Simone Weil

Simone Weil

Yazar
8.0/10
65 Kişi
·
226
Okunma
·
51
Beğeni
·
2.655
Gösterim
Adı:
Simone Weil
Unvan:
Fransız Filozof ve Mistik
Doğum:
Paris Fransa, 3 Şubat 1909
Ölüm:
Ashford, Birleşik Krallık, 24 Ağustos 1943
Hayatı

Weil, 1909'da ataları Musevi olmakla birlikte kendisini ve büyük erkek kardeşini agnostik olarak büyüten bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Hayatı boyunca başağrıları ve sinizütten dolayı acı çekti.

Weil'in oniki yaşında Antik Yunanca öğrenerek ileri düzeyde kitapları okuyabilmesi ileride sergileyecek yeteneklerinin bir ön habercisiydi. École Normale Supérieure'deki sınıfının ikincisi olmuştu.

1919'da on yaşındayken Bolşevik olduğunu ilan etti. Gençliğinde işçi hareketine katıldı. Politik yazılar kaleme aldı, gösterilerde yürüdü ve işçi haklarını savundu.

1931'de öğretmenlik diplomasını alarak Le Puy adlı kız okulunda felsefe öğretmeni oldu. Öğretmenliğinin yanı sıra tüm eleştirilere rağmen marksizme inanan bir kişi olarak işsiz ve grevdeki işçiler arasına girerek yerel politik eylemlere katıldı. Sonraları Marksist görüşlerinden vazgeçmesine rağmen demokratik ve kapitalist toplumlara ilişkin görüşlerini yazmaya devam etti. Weil kapitalizm ve sosyalizmin sınırları hakkında kötümser bir görüşe sahipti. 1934'de sıradışı metotları sebebiyle öğretmenliği bırakmaya zorlandı ve Paris fabrikasında çalışmaya başladı. Kötü sağlığı ve eksik fiziksel gücü sebebiyle fabrikada fazla çalışamadı.

1936'da öğretmenliğe geri dönmüş ancak artık tüm şevkini kaybetmişti. Aynı yıl İspanya'ya gider ve İspanya İç Savaşı'nda anarşist cepheye katılır. Silah kullanmaz ancak cephe gerisinde çalışır. Kaynar suyla yaralanır ve Fransa'ya geri döner.

Savaşdan sonra Weil ilgisini dine yöneltir. Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür. İlk mistik deneyimini Solesmes Manastırında keşişlerin söyledikleri ilahileri dinlerken yaşar. Bu deneyiminden sonra hayatının geri kalanını Tanrı'nın kendi yaşamıyla ilgili iradesini keşfetmeye ve deneyimlerinin entelektüel sonuçlarını ifade etmeye adamıştır.

Weil'e 1943'de tüberküloz teşhisi konmuştur. Doktorları tarafından dinlenmesi ve iyi bir diyet programı takip etmesi istendi ancak o, politik eylemlere katılmaya, ülkesindeki direniş sebebiyle duyduğu üzüntüyle yiyeceğini ülkesindeki insanlarının yiyeceği oranında kısıtlar ve çoğu kez çok az yiyecekle yetinir. Paraya önem vermeyişi özel bir tedavi kabul etmesine izin vermez. Sağlığı gittikçe kötüleştiğinden İngiltere'de Ashford'da bir senatoryum'da yatmak zorunda kalır.

Kimilerince 20.yüzyılın en ilginç filozoflarından kabul edilen Simone Weil, 1943 yılının Ağustos ayında 34 yaşındayken kalp yetmezliğinden dünyaya gözlerini kapar. Ölüm raporunda şu ifadeler yer alır; "Merhume zihin dengesini yitirerek yemek yemeği reddedip kendini öldürdü."

