Suna Aras

Suna Aras

Yazar
8.9/10
16 Kişi
·
41
Okunma
·
4
Beğeni
·
925
Gösterim
Adı:
Suna Aras
Unvan:
Türk Şair, Yazar
Doğum:
Iğdır, Türkiye, 1 Mayıs1955
Şair ve yazar. 1 Mayıs 1955, Aşağı Çiftlik köyü / Iğdır doğumlu. İlkokul mezunu. HEP (1990) ve İHD’de (1995) yönetici; Bilim Eğitim, Estetik, Kültür ve Sanat Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu başkanı (1998) olarak görev yaptı.

Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. İki Yarası Yalnızlığın adlı ilk şiiri Çağıltı dergisinde (İstanbul, 1991) yer aldı. Sonraki yıllarda yazı ve şiirleri Sanat Olayı, Evrensel Kültür, Broy, Varlık, İnsancıl, Cumhuriyet Kitap vd. dergilerde yayımlandı. Beyaz Kuşlar adlı şiiri Ferhat Tunç tarafından bestelendi. Çalıştığı kuruluşlar dışında Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

“Suna Aras, en çok umut ve aşk üzerinde duruyor. Seçkin temaları bunlar. Kuşkusuz, özgürlük, yargısız infazlar, kayıp insanlar, ezik çocuklar gibi toplumsal sorunları ertelemiyor. Ancak, umut ve aşk üzerine yoğunlaşıyor.” (Vecihi Timuroğlu)

“O’nun en bireysel şiirlerinde bile, toplumsal ve siyasal hayattan izler, kesitler vardır. Tikel ile tümel arasında bu denli ustalıklı bağlantılar kuran, hele de bunu şiirin bir niteliği durumuna getiren şairlerin sayısı, günümüz “postmodern” ortamında hiç de fazla değil. Suna Aras, söz konusu özelliğiyle, kendisi ile şiiri arasında uyum da sergiliyor.” (Adnan Yücel)

ESERLERİ:
ŞİİR: İki Arası Yalnızlığın (1994), Tay Dedim Cız Dediler (1996), İn İnsana (1996), Hamur Ana Öldü Yaşasın Kral
(1998), Zeze (2000), Kadınlar da Islık Çalar (2014), Aha Çapulcu Şiir - Taşlamalar (2014).
ARAŞTIRMA: Sabah ile Nurettin - Bir Aşk Öyküsü (2001), Yıkanmak İstiyorum - Ensest/Tecavüz (2014).
Kızı olan annelere bir şey söylemek istiyorum. Lütfen kızlarınızı iyi koruyun. Erkek olan mahluka güvenmeyin. Babası olsa bile..
Tecavüze uğrayan kadın ister bir sokak kadını olur, ister bir ev kadını, ister bir rahibe, hiçbir şey fark etmez. Tecavüz bir suçtur. Bu suçun ağırı hafifi yoktur. Azı çoğu yoktur. Kim yaparsa yapsın, hangi şartlarda olursa olsun tecavüz insanlık suçudur.
Bu kitap keyifle okumanız, okudukça tat almanız için yazılmadı. Bu kitap uykunuzu kaçırmak, tecavüzü yaşayanın duyularını kavrayabilmek ve anlayabilmek adına yazıldı.
Öğretmenlerin devlet görevlileri tarafından tecavüze uğradığı, sokaklarda sürüklenip dövüldüğü, açlığa mahkum edildiği bir ülkede öğretmenlik mesleği nasıl kutsal olabilirdi? Hem öğretmene tecavüz et, aç bırak, dayak at hem mesleğini kutsal say.
Sadece tecavüze uğrayan gövdemiz değil ki, bilincimiz de tecavüze uğramış bizim.
Bu olay karşında bile kadını kadının karşısında görüyoruz. En çok da beni bu yaralıyor. İşte "söylersem ne derlerin" altında yatan korku budur. Sahipsiz ve yalnız birakilama korkusu. Biz kadınların aşması gereken durum budur.
Suna Aras
Sayfa 59 - Pencere
Sokakta bir erkek poponuza dokunsa bu sizin duygu dünyanızı darmadağın edebiliyor. Ama siz bir erkeğe dokunsanız onun hoşuna gidecek. Zaten dokunmazsınız. Böyle bir şey aklınıza gelmez. Onların aklına çok rahat gelebiliyor. Kendilerine bunu hak olarak falan görüyorlar. Çocuk, yetişkin, yaşlı onlar için fark etmiyor. Kadınlığınız sizin karşınızda bir tehdit aracı olarak duruyor. Her fırsatta ona dokunarak sizi yaralayabiliyorlar.
Tecavüze uğrayan kadın ister bir sokak kadını olur, ister bir ev kadını, ister bir rahibe hiçbir şey farketmez. Bu işlenen suçu hafifletmez. Tecavüz bir suçtur. Bu suçun ağırı hafifi yoktur. Azı çoğu yoktur. Kim yaparsa yapsın, hangi şartlarda olursa olsun tecavüz insanlık suçudur.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Büşra Sanay'ın Kardeşini Doğurmak ve Suna Aras'ın Yıkanmak İstiyorum kitaplarını aynı anda aldım ancak Yıkanmak İstiyorum isimli kitabı okumaya cesaret edemedim. Cesaret edemedim çünkü bizim ayıplarımız, görmezden geldiklerimiz, konuşmaya çalıştıkça susturulduğumuz her şey bu kitapta idi. Suna Aras'ın kitabı yazması 12 sene sürmüş çünkü o kadınlar bağıramamış. Ensest mağduru ve gözaltı sırasında tecavüze uğrayan kadınların bire bir anlatımlarından oluşturulmuş tüylerimizi diken diken etmek için yazılmış bir kitap. Röportajı kesen göz yaşları, buluşmaları erteleyen acılarını deşmekten korkanları, başkalarının ayıplarını kendi ayıpları gibi saklayan kadınların çığlıklarına kulak vereceksiniz.
Biz bu dünyada yaşanan acılara körüz. Biz sağırız. Biz tecavüz mağdurunu yerler altına alan yeri geldi mi yargılanan tecavüzcüyü göklere çıkartan dilsizleriz. Cinselliği ayıp olarak görüp,bütün suçları kadın bedenine yıkmaya çalışanlarız. Objeleştirdiğimiz kadına acı üstüne acı veren 'o saatte dışarıda ne işi varmış, mini etek giymeseymiş' diyenleriz. Biz bu kitapta konuşmaya cesaret etmiş kadınların sustuğu tarafız.
'Şimdi ben size sormak istiyorum. Neden hep kadınların yaşadıkları sorulur da erkeklere sorulmaz. Gidip erkeklere neden böyle yapıyorsunuz diye sormuyorsunuz.' diyor kitapta kocası tarafından tecavüze uğrayan Zeynep... Ataerkil bir sistemde konuşmak susmaktan daha zor Zeynep ondan soramadık.
19 Temmuz 2019 itibariyle bu yıl içerisinde cinayete kurban giden 221 kadınımızı unutmadan bu kitabı okuyalım.
Tecavüzcüsü olan eniştesinin kellesini köy meydanına atan ' işte namusuma uzananın kellesi' diyen Nevin Yıldırım'a sabıkalı erkeklere bile uygulanan iyi hal indirimi uygulamayıp ömür boyu müebbet hapis ile cezalandıran Yargıtayı unutmadan okuyalım.
Bir Plazanın 20. katından tecavüz edilerek atılan intihar süsü verilmeye çalışılan Şule Çet'i hatırlayarak okuyalım.
Dedesi tarafından tacize uğrayan 9 yaşındaki Y.K'nin dedesini görünce mahkemede kalp krizi geçirdiğini unutmadan okuyalım.
'Size ağabeyimin neler yaptığını anlatacağım ama kimseye söylemeyin ' diyen cinsel İstismar mağduru 3 kardeşin ağabeyini delil yetersizliği ile beraat ettiren mahkemeyi unutmadan okuyalım.
On üç yaşındaki çocuğu sokak ortasında zorla dudağından öpen ve taciz eden sapığını unutmadan okuyalım.
Rabia Naz, Fatma Şengül, Ecem Balcı, 4 yaşındaki Leylayı, 88 yerinden bıçaklanarak öldürülen Melek Sakarbalkanıgeçen'i hatırlayarak okuyalım.
Bu kitap, yaşadıklarını bir defa olsun yüksek sesle dile getiren kadınlarımızın, yüreklerine gizledikleri isyanın ve ruhlarını ele geçiren acının sesidir.
240 syf.
·2 günde·10/10
Kardeşimi doğurmak adlı kitabı okurken içinde “yıkanmak istiyorum’dan” alıntılar vardı ve Büşra SANAY çok methedince aldım ve okudum. Tecavüz mağduru 21 kadının hikâyesini anlatan bu kitap, 12 yılda hazırlanmış, büyük bir emeğin ürünü.
Dede, baba, anne, abi, koca, üvey baba, üvey anne, amca, dayı, amca oğlu, hala oğlu, komşu, arkadaş, yabancı, polis ... Cinsel istismarın, tacizin, tecavüzün failleri... Artık herkese tereddütle bakar oldum.
“Aslında kendi kendime hiç durmadan sorduğum soruları yüksek sesle hepimize, yani bütün kadınlara sormak istiyorum” diyor L.
“Neden biz kadınlar bu gibi durumlarda başkasının suçunu ve ayıbını kendimizin suçu ve ayıbı gibi görüyoruz? Neden bunu yapıyoruz? Neden bir türlü ‘biz’ olamıyoruz? ... Hakkımızda ne düşünürler diye veya bir şeyleri koruma adına bu kadar zavallı olabiliyoruz? Bir yerlerde bir yanlışlık var. O yanlışlık sadece bizde değil bunu biliyorum...
Kitap hakkında biraz araştırma yaptığımda Bolu F tipi ceza evine girişinin yasaklandığını okudum. Sebep “cinsel içerikli” kitap oluşuymuş. Tecavüz mağdurlarının hikâyelerinin nasıl cinsel içerikli bir kitap sayılabileceğini tam anlamadım derken aklıma tecavüzcüyü cezasız bırakarak yüreklendiren ceza sistemi geldi.
Asıl önemli olan şu: ‘‘Bu kitap keyifle okumanız, okudukça tat almanız için yazılmadı. Bu kitap uykunuzu kaçırmak, tecavüzü yaşayanın duygularını kavrayabilmek ve anlayabilmek adına yazıldı. Çünkü belki de evinizin içinde, kapı komşunuzda, sokağınızda, yaşadığımız coğrafyada, kısacası her yerde duymamız gereken çığlıklar var
240 syf.
·2 günde·3/10
Boğazım düğümlendi , kitabı okurken empati kurdugumdan degil ( kurmaya çalışmak bile bana zul geldi ) yaşayanların cümlelerini okurken .. Nasıl önlenir , ne caydırıcı olur bilemiyorum zira bütün güvenim çöp ..
Ancak her ensest ilişki sonrasında , ensest olan kisilerden bahsederken " 5 vakit Namaz kılıyordu , oruç tutuyordu " vurgusu beni üzdü . Ibadet ayrıdır , Ahlâk , Edep ayrıdır .
Ensestlerin dışında biraz siyasi biraz da kürt kökenli vatandaşların daha fazla bu sorunu yaşadığını vurgulamış lakin ben buna katılmıyorum .
Ana fikir ebeveynlerin bilgilendirilmesi ancak subliminal mesajlar nereye cekerseniz oraya .. Yıkanmak İstiyorum
96 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yıkanmak İstiyorum kitabından sonra yazarın imdat çığlığı! Bazı şeyler içinizde o kadar birikiyor ki bir şekilde hem anlaşılır hem anlaşılmaz olarak dışarı atmak istiyorsunuz. Bu da öyle olmuş. Şiirlerin arka planda hikayelerini bilince daha anlamlı oluyor.
240 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Rahatsız edici! Yazarın kitabın oluşum sürecinde psikolojik sıkıntılar yaşaması gayet anlaşılır. Peki bu olayları gerçekten yaşayan o insanlar, o kadınlar? Nefret ettim; erkeklerden, toplumdan, zihniyetten, aldığım nefesten nefret ettim.
Okuyun!
240 syf.
·10/10
Leş ve küfür bu mayanın özeti
Adaleti gömülmemiş bir ceset
Her kadın acısının pazarı indirimde
Wc. Yazsa yeridir oranın girişinde.
#
Dini bütün bir kulsunuz,eminim bundan
Şükür niyaz bilirsiniz, beş vakit
Umutlarım şey hâkim, şey yani, falan,filan
Okkalı bir ıslaklık alnınızın çatına
"Elhamdülillah şükür" bunu siz söylediniz
Demek ki körpe etler giriyor rüyanıza.
#
Sanki diyorum heves, bu niyet bir öykünme
Koynunuza sübyanlar giriyor eş yerine
Kızınız olsaydım korkardım sizden
Hayallerim şey hâkim,şey yani, falan,filan
O karar gecesi seviştiniz mi?
#
Bu kadar da olmaz ki, insaflara geliniz
Olmaz bu,vicdana zarar veriyor
Bu ödül az diyorum tecavüz güruhuna
Şey diyorum, şey hâkim, şey yani, falan,filan
Müsait bir yere geçer misiniz?
Bütün tecavüz mağdurlarına!
İliklerinize,hücrelerinize kadar hissedin hissedin o acıyı ki kadını sadece bir cinsel obje görmeyin,tek kelime dahi küfür etmeyin,kötü söz kullanmayın. Saygı duyun!

