Steve Coll

Steve Coll

Yazar
9.0/10
4 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
537
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizler ile 2008 yılında okumuş olduğum, Steve Coll’e Pulitzer ödülü kazandıran kitabı, Hayalet Savaşları’nı (Ghost Wars) incelemek istiyorum. Zaman zaman okumuş olduğum ve ben de güzel izlenimler, deneyimler bırakan değerli kitaplara incelemeler yazıyorum ve “Hayalet Savaşları” da bunlardan birisidir diyebilirim. Bu kitabın tümü, açık veya gizli belge ve söyleşilere dayanmaktadır. Okumuş olduğum ve önümde duran bu kitap, Amerika ve onun haber alma teşkilatı CIA’nin, 27 Nisan 1979 tarihinde Afganistan’da başlayan Sovyet İşgali sonrasında, 10 Eylül 2001’e kadar yürütmüş oldukları gizli faaliyetlerini ve rollerini ele almaktadır. Ayrıca gelişen bu süreçte, 1998 yılında kurulan ve yeni dünya düzeninde tüm dünyada insanlara terör saldırılarıyla korku salacak olan El-Kaide terör örgütü ile Bin Ladin’in Afganistan’da kimler tarafından, nasıl yaratıldıklarının “gizli tarihi”ni ele alınmaktadır.

Ülkemizde Truva Yayınları tarafından basılan ve satışa sunulan Hayalet Savaşları kitabında dolu dolu ele alacağınız 664 sayfa içerik asla aldatıcı bilgiler ile süslenmemiştir. Aslına bakacak olursak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'a müdahil olması 9/11 olaylarından çok daha öncesine dayanmaktadır. Buraya, Afganistan’ın kızıl çorak topraklarına gelene kadar darbe üstüne darbe ya da hamle üstüne hamle (blow by blow) yapmıştır diyebiliriz. Bir gün, sabahın erken saatlerinde aniden New York ve Washington semalarında beliren uçakların, ülkenin önem arz eden yapılarını hedef almasıyla birlikte tüm dünyada hayat sanki resmen durmuş gibiydi. O gün ve o gün sonrasında medyanın ekranlarda sansürsüz yayınladığı bu algı propagandasını şahsen hiç unutmayacağım. Aslına bakacak olursak, ABD’nin merkezini sarsacak bu denli sansasyonel bir saldırıyı yürüten düşmanın 11.925 km ötede bir ülkeden gelebileceğini o güne kadar hiç kimse kestiremezdi.

Steve Coll, bu kitabı ile biz okurlar için son derece usta bir şekilde Usame bin Ladin'in izini sürmekte ve Hollywood tarzı CIA operasyonlarını arayan okuyucu kitlesini içine çekecek detayların (operasyonların ve yaşanmışlıkların) kapısını aralamaktadır. Takvimler 4 Kasım 1979’u gösterirken, tüm dünyada insanlar, İran Amerikan konsolosluğunda yaşanan rehine krizine odaklanmış ve "Burada Öleceğiz" diye seslenen diplomatların akıbetlerini solukları tutulmuş bir şekilde takip etmekteydiler. Birçok Amerikalı, Tahran büyükelçiliğinde hapsedilen Amerikalılara odaklanırken, Coll aynı zamanda ortaya çıkan eşit derecede önemli bir olaya dikkat çekmekteydi. İlginçtir ki aşırı radikal Pakistanlı öğrenciler, anti-Amerikancılığın gelişmekte olan dalgasına kapıldıkları bu zamanda, Pakistan İslâm Cumhuriyeti'nin başşehri olan İslâmâbâd büyükelçiliği dışında eşzamanlı bir isyan başlattılar. Yaşanmakta olan bu protesto ve gerginliğin ufak hareketliliği, yerini kısa bir süre sonra ortaya çıkan, güvenlik çitlerini yırtarak aşacak olan silahlı öğrencilerin eylemine bırakacaktı. Ortaya çıkan bu öğrenciler, elçilik koruması olan ABD Deniz Muhafızları'nı alt ettiler ve elçilik ofislerinin iç mahallerine kadar ilerlediler. Diplomatik personelin Pakistan polisine acil durum bildirisi sonrasında, elçilik çalışanları prosedür gereği önem arz eden tüm yazışmaları, belgeleri yakmaya başladılar ve daha sonra hepsi güvenlik için yapılmış olan "acil durum odasına" çekildiler ve burada yerel polis güçlerinin gelmesini beklemeye koyuldular. Aslında burada bir umut beklemelerine rağmen, polis kuvvetleri elçilik binasında yaşanan olayları bastırmaya gelmedi. İsyancılar, zamanında 20 milyon dolar harcanarak yapılmış olan elçilik yerleşkelerinin neredeyse diğer tüm bölümlerini yakıp yıktılar. Hadisenin yaşandığı o gecenin ilerleyen saatlerinde, bir CIA ajanı diğer sağ kalan elçilik personelini güvenli bölgeye götürmek için yıkık elçilik binasından dışarı çıkarak bir araç çalmak zorunda kaldı. Nedendir bilinmez ama bu aptalca politikanın devamı olarak, Washington’da Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hodding Carter gazetecilere, “Alınan raporlara göre elçilikteki tüm personel Pakistan ordusu askerleri sayesinde kurtarılmıştır” (S. 43) diyecektir. Yaşanan bu elim hadisenin Amerikan diplomatik tarihin en yüksek can kaybına yol açmış olduğunu ifade edecek ve birçok Amerika’n vatandaşının yaşamını kurtardığı için Pakistanlı yetkililere tebrik üstüne tebrik sunacak ve teşekkür edecektir.