Çoğu eseri ölümünden sonra yayınlanmıştır.
Siz bana artık iyilikle kötülük arasındaki farkı ayırt edemediğinizi söylediğinizde bu sözlerinizi ciddiye almadım. Zira söylemek istediğiniz artık iyiyle kötü arasındaki farkı kabul etmeye razı olmadığınızdı.
Siz, ruh halimin kendimden duyduğum kuşkuyla yoğrulduğunu söylediniz. Lakin benim kendi benliğime yönelik davranışlarım kuşku kavramıyla açıklanamaz. O daha çok merhamet öfke ve tiksinmenin karışımı olarak benim biyolojik varlığımın temelinde yatıyor. Bu fiziki ıstırap, 12 yaşımdan beri, ruhum ile bedenim arasındaki köprünün, yani sinir sistemimin içine yerleşmiş bir acıyla sürekli kendini hatırlatıyor. Son 10 yıldır ise bu acıya, büyük bir yorgunluk hissi eşlik ediyor.
İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş en paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük hata onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir.
Yalnızca sefayla, Tanrı dostu olamayız zira bu bir kişinin yalnızca teorik bilgiye kaptan olması gibidir. Vücudumuzun da bu çıraklık döneminde büyük bir yeri vardır. Hissiyat bağlamında acılar, dünyanın nizamını oluşturan gereklilikle bir bağ kurmamızı sağlar. Zira haz, bizim gereklilikleri ve nizamı anlamamızı sağlayamaz. Acı sayesinde sefa sürerken ve haz duyarken de bir nizamın olduğunu, her daim bir düzenin bizi kuşattığını anlarız. Kainatın Tanrı'nın sözlerinin bir yansıması olduğunu anlamak ve varlığımızın her şeye duyarlı olmasını sağlamak, teslimiyetin tüm mahlukatın cevheri olduğunu anlamak için sefa ve cefa birbirinden ayrılmaz iki değerdir. Bu iki değeri karşılıklı olarak, ruhumuzda açığa sermeli, sevdiğimiz kimselerden gelen bir haberi bekler gibi kapımızı ona açık tutmalıyız. Bir aşık için sevdiğinden gelen haberin kibar yahut kaba oluşu ne önem arz eder ki?
Simone Weil
Sayfa 42 - Ketebe, 1. Baskı (E-Kitap)
72 syf.
·7/10
Yazarın bu kitabı, Nazi işgali altındaki Fransa için açlık grevindeyken yazdığı söyleniyor. Temelde kişilik ile toplumsal duruşun ve görünüşün birbirinden farkına değinilmeye çalışılsa da farklı notlardan derleme olduğu belli oluyor. Tam bir metin değil de eklektik bir kitap olarak algıladım ben. Konular kopup başka yerlere kayıyordu. Ya çeviren çevirememiş ya da derleme bir kitaplar karşı karşıyayız.
64 syf.
·1 günde·1/10
KETEBE yayınlarından iki Simone Weil eseri okudum. Ne yazık ki baskı kalitesi ve yazı karakterinin güzelliği dışında (kitabın yazarını eleştirinin dışında tutuyorum) olumlu bir şey söylemem pek mümkün gözükmüyor.

Aldığım iki Simone Weil kitabının ardından nedir ne değildir diye yaptığım kısa araştırmanın ardından öğrendim ki KETEBE yayınları Albayrak Medya Grubuna aitmiş. Aynı zamanda tarih arka planlı masal anlatıcısı Mustafa Armağan'ın da yayıncısıymış

Malum, Mustafa Armağan dil devrimi ve cumhuriyet değerlerinin azılı muhalifi, düşmanı konumunda... Dil konusunda Osmanlıca fetişisti ama değerlerini Latin alfabesi ile müdafaa etmek zorunda. Yayıncıya tavsiyem TİYO yayınlarını örnek almaları yönünde, İsmet Özel kitaplarını hem Latin hem Arap alfabesiyle basıyorlar...

Böylelikle çelişmeden rasyonel bir tutum sergilemiş olurlar.

Simone Weil' çevirisine gelirsek; Orkun Elmacıgil, sanırsınız kitabı ellili yıllarda çevirmiş, günümüzde kullanılmayan, kullanılamayan eski kelimeler ve sıfatlarla her iki eseri de Osmanlıca artistliğine kurban etmiş, sevimsiz hale getirmiş.

Örneğin:

Zorunlu kılmak yerine icbar etmek, öz yerine künh, içkin yerine mündemiç, bellekte tutmak, yerine hıfz etmek gibi bir çok eski kelimeler, sıfatlar kullanmış. Hele ki mündemiç sıfatını mal bulmuş mağribi gibi her yerde kullanmış.

Yanlış anlaşılmasın bu kelimelere karşı olduğum düşünülmesin. Nitekim Nurettin Topçu, Peyami Safa gibi yazarlar okunduğunda bu kelimeler sırıtmaz ve dönemin ruhunu yansıtır. O dönemin entelektüel tartışmalarında konuşulan dil budur çünkü...

90 doğumlu bir çevirmenin gündelik hayatında veyahut entelektüel bir tartışmada bu kelimeleri kullandığına ihtimal vermiyorum. İhsan Fazlıoğlu, Nurettin Topçu, Cemil Meriç değilseniz ve kullandığınız dil ile onlara öykünerek çeviri yapıyorsanız karikatür olmanız çok olası...

çevirmenin kullanmış olduğu kelimeleri herhangi bir tartışma esnasında günümüzde dile getirseniz komik duruma düşersiniz. Daha önce okumuş olduğum birçok felsefi eserde, çeviri yahut ana dilimizde yazılmış olsun böyle kötü bir metinle karşılaşmamıştım.

Simone Weil'den Kişi ve Kutsal kitabını okuyacaksanız Murat Erşen çevirisini öneririm. Kaldı ki Murat Erşen Alanında yetkin ve güvenilir bir çevirmendir.
72 syf.
·2 günde·9/10
Sosyal medya insanlarının etkileşim ihtiyaçlarını karşılayabilecek pek çok aforizmayı metin aralarında taşıyan bir eser. Velâkin Simone Weil'in o tespitlere ulaşmak için çektiği acı, taşıdığı birikim modern insanın "kişiliğe" tapınmasını yüzüne bir tokat gibi vuruyor. Aynadaki aksinizi paramparça etmeye hazırsanız okumalısınız. Zihinlerimize zorla yerleştirilmiş hak, adalet, demokrasi gibi kavramları bundan daha derin bir şekilde allak bullak eden bir şey okuduğumu hatırlamıyorum. Bununla birlikte hakikat, kutsal, iyi gibi kavramların bildiğimiz kapsamının dışında yorumlanabileceğini de öğrenmiş oldum.

Kişi ve kişiliğe olan bağlılık, düşünce ve inançlarınızı sarsmak için okunması tavsiye edilir.
72 syf.
·2 günde·Beğendi
Simone Weil'in hayatının son yılında Londra'da kaleme aldığı bir metin Kişi ve Kutsal.1909 yılında Paris'te Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Weil, daha sonra Hristiyanlığı seçer ancak ömrünün sonuna kadar Katolik vaftizini ve Vatikan'ı reddeder. Simone Weil Fransa'nın en itibarlı üniversitelerinden olan Ecole Normale'nin felsefe bölümüne 1928'de birincilikle girerken ikinci sırada giren ise adaşı Simone De Beauvoir dir. Weil , Ecole Normale'nin ilk doktoralı kadın felsefecilerindendir. Okulu bitirdikten sonra Normandiya'da bir kız lisesinde felsefe dersleri verir. 1936'da İspanya'ya Cumhuriyetçilerin yanında savasa gider. Sonra ülkesine döner. İkinci Dünya savaşının patlak vermesiyleı Weil, Nazi işgali altındaki Fransa halkının kısıtlı yemek karneleri nedeniyle açlık çektiğini düşünerek o sırada tüberküloz tedavisi görüyor olmasına rağmen beslenmeyi bırakır ve bu onun yaşamının da sonunu getirir. Öldüğünde sadece 34 yaşındadır.
Kişi ve Kutsal kısa olmasına karşın oldukca dolu, felsefi bir metin. Weil bu metinde Kişiselciliğin karşısına "“Her insanda kutsal bir şey vardır. Ama bu onun kişiliği değildir. İnsani kişilik de değildir. Kutsal olan çok basitçe kendisidir, o insandır.” diyerek çıkıyor. Ardından kişilik, hak, adalet, kutsal, ifade özgürlüğü , demokrasi,iyilik ve gerçeklik gibi çokça kavram üzerinde duruyor. Zor bir metin Kisi ve Kutsal ,sakin sakin okumak ve üzerine düşünmek gerekiyor. Okurken yazarın pek çok fikrine katılmama rağmen, kafamda tam oturtamadığım yerlerde olmadı değil. Aslında yazarın zorlu yaşamı ve kısacık ömrü göz önüne alındığında, onunda bazı kavramları oturtamadığı hissinede kapıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Günümüzde hala tartışılan kavramlara yeni bir pencereden bakmak isteyecekler ve felsefe sevenler için Simone Weil bir şansı hak ediyor bence.
56 syf.
·2 günde·6/10
Nereden başlayacağım bilemiyorum. Lakin ilk defa bir kitaba verdiğim paraya yazık oldu dedim. 50 sayfalık bir içerik için 13 tl etiket fiyatı abartı değil Faiş ötesidir.( He birde ne dinen ne de ahlaken uygun olmayan şekilde 10 Tl üzerini kapatarak yeni etiket vurmuşlar 13tl diye. Sen önceden mal ettiğin bir ürüne niye zam atıyorsun ? Mal kar dengen zaten 10 tl. Yeni fiyatlara göre zam dinen de uygun değil. Mal aynı mal. Stokçuluğa benziyor bu olay. Yeni basarsın ona 13 tl yazarsın sıkıntı yok lakin eski basım kitaba bunu yapmak uygun değil!) İçerik olarakta 3 bölüme ayrılmış bir kitabımsı deneme diyebilirim. Çünkü kitap demeye dilim varmıyor. Eksikleri var. Konu bütünlüğü yerine konudan konuya hızlıca geçiş ve anlamsız metaforlar ve ağır bir dili var. Çok daha iyi metaforlarla konular toparlanabilirdi. (Ey oğul- imam gazali okuyun ) Bu arada Kitabın kapağına Allah yazmak tabii ki bir satış politikasından başka bir şey değil. Çünkü içerik Hristiyan ve Tanrı olarak adlandırılıyor. Çoğu zaman bizim kafamıza uygun cümleler kurması hoşumuza gitse de İncil'in yanlış tasvirleri üzerine yoğunlaşması can sıkıyor. İlk bölüm yine idare ederken. ikinci ve özellikle üçüncü bölüm can sıkıyor. NEden mi mutsuz olamazsın kafasında cümleler var. Arkadaşım Mutsuz olamazsan zaten asıl mutluluğu keşfetmen mümkün değil. Evet, mutsuzluk ve umutsuzluğa kapılmamak gerek Rabbimizin olduğu yerde. lakin her daim mutlu olunacak diye bir şey asla söz konusu olamaz bu dünya için :) 10Yıl üst üste kupayı kazanan bir takımla , 10 yıldır dişini tırnağına takıp sürekli kendini geliştiren ve kaybeden 10 yılın sonunda şampiyonluğu kazanan bir takım arasındaki mutluluk farkının düşünün en basitinden. İlk bölümde bir kaç katıldığım nokta ( insanın nefsi duygular için kendi benliğini ve mutluluğunu öldürmesi, Asıl aşkın Allah'a olması gerektiği vb konusunda) dışında kitap vasattı. Hele bu fiyatına göre çok çok vasat 50 sayfa 13 tl etiket fiyatı =?? Ketebe yayınların burada amacı para kazanmak insanlara bir şey vermek değil. Kapak resmi bile siyah beyaz, içerikte ekstra hiç bir şey yok neyse...
Reva..
Reva.. Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler'i inceledi.
56 syf.
·8 günde·10/10
Okurken keyif alacağınız her cümlenin yüzünüze çarpacağı esaslı bir eser. Mana ikliminde tefekküre sebep olacak çok güzel ifadeler bulunmakta. Olaylara farklı manevi pencerelerden bakan Simone Weil açıkçası beni şaşırttı. Kendisi katolik inancının öngördüğü Tanrı tasavvuruna bağlı kalması buna mukabil anlattığı genel manevi öykü ilahi dinimiz islamdaki zihnimizin barındırdığı Allah kavramına çok daha uygun. Bu kitapla daha önce tanışmak isterdim ama artık sık sık beraber olacağız. Geç bulduk, kolay kaybetmeyelim.
72 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Weil, eserinde kişiliğin kutsalda kimliksizleşmesini ayrıca hak, demokrasi, ceza, adalet gibi kavramların derin bir incelemesi ve eleştirisini yapmaktadır. O birey dışı olan kutsalın ilkeselliğini ve önceliğini savunmaktadır.
56 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Biz genelde bu yükü kaldıramayacak kişilerin başına niçin talihsizlikler gelir diye yakınmaya meyilliyizdir. Ama tüm soğukkanlılığımızla düşündüğümüzde, bu durum dünyamızdaki güzelliklerin savurganca önümüzden akmasından acınası değildir. Bir yıldızın uzaklardaki parıltısı, denizdeki dalgaların çıkardığı ses, tan ağarırken ortaya çıkan sessizlik kaç kez insanların dikkatini çeker? Dünyadaki güzelliklere kayıtsız kalmak da belki mutsuzluğa giden yola gireceğimiz bir günahın ve suçun başlangıcı olarak görülmeli. Şüphesiz, kişiler hemen talihsizliklerle cezalandırılmaz ama dünyanın güzelliklerine dair kayıtsızlığın sonunda varacağımız yer sıradan bir hayattır. Sıradan bir hayat niçin bizi besleyen sıkıntı ve mutsuzluğa tercih edilsin? "
64 syf.
·5 günde·7/10
Simone Weil, Kişi ve Kutsal kitabında hak ve adalet yakarışı arasındaki farkı incelerken bir yandan hukuk, Marksizm ve dönemin işçi hareketlerinin eleştirisini yapmıştır (bana kalırsa evrensel bir eleştiri gerçekleştirmiştir). Çeliştiği hususlar olmakla beraber özellikle ceza kavramına bakış açısı ve kişinin arzularından ve bencilliklerinden sıyrılıp hiçlikte bulacağı iyiliği, iyiliğin aşkın bir şey olduğunu ve ona niçin intikal etmemiz gerektiğini anlatışı ile kişi ve topluma bakışımı etkiledi. Tavsiyem sakin bir kafa ile üzerinde düşünerek okumanız zira takip etmek biraz zor ve pek de basit bir metincik değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Simone Weil
Unvan:
Fransız Filozof ve Mistik
Doğum:
Paris Fransa, 3 Şubat 1909
Ölüm:
Ashford, Birleşik Krallık, 24 Ağustos 1943
Hayatı

Weil, 1909'da ataları Musevi olmakla birlikte kendisini ve büyük erkek kardeşini agnostik olarak büyüten bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Hayatı boyunca başağrıları ve sinizütten dolayı acı çekti.

Weil'in oniki yaşında Antik Yunanca öğrenerek ileri düzeyde kitapları okuyabilmesi ileride sergileyecek yeteneklerinin bir ön habercisiydi. École Normale Supérieure'deki sınıfının ikincisi olmuştu.

1919'da on yaşındayken Bolşevik olduğunu ilan etti. Gençliğinde işçi hareketine katıldı. Politik yazılar kaleme aldı, gösterilerde yürüdü ve işçi haklarını savundu.

1931'de öğretmenlik diplomasını alarak Le Puy adlı kız okulunda felsefe öğretmeni oldu. Öğretmenliğinin yanı sıra tüm eleştirilere rağmen marksizme inanan bir kişi olarak işsiz ve grevdeki işçiler arasına girerek yerel politik eylemlere katıldı. Sonraları Marksist görüşlerinden vazgeçmesine rağmen demokratik ve kapitalist toplumlara ilişkin görüşlerini yazmaya devam etti. Weil kapitalizm ve sosyalizmin sınırları hakkında kötümser bir görüşe sahipti. 1934'de sıradışı metotları sebebiyle öğretmenliği bırakmaya zorlandı ve Paris fabrikasında çalışmaya başladı. Kötü sağlığı ve eksik fiziksel gücü sebebiyle fabrikada fazla çalışamadı.

1936'da öğretmenliğe geri dönmüş ancak artık tüm şevkini kaybetmişti. Aynı yıl İspanya'ya gider ve İspanya İç Savaşı'nda anarşist cepheye katılır. Silah kullanmaz ancak cephe gerisinde çalışır. Kaynar suyla yaralanır ve Fransa'ya geri döner.

Savaşdan sonra Weil ilgisini dine yöneltir. Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür. İlk mistik deneyimini Solesmes Manastırında keşişlerin söyledikleri ilahileri dinlerken yaşar. Bu deneyiminden sonra hayatının geri kalanını Tanrı'nın kendi yaşamıyla ilgili iradesini keşfetmeye ve deneyimlerinin entelektüel sonuçlarını ifade etmeye adamıştır.

Weil'e 1943'de tüberküloz teşhisi konmuştur. Doktorları tarafından dinlenmesi ve iyi bir diyet programı takip etmesi istendi ancak o, politik eylemlere katılmaya, ülkesindeki direniş sebebiyle duyduğu üzüntüyle yiyeceğini ülkesindeki insanlarının yiyeceği oranında kısıtlar ve çoğu kez çok az yiyecekle yetinir. Paraya önem vermeyişi özel bir tedavi kabul etmesine izin vermez. Sağlığı gittikçe kötüleştiğinden İngiltere'de Ashford'da bir senatoryum'da yatmak zorunda kalır.

Kimilerince 20.yüzyılın en ilginç filozoflarından kabul edilen Simone Weil, 1943 yılının Ağustos ayında 34 yaşındayken kalp yetmezliğinden dünyaya gözlerini kapar. Ölüm raporunda şu ifadeler yer alır; "Merhume zihin dengesini yitirerek yemek yemeği reddedip kendini öldürdü."

Çoğu eseri ölümünden sonra yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 51 okur beğendi.
  • 226 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 201 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.