Yazarın biyografisi

Adı:
Suna Aras
Unvan:
Türk Şair, Yazar
Doğum:
Iğdır, Türkiye, 1 Mayıs1955
Şair ve yazar. 1 Mayıs 1955, Aşağı Çiftlik köyü / Iğdır doğumlu. İlkokul mezunu. HEP (1990) ve İHD’de (1995) yönetici; Bilim Eğitim, Estetik, Kültür ve Sanat Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu başkanı (1998) olarak görev yaptı.

Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. İki Yarası Yalnızlığın adlı ilk şiiri Çağıltı dergisinde (İstanbul, 1991) yer aldı. Sonraki yıllarda yazı ve şiirleri Sanat Olayı, Evrensel Kültür, Broy, Varlık, İnsancıl, Cumhuriyet Kitap vd. dergilerde yayımlandı. Beyaz Kuşlar adlı şiiri Ferhat Tunç tarafından bestelendi. Çalıştığı kuruluşlar dışında Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

“Suna Aras, en çok umut ve aşk üzerinde duruyor. Seçkin temaları bunlar. Kuşkusuz, özgürlük, yargısız infazlar, kayıp insanlar, ezik çocuklar gibi toplumsal sorunları ertelemiyor. Ancak, umut ve aşk üzerine yoğunlaşıyor.” (Vecihi Timuroğlu)

“O’nun en bireysel şiirlerinde bile, toplumsal ve siyasal hayattan izler, kesitler vardır. Tikel ile tümel arasında bu denli ustalıklı bağlantılar kuran, hele de bunu şiirin bir niteliği durumuna getiren şairlerin sayısı, günümüz “postmodern” ortamında hiç de fazla değil. Suna Aras, söz konusu özelliğiyle, kendisi ile şiiri arasında uyum da sergiliyor.” (Adnan Yücel)

ESERLERİ:
ŞİİR: İki Arası Yalnızlığın (1994), Tay Dedim Cız Dediler (1996), İn İnsana (1996), Hamur Ana Öldü Yaşasın Kral
(1998), Zeze (2000), Kadınlar da Islık Çalar (2014), Aha Çapulcu Şiir - Taşlamalar (2014).
ARAŞTIRMA: Sabah ile Nurettin - Bir Aşk Öyküsü (2001), Yıkanmak İstiyorum - Ensest/Tecavüz (2014).

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 125 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.