Steve Coll, bizleri kitabı ile Sovyet komünist Afganistan işgalini baltalamak adına, eski bir CIA şefi olan William Casey’nin gizli bir operasyonuna götürüyor. Bu operasyon Amerika'nın yürütmekte olduğu dünya hâkimiyetinin bir başka ayağı olarak başlayan ve Sovyetlerin Kafkaslarda genişlemesini engellemeyi amaçlayan bir programdı. Bu yakın tarihte yürütülen operasyonda, yerel Afgan isyancılarına ve güçlerine CIA tarafından yüzlerce milyon dolarlık silah ile birlikte para yardımı da yapıldı. Tüm bunlar, Casey'nin “Sovyetler Birliği'ne karşı savaşı sürdürmek” konusundaki değişmez planıydı ve her ne olursa olsun bu plan amacına ulaşmalıydı. Bu plan, Sovyetlerin 1988'de Afganistan'dan çekilmesiyle başarılı oldu, ama aslında hesapta olmayan bir şeyi daha beraberinde getirdi! Bu savaş sonrasında ABD tarafından yapılan yardımlarından geriye kalan binlerce tehlikeli silah karaborsada serbestçe dolaşmaktaydı ve zafer sarhoşluğu sonrası yeniden yapılanma, kalkınma planı olmayan isyancılar Afgan hükümetini ve ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklediler. Bu yaşananlar size tanıdık geliyor mu? (Günümüz Irak ve Suriye’si!) :))

Taliban ülkenin kontrolünü ele geçirdikten sonra, Afganistan'ın CIA'nin komuta merkezi, Beyaz Saray ve Langley'de bulunan ABD'li yetkililer, dikkatlerini kolayca tanımlanabilecekleri bir düşmana çevirmektense, tercihlerini diğer Rus hareket ve faaliyetlerine yönelttiler. Analistler, Afganistan, Suudi Arabistan ve diğer Ortadoğu ülkelerinde bulunan İslami cihatçıların Amerika'ya ve günün birinde sivillere ulaşabileceği ihtimaline kör kaldılar. Kitapta bizleri bekleyen birkaç yüz sayfa, Afganistan'daki Taliban'ın 1989'dan Aralık 1997'ye kadar yükselişini okuyacağız.

Bu kitabın ikinci bölümünde, biz okurlara Coll'ün yavaş, titiz ve teğet geçmeyen yazma tarzını, ABD’nin dünyaya karşı olan gerçeklerini yansıtır. Zaman zaman okuduğunu detaylar ya da yaşanmışlıklar bir okuyucuya ne kadar saçma gibi görünse de, aslında birebir tarihe kayıt geçmiş politik ve sansasyonel hadiselerdir. Kitapta Usame bin Ladin’nin kendisinden, onun ailesinden gelen muazzam zenginliğinden ve Amerika'ya karşı artan nefretinden söz edilmektedir. Bin Ladin birçok yönden Coll'ün kitabının temel taşını oluşturmaktadır. Okuyucular, Bin Ladin’in bu terör sapkınlığı sürecinin nasıl geliştiğini ve kendisinin dünyadaki en sofistike istihbarat topluluğunu nasıl yendiğini okuyacaklardır.

1997'den 10 Eylül 2001'e kadar uzanan üçüncü bölüm ise adeta zirve tırmandıran bölümdür. 1990'larda Yemen’de yaşananlar, 12 Ekim 2000 tarihinde el-Kaide tarafından USS Cole savaş gemisine düzenlenen saldırı, El-Kaide'nin Beyaz Saray'a duyurmak istediği ayak sesleriydi. Coll, 1996'da, CIA tarafında Bin Ladin biriminin kurulmasını ve 11 Eylül'e kadar olan bu yükselişi etkileyici bir şekilde, detaylıca anlatıyor. ABD hükumeti bu konuda çok hızlı değilse de sonunda uyanıyor! CIA, İslami cihadın altyapısını kırmak niyetinde olsa da, Başkan Clinton'ın diğer başkanlara nazaran bu dış politikada çok da etkili ve ilgi olmadığını öğreniyoruz. Ayrıca Başkanın bu konuya olan yaklaşımı, CIA'nin bütçesini ve ulusal güvenlik önceliklerini de önemli ölçüde etkilemekteydi.

CIA direktörü George Tenet, El-Kaide ve bin Ladin girişimlerine karşı verilen bu yeni öncelik ile Bin Ladin'i bulunduğu yerden operasyon ile almak için Clinton'ın güvenlik ekibine çok sayıda plan sunduysa da, ABD bu gibi fırsatların hepsini kaçırdı. Tenet'in sunmuş olduğu tüm planlar önemli güvenlik riskleri taşımaktaydı. CIA, tüm çabalarına rağmen deyim yerindeyse, Bin Laden'in “iç çemberine” asla giremedi ve Afgan ajanlarının kendileri ve ABD hükumetine karşı olan dürüstlüğünden şüphe duyar oldu. Bunların dışında, CIA hakkında yürütülen sıkı kongre incelemeleri, Bin Ladin'e karşı yürütülecek olan suikast planlarını ve paramiliter operasyonları engelledi. CIA, her fırsatta yaratıcılığıni ve seçeneklerini boğan yasal kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. ABD, ulusal casusluk ve medeni haklar konusunda geniş çaplı bir tartışmaya girerken, 1990'ların sonlarından itibaren yaşanılanlardan alınan dersler, CIA’ye uygulanan yasal sınırlamaların işlerini yapmasını engellediğini ve 11 Eylül’ün gerçekleşmesine izin verdiğini gösteriyor.

2001'in yaz aylarına girerken, ülkede ve dünyada neler olduğunu bilenler arasında CIA'deki korku durumu o kadar yüksekti ki, bazı memurlar istifa etmek ve bazı bilgiler ile kamuoyuna gitmek istedi. Çoğunlukta olan istihbarat çalışanları, El-Kaide'nin ABD'ye her an saldırmayı planladığını dile getiriyorlardı. Bu sadece bir an meselesiydi. 10 Eylül'de CIA’nin Başkanı, Başkan Bush'un günlük istihbarat toplantısında, Bin Ladin’in ABD’ye karşı kesin bir saldırı talimatı emri verdiği ve ABD’nin El-Kaide ile girişeceği gizli savaşın sonuçları görüşüldü.

Steve Coll, temelde 9/11 komisyonlarının bulgularını birleştirmek, pekiştirmek adına kitabı burada sona erdirir. Kitap, CIA’nın tahrip gücü yüksek teknolojik silahlarla yenilgiye uğratmaya çalıştığı Sovyetleri, desteklediği yerel güçler ile yenerek şok etkisi bıraktığını anlatmaktadır. Bence burada, bu kitapta zor olan tek şey, okuyucunun sonuna kadar sabırlı davranabilmesidir. Steve Coll, okuru ile çıkmış olduğu bu yolculukta kendisine yardımcı olmak için kolaylık sağlamışsa da, tanımadığınız, bilmediğiniz birçok şey ve detay sizi belki sıkabilir. Ama Hayalet Savaşları kitabı, tarihte belli bir döneme ışık tutacak bir ders kitabı niteliğinde, bugünün derslerinde akademik olarak ele alınabilir. Evet, bir kitap incelememizin daha sonuna geldik. Herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
gerçeklere dayalı bir kitap amerikan gizli servisi istihbarat hatalarını ve stratejik hatalarını çarpıçı bir dille anlatıyor ülkeler arası çıkarların göz önünde olduğu ve savaşların çıkar amaçlı olduğunu anlatan farklı bir kitap

Yazarın biyografisi

Adı:
Steve Coll
Unvan:
Gazeteci,yazar

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.