Türker Manavoğlu

Türker Manavoğlu

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
1752
Gösterim
Adı:
Türker Manavoğlu
Unvan:
Yaşam koçu
Deneyim Okulu’nun kurucusu ve Yaşam Koçu. Bu oluşumu kurmasının amacı Türkiye’de kişisel gelişime yepyeni bir soluk getirmek. Amacı gerek yazılar, gerekse videolu bültenler, gerekse gelecekte çıkaracağım eğitim setleri ve diğer çalışmalar ile birlikte bu alanda yapılmayanları yapmak, Türkiye’de yapılan işlerin kalitesini ve standartını yükseltmek ve bireysel seansların dışında da herkese faydalı olabilecek ücretli ve ücretsiz hizmetler sunmak.

Çok iyi derecede İngilizce bilmesi sayesinde, yurtdışındaki gelişmeleri ve yayınları yakından takip eden birisi.
İlişkide olduğunda her şey çok güzel başlıyor, tıpkı bir rüya gibi ama sonra içini bir korku kaplıyor: “Kaybetme Korkusu”

- Ya benden sıkılırsa?
- Ya beni aldatırsa?
- Ya beni eskisi kadar sevmiyosa?

Sonrasında birden rüya bitiveriyor. Sanki sevgiline bir büyü yapılmış gibi birden bire sana karşı ilgisizleşmeye başlıyor. Sana değer veren, seni el üstünde tutan, seninle olmak için çırpınan kişi birdenbire sana eskisi kadar değer vermemeye başlıyor.

Yoksa bu hikâye sana tanıdık geldi mi?
Kaybetme korkusu senin karşı tarafa verdiğin bir bilinçaltı mesajıdır. Karşı taraf farkında bile olmadan aşağıdaki mesajı alacaktır:

“Sen beni elde ettin. Bu kaleyi fethettin. Ama ne olursun beni terk etme. Ben mutlu kalabilmek için senin ilgine ve sevgine muhtacım. Ne olur bana daha fazla ilgi göster”

Artık onun gözünde sevdiği insan olmaktan çıkıp bir “sevgi dilencisi” durumuna düşmüş oluyorsun. Sonunda da kendi sonunu kendi ellerinle hazırlıyorsun. Çırpındıkça bataklığa daha çok batan bir insan gibi, kendinden tavizler vererek, alttan alarak, kendin olmaktan çıkarak onu elde etmeye çalışıyorsun. Bu sefer daha da ters tepiyor. Sen sen olmaktan çıktıkça onun gözünde bambaşka birine dönüşüyorsun. Oysaki o seni “ilk başta olduğun” halinle sevmişti.

KAYBETME KORKUSU KAYBETTİRİR!

Peki insan neyi kaybetmekten korkar?
Sevdiği insanı mı?
Hayır, o insanı kaybetmekten korkmuyorsun. O insanın sana hissettirdiklerini kaybetmekten korkuyorsun. Aslında onun sana gösterdiği ilgi ve sevgiyi kaybetmekten korkuyorsun. Çünkü onunla birlikte olmak sana değerli hissettiriyor.

Peki kendini her durumda ve koşulda değerli hissetseydin onu kaybetmekten korkar mıydın?
Sahi, korkar mıydın?

Elbette korkmazdın. Sorun o sevgili ya da bu sevgili değil… Sorun senin kendi içindeki bitmek bilmeyen değersizlik duygusu.

Değersizlik duygusu sana bir mesaj verir. Tıpkı arabanın benzin lambası gibi: “Bak ben kendimi değersiz hissediyorum. Bana daha fazla değer ve sevgi ver.”

Yani özvarlığın direniyor “Beni sev, bana ilgi göster, beni yalnız bırakma” diye. Oysa sen o ilgiyi hep dışarıdan aradın. Sağlıklı olduğu için çalışıp para kazanmak yerine dilenerek çocuklarını beslemeye çalışan bir baba gibi…

Cevabı yanlış yerde aradın.
Cevap tam olarak sensin.
Artık zamanı geldi.

Kendine daha fazla değer, daha fazla ilgi ve sevgi vermenin zamanı geldi.
Artık bu olan bitene bir son verme zamanı geldi.

Artık SENİN ZAMANIN GELDİ!
Hayatta çoğu zaman insanların bize davranışlarından şikayet ederiz. Ancak yaptığımız her davranış onların bilinçaltına işler ve bize nasıl davranacaklarını doğrudan etkiler:
Mesela, çok ilgili olmayan bir sevgiliye her aradığında "Benimle hiç ilgilenmiyorsun" diye yakınıp onun canını sıkarsan sevgilinin bilinçaltında şu denklemi yaratırsın:
* Sevgilimi aramak = can sıkıntısı *
Çünkü seni her aradığında yüzü güleceğine canı sıkılıyordur. Bu durumda zaten ilgisizken, senden iyice soğuyacaktır.
Sana kötü davranan bir insana sen alttan alarak, iyi şekilde davranıyorsan bilinçaltında şu denklemi yaratırsın:
* Eğer bana iyi davranmasını ve alttan almasını istiyorsam ona kötü davranmalıyım *
Çünkü o sana her kötü davranışında senden iyilik görüyordur. Sen ona iyi davrandıkça sana daha da kötü davranmaya devam edecektir.
Bu durumlar sana tanıdık geldi mi yoksa?
O zaman artık değiştirme vakti gelmiş demektir.
NASIL MI?
- İnsanlar senin istediğin gibi davrandıklarında onlara iyi davran.
- İnsanlar senin istemediğin gibi davrandıklarında tavrını belli et.
- Daha fazla aramasını istediğin sevgiline aradığında iç sıkıntısı değil, huzur ve mutluluk ver.
- Daha fazla görüşmek istediklerinle birlikteyken onlara enerji saç.
İnsanların yanındayken onlara nasıl hissettirirsen seni o duygularla özdeşleştirirler.
Sürekli dert anlatan biriysen seni dertleriyle,
Sürekli enerji saçan biriysen seni mutlulukla ilişkilendirirler.
İlgi talep eden değil, ilgi gören biri olmanın sırrı işte budur.
"Marka İnsan" olmanın sırrı budur.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Türker Manavoğlu
Unvan:
Yaşam koçu
Deneyim Okulu’nun kurucusu ve Yaşam Koçu. Bu oluşumu kurmasının amacı Türkiye’de kişisel gelişime yepyeni bir soluk getirmek. Amacı gerek yazılar, gerekse videolu bültenler, gerekse gelecekte çıkaracağım eğitim setleri ve diğer çalışmalar ile birlikte bu alanda yapılmayanları yapmak, Türkiye’de yapılan işlerin kalitesini ve standartını yükseltmek ve bireysel seansların dışında da herkese faydalı olabilecek ücretli ve ücretsiz hizmetler sunmak.

Çok iyi derecede İngilizce bilmesi sayesinde, yurtdışındaki gelişmeleri ve yayınları yakından takip eden birisi.