayınız efendim, dili gayet sade ve anlaşılır :)

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
Güzel bir eserin ardından tekrar bir inceleme başındayım. Aslında inceleme yazmaya çok çekindiğim bir eser olmasına rağmen ben yine de düşüncelerimi ve duygularımı bir nebze de olsa dile getirmek istiyorum. Biraz uzun olabilir..

Öncelikle bu kitabı Siyasi Düşünceler Tarihi dersim için okudum o yüzden ders için daha farklı bir yorumlamamı vizede yapacağım :D

Platon MÖ 428 yılında Atina’da doğmuş ve Eflatun olarak da biliniyor. Birçok filozoftan birçok alanda –genellikle felsefe- dersler almıştır ancak onu en çok etkileyen, hayatının yönünü değiştiren filozof Sokrates olmuştur. Sokrates ile yakın olmaya başladığında Platon’un 20, Sokrates’in ise 60 yaşında olduğu biliniyor.

Kitapta 4 ayrı diyalog var. İlk diyalog Euthyphron ile Sokrates arasındadır. Bu diyalogda amaç Sokrates’in tanrıya/tanrılara, dine, kutsallığa bakış açısını göstermektir çünkü Sokrates, Meletos tarafından dinsizlikle suçlanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştır.

İkinci diyalogda Sokrates yargıçlar karşısında –ki yargıçlara bilinçli olarak Atinalılar diye hitap eder, bunun sebebi ise Sokrates’in yargıçların yargılarına güvenmemesi ve küçümsemesidir-kendisini savunur. Benim en sevdiğim ve en etkilendiğim diyalog bu oldu.

Üçüncü diyalogda öğrencisi Kriton tarafından firar etmeye ikna edilmeye çalışılır ancak Sokrates kendi etik değerlerine ve doğrularına yanlış gelen bu tutumu reddeder. Bunu reddetmesinin diğer bir sebebi ise ruhun ölümsüz olduğu ve öldüğünde özgürleşeceği düşüncesidir –ve daha birçok düşünce-.

Sonuncu diyalog da Sokrates’in ölüm anına ve öğrencileri ile son sohbetlerine yer verilir.

Genel olarak kitabın içeriği bu şekilde. İçeriğini bildikten sonra kitabı okumak daha anlamlı oluyor çünkü kitap felsefi bir kitap olduğu için zaten fazlasıyla zor bir kitap. Ben çok severek, not alarak, sık sık durup düşünerek okudum. Bence felsefe severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.

Kitabın okurken ‘’vay be, ne güzel açıkladı!’’ dediğim ve seneler sonra dönüp tekrar okuduğumda hatırlayabileyim diye aynen bu şekilde not düştüğüm 2-3 yer oldu. İnanın şuan bunu açıklayabilecek veya yazıya dökecek alt yapım kesinlikle yok ancak okuduğunuz zaman ‘’bence burasıydı’’ diyeceksiniz.

Daha önce Devlet kitabını çevirisinden ötürü yarım bırakmıştım. Felsefi kitaplarda çevirinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben İş Bankası Kültür Yayınları’ndan okudum, memnunum, tavsiye ederim.

Keyifli okumalar diliyorum.
Sokrates'e oysa ne kadar ihtiyacımız var şimdilerde. Bunca her şeyi bilen her şeylerin olduğu devirde!
Sokrates,bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği olduğunu bilen, bir büyük bilge. Erdem,onur ve adalet sahibi filozof. Peki bedel ödemeden filozof olunur mu hiç? Tabiki olunmaz. O da nasibine düşeni alır bu kuraldan.
Ülkesinde gençleri yanlış yönlendirmek ve tanrılara inanmamakla suçlanır. Daha doğrusu kendisini çekemeyen ileri gelenler tarafından iftiraya uğrar. Çünkü Sokrates onların bildiklerini sorular sorarak çürüten kişidir. Mahkemede hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak bir savunma yapar ve sorular sorarak kendisine atılan suçlamaları bir bir çürütür ancak mahkum olmaktan kurtulamaz.

Sürgünü reddeder çünkü ülkesinde yaşamış, ülkesinin adaletine güvenmiş ve bundan bu güne kadar şikayet etmemiştir. Eğer bu cezadan dolayı ülkesinden ve adaletinden şikayet edecek olursa bu kendini ve geçmişini inkar etmek olacak. Ülkesine karşı ihanet etmiş ve bencil davranmış olacaktır. Tam kendine yakışan şekilde, nasıl yaşamışsa öyle ölür koca filozof, baldıran zehrini içer ve gözlerini kapar. Ortalığa kesif bir onur ve erdem kokusu yayılır vücudundan. Ortalık salt ışığa keser, bembeyaz ve saydam...

Yazarın biyografisi

Adı:
Platon
Tam adı:
Eflatun, (Yunanca: Πλάτων)
Unvan:
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Doğum:
Atina, M Ö 427
Ölüm:
Atina, M Ö 347
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, OtuzlarMeclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçtş. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.

Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.

Yazar istatistikleri

  • 900 okur beğendi.
  • 8.884 okur okudu.
  • 335 okur okuyor.
  • 5.229 okur okuyacak.
  • 249 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları