Sybille Bedford

Sybille Bedford

Yazar
8.0/10
2 Kişi
·
11
Okunma
·
1
Beğeni
·
460
Gösterim
Adı:
Sybille Bedford
Unvan:
Alman doğumlu İngiliz yazar
Doğum:
16 Mart 1911
Ölüm:
17 Şubat 2006
Sybille Bedford, 1911 yılında Berlin yakınlarındaki Charlottenberg'de başlayan yaşamını 17 Şubat 2006 günü Londra'da noktalayana dek, bir yandan 20.yüzyıla hemen hemen bütünüyle tanıklık edişi, öte yandan yüzyılın entelektüel çevreleriyle ilişkileri ve bunları yapıtlarına yansıtışıyla "çağımızın bir yazarı" tanımını gerçekten hak ediyor. Soylu bir Alman baba ile bir İtalyan prensesi annenin çocuğu olan Sybille annesiyle babasının ayrılmalarından sonra önce babasıyla Berlin'de, babasının ölümü üzerine de İtalya'da annesinin yanında yaşadı. Orada kendisini yazarlığa yönlendiren Aldous Huxley ile yakın dost oldu. Gerçek soyarı Schoenebeck olan yazar, 1935'te Nazi baskısından kurtulmak için bir İngiliz subayı ile kısa süreli evlilik yaparak Bedford soyadını ve İngiliz pasaportunu aldı. 2.Dünya Savaşı sırasında Amerika'da kalan Bedford, savaş sonrasında Fransa, İtalya, Portekiz'de yaşadıktan sonra 1979'da Londra'ya yerleşti. Romancı kimliğinin yanı sıra, hukuk ve önemli davalar alanında uzmanlaşmış bir gazeteci de olan Bedford, Lady Chatterley, Oswald'ı öldüren Jack Ruby ve Auschwitz kampı görevlilerinin davalarıyla ilgili incelemeler yazdı. Kraliyet Edebiyat Cemiyeti'nin üyesi olan, Uluslar arası PEN'in ikinci başkanlığını yapan ve İngiliz Kraliyet Onur Madalyası ile ödüllendirilen Bedford'un otobiyografik çalışması Bataklık Kumu'nun yanı sıra 50 yıla yayılan yazarlık dönemindeki yapıtlarını şöyle sıralayabiliriz: Don Otavio'ya Ziyaret: Meksika Gezisi Notları, Miras (Yakında Can Yayınları'nda yayınlanacak), Adaletin Çeşitli Yüzleri, Tanrıların Gözdesi (Yakında Can Yayınları'nda yayınlanacak), Bir Pusula Hatası, Hazlar ve Manzaralar, Aldous Huxley (biyografi), Yap-Boz, Elimizden Gelen Bu Kadar.
"Doğru ya da yanlış, benim ülkem" iddiası daima yanlıştır. Kişi bir yeri çok sevebilir, kendini oraya ait hissedebilir, ama kişi "bir ulusu" sevmemelidir.
Sybille Bedford
Sayfa 136 - Can Yayınları
Gizli ilişkilerin böylesi, dört başı mâmur aşklardan daha uzun ömürlü olsa bile sonsuza dek sürmez. Büyüsü ya fazla güçlenir, ya da yitip gider.
İnsanlar birbirini öldürüyor, sakat bırakıyor; bu savaş olmamalıydı; hiçbir zaman, hiçbir savaş olmamalıydı; savaş, ne kadar haklı görünürse görünsün amaçlara ulaşmanın en barbarca yöntemidir.
Sybille Bedford
Sayfa 136 - Can Yayınları
Nefret boştur, siyasette bile nefret yalnızca bir huydur ve mutsuzluktur; arızadır. Nefrete pabuç bırakmak hem budalalıktır, hem de kabalık.
Erkeklerin çoğu otuz beş - kırkına geldiklerinde ya hedeflerine varmış ya da yarı yolda kalmış olurlar. İyi yazarlar sanki daha çok çalışır, daha az konuşurlar.
Elimizde taşlarla, sopalarla mağaralarımızdan dışarıya ilk çıkışımızdan bu yana, doğamızda pek az şey değişti; hem fiziksel hem de ruhsal acı vermek, yok etmek için kullanacağımız araçlardaysa sonsuz değişiklikler oldu. Sayımız giderek artıyor, çoğalıyoruz; kıskanacak, zıtlaşacak, nefret edecek, korkacak, öldürecek daha çok canlı var şimdi. Yeryüzünü bütünüyle kapladık, doğayı sömürdük, diğer yaşam biçimlerini yok saydık.
Sybille Bedford
Sayfa 132 - Can Yayınları
Gençlere belletilen şu "insanın vatanı uğruna savaştığı" iddiası, karşıdan bakıldığında bencillikten uzak, diğerkâm, yürekli görünen, aynı zamanda da baş döndüren bu sav, son tahlilde, insanlığın bir bölümünün bir başkasıyla dövüşmesidir; her iki tarafta da suçsuzluk, suçluluk ve cehalet vardır;
Sybille Bedford
Sayfa 136 - Can Yayınları
320 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
İngiliz yazar Sybille Bedgord'un Bataklık Kumu adlı anılardan oluşan kitabını beklentisiz bir şekilde okudum. Kendisini hiç tanımıyordum ve kitabın fiyatı uygun diye denemek istedim. Çağdaş yazarlardan olduğu tanıtılsa da kendisini ülkemizde pek tanıyan yok. Ben de kendimi riske attım ve sıkılmak uğruna kitabı bitirdim. Kötü değil öncelikle onu söyleyeyim. Her ne kadar çağdaş yazar olsa da dili ağır. Çağdaş yazarlar da klasik yazar okuyup etkilendiklerinden dilleri ona benzeyebiliyor. Belki çeviri kaynaklıdır ama daha önce hiçbir kitapta bu kadar çok parantez görmemiştim. Açıklamanın açıklaması var adeta. Başlarda uzun ve devrik cümleler kafa karıştırsa da sonradan alışmak mümkün. Karakter incelemeleri iyi. Yazarın kendisi ilginç biri diyebilirim. Alman baba ve İtalyan anneden doğmuş ama kendisi İngiliz vatandaşı. Avrupa'nın çoğu ülkesini gezip Aldous Huxley ve Thoman Mann gibi isimlerle dostluk edinmiş biri. Yahudi kökeni de olan yazar aslında zengin veledi ama zorluklarla geçmiş bir yaşamı var. Babasının önceki eşinden bir üvey ablası ve sonradan gelen üvey annesi var. Yanılmıyorsam 95 yaşında ölmüş ve bu kitabı son dönemlerde yazmış. Yazarı tanımaya son kitabından başlamak ilginç tabi. Özellikle kız arkadaşlarını anlatırken uzun betimlemeleri var ve ilişkilerinden sıkça söz ediyor. Gençliğine baktım güzel kadınmış, kendinin hiç ilişkisi olmamış mı diye düşünürken lezbiyen olduğunu öğrendim. Genel olarak yazar ve şair kısmı çirkin, tipsiz ve yamuk yumuk tiplerdir ama Sybille Bedford tam tersi. Kitap için otobiyografik hikayeler toplamı diyebiliriz. En çok çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı çalkantılı süreci anlatıyor. Gerek ailesel maceralar, gerek ikinci dünya savaşı sırasında yaşadığı diplomatik sorunlar, gerekse arkadaşlarıyla olan anıları ilginç. Fakat kronolojik bir sırayla değil karışık anlatmakta. Ablasıyla buluştuğu ana geldiğinde bir anda ablasının çocukluğuna dönüyor mesela. Bayağı şehir gezmiş olması sayesinde oldukça çok yer ismi öğrenmek mümkün. Arama motorlarından bazı isimlere baktığım oldu. Düşününce hem paran var, hem dünyayı geziyorsun, hem yazar kankaların varken yazar olmak kolay deniyor ama hiç de öyle değil aslında. Kimse bizim dışarıdan gördüğümüz gibi değil aslında. Kendisinin sürekli geziyor olması keyiften değil mecburiyetten aslında. Çünkü insan nerede rahat yaşayacaksa ister istemez oraya göçer. İkinci dünya savaşı kurbanı olmaktan son anda kurtulmuş yazarın gittiği yerlerde hep bir sorun çıkmış, dostları ve şansı sayesinde atlatmış olduğunu görüyoruz. Değişik hayat hikayeleri okumayı seviyorsanız göz atabilirsiniz. Hangi anısından bahsetsem bilemiyorum aynı şey yazar için de kolay olmamış. Bu kadar çok şey yaşayıp da oturup kendini anlatmak büyük cesaret. Yazarın diğer kitaplarını okumayı düşünüyorum. Gezip gördüğünü dışında yediğini içtiğini de anlatıyor bu kadın. Bir de bayağı yabancı kelime vardı cümlelerde, o da dil karmaşası yaşamış demek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sybille Bedford
Unvan:
Alman doğumlu İngiliz yazar
Doğum:
16 Mart 1911
Ölüm:
17 Şubat 2006
Sybille Bedford, 1911 yılında Berlin yakınlarındaki Charlottenberg'de başlayan yaşamını 17 Şubat 2006 günü Londra'da noktalayana dek, bir yandan 20.yüzyıla hemen hemen bütünüyle tanıklık edişi, öte yandan yüzyılın entelektüel çevreleriyle ilişkileri ve bunları yapıtlarına yansıtışıyla "çağımızın bir yazarı" tanımını gerçekten hak ediyor. Soylu bir Alman baba ile bir İtalyan prensesi annenin çocuğu olan Sybille annesiyle babasının ayrılmalarından sonra önce babasıyla Berlin'de, babasının ölümü üzerine de İtalya'da annesinin yanında yaşadı. Orada kendisini yazarlığa yönlendiren Aldous Huxley ile yakın dost oldu. Gerçek soyarı Schoenebeck olan yazar, 1935'te Nazi baskısından kurtulmak için bir İngiliz subayı ile kısa süreli evlilik yaparak Bedford soyadını ve İngiliz pasaportunu aldı. 2.Dünya Savaşı sırasında Amerika'da kalan Bedford, savaş sonrasında Fransa, İtalya, Portekiz'de yaşadıktan sonra 1979'da Londra'ya yerleşti. Romancı kimliğinin yanı sıra, hukuk ve önemli davalar alanında uzmanlaşmış bir gazeteci de olan Bedford, Lady Chatterley, Oswald'ı öldüren Jack Ruby ve Auschwitz kampı görevlilerinin davalarıyla ilgili incelemeler yazdı. Kraliyet Edebiyat Cemiyeti'nin üyesi olan, Uluslar arası PEN'in ikinci başkanlığını yapan ve İngiliz Kraliyet Onur Madalyası ile ödüllendirilen Bedford'un otobiyografik çalışması Bataklık Kumu'nun yanı sıra 50 yıla yayılan yazarlık dönemindeki yapıtlarını şöyle sıralayabiliriz: Don Otavio'ya Ziyaret: Meksika Gezisi Notları, Miras (Yakında Can Yayınları'nda yayınlanacak), Adaletin Çeşitli Yüzleri, Tanrıların Gözdesi (Yakında Can Yayınları'nda yayınlanacak), Bir Pusula Hatası, Hazlar ve Manzaralar, Aldous Huxley (biyografi), Yap-Boz, Elimizden Gelen Bu Kadar.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 11 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.